<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Edebiyat, Kültür ve Sanat &#187; Sözlükler</title>
	<atom:link href="http://www.edebiyat.tc/bolum/sozlukler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edebiyat.tc</link>
	<description>Edebiyat Hakkında Her Şey</description>
	<lastBuildDate>Thu, 31 Dec 2009 07:58:07 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Deyimler</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/deyimler/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/deyimler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 22:40:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler Sözlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Yüz Temel Eser Özetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/deyimler/</guid>
		<description><![CDATA[
 Deyim nedir?
Genellikle gerçek anlamı dışında kullanılarak ifadeyi zenginleştiren, iki veya daha fazla kelimeden oluşan kalıp­laşmış söz dizisine deyim denir.

Bütün dillerde olduğu gibi, Türkçe&#8216;de de çeşitli kalıplaşmış anla­tımlar vardır: tamlamalar, birleşik sözcükler, ikilemeler, atasözleri, de­yimler&#8230;
Deyim, en az iki sözcükten kurulan, konuşmada ve yazıda an­latım gücünü artıran, anlam yönünden yer yer mantık dışına taşan bö­lümleri olabilen, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;">
</p> <p align="justify"><strong>Deyim nedir?</strong></p>
<p align="justify">Genellikle <a href="http://www.edebiyat.tc/gercek-temel-anlam/">gerçek anlam</a>ı dışında kullanılarak ifadeyi zenginleştiren, iki veya daha fazla kelimeden oluşan kalıp­laşmış söz dizisine <a href="http://www.edebiyat.tc/deyimler/">deyim</a> denir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Bütün dillerde olduğu gibi, <a href="http://www.videodershane.com/turkce.htm">Türkçe</a>&#8216;de de çeşitli kalıplaşmış anla­tımlar vardır: <a href="http://www.forumlopedi.net/tamlamalar-b205.0/">tamlamalar</a>, <a href="http://www.edebiyat.tc/birlesik-sozcuklerin-yazimi/">birleşik sözcükler</a>, <a href="http://www.edebiyat.tc/ikilemelerin-yazimi/">ikilemeler</a>, <a href="http://www.edebiyat.tc/atasozleri/">atasözleri</a>, <a href="http://www.edebiyat.tc/deyimler/">de­yimler</a>&#8230;</p>
<p>Deyim, en az iki sözcükten kurulan, konuşmada ve yazıda an­latım gücünü artıran, <a href="http://www.edebiyat.tc/bolum/turkce/anlam-bilgisi/">anlam</a> yönünden yer yer mantık dışına taşan bö­lümleri olabilen, yapısındaki kimi sözcükleri anlam değişmesine uğra­yan, kalıplaşmış söz öbeklerine verilen addır. Eskiden, deyim sözcüğü­nün yerine tabir sözcüğü kullanılıyordu. Tabir tek bir sözcük de olabili­yordu.  Oysa, deyimlerin temel özelliği en az iki sözcükten kurulu olmasıdır.</p>
<p>Deyimlerde anlam kalıplaşması (aktarımı) olayı görülür. Deyi­mi oluşturan iki ya da daha çok sözcükten bazen biri, bazen birkaçı, bazen de tümü anlam kaymasına uğrar, bambaşka ya da <a href="http://www.edebiyat.tc/gercek-temel-anlam/">temel anlam</a>a biraz yakın bir anlam kazanarak yeni bir <a href="http://www.forumlopedi.net/fiiller_eylemler-b181.0/">eylem</a>i, durumu, de­ğerlendirmeyi, kişiyi, <a href="http://www.edebiyat.tc/nesne/">nesne</a>yi vb&#8217;yi belirtir.</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>DEYİMLER NASIL OLUŞMUŞTUR?</strong></p>
<p align="justify">
<p align="justify">Deyimler de, atasözleri gibi atalarımızdan kalan en değerli arma­ğanlardan biridir. Deyimler başlangıçta bir kişinin yaratışıdır, anlam­sal ya ela dilsel özellikleri yüzünden beğenildiği, kullanıldığı ortam ve bağlamlarda sözü çarpıcı olarak belirttiği için halkça benimsenmiş, tu­tulmuş; konuşma ve yazıda yinelene yinelene günümüze değin gele­bilmiştir. Yeni durumlar, yeni koşullar, Türkçe&#8217;nin kullanım özelliklerini kuyumcu ustalığı İle İşlemesini bilen sanatçıların dile özel tasarruftan, hemen her dönemde dile yeni deyimlerin katılmasını sağlamıştır. Bunun yanı sıra kimi deyimler ancak sınırları belirli bir bölgede kullanım olanağına kavuşmuş; kimi deyimler kullanımdan düşerek dilin genel çevriminden çıkmıştır.</p>
<p align="justify">
<p align="justify">Deyimler de atasözleri gibi kamunun malıdır, yani yaratıcıları bu­gün belli değildir. Gerçekte de bilinmesi,pek büyük bir anlam taşıma­maktadır.<br />
Deyim niteliği taşıyan bir söz öbeğinin anlamsal yükü, hangi or­tam ve durumlarda kullanılacağının belirginlik kazanması ve dilsel be­ğeniye yatkınlığı, yaygınlığını, kullanılabilirliğini sağlayabiliyorsa, deyimleşmemesi için hiçbir neden yoktur.
</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><strong>TÜRKÇE DEYİMLERİN KAYNAKLARI</strong></p>
<p align="justify">
<p align="justify">Bugün Türkçe&#8217;de kullanılan bütün deyimlerin kaynaklarım sapta­mak olanaksız görünmektedir. Bununla birlikte kimi araştırmacılar eski kaynaklan tarayarak bugün deyim durumuna geçebilen sözcük öbekle­rinin hangi olaylardan kaynaklandıklarını saptamışlar ve bu konuda ki­taplar hazırlamışlardır.<br />
Deyimleri inceleyen kitaplara göre deyimler çeşitli kaynaklardan gelmektedir. Bunların başında da <a href="http://www.edebiyat.tc/nasreddin-hoca-fikralari/">Nasrettin Hoca</a> ve Bektaşi fıkraları yer almaktadır. Bunlardan başka kimi masallar, efsaneler, tarihsel olaylar, halk arasında yaşanan olaylar, kültürel etkileşim içinde bulunan ülke­lerle ilgili kimi durumlar vb. deyimlerin yaratılıp yaygınlaşması konu­sunda sağlam ipuçları vermektedir. Bu arada kimi devimlerin de kültür etkileşim sonucu, yaşar biçimi Öykünmesi ya da çeviri etkinliği sıra­sında Türkçe&#8217;ye girdiğini de unutmamak gerekiyor (Allah bağışlasın, el sıkmak, beyin göçü gibi).
</p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="color: black;"><br />
Deyimler de, tıpkı atasözleri gibi kısa ve <a href="http://www.gramerimiz.com/ozlu_sozler.htm">özlü sözler</a> ve <a href="http://www.gramerimiz.com/etkileyici_sozler.htm">etkileyici sözler</a>dir. En az iki kelimeden oluşan deyimlerde, kalıplaşma olduğu için, kelimelerin yeri değiştirilemez, ya da bir kelimenin yerine başka bir kelime konulamaz.<br />
<a href="http://www.edebiyat.tc/deyimler/"><span style="color: black;">Deyimlerin atasözlerinden farkı</span></a> şudur: Atasözleri genellikle yol gösteri­ci bir içeriğe sahiptir. <a href="http://www.edebiyat.tc/deyimler/"><span style="color: black;">Deyimler</span></a> ise, her zaman böyle olmaz. Bir duyguyu, düşünceyi, bir kavramı vurgulayıcı bir şekilde dile getirmek için kullanılırlar.<br />
<a href="http://www.forumlopedi.net/sozcukte_anlam/deyimler-t11496.0.html"><span style="color: black;">deyimler</span></a>in bir kısmı mahalli olup, sadece söylendiği yöreye hastır. Bazı yörelerde anlaşılmaz. Örneğin, aşağıdaki deyimler Çanıoluk&#8217;a aittir:<br />
&#8220;Göğ geçinin püsküllü oğlağı mısın?&#8221;; &#8220;Andır galasın hee&#8221;; &#8220;Farfaraİıg etnıcg&#8221;; &#8220;Hoşafın yağı kesılmeg&#8221;; &#8220;Mahşer tilkisi gibi otda galmah&#8221;; &#8220;Gâvurun enikleri&#8221;; &#8220;Keşişin kızı&#8221;; &#8220;İtin enuğü&#8230;&#8221;<br />
Şu <a href="http://www.edebiyat.tc/deyimler/"><span style="color: black;">deyim</span></a>ler de,Yapraklı beldesine ait:<br />
- Anası ayran, babası çökelek<br />
- Kendi başını bağlayamayan gelin başı bağlamaya kalkar.<br />
- Düğünde kel Fatma&#8217;yı kim tanır?<br />
- Malının gittiğine bakma, yüzünün ağardığına bak.<br />
- Sevdik gitmeyince sevdik gelmez.<br />
- Yoktan çıkmaz, pekten çıkar.<br />
- Deliye kalk oyna demişler, tadı kaçtı demiş.<br />
- Gelin hasta kız korurum, gelin, gelin bizde oturun.<br />
- Ast olmayanın işi olmaz.<br />
- Akrabadan öküz al hısım ol, kız al hasım ol.<br />
- Ölüyü çok yıkayınca abdesti bozulur.<br />
- Kızın var mı el evinde yatmasın, oğlun var mı el aşını tat­masın.<br />
- Hamam suyuyla dost ağırlanmaz.<br />
- El ağzıyla kar yeme.<br />
- Düğün iki kişiye, ne var deli komşuya.<br />
- Dağ deyi dangırdama, bilmem neyime diyen olur.<br />
- Tepme kapımı, teperler kapını.<br />
- Sıçan sidiğinin değirmene faydası vardır.<br />
- Dirgene dayanmayan porsuk, harmana girmez.<br />
- Babasının eve geldiğine bakma, vakit daha erken.<br />
<a href="http://www.gramerimiz.com/deyimler_a.htm"><span style="color: black;">deyimler</span></a>, yerinde kullanıldığı vakit, bazen binlerce <a title="kitap özetleri" href="http://www.gramerimiz.com/roman_ozetleri.htm">kitap</a>tan daha etkili olabilirler, örneğin, kendisini dev aynasında gören birisi, sürekli olur olmaz şekilde, bire bin katarak, kendini göklere çıkarıyor, saatlerce kafamızı ütülüyorsa, ona söylenen &#8220;ufak at da civcivler yesin&#8221; deyimi, bütün söylediklerini boşa çıkarabilir.<br />
&#8220;Gürültüye getirmek&#8221;ten hoşlanmasak da, &#8216;Okkanın altına gitmek&#8221;ten başka çaremiz olmaz kimi zaman. Bazen yapılması zor, çok uzun vakit alacak bir işle baş başa bırakılırız, &#8216;deliye pös-teki saydır&#8217;ır gibi&#8230; Bazen &#8216;hariçten gazel okur&#8217;uz; sadece &#8216;işin gırgırmda&#8217;yızdır. Bazen &#8216;ağzımızdan baklayı çıkar&#8217;ıveririz; çünkü karşımızdaki &#8216;eski kulağı kesiklerden&#8217;dir&#8230;. Bazılarımız bazılarına &#8216;yolunacak kaz&#8217; gibi görünür, bazılarımız bazılarımızın &#8216;cemaziyel evvelini bilir.&#8217; Uzun uzadıya birbirine bağlanmayan bu cümleleri daha fazla sıralamaya gerek yok, kimi kelimelerin tırnaklarından maksat anlaşılmıştır; &#8216;arabın derdi kırmızı pabuç&#8217;, yani deyimler&#8230; O kadar işlevseldir ki konuşurken bir sürü cümle kurarak anlata­bileceğimiz bir durumu, deyimlerin hepimizce malumu olan an­lamına ve çağrışımına yaslanarak meramımızı hem kolayca hem de etkili bir şekilde anlatı veririz.</span>
</p>
<p align="justify">
<p align="justify">
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="color: black;">Dilimizdeki deyimlerin pek çoğunun bir <a href="http://www.edebiyat.tc/bolum/oyku-hikaye/">hikaye</a>si var. Kimi komik, kimi ilginç, kimi ders alması&#8230; Bırakın bu <a href="http://www.edebiyat.tc/bolum/oyku-hikaye/">öykü</a>ler bili­nip anlatılmasını; deyimlerin anlamını bilen ve yerli yerinde kul­lananlarımızın sayısı bile azaldı.</span></p>
<p align="justify">
<p align="justify">
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><a href="http://www.edebiyat.tc/deyimler-ve-oykuleri/">Deyimlerin hikayeleri</a></span> için <a href="http://www.edebiyat.tc/deyimler-ve-oykuleri/">TIKLAYIN </a></p>
<p align="justify">
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Alfabetik <a href="http://www.edebiyat.tc/bolum/sozlukler/deyimler-sozlugu/"><span style="color: #ff0000;">Deyimler Sözlüğü</span></a></strong></span><strong><br />
</strong></p>
<p><a href="../a-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>A</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../b-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>B</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../c-c-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Ç-C</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../d-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>D</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../e-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>E</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../f-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>F</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../g-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>G</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../h-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>H</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../i-i-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>I-İ</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../j-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>J</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../k-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>K</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../l-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>L</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../m-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>M</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../n-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>N</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../o-o-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>O-Ö</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../p-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>P</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../r-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>R</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../s-s-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>S-Ş</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../t-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>T</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../u-u-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>U-Ü</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../v-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>V</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../y-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Y</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../z-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Z</strong></span></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/deyimler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>A Sözlüğü Sayfa 1 (Deyim)</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/a-sozlugu-deyim/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/a-sozlugu-deyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 01:00:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/?p=1090</guid>
		<description><![CDATA[
 Acemi çaylak : Toy, tecrübesiz, beceriksiz kimse.
Acemilik çekmek : -1. Bir işte bilgisiz ve deneyimsiz olduğu içjn sıkıntı çekmek. -2. Bir yerin yabancısı olduğu için bocalamak.
Acem kılıcı gibi İki tarafı (taraflı) kesmek: Yandaşlarına da, karşıtları­na da zarar vermek, her iki yanı da kırmak.
Acentadan çıkma : Yeni, gıcır gıcır (araba).
Acı çekmek (duymak) : -1. Vücutta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Acemi çaylak :</strong> Toy, tecrübesiz, beceriksiz kimse.<br />
<strong>Acemilik çekmek :</strong> -1. Bir işte bilgisiz ve deneyimsiz olduğu içjn sıkıntı çekmek. -2. Bir yerin yabancısı olduğu için bocalamak.<br />
<strong>Acem kılıcı gibi İki tarafı (taraflı) kesmek:</strong> Yandaşlarına da, karşıtları­na da zarar vermek, her iki yanı da kırmak.<br />
<strong>Acentadan çıkma :</strong> Yeni, gıcır gıcır (araba).<br />
<strong>Acı çekmek (duymak) :</strong> -1. Vücutta herhangi, bir yara, ezik vb. nede­niyle aa duymak. -2. Yaptığı bir işin kötü sonuçlanmasından ötürü üzülmek.<br />
<strong>Acı gelmek (bir şey, birine) :</strong> Bir söz, durum, davranış ona dokun­mak, onu üzmek.<br />
<strong>Acından ölmek :</strong> -1. Çok acıkmış olmak. -2. Açlıktan ötmek.<br />
<strong>Acı kuvvet:</strong> Zorlayıcı, ezici güç.<br />
<strong>Acısı çıkmak :</strong> Bir güçlüğün daha sonra olumsuz, kötü sonuçlarını gör­mek, yaşamak.<br />
<strong>Acısı içine (yüreğine) çökmek (işlemek) :</strong> Üzüntü yaratan bir olay belleğinde, gönlünde derin iz bırakmak.<br />
<strong>Acısını almak :</strong> -1. Act tadını gidermek. -2. Sızısını, üzüntüsünü gider­mek.<br />
<strong>Acısını çekmek (bir şeyin) :</strong> Yapılan yanlış bir işin üzücü sonuçlarını görmek.<br />
<strong>Acısını çıkarmak (bir şeyin) (bir kimseden) :</strong> -1. Uğradığı maddi ve manevi kayıpları gidermek . -2. Zamanında gereği gibi yapılamayan<br />
bir-şeyi fırsatı düşünce fazlasıyla yapmak; telafi etmek, gidermek. -3.<br />
Yapılan bir kötülüğe kötülükle karşılık verip öç almak; intikam almak.<br />
<strong>Acı soğuk :</strong> Çok üşüten, sert soğuk.<br />
<strong>Acı söylemek:</strong> Yanlış yolda olan bir kimseyi çekinmeden uyarmak, sert dille eleştirmek.<br />
<strong>Acı tatlı:</strong> Hem hoş hem üzüntü verici olan.<br />
<strong>Aciz bırakmak (birini) :</strong> Birini çaresiz, güçsüz duruma getirmek.<br />
<strong>Aciz kalmak :</strong> -1. Hiç bir şey yapamayacak duruma gelmek. -2. Bütün çabalarına karşın o işi yapamamak ; çaresiz kalmak.<br />
<strong>Acze düşmek :</strong> Güçsüz kalmak, beceriksiz olmak.<br />
<strong>Aç açına :</strong> Aç olarak, hiçbir şey yemeden.<br />
<strong>Aç bülaç :</strong> Perişan, yoksul, bakımsız bir durumda.<br />
<strong>Aç gözlü :</strong> Azla yetinmeyen, doymak bilmeyen (kimse) ; haris; gözü aç.<br />
<strong>Aç gözünü, açarlar gözünü :</strong> Çok dikkatli ol, yoksa çok şeyler kaybe­dersin, act olaylarla karşılaşırsın.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Açığa almak (birini) :</strong> Onu tam yetki ve sorumlulukla yaptığı, görevden<br />
almak.<br />
<strong>Açığa çıkarmak (birini) (bir şeyi):</strong> -1. O kimsenin görevine son ver­mek ; onu kadrodışı bırakmak. -2. Bir durumu fark ederek aydınlatmak. -3. O şeyi kimyasal bir işlemle başka şeylerden ayırmak.<br />
<strong>Açığa çıkmak:</strong> Bir durum başkalarınca anlaşılmak.<br />
<strong>Açığa vurmak (bir şeyi) :</strong> -1. Gizli kalması gereken bir şeyi açıkla­mak, belli etmek. -2. Bir davranış her şeyin belirtisi olmalı.<br />
<strong>Açığı çıkmak :</strong> Onun sorumluluğundaki mal ya da para tutarında, tuttu­ğu hesapta, eksiği olduğu anlaşılmak.<br />
<strong>Açığını bulmak (birinin):</strong> -1. Bir hesaplamada eksiğini ortaya koy­mak. -2. Birini alt etmek için, bilinmeyen, gizli kalmış bir kusurunu, hatasını öğrenmek.<br />
<strong>Açığını kapatmak (birinin) (bir şeyin) :</strong> -1. Birinin eksik bıraktığı işleri tamamlamak. -2. Birini hesap açığını ödemek.<br />
<strong>Açığını yakalamak (birinin) :</strong> Onun hesap hilesini, yalanını, hatalı bir işini fark etmek, bulmak.<br />
<strong>Açık açık :</strong> Hiçbir gizli yön bırakmadan ; içtenlikle.<br />
<strong>Açık ağızlı:</strong> Aptal görünüşlü, salak, sersem kimse için söylenir.<br />
<strong>Açık alınla :</strong> Şerefle, şerefli bir biçimde, övünçle.<br />
<strong>Açık bono (çek, kart) vermek (birine) :</strong> Bir kimseye bir konuda sınır­sız yetki vermek, tanımak<br />
<strong>Açık elli:</strong> Cömert kimse için söylenir, eli açık.<br />
<strong>Açık etmek (bir şeyi):</strong> Beili etmek (Kars. İpucu vermek.)<br />
<strong>Açık fikirli:</strong> Yeniliklere İlgi duyan, ayak uydurabilen ya da hoşgörülü bir tavır takınan (kimse).<br />
<strong>Açıkgöz:</strong> -1. Durumları, fırsatları en iyi değerlendirebilen, becerikli, uyanık (kimse). -2. Kurnaz, işini bilen, kendi çıkarını gözeten (kimse).<br />
<strong>Açık gözlük etmek :</strong> -1. Uyanık davranmak. -2. Fırsatlardan yararlan­masını bilmek.<br />
<strong>Açık hava :</strong> Bir binanın dışındaki yer.<br />
<strong>Açık hava oteli:</strong> Geceyi sokakta geçirenler için sokak.<br />
<strong>Açık kalpli:</strong> Gizlisi saklısı olmayan, düşündüklerini olduğu gibi söyle­yen, samimi (kimse); açık yürekli.<br />
<strong>Açık kapı bırakmak :</strong> Bir konuda kesin yargıya varmamak, o konuyu yeniden ele alabilme olanağını bırakmak<br />
<strong>Açık kapı bırakmamak :</strong> Bir konuda her türlü önlemi almış olmak<br />
<strong>Açık konuşmak:</strong> Gerçeği korkuya, çekinme duygusuna kapılmadan, gizlemeye gerek duymadan söylemek<br />
<strong>Açıklık getirmek (İzahetme) :</strong> Konuyu daha anlatılır kılmak.<br />
<strong>Açık mektup :</strong> Herhangi bir kimseye, kuruma hitaben yazılan ve kamu­oyunu etkilemek amacıyla basın organlarında yayımlanan mektup.<br />
<strong>Açık olmak:</strong> Hiçbir şeyi gizlememek saklamamak; içten, samimi, art<br />
<strong>Açık oynamak:</strong> Hiçbir art düşüncesi, gizli niyeti olmamak.<br />
<strong>Açık saçık :</strong> Yasa ve toplum kurallarına göre ayıp ve suç sayılacak öl­çüde (giyim, söz; konuşmak)<br />
<strong>Açık seçik:</strong> Çok belirgin (biçimde), açık ve anlaşılır biçimde.<br />
<strong>Açık söylemek :</strong> -1. Kolay anlaşılır bir biçimde söylemek. -2. Çekinme­den söylemek.<br />
<strong>Açık sözlü :</strong> Düşüncelerini açıkça belirten, İçten kimse için söylenir.<br />
<strong>Açık şehir:</strong> Bir savaşta, savunmasız olduğu önceden ilan edilen şehir.<br />
<strong>Açıkta bırakmak (birini) :</strong> -1. Ona herhangi bir iş ya da görev verme­mek. -2. Onu evsiz barksız bırakmak. -3. Onu çeşitli kişilere sağla­nan hizmetten yoksun bırakmak.<br />
<strong>Açıkta kalmak:</strong> -1. Herhangi bir işe ya da kuruluşa girememek. -2. Ev­siz barksız kalmak. -3. Çeşitli kişilere sağlanan hizmetten yoksun kal­mak yararlanamamak.<br />
<strong>Açıktan açığa:</strong> Herkesin gözü önüride, gizleyip saklamadan. (Kars.<br />
Göz göre göre.)<br />
<strong>Açık teşekkür :</strong> Bastn organları yoluyla, ilgili kimse ya da kuruluşa İle­tilen teşekkür türü.<br />
<strong>Açık vermek:</strong> -1. Hesabı tutturamamak, gelir ile gider arasında denge kuramamak. -2. Borçlu duruma düşmek. -3. Kendini ele verecek söz söylemek ya da davranışta bulunmak. -4. Gizlenmesi gereken bir şe­yi farkında olmadan belli edivermek. Açık yürekli: İçi dışı bir, dürüst kimse; <strong>Açık kalpli Açık yüreklilikle (yürekle):</strong> Hiçbir şeyi gizlemeden, samimi olarak.<br />
<strong>Açılıp saçılmak :</strong> -1. (Kadın) Oldukça açık saçık giyinmeye başlamak.<br />
-2. (Kadın) Oldukça serbest ve pervasız davranmaya başlamak.<br />
<strong>Aç karnına :</strong> Boş mideyle, henüz bir şeyler yiyip içmeden.<br />
<strong>Aç kurt (kurtlar) gibi:</strong> Aşın bir istekle.<br />
<strong>Açlıktan gözü (gözleri) kararmak :</strong> Çok Acıkmak.<br />
<strong>Açlıktan İmanı gevremek :</strong> Çok acıkmış olmak.<br />
<strong>Açlıktan nefesi kokmak :</strong> Yoksul duruma düşmek.<br />
<strong>Açlıktan ölmek:</strong> Dayanılamayacak ölçüde acıkmış olmak.<br />
<strong>Açmaza düşmek:</strong> İçinden çıkılması zor bir durumla karşılaşmak.<br />
<strong>Açmaza getirmek (düşürmek, sokmak) (birini) :</strong> Onu içinden zor çı­kılır bir durumla karşı karşıya bırakmak.<br />
<strong>Açtı ağzını, yumdu gözünü :</strong> &#8220;Kızgınlık, Öfke nedeniyle onur kına söz­ler söyledi.&#8221; anlamında kullanılır. (Kars. Ağzına geleni söylemek.)<br />
<strong>Ad almak :</strong> Kendisine ad verilmek.<br />
<strong>Adama dönmek (benzemek) :</strong> Giyimi ve tavırlarıyla herkesçe beğeni­lir duruma gelmek, derlenip toparlanmak.<br />
<strong>Adam almamak (bir yer);</strong> Orası çok kalabalık olmak.<br />
Adam başına : Her bir kimseye.<br />
<strong>Adam etmek (birini) (bir şeyi) :</strong> -1. O kimseyi topluma yararlı bir du­ruma getirmek, yetiştirmek. -2. O şeyi onarıp yarayışlı duruma getirmek.<br />
<strong>Adamına düşmek(adamını bulmak):</strong> -1. Bir iş gerçek sahibine veril­mek; bir işi en iyi, en kolay yapan kimseyi bulmak. -2. (Alay yollu) Karakterine güvenilmeyen kimseyle bir arada olmak, iş yapmak, kar­şılaşmak. ,<br />
<strong>Adam içine çıkamaz olmak (çıkamamak):</strong> Sıkılganlık, utangaçlık, yoksulluk, yüz kızartıcı bir davranış vb. yüzünden İnsanların arasına karışamamak. ^<br />
<strong>Adam olmak :</strong> -1. Bir kimse, kendisini yetiştirip toplama yararlı bir du­ruma gelmek. -2. Bir şey onarılıp işe yarar duruma gelmek.<br />
<strong>Adam oluncaya kadar dokuz fırın ekmek İster :</strong> &#8220;Söz konusu kimse­nin yetişip topluma yararlı olması için daha çok uzun zaman çalışması gerekir.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Adam sen de</strong> : &#8220;Aldırma, önem verme!&#8221; anlamında.<br />
<strong>Adam yerine koymak (birini) :</strong> Ona hak etmediği değeri vermek.<br />
<strong>A&#8217;dan z&#8221;ye kadar:</strong> Başından sonuna kadar, bütünüyle, baştan aşağı.<br />
<strong>Âdet görmek :</strong> Kadının ayda bir dölyatağından kan gelmek; aybaşı ol­mak.<br />
<strong>Âdet yerini bulsun diye :</strong> &#8220;Gerekli görüldüğü için değil, herkes öyle yaptığı, alışıldığı İçin.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Adı çıkmak (birinin):</strong> Kötü bir adla anılır olmak.<br />
<strong>Adı (bir şeye) çıkmak:</strong> Gerçekte öyle olmadığı halde, öyteymiş gibi tanınmak; ismi (bir şeye) çıkmak.<br />
<strong>Adı duyulmak :</strong> Ünlenmeye başlamak; ismi duyulmak.<br />
<strong>Adı geçmek:</strong> -1. Söz konusu edilmek. -2. Adı yazılmak; ismi geçmek.<br />
<strong>Adı kalmak :</strong> öldükten sonra da adı anılmak; ismi kalmak.<br />
<strong>Adı karışmak (bir işe, olaya) :</strong> Söz konusu iş ya da olayda kendisinin de İlgili olduğunu söylenmek; ismi karışmak.<br />
<strong>Adım adım yer edeyim, gör sana neler edeyim :</strong> &#8220;Senin bulunduğun yere sezdirmeden bir yerleşeyim, bak sana ne oyunlar oynayacağım.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Adım atmak :</strong> Bir işe başlamak, girişmek.<br />
<strong>Adım atmamak (bir yere ) :</strong> Oraya hiç gitmemek, uğramamak.<br />
<strong>Adım başı(na) :</strong> Birbirine yakın yerlerde.<br />
<strong>Adımım denk (tek) almak :</strong> Bir işte dikkati davranmak<br />
<strong>Adını ağzına aptestte aJmak :</strong> Onu saygıyla anmak.<br />
<strong>Adını koymak </strong>: Bir malın fiyatını, bir işin paraca karşılığını belirlemek.<br />
<strong>Adı (bite) okunmamak:</strong> Ona hiç değer, önem verilmemek; iemi (bi­le) okunmamak.<br />
<strong>Adını (bir şeye) çıkarmak :</strong> Kendini o şey gibi tanıtmak.<br />
<strong>Adını (defterden) silmek :</strong> Onunla İlişkisini kesmek.<br />
<strong>Adı sanı belirsiz:</strong> Kim olduğu, kimin nesi olduğu bilinmiyen.<br />
<strong>Adı ulu götü kuru : </strong>Çok ünlü sanılıyor ama gerçek öyle değil.<br />
<strong>Adı üstünde ;</strong> Apaçık belli, adından da anlaşılacağı gibi.<br />
<strong>Adıyla sanıyla :</strong> Herkesçe bilinen adı ve ünüyle; ismiyle cismiyle.<br />
<strong>Ad takmak (birine) :</strong> Ona niteliklerine uygun bir ad vermek; isim tak­mak.<br />
<strong>Afakanlar basmak :</strong> bk. Hafakanlar basmak.<br />
<strong>Afişte kalmak :</strong> Bir oyun pekçok kez sahnelenmek, gösterimi sürmek.<br />
<strong>Aforoz etmek (birini) :</strong> Kızılan, sevilmeyen bir kimse ya da kuruluşla bütün ilişkileri kesmek, onu dışlamak.<br />
<strong>Afyonu başına vurmak:</strong> Öfkesinden ne yaptığını bilmeyecek duruma gelmek.<br />
<strong>Afyonu patlamak :</strong> Kendine gelmek.<br />
<strong>Afyonunu patlatmak:</strong> -1. Bir kimsenin keyfini bozup sinirlenmesine yol açacak davranışlarda bulunmak. -2. Uyku sersemliğini gidermeye çalışmak.<br />
<strong>Ağaç olmak :</strong> Birini ayakta uzun süre beklemek.<br />
<strong>Ağına düşmek :</strong> Birinin tuzağına düşmek. Ağır aksak : Pek yavaş, aralıklı olarak.<br />
<strong>Ağır basmak :</strong> -1. Ağırlığı fazla gelmek. -2. Bir yön, bir taraf daha üs­tün gelmek.<br />
<strong>Ağır başlı </strong>: Ciddi, tutarlı (kimse).<br />
<strong>Ağır canlı:</strong> Çok yavaş davranan (kimse).<br />
<strong>Ağırdan almak :</strong> Bir işi yapmak konusunda gönülsüz davranmak<br />
<strong>Ağır duymak (işitmek) :</strong> Kulakları iyi duymamak.<br />
<strong>Ağır elli :</strong> -1. İşlerini çabuk yapamayan (kimse);<br />
<strong>Ağır gelmek :</strong> -1. Ağırlığı fazla gelmek. -2. Yapılması, tahammül edil­mesi güç gelmek. -3. Gücüne gitmek, kırmak, incitmek.<br />
<strong>Ağır gitmek :</strong> Bir iş normal temposundan daha yavaş yürümek.<br />
<strong>Ağır hastalık:</strong> Tehlikeli, Ölümle sonuçlanan hastalık.<br />
<strong>Ağırına (ağrına) gitmek:</strong> Bir davranış İncinmesine, gücenmesine yol açmak, onurunu kırmak (Kars. Gücüne gitmek, zoruna gitmek.)<br />
<strong>Ağır İşrtmek :</strong> bk. Ağır duymak.<br />
<strong>Ağır kanlı:</strong> Davranışları yavaş olan tembel, uyuşuk (kimse).<br />
<strong>Ağırlığım koymak (Bir şeye, bir şeyden yana):</strong> Etkisini, gücünü, onu desteklemede kullanmak.<br />
<strong>Ağırlık basmak (çökmek) (birine) :</strong> Üzerine bir gevşeklik gelmek, uyuyacak duruma gelmek.<br />
<strong>Ağırlık merkezi:</strong> Bir İşin en önemli kısmı.<br />
<strong>Ağırlık vermek (olmak) (birine) (bir şeye) :</strong> -1. Bir kimseye sıkıntı vermek. (Kars. Yük olmak) -2. Bir şeye önem vermek, öncelik tanımak.<br />
<strong>Ağır olmak :</strong> Sabırlı, ciddi, soğuk kanlı olmak.<br />
<strong>Ağır söz:</strong> Kalp kıran, onuru zedeleyen söz.<br />
<strong>Ağır top :</strong> Bir toplulukta sözü gecen, yönlendirme gücü olan kimse.<br />
<strong>Ağır uyku :</strong> Derin uyku. (Kars. Deliksiz uyku).<br />
<strong>Ağız birliği etmek :</strong> Bir konuda aynı şeyler söylemeyi ya da yapmayı kararlaştırmak . (Kars. Aynı ağzı kullanmak.)<br />
<strong>Ağız dalaşı (dalaşması):</strong> Sözle yapılan kavga.<br />
<strong>Ağızdan ağıza :</strong> Biri ötekine, ötekisi de başkalarına söyleyerek.<br />
<strong>Ağız değiştirmek:</strong> Daha önce söylediğinden çok farklı şeyler anlat­mak.<br />
<strong>Ağız dolusu (küfür, laf etmek) :</strong> Bol ve ağır (küfür, laf etmek).<br />
<strong>Ağız eğmek (birine) :</strong> Bir şeyi ondan yalvarırcasına istemek<br />
<strong>Ağız kalabalığına getirmek (birini):</strong> Konudışı sözlerle karşısındakini şaşırtıp amacına ulaşmak<br />
<strong>Ağız kokusu :</strong> Bir kimsenin dayanılması güç davranışları, sözleri, istek­leri.<br />
<strong>Ağız tadı:</strong> Bir toplulukta, dirlik düzenlik. .<br />
<strong>Ağız yapmak :</strong> Bir kimseyi sözle, davranışlarıyla oyalamaya, aldatma­ya çalışmak<br />
<strong>Ağlama duvarına dönmek :</strong> Herkesin derdini döküp sızlandığı biri hali­ne gelmek.<br />
<strong>Ağlamaklı olmak :</strong> Ağlayacak gibi olmak.<br />
<strong>Ağrısı tutmak:</strong> -1. Gebe kadının doğum şanoları başlamak. -2. Her­hangi bir ağrı varlığını duyurmaya başlamak.<br />
<strong>Ağza alınmayacak (alınmaz) :</strong> Kaba, söylenmesi ayıp sayılan (söz).<br />
<strong>Ağzı (bir karış) açık kalmak:</strong> Bir olay ya da söz karşısında şaşırıp kalmak, donup kalmak.<br />
<strong>Ağzı bozuk :</strong> Küfürlü konuşmayı huy edinen, küfürbaz (kimse).<br />
<strong>Ağzı burnu yerinde :</strong> Olduça güzel, yakışıklı (kimse).<br />
<strong>Ağzı çelik (teneke kaplı):</strong> Çok sıcak yiyecek ve içecekleri rahatlıkla yiyip içebilen kimse.<br />
<strong>Ağzı dili kurumak :</strong> Bir şeyi bıkacak derecede çok tekrarlamak.<br />
<strong>Ağzı dili varmamak :</strong> bk Dili varmamak.<br />
<strong>Ağzı var dili yok:</strong> Pek konuşmayan, hakkını aramasını bilmeyen (kimse).<br />
<strong>Ağzı gevşek:</strong> Sır saklamasını beceremeyen, geveze (kimse).<br />
<strong>Ağzı havada :</strong> Neler olup bittiğinden haberi olmayan, şaşkın, alık.<br />
<strong>Ağzı kalabalık :</strong> Yerli yersiz çok konuşan (kimse).<br />
<strong>Ağzı kara:</strong> -1. Kötü haberler veren (kimse). -2. Fitneci, çamur atan (kimse).<br />
<strong>Ağzı kulaklarına varmak :</strong> Bir olay, durum karşısında çok sevinmek.<br />
<strong>Ağzı laf yapmak :</strong> Etkileyici, inandırıcı biçimde konuşmak.<br />
<strong>Ağzına bir parmak bal çalmak:</strong> Bir kimseyi tatlı vaatlerle, önemsiz şeylerle oyalamak, avutmak.<br />
<strong>Ağzına bir şey (çöp) koymamak :</strong> Hiçbir şey yememiş olmak.<br />
<strong>Ağzına burnuna bulaştırmak (bir işi):</strong> Bir işi becerememek, berbat etmek, bozmak. (Kars. Yüzüne gözüne bulaştırmak.)<br />
<strong>Ağzına geleni söylemek:</strong> Kızgınlık, öfke, vb. etkisiyle kına ve kaba sözler söylemek. (Kars. Açtı ağzını yumdu gözünü.)<br />
<strong>Ağzına kadar:</strong> Boş yer kalmamak üzere.<br />
<strong>Ağzına (ağzınıza) sağlık:</strong> Yerinde, en uygun zamanında söz söyle­yenlere iltifat olarak söylenir.<br />
<strong>Ağzına sakız etmek (bir şeyi) :</strong> 0 şeyi devamlı konuşur olmak.<br />
<strong>Ağzına sakız olmak:</strong> Bir kimsenin devamlı konuştuğu bir konu duru­muna gelmek, dedikodu konusu olmak.<br />
<strong>Ağzına sıçmak:</strong> Öfkelenilen bir kimseye büyük zarar verecek bir iş yapmak.<br />
<strong>Ağzına sürmemek (koymamak) (bir şeyden):</strong> Söz konusu bir yiye­cek, içecekse ondan hiç yememek, içmemek.<br />
<strong>Ağzına tükürmek :</strong> Sıkıntı, aa veren bir şeye lanet okumak.<br />
<strong>Ağzına vur, lokmasını al:</strong> Çok yumuşak başlı, sessiz, âciz (kimse).<br />
<strong>Ağzına yakışmamak :</strong> Ayıp sayılan ya da hayrete düşüren sözler söy­lemek.<br />
<strong>Ağzında bakla ıslanmamak : </strong> Hiçbir sim saMayamamak, sır tutama-mak<br />
<strong>Ağzında büyümek :</strong> Bir yiyeceği sevmediği, karnı doyduğu, iştahsız ol­duğu için bir türlü yutamamak<br />
<strong>Ağzında gevelemek (bir şeyi):</strong> Onu açıkça söylememek<br />
<strong>Ağzından baklayı çıkarmak :</strong> Sabrı tükenip bildiklerini, düşündüklerini söyleyi vermek<br />
<strong>Ağzından bal akmak :</strong> Tatlı, etkileyici biçimde konuşmak<br />
<strong>Ağzından burnundan gelmek :</strong> bk. Burnundan gelmek.<br />
<strong>Ağzından burnundan getirmek :</strong> bk. Burnundan getirmek.<br />
<strong>Ağzından çıkanı (çıkan sözü) kulağı işitmemek (duymamak) :</strong> Kız­gınlık, öfke vb. yüzünden çok ağır sözler söylediğinin farkında olmamak<br />
<strong>Ağzından düşürmemek (bir şeyi, birini, adını) :</strong> Her yerde, her za­man onun sözünü etmek<br />
<strong>Ağzından girip burnundan çıkmak :</strong> Çeşitli yollar deneyerek kandır­mak, bir şeye razı etmek<br />
<strong>Ağzından kaçırmak :</strong> Söylemek istemediği bir şeyi boş bulunup söyle­yi vermek<br />
<strong>Ağzından kapmak:</strong> Bir kimsenin konuşmasından yarım yamalak bir şeyler öğrenmek<br />
<strong>Ağzından konuşmak (birinin):</strong> Başkası adına ya da başkasını taklit ederek konuşmak<br />
<strong>Ağzından laf almak (kapmak) :</strong> Bir kimseden çeşitli yolları deneyerek gizli tutulan şeylerle İlgili bilgiler edinmek<br />
<strong>Ağzından laf çalmak (çekmek):</strong> Bir kimseden birtakım mantık oyunla­rıyla bilgi sızdırmak<br />
<strong>Ağzından lokmasını almak :</strong> Hakkı olan şeyi onun elinden almak<br />
<strong>Ağzından yel alsın :</strong> &#8220;Söylediğin kötü olayın gerçekleşmemesini dile­rim.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Ağzında yaş kalmamak :</strong> Bir düşüncesini bir kimseye birçok kez söy­lemiş olmak (Kars. Dilinde tüy bitmek)<br />
<strong>Ağzını açmak:</strong> -1. Konuşmak -2. Kına sözler söylemek, azarlamak, paylamak.<br />
<strong>Ağzını aramak (yoklamak) (birinin) :</strong> Bir kimsenin belli bir konuda ne­ler düşündüğünü öğrenmeye çalışmak<br />
<strong>Ağzını bıçak açmamak :</strong> Üzüntüsünden ya da başka bir nedenle ko­nuşacak durumda olmamak<br />
<strong>Ağzını bozmak :</strong> Küfür ve hakaret dolu sözler söylemek, küfretmek<br />
<strong>Ağzını burnunu dağıtmak :</strong> .Yumrukla feci şekilde dövmek, adamakıllı hırpalamak<br />
<strong>Ağzını havaya (poyraza, yele) açmak:</strong> Eline geçen fırsatı kaçırdıktan sonra, boş yere bir şeyler beklemek, ummak.<br />
<strong>Ağzını hayra açmak :</strong> Hep kötü olasılıklardan söz etmek.<br />
<strong>Ağzını kapamak (kapatmak) (biri) (birinin) :</strong> -1. Susmayı tercih et­mek. -2. Küçük bir çıkar karşılığında bir kimsenin konuşmamasını sağlamak.<br />
<strong>Ağzını mühürlemek:</strong> Hiç konuşmamak, hep susmak.            :<br />
<strong>Ağzının içine bakmak :</strong> -1, Bir kimsenin sözlerini zevkle, dikkatle dinle­mek. -2. Onun sözlerini yerine getirmeye hazır olmak.<br />
<strong>Ağzının içine girmek :</strong> Bir kimseye çok yaklaşmak.<br />
<strong>Ağzının kokusunu çekmek :</strong> Bir kimsenin yerli yersiz İstek ve davranış­larına katlanmak.<br />
<strong>Ağzının payını almak:</strong> Bir söz ya da davranışından ötürü hak ettiği karşılığı görmek; paylanmak, azarlanmak.<br />
<strong>Ağzının payını vermek (birine):</strong> Bir kimseyi bir söz ya da davranışın­dan ötürü paylamak (Kars. Haddini bildirmek).<br />
<strong>Ağzının suyu akmak :</strong> Çok beğendiği, imrendiği bir şeyi elde etmek is­temek, imrenmek.<br />
<strong>Ağzının tadı bozulmak (kaçmak) :</strong> Kurulu düzeni, rahatı bozulmak, huzuru kaçmak.<br />
<strong>Ağzının tadını bilmek :</strong> &gt;1. Damak zevki olmak. -2. Her şeyin güzelini seçmede usta olmak,<br />
<strong>Ağzını öpeyim (seveyim) :</strong> &#8220;Ne güzel anlattın, ne güzel haber verdin,<br />
sağ olasın&#8221; anlamında.<strong><br />
</strong></p>
<p><a href="http://www.edebiyat.tc/a-sozlugu-deyim-2"<span style="color: #ff0000;">A harfi Devamı</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/a-sozlugu-deyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>B Sözlüğü (Deyim)</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/b-sozlugu-deyim/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/b-sozlugu-deyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 00:47:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/b-sozlugu-deyim/</guid>
		<description><![CDATA[Baba adam : Yaşlı, hoşgörülü, yardımsever adam.
Babaları tutmak (üstünde olmak): Sinir ve öfkeden bağırıp çağır­mak, çok öfkelenmek.
Babamın adı Hıdır, elimden gelen budur : &#8220;Yeteneğim, gücüm ancak bu kadarını yapmama elveriyor.&#8221; anlamında.
Babasının hayrına : &#8220;Hiçbir çıkar elde etmeden, sadece İyilik olsun di­ye&#8221; anlamında.
Bacak kadar: Ufak tefek; kısa boylu (kimse) (Karş.EI kadar.)
Badire(yi) atlatmak : Tehlikeli durumu geçiştirmek.
Bağ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Baba adam :</strong> Yaşlı, hoşgörülü, yardımsever adam.<br />
<strong>Babaları tutmak (üstünde olmak):</strong> Sinir ve öfkeden bağırıp çağır­mak, çok öfkelenmek.<br />
<strong>Babamın adı Hıdır, elimden gelen budur </strong>: &#8220;Yeteneğim, gücüm ancak bu kadarını yapmama elveriyor.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Babasının hayrına :</strong> &#8220;Hiçbir çıkar elde etmeden, sadece İyilik olsun di­ye&#8221; anlamında.<br />
<strong>Bacak kadar:</strong> Ufak tefek; kısa boylu (kimse) (Karş.EI kadar.)<br />
<strong>Badire(yi) atlatmak :</strong> Tehlikeli durumu geçiştirmek.<br />
<strong>Bağ bozmak :</strong> Mevsim sonunda bağdaki üzümleri toplamak.<br />
<strong>Bağdaş kurmak:</strong> Sol ayağını sağ bacağın, sağ ayağını da sol baca­ğın altına alıp oturmak.<br />
<strong>Bağlandığı yerde otlamak :</strong> Yerinde saymak, hiçbir ilerleme göster­memek.<br />
<strong>Bağrına basmak (birini):</strong> Sevgi gösterip onu koruyuculuğuna almak.<br />
<strong>Bağrı yanık :</strong> Çok dertli, acılı (kimse).<br />
<strong>Bahar başına vurmak (birinin) :</strong> -1. Havalar iyice ısınmadan İnce gi­yinmek. -2. Coşkun, taşkın, aşırı davranışlarda bulunmak.<br />
<strong>Bahis açmak (bir şeyden, kimseden) :</strong> Onun hakkında konuşmaya başlamak, ondan söz etmek.<br />
<strong>Bahse girmek (biriyle):</strong> Onunla herrjangi bir konuda kendi görüşü­nün doğru olduğuna ilişkin iddiaya girmek.<br />
<strong>Bahse tutuşmak (biriyle):</strong> Karşılıklı bahse girmek; iddialaşmak.<br />
<strong>Bahtı açık:</strong> İşleri yolunda giden; talihi açık, şansı açık, kısmeti açık.<br />
<strong>Bahtı bağlı olmak:</strong> -1. İşleri İstediği gibi yürümemek. -2. Evlenecek çağa gelmiş kıza kısmet çıkmamak; kısmeti bağlı olmak.<br />
<strong>Bahtı kara :</strong> Talihi kötü olan.<br />
<strong>Bahtına küsmek :</strong> İşlerin ters gitmesi yüzünden karamsar olmak; şan­sına küsmek, talihine küsmek.<br />
<strong>Bakış açısı:</strong> Bir olayı, durumu belirli bir açıdan, yönden inceleme; gö­rüş açısı.<br />
<strong>Bakkal çakkal:</strong> Bakkal, kasap, manav gibi esnaf için küçümseme yol­lu kullanılır.<br />
<strong>Bakkal defteri:</strong> Düzensiz, karalanmış, yıpranrmş defter.<br />
<strong>Baklayı ağzından çıkarmak:</strong> Gizli tuttuğu şeyleri açıklamak, söyleye­mediği şeyleri sabrı tükenince söylemek.<br />
<strong>Baldın çıplak:</strong> -1. İşsiz güçsüz (kimse). -2. Serseri.<br />
<strong>Bal gibi:</strong> Pekâlâ, adamakıllı, çok iyi, gereği gibi.<br />
<strong>Balık eti, balık etinde :</strong> Şişman değil, ama dolgunca. (Karş.Etine dol­gun.)<br />
<strong>Balık istifi:</strong> Çok sıkışık , üst üste, kalabalık olarak.<br />
<strong>Balık kavağa (kurbağa ağaca) çıkınca :</strong> &#8220;Olmayacak şeyler olursa&#8221; anlamında kullanılır.<br />
<strong>Balon uçurmak :</strong> Asılsızca haber yaymak.<br />
<strong>Batta olmak (birine):</strong> Birisinden ısrarla, bıkkınlık verdirecek ölçüde bir şeyler istemek; ona asılmak.<br />
<strong>Baltayı taşa vurmak :</strong> Farkında olmadan karşısındakini rahatsız ede­cek, kızdıracak söz söylemek. (Kars. Çam devirmek, gaf yapmak, pot kırmak.)<br />
<strong>Bam teline basmak (dokunmak) (birinin) :</strong> Bir kimseyi duyarlı oldu­ğu bir konuda kızdıracak söz söylemek, davranışta bulunmak.<br />
<strong>Bana (sana, ona) göre hava hoş :</strong> &#8220;Öyle ya da böyle olması benim (senin, onun) için fark etmez.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Bana mısın dememek :</strong> Zorlu bir işe, etkene vb&#8217;ye dayanmak, bunlar­dan hiç etkilenmemek.<br />
<strong>Bardağı taşıran son damla :</strong> Sonunda insanın sabrını tüketen, olum­suz tepki yaçatan söz, davranış vb.<br />
<strong>Bardaktan boşanırcasına :</strong> (Yağmur için) Çok miktarda, şiddetli.<br />
<strong>Barut fıçısı gibi:</strong> -1. Her an bir çatışmanın çıkabileceği olasılığı bulu­nan (yer). -2. Çok kızgın, öfkeli, sert (kimse).<br />
<strong>Barut kokusu gelmek (burnuna) :</strong> Savaş ya da tehlikeli bir şey otaca-ğını sezmek.<br />
<strong>Basamak yapmak (bir şeyi, birini) :</strong> Bir kimseden ya da durumdan, daha yüksek bir yere gelebilmek için yararlanmak.<br />
<strong>Basıp geçmek</strong>: -1. Önündekini geçmek. -2. Ona uğramamak. -3. Ona Önem vermemek.<br />
<strong>Basıp gitmek :</strong> Bir yerden çabucak ayrılmak, uzaklaşmak.<br />
<strong>Basireti bağlanmak :</strong> Olabilecekleri sezdiği halde uygun biçimde dav-ranamamak.<br />
<strong>Baskına uğramak :</strong> -1. Düşmanın anı ve beklenmedik saldırısına uğra­mak. -2. Suçüstü yakalanmak. -3. Bir doğa afetinden büyük ölçüde et­kilenmek.<br />
<strong>Baskın çıkmak (birinden, bir şeyden):</strong> Ondan üstün olmak, onu geri­de bırakmak.<br />
<strong>Baskın yapmak :</strong> -1. Bir kimseyi suçüstü yakalamak İçin bulunduğu yere ansızın girmek. -2. Düşmana beklemediği bir anda saldırı dü­zenlemek. -3. Haber vermeden konuk gitmek, ziyarete gitmek.<br />
<strong>Bastığı yerde ot bitmemek:</strong> Gittiği yere uğursuzluk götürmek; çok şanssız olmak.<br />
<strong>Bastığı yeri bilmemek:</strong> Sevinç, heyecan, vb. etkisiyle davranışlarını denetleyememek, şaşırmak, ne yaptığını bilememek.<br />
<strong>Baston yutmuş gibi (yürümek):</strong> Sallanmadan, dimdik (yürümek).<br />
<strong>Başa baş :</strong> Eşit, denk, aynt.<br />
<strong>Başa çıkarmak (bir işi) (birini) :</strong> -1. Bir işi sona erdirmek. -2. Onu çok şımartmak.<br />
<strong>Başa çıkmak (biriyle);</strong> Ona gücünü kanıtlamak, istediğini yaptırabil­mek. (Kars. Yola getirmek.)<br />
<strong>Başa geçmek:</strong> -1. Yönetici mevkiine geçmek, yönetimde en üst yeri almak. -2. önem bakımından ilk sıraya geçmek.<br />
<strong>Başa (bir şey) gelmek :</strong> Kötü bir durumla karşılaşmak.<br />
<strong>Başa güreşmek:</strong> -1. Yağlı güreşte; güreşçiler, başpehlivanlık sanını kazanmak için yarışmak. -2. En üstün dereceyi almak için mücadele etmek.<br />
<strong>Baş ağrıtmak :</strong> Çok konuşarak dinleyenlere bıkkınlık vermek.<br />
<strong>Baş alamamak :</strong> bk Başını alamamak<br />
<strong>Baş aşağı:</strong> -1. Başı yere yönelik biçimde. -2. Başından aşağıya (yere) doğru.<br />
<strong>Baş aşağı gelmek :</strong> -1. Tepesi üstü düşmek. -2. Bütün işleri alt üst ol­mak.<br />
<strong>Baş aşağı gitmek:</strong> Durumu gittikçe kötüleşmek, sürekli kötüye git­mek.<br />
<strong>Baş baş :</strong> Küçük çocukların &#8220;Allaha ısmarladık&#8221; anlamında ellerini baş­larına götürmelerini sağlamak için söylenen söz.<br />
<strong>Baş başa :</strong> Birlikte, beraberce; kafa kafaya.<br />
<strong>Baş başa vermek :</strong> Görüş alışverişinde bulunmak amacıyla bir araya gelmek, bir iş için güçlerini birleştirmek; kafa kafaya vermek.<br />
<strong>Baş belası:</strong> Sürekli rahatsız eden ve bir türlü kurtulunamayan (kimse,<br />
. şey); başının derdi. (Kars. Tatlı bela)<br />
<strong>Baş döndürücü :</strong> -1. (Hız ve sürat için) Olağanüstü. -2. Baygınlık veri­ci. -3. Korku verici, korkutucu. -4. Sarhoş edici. -5. Çok büyük, büyük hayranlık uyandıran.<br />
<strong>Baş edememek (bir şeyle, biriyle) :</strong> -1. O işi basaramamak; o işin üstesinden gelememek. -2. O kimsenin sö* ve davranışlarını düzelte-memek.<br />
<strong>Baş eğmek (birine) :</strong> Güçlü, sözü geçer bir kimsenin buyruğuna uy­mayı kabul etmek. (Kars. Boyun eğmek.)<br />
<strong>Baş etmek (bir şeyle) (bir kimseyle) :</strong> Onu yenmeye gücü yetmek, o konuda başarı kazanmak.<br />
<strong>Baş göstermek :</strong> -1. Ortaya çıkmak, belirmek, gözükmek. -2. (Güneş için) Doğmak.<br />
<strong>Baş göz etmek (birini) :</strong> Onu evlendimek, evermek.<br />
<strong>Baş göz olmak :</strong> Evlenmek, evlendirilmek.<br />
<strong>Başı ağrımak :</strong> Bir işi, kararı vb. nedeniyle sorumlu olmak; bu konular­daki olumsuzluklardan etkilenmek, üzülmek.<br />
<strong>Başı altından çıkmak (birinin) :</strong> Kötü bir durum onun tasarım ve girişi­miyle meydana gelmek; kafasının atfından çıkmak.<br />
<strong>Başı belada olmak :</strong> Büyük bir felaketle, sıkıntılı bir durumla karşı kar­şıya olmak.<br />
<strong>Başı belaya girmek :</strong> Üzücü, tehlikeli bir durumla karşılaşmak. Başı boş bırakmak (birini) (bir şeyi) : Onu de netle meyi p kendi hali­ne bırakmak.<br />
<strong>Başı boş kalmak :</strong> Denetim altında bulunmamak, karışanı görüşeni ol­mamak.<br />
<strong>Başı (baş) çekmek:</strong> -1. Bir işte ön ayak olmak, bir işin yapılmasında Öncü olmak. -2. Halayın başında bulunup oyunu yönetmek.<br />
<strong>Başı dara düşmek (başı daralmak) :</strong> -1. Sıkıntılı bir durum içinde&#8217; ol­mak. -2. Paraca darlığa düşmek.<br />
<strong>Başı darda (kalmak, olmak) :</strong> Sıkıntı içinde (olmak).<br />
<strong>Başı derde girmek (düşmek) :</strong> Üzücü, sıkıntı verici bir durumla karşı­laşmak.<br />
<strong>Başı dik (dimdik, alnı açık) ;</strong> Onurlu; onurlu biçimde.<br />
<strong>Başı dertte (olmak) :</strong> Sıkıntılı, tehlikeli bir durum içinde (olmak).<br />
<strong>Başı dinç (olmak):</strong> Herhangi bir kaygısı/sorunu olmayan (olmamak),<br />
huzur içinde yaşayan (yaşamak).<br />
<strong>Başı dönmek:</strong> -1. Dengesini yitirip düşecek gibi olmak. -2. Kötü bjr «şey karşısında karşısında bunalmak, sıkılmak. -3. Görkemli, ilk kez -<br />
görülen bir şey karşısında şaşırıp kalmak. -4. Ulaştığı zenginlik ya da<br />
mevki nedeniyle şımarıkça davranışlarda bulunmak.<br />
<strong>Başı dumanlı:</strong> -1. (Dağ için) Tepesini, doruğunu sis bürümüş. -2. İçki­den sarhoş olan ya da sevgi nedeniyle kendinden geçen (kimse); ka­fası dumanlı. -3. Açık seçik düşünebilecek, karar verebilecek, durum­da olmayan (kimse).<br />
<strong>Başı eğik (olmak, kalmak):</strong> Söz söyleyemez, direnemez, mahcup du­rumda (olmak); kafası eğik.<br />
<strong>Başı göğe ermek (değmek) :</strong> Beklenmedik bir anda büyük bir mutlu­luğa kavuşmak; bundan ötürü çok böbürlenmek. (Kimi zaman alay&#8217; yolu kullanılır.)<br />
<strong>Başı hoş olmamak (bîr şeyle), (biriyle) :</strong> -1. Ondan hoşlanmamak. -2. O kimseyle arası bozuk olmak; kafası hoş olmamak.<br />
<strong>Başı için (birinin) :</strong> Değer verilen kişinin hayatı sözkonusu edilerek kullanılan ant ya da yalvarma sözü.<br />
<strong>Başı kabak:</strong> -1. Saçları dökülmüş. -2. Başında şapka, başörtüsü vb. olmayan.<br />
<strong>Başı kalabalık olmak:</strong> Yanında iş, konuşma vb. nedenlerle birçok kimse bulunmak.<br />
<strong>Başı kazan gibi olmak :</strong> -1. Gürüjtü, vb&#8217;den çok rahatsız olmak. -2. Ça­lışmak vb&#8217;den dolayı zihinsel yorgunluk duymak; kafası kazan gibi olmak.<br />
<strong>Başımla beraber :</strong> Memnuniyetle, seve seve, hiç rahatsız olmaksızın.<br />
<strong>Başına bela etmek (birini, bir şeyi) :</strong> Onu kendisine sıkıntı verecek bir durumu getirmek; o şeyin kendisini tedirgin edecek duruma gel­mesine neden olmak.<br />
<strong>Başına bela kesilmek :</strong> Bir kimse ya da şey, sıkıntı verecek, dert ola­cak duruma gelmek.<br />
<strong>Başına bela olmak :</strong> Bir şey ya da kimse sıkıntı verir duruma gelmek.<br />
<strong>Başına bela sarmak :</strong> Birisine bir şeyi musallat etmek, o şeyin onu ra­hatsız etmesine yol açmak.<br />
<strong>Başına belayı satın almak :</strong> Rahatsız edici, üzücü olduğu sonradan anlaşılan bir işe kendi isteğiyle girişmiş olmak.<br />
<strong>Başına bir şey (bela, bokluk, hal, İş, kaza vb) gelmek :</strong> Kötü bir du­ruma düşmek, istenmeyen bir durumla karşılaşmak.<br />
<strong>Başına bitmek (birinin) :</strong> İstemediği halde yanına gelip bir türlü ordan ayrılmamak, ısrarlı isteklerde bulunmak.<br />
<strong>Başına buyruk :</strong> -1. Hiç kimseden izin almak gereğini duymadan, İste­diği gibi davranan. -2. özgür, bağımsız (bir biçimde).<br />
<strong>Başına çalmak (bir şeyi) :</strong> -1. Bir şeyle vurmak. -2. Bir şeyi öfkeyle geri vermek ; kafasına çalmak.<br />
<strong>Başına çıkarmak (birinin) :</strong> Onu çok şımartmak; tepesine çıkarmak.<br />
<strong>Başına çıkmak:</strong> Birinin hoşgörüsünü, yakınlığını fırsat bilip şımarıkça davranmak; tepesine çıkmak.<br />
<strong>Başına çorap örmek :</strong> Birini kötü duruma düşürmek için gizli plan ha­zırlamak; çorap örmek.<br />
<strong>Başına dikilmek :</strong> Başucunda durmak, rahatsız etmek; tepesine dikil­mek.<br />
<strong>Başına iş açmak :</strong> Zor, zorunlu bir işe kendi İsteğiyle girişmek. Başına kakmak : Yaptığı iyiliği, iyilik yaptığı kimsenin yüzüne karşı<br />
söyleyerek onu incitmek; kafasına kakmak. Başına kalmak : Bir işin yapılması, bir kimsenin bakımı, ağırlanması<br />
onun görevi olmak.<br />
<strong>Başına vur, ağzından lokmasını al:</strong> Uysal, boyun eğen (kimse). (Kars. Yumuşak baştı.)<br />
<strong>Başından aşağı kaynar sular dökülmek :</strong> bk. Başından kaynar su dökülmek.<br />
<strong>Başından atmak (defetmek) (birini) (bir şeyi) :</strong> -1. Rahatsızlık veren, artık sıkıa olan bir kimseyle olan ilişkiye son vermek. -2. Yapılması güç olan ya da çok zaman alacak olan bir işi bırakmak.<br />
<strong>Başından büyük işlere girişmek (kalkışmak) :</strong> Bilgi, beceri ve yetkisi­ni aşan işleri yapmak istemek, bunlara yeltenmek.<br />
<strong>Başından geçmek:</strong> Söz konusu olayı (olayları) yaşamış olmak; söz konusu durumla daha önce karşılaşmış olmak.<br />
<strong>Başından (aşağı) kaynar su (sular) dökülmek :</strong> Üzücü, utandırıcı bir olay, durum karşısında büyük bir sıkıntı duymak; vücudunu sıcak bir ter basmak; kafasından kaynar su dökülmek.<br />
<strong>Başından savmak (bir şeyi, bir kimseyi) :</strong> Onu herhangi bir bahane ile uzaklaştırmak.<br />
<strong>Başında olmak (bir durum birinin) :</strong> Aynı sıkıntılı durumu yaşamakta olmak.<br />
<strong>Başında paralansın (parçalansın) :</strong> Yapılan bir iyilik çok söylendiğin­de ya da pek bir işe yaramadığında, o iyiliğin artık istenmediğini be­lirten iîenç sözü; kafasında paralansın.<br />
<strong>Başını ağrıtmak :</strong> -1. Gereksiz, yersiz sözlerle bunaltmak. -2. Tedirgin etmek, uğraştırmak, can sıkmak; kafasını ağırtmak.<br />
<strong>Başını (baş) alamamak (bir şeyden):</strong> O şeyden kendisini bir türlü kurtaramam ak.<br />
<strong>Başını alıp gitmek (kaçmak, savuşmak):</strong> -1. Hiç kimseye danışma­dan, haber de vermeden bulunduğu yerden uzaklaşmak. -2. (Fiyat, ücret, faiz vb) Gittikçe artmak, yükselmek.<br />
<strong>Başını (başında) beklemek:</strong> Bir kimseyi, şeyi korumak, gözetlemek<br />
<strong>Başını belaya (derde) sokmak (salmak) :</strong> Hiç gereği yokken bir kim­seyi sorumlu kılan, başını ağrıtan bir duruma itmek..<br />
<strong>Başını boş bırakmak:</strong> Bir şeyi ya da kimseyi kendi haline bırakmak; denetim altına tutmamak.<br />
<strong>Başını dinlemek :</strong> Kalabalıktan, gürültüden uzak, sessiz sakin bir yer­de dinlenmek; kafasını dinlemek.<br />
<strong>Başını döndürmek :</strong> -1 .(Korku, içki, tütün vb) Baygınlık vermek, bayıla­cak duruma getirmek. -2. Çok beğenmek, büyük bir ilgi duymak.<br />
<strong>Başını ezmek:</strong> Birisini bir daha kötülük yapamayacak duruma getir­mek, yok etmek; kafasını ezmek.<br />
<strong>Başını gözünü yarmak :</strong> Bir işi istenildiği gibi yapmamak; o işi kusur­lu, eksik bir biçimde yapmak; kafasını gözünü yarmak.<br />
<strong>Başını (bir şeyden) kaldırmamak (kaldıramamak) :</strong> -1. Bir işi yapar­ken hiç ara vermemek, o işin gidişini bozacak başka bir iş yapma­mak; kafasını kaldırmamak. -2. Hasta bir türlü iyileşip ayağa kalka-mamak; kafasını kaldırmamak.<br />
<strong>Başını kaşımaya vakti olmamak (başını kaşıyacak durumda olma­mak) :</strong> İşleri çok ve sıkışık durumda* olmak; kafasını kaşımaya vakti olmamamak.<br />
<strong>Başının artından çıkmak (bir şey, birinin):</strong> Kötü bir şey birinin, kur­nazca hazırladığı bir plana göre yapılmak; kafasının altından çık­mak.<br />
<strong>Başının çaresine bakmak:</strong> İçinde bulunduğu güç durumdan kendi olanaklarıyla kurtuluş yolu aramak.<br />
<strong>Başının derdi: </strong>(özellikle çocuklar için sitem yollu söylenir) Çok rahat­sızlık veren, eziyet eden; baş belası.<br />
<strong>Başının etini yemek :</strong> Birisinden ısrarla, bıkkınlık verecek ölçüde bir şeyler istemek; kafasının etini yemek.<br />
<strong>Başını şişirmek :</strong> Çok konuşmak ya da gürültü vb ederek başının ağrı­masına yol açmak; kafasını şişirmek.<br />
<strong>Başını taşa (taştan taşa) vurmak :</strong> Bir fırsatı kaçırınca ya da başarısız­lığa uğrayınca çok üzülmek, kafasının taştan taşa vurmak.<br />
<strong>Başını yakmak (birinin) :</strong> Onu tehlikeli bir duruma sokmak, zarar sokmak<br />
<strong>Başını yemek (birinin):</strong> -1. Bir kimsenin tehlikeli, güç bir duruma düş­mesine yol açmak. -2. Öldürmek, ölümüne yol açmak. -3. bk. Başı­nın etini yemek.<br />
<strong>Başın (başınız) sağ olsun:</strong> Bir yakını ölmüş kimseye söylenen teseli sözü.<br />
<strong>Başı önünde: </strong>-1. Terbiyeli, uslu (kimse). -2. Utangaç, mahcup (kim­se).<br />
<strong>Başı sıkışmak (sıkılmak) :</strong> Herhangi bir güçlükle karşılaşmak. Başı sonu belli değil: Çok düzensiz, karmakarışık. Başı (başı beyni) şişmek: Gürültü, yorgunluk vb&#8217;den çok rahatsız ol­mak; kafası şişmek.<br />
<strong>Başı tutmak:</strong> Gürültü, fazla konuşma, üzüntü ya da başka bir nedenle başı ağrımaya başlamak; kafası tutmak.<br />
<strong>Başı yerine gelmek :</strong> Kafası dinlenmiş, yorgunluğu gitmiş olmak; ka­fasın yerine gelmek.<br />
<strong>Başı yukarda :</strong> Onurlu, kibirli, kendini beğenmiş (kimse). (Kars. Burnu havada)<br />
<strong>Baş kaldırmak (bir şeye, birine) :</strong> Ayaklanmak, İsyan etmek, karşı gelmek.<br />
<strong>Baş kıç belli değil:</strong> &#8220;Burada, bu toplulukta tam bir kargaşa, düzensiz­lik hâkim: Kim yönetici; kimler yönetiliyor belli değil.&#8221; anlamında..<br />
<strong>Baş koymak (bîr şeye):</strong> Bir ülkü, amaç uğruna ölümü bile göze alıp uğraşmak.<br />
<strong>Baş tacı etmek (bîrin):</strong> Ona büyük saygı göstermek, değer vermek. Başta gelmek: En ön sırada olmak, üstün durumda bulunmak; önde gelmek.<br />
<strong>Başta gitmek :</strong> En ileri, en üstün, durumda bulunmak. Baştan aşağı (asağa) (Baştan ayağa); Başından sonuna kadar; bü­tünüyle; tepeden tırnağa.<br />
<strong>Baştan başa :</strong> Bütünüyle, her yönüyle, iyice,.bir uçtan Öbür uca kadar. (Kars. Tepeden tırnağa)<br />
<strong>Baştan çıkarmak (birini) :</strong> Onu etkileyerek kötü yola sürüklemek, doğ­ru yoldan saptırmak; ayartmak.<br />
<strong>Baştan çıkmak:</strong> Yasadışı, ahlakdışı yollara sapmak;, kotu insan ol­mak.<br />
<strong>Baştan savma (iş):</strong> Özen göstermeden, gelişigüzel bir biçimde yapı­lan (iş).<br />
<strong>Baştan savmak:</strong> bk. Başından savmak.<br />
<strong>Belasını aramak :</strong> Kendisi için tehlikeli bir durum yaratmak. (Kars. Ca­nına susamak, eceline susamak, kanına susamak.)<br />
<strong>Belasını bulmak :</strong> Yaptığı kötülüklerin karşılığını bulmak, cezasını çek­mek.<br />
<strong>Belaya çatmak :</strong> Tedirgin edici bir durumla ya da kavgacı biriyle karşı­laşmak.<br />
<strong>Bel bağlamak (birine, bir şeye):</strong> Ona güvenmek, inanmak. Bel bei bakmak : Şaşkın şaşkın bakmak.<br />
<strong>Belge almak :</strong> İki yıl aynı sınıfta üst üste kalan öğrenci, okuldan uzak­laştırılmak.<br />
<strong>Beli bükülmek :</strong> Yaşlılık nedeniyle bir iş yapamaz duruma gelmek. Beli gelmek : Cinsel İlişki sırasında boşalmak. Belini bükmek (bir şey, bir kimse birinin): O, söz konusu kimsenin<br />
çaresizlik içinde kıvranmasına yol açmak.<br />
<strong>Belini doğrultmak:</strong> İşlerini düzene koymak (Kars. (İşi) yoluna koy­mak.)<br />
<strong>Belini kırmak:</strong> -1. Fena halde dövmek. -2. Hırpalamak, bir şey yapa­maz duruma getirmek. -3. Bir işin en güç kısmını yapıp bitirmek, ko­laylaştırmak<br />
<strong>Belirli belirsiz:</strong> Çok az belli olan, zorlukla seçilebilen. Belli başlı: -1. En önemli, başlıca. -2. Belirli. Belli belirsiz: Çok az belli olan, kolayca sezilemeyen. Bel vermek: -1. (Duvar için) Ortası kamburlaşmak. -2. (Tavan için)<br />
Aşağı doğru sarkmak.<br />
<strong>Benden günah gitti (Benden söylemesi) :</strong> &#8220;Ben görevimi yaptım, ge­rekeni söyledim; bundan sonrası için sorumluluk kabul etmem.&#8217; anla-, mında.<br />
<strong>Benden sonra tufan :</strong> Kendinden sonrakileri, sonra olacakları düşün­meyen kimsenin tutumunun yanlışlığını belirtmek için söylenir. Benden uzak olsun da, Mısır&#8217;a sultan olsun : &#8220;Söz konusu kimse, ne­rede, hangi mevkide olursa olsun, yeterki benden uzakta bulunsun.&#8221; anlamında. Bende (sende, onda) o göz var mı? : &#8220;Bunlara inanacak kadar saf<br />
mıyım? (saf mısın?) , (saf mı?).&#8221; anlamında.<br />
<strong>Ben derim bayram haftası, o anlar mangal tahtası:</strong> &#8220;Benim söyledik­lerimden bambaşka şeyler anlıyor, anlamlar çıkarıyor.&#8221; anlamında. Ben diyorum hadımım, o diyor (soruyor) oğul uşaktan neyin var (çoluk çocuktan ne haber?) : &#8220;Ben gücüm olmadığını, bu işi yapama­yacağımı söylüyorum; o hâlâ benden yardım istiyor, birtakım işler yapmamı umuyor.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Benim diyen :</strong> Kendine çok güvenen (insan).<br />
<strong>Benim oğlum bina olur, döner döner yine okur:</strong> Hiçbir sonuca var­madan aynı şeyleri yineleyip duran kimse için alay yollu söylenir.<br />
<strong>Benzi atmak (uçmak) :</strong> Korkudan ya da heyecandan yüzü sararmak; beti benzi atmak.<br />
<strong>Benzi kül gibi olmak :</strong> Korkudan yüzünden kan çekilmek, yüzü sapsa­rı olmak.<br />
<strong>Benzine kan gelmek :</strong> İyileşmek, canlanmak.<br />
<strong>Berabere kalmak:</strong> Bir oyunda her iki tarafın da aldığı sayılar eşit ol­mak, yenişememek.<br />
<strong>Bereket versin (bereket ki, bereket versin ki) :</strong> -1. &#8220;Tanrıya şükür ki.&#8221; anlamında yaşanılan kötü bir durum için söylenir. -2. &#8220;Tanrı size bol para versin.&#8221; anlamında iyi dilek sözü.<br />
<strong>Besledik büyüttük danayı, (şimdi) tanımaz oldu anayı:</strong> &#8220;0 kimseyi biz yetiştirdik, bu hale getirdik, şimdi yüzümüze bile bakmıyor.&#8221; anla­mında.
</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.edebiyat.tc/b-sozlugu-deyim/2/"><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>B Harfinin Devamı&#8212;-&gt;</strong></span></span></a></p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/b-sozlugu-deyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>C &#8211; Ç Sözlüğü (Deyim)</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/c-c-sozlugu-deyim/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/c-c-sozlugu-deyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 00:44:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/?p=1083</guid>
		<description><![CDATA[C
Cadı kazanı: Alabildiğine dedikodu yapılan, fesat kurulan yer, ortam. Caka satmak : Gösteriş yapmak, büyüktük taslamak ; çalım satmak.
Cami yıkılmış ama mihrabı yerinde : Yaşlanmış ama eski güzelliğini
pek yıtirmemiş kadın İçin söylenir.
Can acısı: Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı, ağrı.
Can afacak (can alıcı) (yer, nokta) : Bir konunun ya da şeyin en
önemli noktası (yeri).
Can [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>C</strong></span></span></p>
<p><strong>Cadı kazanı:</strong> Alabildiğine dedikodu yapılan, fesat kurulan yer, ortam. Caka satmak : Gösteriş yapmak, büyüktük taslamak ; çalım satmak.<br />
<strong>Cami yıkılmış ama mihrabı yerinde :</strong> Yaşlanmış ama eski güzelliğini<br />
pek yıtirmemiş kadın İçin söylenir.<br />
<strong>Can acısı:</strong> Vücudun herhangi bir yerinde duyulan şiddetli acı, ağrı.<br />
<strong>Can afacak (can alıcı) (yer, nokta) :</strong> Bir konunun ya da şeyin en<br />
önemli noktası (yeri).<br />
<strong>Can almak :</strong> Ölüme yol açmak, öldürmek.<br />
<strong>Can atmak (bir şeye, bir şey yapmaya) :</strong> Onu elde etmeyi, herhangi<br />
bir duruma kavuşmayı çok istemek.<br />
<strong>Cana can katmak :</strong> İnsanın dinçliğini, neşesini artırmak, yaşamayı da­ha çekici duruma getirmek. Cana kastetmek : bk. Canına kastetmek. Cana kıymak : bk. Cantna kıymak.<br />
<strong>Cana yakın :</strong> -1. Sevimli, içten, sokulgan kimse. -2. Şirin, gönül okşayı­cı şeyler için kullanılır.<br />
<strong>Can benim, çıksın elin canı:</strong> &#8220;Ben sağlığıma, sahip olduğum şeylere düşkünüm, bunun için ben üzülmeyeyim de, başkalarına ne olursa olsun.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Can beslemek :</strong> Hiç kaygı duymadan, yalnızca yiyip içip rahatına bak­mak.<br />
<strong>Can borcu </strong>: İnsana yaşama olanağı veren Tanrı&#8217;ya ya da kendisini ölüm tehlikesinden kurtaran bir kimseye olan manevi borç.<br />
<strong>Can borcunu ödemek :</strong> Ölmek, vefat etmek.<br />
<strong>Canciğer kuzu sarması:</strong> Birbirlerinden hiç ayrılmayan, birbirini çok seven, içli dışlı, candan {iki dost). (Kars. Ahbap çavuşlar, İki ahbap çavuş.)<br />
<strong>Can çekişmek :</strong> -1. (Canlı için) Ölmek üzere bulunmak, son nefesini vermek üzere olmak. -2. Sona ermek, yıkılmak üzere olmak. -3. (Gü­neş) Batmak üzere olmak.<br />
<strong>Can damarı: </strong>-1. Bir İnsanın kendisi için en gerekli saydığı şey. -2. Bir şeyin en önemli, en duyarlı yönü.<br />
<strong>Can damarına basmak :</strong> -1. Bir kimsenin en önemli, en duygulu yönü­nü açığa vurmak. -2. Bir İşin en Önemli noktası üzerinde durmak.<br />
<strong>Candan (canından) geçmek </strong>: Bir şey uğrunda canını bile verebilecek ölçüde bir özveri içinde olmak; o şey için ölümü göze almak.<br />
<strong>Can dayanmamak (bir şeye):</strong> -1. Kötü, aa bir durum karşısında da­yanıklılığını yitirmek. -2. Sevinçli bir durumdan hoşnut olmak.<br />
<strong>Can derdine düşmek:</strong> Kendi canını korumak, kurtarmak için çaba göstermek, kendini kurtarmaya bakmak.<br />
<strong>Can dostu :</strong> Pek içten dost, çok sevilen dost.<br />
<strong>Can düşmanı:</strong> Aşırı düşmanlık gösteren kimse, şey.<br />
<strong>Can evi:</strong> -1. Kalp, yürek, gönül. -2. Bir şeyin en duyarlı noktası.<br />
<strong>Can evinden (evine) vurmak (yıkmak) (birini) :</strong> En duyarlı yerinden saldırmak, en hayati noktasından yaralamak.<br />
<strong>Can feda (kurban) :</strong> Uğrunda ölüm bile göze alınabilecek kadar gü­zel, iyi olan kimse, şey için söylenir.<br />
<strong>Can (canı) gelmek :</strong> Güç kazanmak, canlanmak.<br />
<strong>Can havli ile :</strong> Canını kurtarmaktan, ölüm korkusundan kaynaklanan güçtü tepkiyle..<br />
<strong>Can havline düşmek :</strong> Canını kurtarmak kaygısı içinde olmak.<br />
<strong>Canı acımak:</strong> Vücudun herhangi bir yerinde acı duymak ; canı yan­mak.<br />
<strong>Canı (yüreği) ağzına gelmek :</strong> -1. Çok heyecanlanmak. -2. Çok kork­mak.<br />
<strong>Canı burnuna gelmek :</strong> Bir şey yapılırken çok zorluk çekmek; bunal­mak.<br />
<strong>Canı burnunda :</strong> Yorgun, bezgin; olup bitenlere kazanamayacak du­rumda olan.<br />
<strong>Canı cehenneme :</strong> Sevilmeyen bir kimse ya da şey İçin duyulan nefre­ti, öfkeyi ya da umursamazlığı anlatmak için söylenir.<br />
<strong>Canı çekilmek :</strong> Vücudun bir organı için, gücünü canlılığını yitirmek.<br />
<strong>Canı çekmek (bir şeyi) :</strong> Onu istemek, arzulamak, ona imrenmek. (Kars. Ağzı sulanmak, gönlü çekmek.)<br />
<strong>Cam çıkmak:</strong> -1. Zor bir İş görüp pek bitkin bir duruma düşmek. -2. Çok örselenip yıpranmak. -3. Ölmek.<br />
<strong>Canı geçmek :</strong> Uyumak, dalmak.<br />
<strong>Canı gelmek:</strong> bk. Can gelmek.<br />
<strong>Canı gitmek (bir şeye) :</strong> Özen gösterilen, üzerine titrenen bir şeye za­rar gelecek diye çok kaygılanmak.<br />
<strong>Canı gönülden (yürekten) :</strong> İçtenlikte, samimi olarak, İsteyerek.<br />
<strong>Canı ile oynamak </strong>: Tehlikeli işlerle uğraşmak.<br />
<strong>Canı ile uğraşmak :</strong> Eski sağlıklı durumuna kavuşmaya çalışmak, öt­memek için çaba harcamak.<br />
<strong>Canı istemek (bir şeyi):</strong> -1. Bir şeyi yapmaya ilgi, heves duymak. -2. Bir şeye karşı içinde istek uyanmak.<br />
<strong>Canı isterse : </strong>Olumsuz bir yanıt karşısında, &#8220;Kabul etmezse etmesin&#8221; anlamında umursamazlık bildirir.<br />
<strong>Canıma değsin :</strong> bk. Oh canıma d eğ s in.<br />
<strong>Canımın içi</strong>: Canım kadar çok sevdiğim kimse.<br />
<strong>Canımı sokakta bulmadım :</strong> &#8216;Bu sıkıntıya katlanmaya, bu tehlikeye atıl­maya hiç niyetim yok.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Canım yanmaz: </strong>Üzülmeye konu olan şey ile yol açtığı kötü durum arasında denklik olmadığı durumlarda kullanılan yazıklanma sözü.<br />
<strong>Canına acımamak:</strong> Kendini tehlikelerden korumayı düşünmemek,, kendini yıpratmak, sağlığını düşünmemek.<br />
<strong>Canına değmek :</strong> Hoşlandığı bir şey olduğu, bir şeyi yaptığı için keyif­lenmek.<br />
<strong>Canına değsin :</strong> &#8220;Yapılan iyilikler o ölmüş kimseye ulaşsın, onun ruhu&#8217; şad olsun.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Canına düşkün :</strong> Kendine iyi bakan, her şeyine Özen gösteren, rahatı­na düşkün (kimse).<br />
<strong>Canına (cana) kastetmek :</strong> öldürmeye niyet etmek.<br />
<strong>Canına (cana) kıymak:</strong> -1. Bir kimseyi, canlıyı öldürmek, katletmek. -2. Kendini öldürmek, intihar etmek. -3. Gücünü aşan işleri yaparak kendine eziyet etmek.<br />
<strong>Canına minnet:</strong> Herhangi bir durumu, başka durumlarla karşılaştırdı­ğında daha iyi bulan kimse için söylenir.<br />
<strong>Canına okumak :</strong> -1. Bir kimseye, hayvana, şeye büyük zarar vermek. -2. İyi bir şeyi, yolunda giden bir işi berbat etmek.<br />
<strong>Canına susamak :</strong>Belayı üzerine çekecek, kendisinin ölümüne yol aça­cak davranışlarda bulunmak. (Kars. Belasını aramak, eceline susa­mak.)<br />
<strong>Canına tak demek (etmek):</strong> Bir sıkıntı, olumsuzluk, artık katlanılmaz duruma gelmek. (Kars. Bıçak kemiğe dayanmak)<br />
<strong>Canına tükürdüğüm (tükürdüğümün, üfürdüğüm):</strong> Kızılan bir şey­den söz ederken söylenir.<br />
<strong>Canına yandığım (yandığımın) :</strong> Öfke, hayranlık, sevgi gibi duyguları belli ezgilemelerle anlatır. .<br />
<strong>Canına yetmek</strong>: -1. Artık dayanamayacak duruma gelmek, bezmek, bıkmak. -2. Bıktırmak, bezdirmek.<br />
<strong>Canından bezmek (bıkmak, usanmak) :</strong> Yaşama isteği yok olacak ka­dar sıkıntı içinde olmak.<br />
<strong>Canından geçmek :</strong> bk. Candan geçmek.<br />
<strong>Canından etmek (birini) :</strong> Onun ölümüne yol açmak, onu öldürmek.<br />
<strong>Canından olmak:</strong> ölmek.<br />
<strong>Canını acıtmak :</strong> Bir yerinin acımasına yol açmak.<br />
<strong>Canını almak:</strong> -1. Öldürmek. -2. Çok sevindirmek, canını verdirecek kadar memnun etmek.<br />
<strong>Canını bağışlamak:</strong> Öldürmekten vazgeçmek.<br />
<strong>Canını cehenneme göndermek :</strong> öldürmek.<br />
<strong>Canını çıkarmak :</strong> -1. Öldürmek. -2. Çok yormak, hırpalamak. -3. Boz­mak, yıpratmak, eskitmek.<br />
<strong>Canını dar atmak (bir yere):</strong> Tehlikeli durumdan güçlükle kurtularak bir yere sığınmak.<br />
<strong>Canını dişine takmak (almak) :</strong> Bir işe her türlü tehlikeyi göze alarak, bütün gücüyle girişmek.<br />
<strong>Canının derdine düşmek :</strong> Tehlikeli bir durumda kendinden başkasını düşünmemek.<br />
<strong>Canını sıkmak:</strong> Neşesini kaçırmak, keyfini bozmak, üzmek.<br />
<strong>Canını sokakta (pazarda) bulmamak :</strong> Bedeni olur olmaz şeylerle yıpratmamak, sağlığın değerini bilmek.<br />
<strong>Canını vermek :</strong> Değerli bir şey uğruna her türlü fedakârlığı yapmak, hatta ölümü bile göze almak.<br />
<strong>Canını yakmak : </strong>-1. Bir yerini acıtmak, act vermek. -2. Sıkıntı ve zara­ra uğratmak.<br />
<strong>Canı pahasına :</strong> Ölümü göze alarak, hayatını tehlikeye atarak.<br />
<strong>Canı sağ olsun:</strong> Çeşitli kayıplar karşısında &#8220;Kendisi sağ ya, önemli olan bu&#8221; anlamında teselli sözü.<br />
<strong>Canı sıkılmak:</strong> -1. Yapacak bir işi, oyalanacak bir şey olmadığı için bir sıkıntı duymak. -2. Bir olaydan, durumdan büyük üzüntü duymak; neşesi kaçmak. -3. Bir kimse için yan üzülmek, yan öfkelenmek.<br />
<strong>Canı tatlı:</strong> Zorluklara katlanmayı göze almayan (kimse).<br />
<strong>Canı tez:</strong> Bir işin çabucak yapılmasını isteyen, sabırsız (kimse). (Kars. İçi tez.)<br />
<strong>Canı yanmak :</strong> -1. Vücudun herhangi bir yerinde aa duymak; canı acı­mak. -2. Aa bir deneme geçirmek, bir İşte büyük zarara uğramak.<br />
<strong>Canı yok mu? :</strong> -1. &#8220;O, bu sıkıntıya nasıl dayanıyorsa sen de dayanma­lısın.&#8221; -2. &#8220;Ona bu kadar zor bir işi yaptırmak insafsızlıktır.&#8221; -3. &#8220;O da o şeyden istiyor.&#8221; anlamlannda.<br />
<strong>Can kalmamak :</strong> Gücü tükenmek, bitkin duruma gelmek.<br />
<strong>Can kaybı: </strong>Tehlikeli bir durumda meydana gelen ölüm; ölüCan kaygısı (korkusu) : -2. Öleceğini sanmaktan doğan korku. -2. Bu korkuyla ölmemek İçin çabalama.<br />
<strong>Can kaygısına düşmek :</strong> Hayatını&#8217; kurtarmaktan başka bir şey düşün­memek.<br />
<strong>Can kulağı ile dinlemek (birini, bir şeyi):</strong> Anlatılanları iyice kavrama­ya çalışarak, dikkatlice dinlemek.<br />
<strong>Can kuşu:</strong> Ruh.<br />
<strong>Canla başla :</strong> Her türlü fedakârlığı göstererek, var gücüyle.<br />
<strong>Canlı cenaze </strong>: Çok zayıf, çelimsiz (kimse).<br />
<strong>Can sağlığı:</strong> -1. İhsanın sağ ve sağlıklı olması. -2. İçinde bulunulan iyi durumla yetinmek, daha iyisini beklememek gerektiğini belirtmek için söylenir.<br />
<strong>Can sıkıcı:</strong> Üzüntü ve tedirginlik veren, üzücü, sıkıntılı.<br />
<strong>Can sıkıntısı:</strong> Yapacak bir iş ya da oyalanacak bir şey bulamayan kimsenin duyduğu ruhsal tedirginlik, bunalım.<br />
<strong>Can sıkmak:</strong> Usanç vermek, bıktırmak.<br />
<strong>Can vermek :</strong> -1. Ölmek. -2. Kutsal sayılan şeyler için hayatını feda et­mek. -3. Diriltmek, canlandırmak.<br />
<strong>Can yakmak:</strong> -1. Acıtmak, eziyet etmek, zulmetmek. -2. Bîr kimseyi büyük zarara uğratmak.<br />
<strong>Can yoldaşı:</strong> Yalnızlıktan kurtulmak için birlikte yaşanılan kimse, hay­van, şey.<br />
<strong>Cartayı çekmek :</strong> -1. Ölmek. -2. Yellenmek, osurmak.<br />
<strong>Cart curt etmek :</strong> &#8220;Şöyle yaparım, böyle yaparım&#8221; diye yüksekten ko­nuşmak, korkutmaya çalışmak.<br />
<strong>Cart kaba kâğıt:</strong> &#8220;Senin yüksekten atmana, korkutmana hiç kimse al­dırmıyor.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Cavlağı çekmek:</strong> Ölüp gitmek.<br />
<strong>Cebi delik:</strong> Parasız, züğürt (kimse).<br />
<strong>Cebinde akrep olmak</strong>: Cimri olmak, para harcama konusunda çok is­teksiz davranmak. (Kars. Elî cebine varmamak.)<br />
<strong>Cebinden çıkarmak (birini) :</strong> Zekâ, bilgi, beceri vb. bakımlardan söz konusu kimseden üstün olmak.<br />
<strong>Cebine indirmek (atmak) (bir şeyi) :</strong> Hakkı olmayan bir şeyi kendine mal etmek.<br />
<strong>Cebini doldurmak:</strong> Fırsatlardan yararlanıp bol para kazanmak.<br />
<strong>Cebi para görmek:</strong> Artık para kazanmaya başlamak; eli para gör­mek.<br />
<strong>Cehennem azabı:</strong> Dayanılmaz, çok büyük üzüntü, eziyet.<br />
<strong>Cehenneme kadar yolu var:</strong> &#8220;Hiç buralarda görünmesin, defolup git­sin, cehenneme gitsin.&#8221; anlamında kızgınlık sözü.<br />
<strong>Cehennem gibi:</strong> Çok aşırı ölçüde sıcak.<br />
<strong>Cehennemin dibi (bucağı) :</strong> Çok uzak, varılması pek güç yer.<br />
<strong>Cehennemin dibine gitmek, cehennem olmak :</strong> Defolup gitmek.<br />
<strong>Cemaziyelevvelîni bilmek (birinin):</strong> Onun herkesçe bilinmeyen, geç­mişteki kötü bir durumunu bilmek.<br />
<strong>Cephe almak (birine) :</strong> Ona karşı düşmanca tavır takınmak; bir düşün­ceye karşı olmak, direnmek.<br />
<strong>Cepheden hücuma geçmek :</strong> Doğrudan, açıkça karşı çıkmak.<br />
<strong>Cesaret almak (bulmak) :</strong> Bir kimseye, şeye güvenerek gücü artmak.<br />
<strong>Cesaret etmek (bir şeye):</strong> Tehlikeli bir işe korkmadan girişmek, güç-<br />
füğü ya da tehlikeyi göze almak.<br />
<strong>Cesaret gelmek : </strong>Yılgınlığı gitmek, yüreklenmek.<br />
<strong>Cesaret göstermek :</strong> Yürekli davranmak.<br />
<strong>Cesaretini kırmak :</strong> Cesaretini yok etmek, yürekliliğini sarsmak, umut­suzluğa düşürmek.<br />
<strong>Cesaret vermek (birine) :</strong> Birinin yılgınlığını gidermek, birini yüreklen­dirmek; ona moral vermek.<br />
<strong>Cevabı yapıştırmak (dayamak):</strong> Karşısındakine hiç de beklemediği ters ve kesin bir yanıt vermek.<br />
<strong>Cevahir (cevher) yumurtlamak :</strong> Saçma sapan konuşmak.<br />
<strong>Cevap vermek (bir şeye) :</strong> Bir gereksinimini karşılamak.<br />
<strong>Cevher yumurtlamak :</strong> bk. Cevahir yumurtlamak.<br />
<strong>Ceza almak:</strong> -1. (Öğrenci için) Cezalandırmak. -2. (Suçlu İçin) Para ödeme zorunda bırakılmak.<br />
<strong>Ceza çekmek:</strong> İşlediği suçtan ötürü hapiste yatmak; cezasını çek­mek.<br />
<strong>Ceza kesmek (bîrine) </strong>: Bir görevli, yasadışı bir davranışı nedeniyle suçluya para cezası yazmak.<br />
<strong>Cezasını çekmek:</strong> -1. bk. Ceza çekmek. -2. Yaptığı yanlış bir işin, davranışın zararını görmek.<br />
<strong>Cezaya çarptırmak (birini) :</strong> Onu cezalandırmak.<br />
<strong>Ceza yemek :</strong> Cezalandırılmak. (Kars. Hüküm giymek.)<br />
<strong>Cıcığı çıkmak : </strong>Çok hırpalanmak.<br />
<strong>Cici bici:</strong> Güzel, İyi, yeni, sevimli, renkli ve süslü eşyalar için söylenir.<br />
<strong>Cicim ayı:</strong> Evliliğin ilk zamanları, balayt.<br />
<strong>Ciğeri beş para etmez: </strong>Çok değersiz, aşağılık, İşe yaramaz kimse için söyfenir.<br />
<strong>Ciğerini okumak :</strong> Bir kimsenin ne düşündüğünü pek iyi bilir durumda olmak.<br />
<strong>Ciğeri sızlamak (parçalanmak) :</strong> Çok acı duymak, üzülmek (Kars. İçi burkulmak, sızlamak, parçalanmak.)<br />
<strong>Cim karnında bir nokta :</strong> Hiçbir şey bilmeyen, kara cahil kimse için söylenir.<br />
<strong>Cin çarpmak:</strong> Boş inançlara göre cinlerin saldırısına uğrayıp hastalan­mak, sakatlanmak, aklını yitirmek.<br />
<strong>Cin çarpmışa dönmek :</strong> Neye uğradığını anlayamayacağı kötü bir du­ruma düşmek.<br />
<strong>Cin fikirli:</strong> Çok akıllı, çok zeki, çok kurnaz (kimse).<br />
<strong>Cin gibi:</strong> Pek anlayışlı ve çok zeki (kimse).<br />
<strong>Cin ifrit olmak (kesilmek) :</strong> Son derece kızmak, aşırı öfkelenmek.<br />
<strong>Cinler cirit (top) oynamak :</strong> Bir yerde hiç kimse bulunmamak; bir yer tenha ve ıssız olmak.<br />
<strong>Cirit atmak (bir hayvan, bir kimse) : </strong>Zararlı yaratıklar yada insanlar meydanı boş bulup istediği gibi davranmak.<br />
<strong>Cuk oturmak:</strong> -1. bk. Aşığı cuk oturmak. -2. Uygun olmak, uygun düşmek.<br />
<strong>Cümbür cemaat:</strong> Topluca, hep birlikte.</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Ç</strong></span></span></p>
<p><strong>Çakılıp kalmak:</strong> Bulunduğu yerde uzun süre kımıldamadan kalmak, hareketsiz durmak.<br />
<strong>Çalımına getirmek:</strong> Tasarlanan bir İş için uygun zamanı ya da duru­mu bulmak.<br />
<strong>Çalımından geçilmemek :</strong> Kurumundan, büyülenmesinden yanına yaklaşılmaz olmak.<br />
<strong>Çalım satmak:</strong> Yapay davranışlarla büyüklük taslamak. (Kars. Hava atmak.)<br />
<strong>Çalıp çırpmak :</strong> Az çok demeden, eline ne geçerse çalmak.<br />
<strong>Çalmadan oynamak :</strong> Çok neşeli, keyifli bir dyrumda olmak.<br />
<strong>Çam devirmek :</strong> -1. Karşısındakini gücendirecek söz söylemek. -2. Bil­gisizliğini ele verecek sözler söylemek. (Kars. Pot kırmak, gaf yap­mak.)<br />
<strong>Çamur atmak (sıçratmak) (birine) :</strong> Birini kötü bir işe bulaşmış göste­rip lekelemeye çalışmak, İftira etmek. (Kars. Kara çalmak, leke sür­mek.)<br />
<strong>Çamura yatmak:</strong> Borcunu ödememek, verdiği sözü yerine getirme­mek.<br />
<strong>Çam yarması gibi:</strong> İhyan, iri gövdeli kimse için kullanılır.<br />
<strong>Çanak tutmak (açmak) (bir şeye) :</strong> Davranışlarıyla ya da sözleriyle kendisine kötü bir söz söylenmesine, kötü davranışlarda bulunulması­na yol açmak. &#8216;<br />
<strong>Çanak yalamak :</strong> Dalkavukluk etmek, yaltaklanmak.<br />
<strong>Çanak yalayıcı:</strong> Yaltaklanan kimse, dalkavuk.<br />
<strong>Çan çan etmek (Ötmek) :</strong> Durmadan yüksek sesle gevezelik etmek.<br />
<strong>Çanına ot tıkamak :</strong> Birini sesini çıkaramayacak, zarar veremeyecek bîr duruma getirmek.<br />
<strong>Çantada (torbada) keklik :</strong> Elde edilmiş sayılan, elde edileceğine ke­sin gözüyle bakılan (şey).<br />
<strong>Çapraza getirmek (birini) :</strong> Onu tuzağa düşürmek.<br />
<strong>Çapraza sarmak :</strong> İçinden çıkılması güç duruma gelmek. (Kars. Çar­şafa dolanmak.)<br />
<strong>Çaptan düşmek :</strong> -1. Çalışma düzenini bozmuş olmak. -2. Değerin­den bir şeyler yitirmek.<br />
<strong>Çarçur etmek (bir şeyi) :</strong> Elindeki parayı vb&#8217;yi gereksiz yerlere harca­yıp tüketmek.<br />
<strong>Çarçur olmak :</strong> Yararsız yere harcanıp ziyan olmak.<br />
<strong>Çaresine bakmak :</strong> Bir işin, sorunun çözüm yolunu bulmak.<br />
<strong>Çarığı ters giydirmek (birine) :</strong> bk. Pabucu ters giydirmek.<br />
<strong>Çarıklı erkânıharp :</strong> Okuması yazması olmadığı halde kurnaz ya da uyanık davranan kimseler için şaka yollu kullandır.<br />
<strong>Çark etmek:</strong> Verdiği sözden ya da yapacağı İşten dönmek. (Kars. Yüz geri etmek.)<br />
<strong>Çarpık çurpuk :</strong> Çok çarpık; eğri büğrü. (Kars. Eciş bücüş.)<br />
<strong>Çarşafa dolanmak :</strong> İçinden çıkılmaz duruma gelmek. (Kars. Çapraza sarmak.)<br />
<strong>Çarşambadır çarşamba (demek):</strong> Bir konuda gereksiz yere inat (et­mek).<br />
<strong>Çatal kazık :</strong> -1. Bir konuda değişik tutumları yüzünden işin yürümesi­ni engelleyen yetkili kimseler. -2. Çok karışık durum.<br />
<strong>Çatık yüz (çehre, surat) :</strong> Öfkeli yüz.<br />
<strong>Çatır çatır çatlamak :</strong> Çok kıskanmak.<br />
<strong>Çat kapı:</strong> Beklenmedik bir anda.<br />
<strong>Çatlak ses :</strong> Uyumu bozan, istenmeyen söz ya da davranış.<br />
<strong>Çatlasa da patlasa da ;</strong> &#8220;Her türlü çareye başvursa da, ne kadar karşı çıkarsa çıksın.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Çat pat:</strong> -1. Her yerde hazır ve nazır bulunan. -2. Biraz, yarım yama­lak.<br />
<strong>Çaydan (denizden) geçip darede boğulmak :</strong> Bir işin yapılması sıra­sında büyük engelleri aşıp tam sonuca ulaşılacağı anda önemsiz bir-neden yüzünden başarısız olmak.<br />
<strong>Çayı görmeden paçaları sıvamak :</strong> bk. Dereyi görmeden paçaları sı­vamak.<br />
<strong>Çek arabanı:</strong> &#8216;Yıkıl, git, defol.&#8221; anlamında hakaret sözü.<br />
<strong>Çekeceği olmak (birinden, bir şeyden) :</strong> Karşılaşacağı kötü durumlar olmak.<br />
<strong>Çekidüzen vermek (üstüne başına, bir yere) :</strong> Dağınık bir yeri, üstü­nü başını düzgün duruma getirmek, düzeltmek.<br />
<strong>Çekip çevirmek (bir yeri) (birini) :</strong> -1 .Bir yeri, kuruluşu düzene koy­mak, iyi biçimde <strong>yönetmek. -2. Birini tutumlu, düzgün yaşayabilir du­ruma getirmek.<br />
</strong><strong>Çekip gitmek :</strong> Uzaklaşmak, sıvışmak, kaybolmak.<br />
<strong>Çekirdekten yetişme :</strong> Bir meslekte küçük yaştan itibaren görgü ve deneyimini arttırarak ustalaşan kimse için kullanılır.<br />
<strong>Çek (çekiver) kuyruğunu:</strong> &#8220;Artık ondan hiçbir şey bekleme!&#8221;<br />
<strong>Çelişkiye düşmek :</strong> Sözleri ya da davranışları; sözleri ile davranışları birbirini tutmamak, birbiriyle çelişmek; tenakuza düşmek.<br />
<strong>Çelme atmak (takmak) (birine) (bir işe) :</strong> -1. Çelme ile onu düşür­meye çalışmak. -2. İşin başarı ile sonuçlanmasını engellemek.<br />
<strong>Çene çalmak :</strong> Oradan buradan konuşmak, gevezelik etmek.<br />
<strong>Çenen tutulsun :</strong> &#8220;Konuşamaz ot&#8221; anlamına İlenme sözü.<br />
<strong>Çenesi açılmak : </strong>Durmaksızın konuşmak, gevezelik etmek.<br />
<strong>Çenesi durmamak (düşmek) :</strong> Durmadan konuşmak, gevezelik et­mek.<br />
<strong>Çenesi düşük :</strong> Sürekti ve dayanılmayacak kadar çok konuşan, geve­ze kimse için söylenir.<br />
<strong>Çenesi kuvvetli:</strong> Kolay ve etkili konuşan kimse için kullanılır.<br />
<strong>Çenesini açtırmak:</strong> Konuşması için uygun ortam hazırlamak, fırsat vermek.<br />
<strong>Çenesini (bıçak) açmamak :</strong> Herhangi bir nedenle, hiç konuşmamak.<br />
<strong>Çenesini kapamak (kesmek) :</strong> -1. Artık konuşturmamak. -2. Susmak.<br />
<strong>Çenesini tutmak :</strong> Konuşmamak, sır saklamak; ağzını tutmak*<br />
<strong>Çene yarıştırmak :</strong> Gevezelik etmek.<br />
<strong>Çeneye tutmak (birini) :</strong> Aralıksız konuşarak ve konuşturarak onu oyalamak.<br />
<strong>Çene yormak :</strong> Boşuna konuşmak.<br />
<strong>Çetin ceviz:</strong> -1. Yola getirilmesi, kendisine bir durum ya da düşünce­nin benimsetilmesi zor olan kimse için söylenir. -&#8217;2. Başarılması ol­dukça güç olan iş için söylenir.<br />
<strong>Çevir kazı yanmasın :</strong> Kırdığı potun farkına varınca sözünü çevirmeye kalkışanlara alay ya da şaka yollu söylenir.<br />
<strong>Çevre yapmak :</strong> Girişkeniigiyle pekçpk dost edinmek; muhit yapmak.<br />
<strong>Çıban başı:</strong> -1. Kurcalanırsa sonucu kötüye varma olasılığı bulunan sorun. -2. Varlığı, düşünceleri, eylemleri sûrun yaratan kimse.<br />
<strong>Çrfrt çarşısı (gibi):</strong> Çok karışık yer için söylenir.<br />
<strong>Çığır açmak :</strong> Bir alanda eski görüş, anlayış, biçim ya da yöntem yeri­ne yenisini getirmek, başlatmak.<br />
<strong>Çığırından çıkmak:</strong> -1. Doğru yoldan ayrılmak. -2. Düzeltilmesi güç bir duruma girmek.<br />
<strong>Çığlık atmak (koparmak) (çığlığı basmak) :</strong> Kulakları tırmalayacak korkunç sesler çıkararak acı acı bağırmak.<br />
<strong>Çığlık çığlığa :</strong> Çığılık ata ata, bağırıp çağırarak.<br />
<strong>Çıkar yol:</strong> İnsanı güç durumlardan kurtaran davranış, başarıya ulaştı­ran seçenek, <strong>çare; </strong>çözüm yolu.<br />
<strong>Çıkış yapmak:</strong> Bir tartışmada, karşıt görüşte olanları susturmak ama­cıyla sert davranışta bulunmak.<br />
<strong>Çıkmaza girmek:</strong> Bir iş içinden çıkılamayacak bir duruma gelmek, (Kars. Batağa saplanmak.)<br />
<strong>Çıkmaz ayın son çarşambası:</strong> &#8220;Bilinmeyen ve bilinmeyecek olan bir zamanda, hiçbir zaman.&#8217; anlamında şaka yollu söylenir.<br />
Çıldırmak işten (bile) değil: &#8220;Söz konusu ters, aykırı bir durum karşı­sında insan delirebilir.&#8221; anlamında söylenir.<br />
<strong>Çıngar çıkarmak :</strong> Gürültü ve kavgaya yol açmak.<br />
<strong>Çırasını yakmak:</strong> Olumsuz ilişkisi ya da kötü davranışı yüzünden biri&#8217; ni büyük bir zarar uğratmak.<br />
<strong>Çıt çıkarmamak: </strong>En küçük bir ses bile çıkarmamak.<br />
<strong>Çıt çıkmamak :</strong> En hafif bir ses bile çıkmamak.<br />
<strong>Çıtı çıkmamak :</strong> Sessiz durmak, uslu oturmak, yaramazlık etmemek.<br />
<strong>Çiçeği burnunda (çiçeği burnunda, çamuru karnında) :</strong> -1. Taze, he­nüz çıkmış şey için söylenir. -2. Yeni oluşmuş, yeni yapılmış, şey için söylenir. -3. Bir konuda yeni olan kimse için söylenir.<br />
<strong>Çiçek gibi olmak:</strong> Temizlenip paklanmak, göze hoş görünen duruma gelmek.<br />
<strong>Çift çubuk :</strong> Tarım yapabilmek için gerekli üretim araç ve gereçleri.<br />
<strong>Çift dikiş :</strong> Aynı sınıfta iki yıl okuyan öğrenci.<br />
<strong>Çifte kumrular:</strong> Birbirlerinden hiç ayrılmayan, birbirlerini çok seven kimseler. (Kars. Ahbap çavuşlar, iki ahbap çavuşlar.)<br />
<strong>Çiğ çiğ yemek&lt;(birinî):</strong> Öldürecek derecede Öfkelenmek.<br />
<strong>Çiğlik etmek :</strong> Uygunsuz, yersiz davranışta bulunmak.<br />
<strong>Çiğneyip geçmek :</strong> Gereken ilgi ve saygıyı göstermemek.<br />
<strong>Çiğ yemedim ki karnım ağrısın :</strong> &#8220;Suç işlemedim, neden korkayım?&#8221; anlamında.<br />
<strong>Çile çekmek </strong>: Sıkıntı içinde bulunmak, sıkıntı çekmek.<br />
<strong>Çileden çıkarmak (birini):</strong> Birini densiz söz ve davranışlarıyla çok kız­dırmak. (Kars. İfrit etmek.)<br />
<strong>Çileden çıkmak:</strong> Sabır ve dayanma gücünü yitirip taşkınlık göster­mek; kendini kaybetmek. (Kars. İfrit olmak.)<br />
<strong>Çile doldurmak (çıkarmak):</strong> Sürekli sıkıntı ve eziyet içinde bulunma­nın sona ermesini beklemek.<br />
<strong>Çilingir sofrası:</strong> Hafif mezelerle donatılmış içki sofrası.<br />
<strong>Çil yavrusu gibi dağılmak: </strong>Kotu bir durum karşısında, perişanca her biri bir yana dağılmak; kaçışmak.<br />
<strong>Çimdik atmak (basmak) (birine):</strong> Onu çimdiMemek.<br />
<strong>Çirkefe bulaşmak:</strong> Kötü sonuçlar doğurabilecek bir işe ya da şirret bi­rine sataşmak.<br />
<strong>Çirkefe taş atmak (çirkefi üzerine sıçratmak);</strong> Kötülüğü dokunabile­cek birinin saldırısına yol açacak bir davranışta bulunmak, söz söyle­mek.<br />
<strong>Çivi gibi:</strong> -1. Sağlam yapılı, çevik (insan). -2. (Su için) Çok soğuk.<br />
<strong>Çivi kesmek </strong>: Çok üşümek.<br />
<strong>Çizmeden yukarı çıkmak :</strong> Olanaklarının elvermeyeceği bir işe karış­mak, aşın gitmek<br />
<strong>Çocuk işi:</strong> Kolay ya da önemsiz iş.<br />
<strong>Çocuk oyuncağı :</strong>-1. Pek Önemli sayılmayan. -2. Kolay yapılabilecek iş için kullanılır.<br />
<strong>Çoğu gitti azı kaldı (keli gitti, dazı kaldı)</strong>: &#8220;Ele alınmış olan işin bü­yük bölümü, en zor, en önemli yanı tamamlandı, geriye önemsiz bir bölümü kaldı.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Çok bilmiş:</strong> -1. Zeki, akıllı (kimse). -2. Sinsi, kurnaz, çıkarını gözeten (kimse).<br />
<strong>Çok gelmek:</strong> -1. Gereğinden fazla olmak. -2. Katlanılmaz, çekilmez ol­mak.<br />
<strong>Çok görmek (bir şeyi birine):</strong> -1. Bir şeyi bir kimseden esirgemek, o şeyi ona değer bulmamak. -2. Birinin bir davranışını yadırgamak.<br />
<strong>Çok olmak :</strong> Davranışları sınmnı aşarak dayanılmaz, çekilmez duruma gelmek, usandırmak.<br />
<strong>Çoluk çocuk:</strong> -1. Bir kimsenin çocukları. -2. Bir kimsenin ailesi; eşi ve çocuklan. -3. Yaşça küçük ve deneyimsiz kimseler için alay yolu söy­lenir.<br />
<strong>Çorap örmek:</strong> bk. Başına çorap örmek.<br />
<strong>Çorap söküğü gibi gitmek (gelmek):</strong> Bir kez başlayınca arkası çok kolay, kendiliğinden gelmek.<br />
<strong>Çorbada tuzu bulunmak:</strong> Yapılan işte ya da bir hizmette küçük de ol­sa bir katkısı katkısı olmak, ona emeği geçmek.<br />
<strong>Çöp atlamamak:</strong> Çok titiz ve dikkatli olmak, gözünden hiçbir şey kaç­mamak.<br />
<strong>Çöpe dönmek : </strong>Çok zayıflamak; çok güçsüz olmak.<br />
<strong>Çöp gibi (çöpten çelebi}:</strong> Çok zayıf, güçsüz (kimse).<br />
<strong>Çöpsüz üzüm :</strong> -1. Sorun çıkaracak pürüzleri olmayan, kârlı İş. -2. Bak­mak zorunda olduğu çok yakın akrabası olmayan eş.<br />
<strong>Çubuğunu tüttürmek:</strong> Sorunsuz ve sıkıntısız bir hayat sürmek.<br />
<strong>Çukurunu kazmak</strong>: Birinin felaketine yol açacak girişimlerde bulun­mak. (Kars. Tuzak kurmak.)<br />
<strong>Çulu düzeltmek (düzmek)</strong>: -1. Giyimini yenilemek. -2. Paraca iyi du­ruma gelmek.<br />
<strong>Çürük tahtaya basmak:</strong> İncelemeden, önlem almadan tehlikeli bir işe girişmek; aldatılmak.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong></strong><strong>Diğer Harfler</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="/a-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>A</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/b-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>B</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/c-c-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Ç-C</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/d-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>D</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/e-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>E</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/f-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>F</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/g-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>G</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/h-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>H</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/i-i-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>I-İ</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/j-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>J</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/k-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>K</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/l-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>L</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/m-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>M</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/n-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>N</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/o-o-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>O-Ö</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/p-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>P</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/r-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>R</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/s-s-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>S-Ş</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/t-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>T</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/u-u-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>U-Ü</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/v-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>V</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/y-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Y</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/z-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Z</strong></span></a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/c-c-sozlugu-deyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>D Sözlüğü (Deyim)</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/d-sozlugu-deyim/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/d-sozlugu-deyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 00:35:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/d-sozlugu-deyim/</guid>
		<description><![CDATA[Dağa çıkmak : Hükümete başkaldırıp dağda, kırsal yörelerde eşkıyalık yapmak.
Dağa kaldırmak (birini) : İstediğini elde etmek için birini dağa kaçır­mak.
Dağ başı: -1. Kent dışı, ıssız yer. -2. Yasaların geçmediği, herkesin dilediğini yapabileceği yer.
Dağdan gelip bağdakini kovmak : Sonradan geldiği halde oraya ken­dinden önce gelip yerleşmiş olanların hakkını çiğnemek, onları be­ğenmez olmak.
Dağ (doğ ura doğ ura [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dağa çıkmak :</strong> Hükümete başkaldırıp dağda, kırsal yörelerde eşkıyalık yapmak.<br />
<strong>Dağa kaldırmak (birini) :</strong> İstediğini elde etmek için birini dağa kaçır­mak.<br />
<strong>Dağ başı:</strong> -1. Kent dışı, ıssız yer. -2. Yasaların geçmediği, herkesin dilediğini yapabileceği yer.<br />
<strong>Dağdan gelip bağdakini kovmak : </strong>Sonradan geldiği halde oraya ken­dinden önce gelip yerleşmiş olanların hakkını çiğnemek, onları be­ğenmez olmak.<br />
<strong>Dağ (doğ ura doğ ura bir) fare doğurmuş (doğurdu) :</strong> &#8220;Büyük sonuç vermesi beklenen şey küçük bir verim sağladı.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Dağ (dağlar) gibi</strong>: -1. Pek iri, çok güçlü (kimse). -2. Göz korkutacak ölçüde çok olan (şey).<br />
<strong>Dağlar dayanmaz :</strong> &#8220;Bu aa felaketin üzüntüsü dayanılacak gibi değil. anlamında.<br />
<strong>Dağ taş :</strong> Her yan, her taraf.<br />
<strong>Daha iyisi can sağlığı:</strong> Elde edilen bir şeyle ya da karşılaştırılan bir durumla yetinilmesi gerektiğinde söylenir.<br />
<strong>Daha (daha da) neler:</strong> -1. &#8220;Öyle şey olur mu?&#8221; -2. &#8220;Amma yaptın ha!&#8221; anlamında.<br />
<strong>Dalavere çevirmek (döndürmek) :</strong> Gizli bir iş çevirmek, yasadışı yol­lardan iş becermek.<br />
<strong>Dalavere dönmek :</strong> Gizliden gizliye bir aldatmaca hazırlanmak.<br />
<strong>Dal budak salmak:</strong> -1. Bir konudaki haber ya da söylenti, her yana yayılıp genişlemek. -2. Gelişip büyümeye başlamak.<br />
<strong>Daldan dala konmak (atlamak) :</strong> Sık sık iş, konu ya da düşünce değiştirmek.<br />
<strong>Dalgacı Mahmut:</strong> Yapılması gereken bir işi benimsemeyen, kaytana kimse için şaka ya da alay yollu söylenir.<br />
<strong>Dalga geçmek :</strong> -1. Yapması gereken işle uğraşmayıp zihni başka yer­de olmak. (Kars. Tünel geçmek.) -2. Biriyle alay etmek, belli etme­den eğlenmek; matrak geçmek. (Kars. Maytaba atmak.) -3. Biriyle geçici gönül ilişkisi kurmak.<br />
<strong>Dal gibi:</strong> Çok ince, çok zayıf (kimse).<br />
<strong>Dalına basmak (birinin) :</strong> Hoşlanmadığı bir davranışta bulunup onu kızdırmak.<br />
<strong>Dalına binmek (birinin) :</strong> Onu tedirgin edici, kızdırıcı davranışta bulun­mak.<br />
<strong>Dallanıp budaklanmak:</strong> Bir iş ya da bir sorun genişleyerek karmaşık bir durum almak, çözümü güç bir duruma gelmek.<br />
<strong>Dallı budaklı:</strong> Çok ayrıntılı, karmaşık, çapraşık, anlatılması ya da çözü­mü güç olan.<br />
<strong>Dama çıkmak :</strong> Cinsel dürtüsü azmak, bunu dışa vurmak.<br />
<strong>Damağı kurumak :</strong> Çok susamak; boğazı kurumak.<br />
<strong>Damak zevki:</strong> Yiyeceklerden tat alma, yemekten haz duyma.<br />
<strong>Damarına basmak;</strong> Duyarlı olduğu bir konuya değinerek onu kızdır­mak.<br />
<strong>Damarı tutmak :</strong> Huysuzluğu üzerinde olmak, aksiliği tutmak.<br />
<strong>Dama taş; gibi oynatmak (birini) :</strong> Bir kimsenin yerini keyfi olarak sık sık değiştirmek; onu bir yerden bir yere göndermek ya da atamak.<br />
<strong>Damdan düşer gibi:</strong> Birdenbire ve yersiz olarak söz söylemeyi, ya da söylenen sözü anlatmak için kullanılır.<br />
<strong>Damgasını taşımak (bir şey, bîr şeyin) :</strong> Bir şey söz konusu şeyin özelliğini taşımak.<br />
<strong>Damgasını vurmak (birine, bir şey):</strong> O kimse için kötü bir yargıya varmak; onu kötü bir adla adlandırmak.<br />
<strong>Damgasına vurmak (biri, bir şeye kendi):</strong> O şeye kendisiyle ilgisi olduğunu ya da kendi yapıtı olduğunu belli edecek nitelikler vermek.<br />
Damga vurmak (birine) : Onun hakkında kötü bir yargı vermek.<br />
<strong>Damga yemek ;</strong> Hakkında kötü bir yargı yerilmiş olmak.<br />
<strong>Damoktesira (Demoktes&#8217;in) kılıcı (gibi):</strong> Oiumsuz durumlarda gerçek­leşme olasılığı bulunduğunu hissettiren tehdit.<br />
<strong>Dam üstünü saksağan, vur beline kazmaytı :</strong> Hiç ilgisi yokken ve birdenbire söylenen söz ya da söz söyleme için alay yollu kullanılır.<br />
<strong>Dananın kuyruğu kopmak :</strong> Beklenen ya da korkutan durum gerçek­leşmek.<br />
<strong>Danışıklı dövüş :</strong> Başkalarını aldatmak ya da atlatmak amacıyla Önceden yapılmış gizli bir anlaşmaya dayanan tutum, davranış.<br />
<strong>Dara düşmek :</strong> Para sıkıntısı çekmek.<br />
<strong>Dara gelmek:</strong> -1. Aceleye gelmek. -2. Zorunda kalmak, mecbur olmak.<br />
<strong>Dara getirmek (bir şeyi, birini):</strong> Onu aceleye getirmek, onun sıkışık durumundan yararlanmak.<br />
<strong>Dar boğaz :</strong> Sıkıntılı, bunalımlı durum, dönem.<br />
<strong>Darda kalmak :</strong> -1. Paraca sıkıntıya düşmek. -2. Zor duruma düşmek<br />
<strong>Dar gelirli:</strong> Geliri, gereksinmelerini tam olarak karşılayamayan (kim­se). (Kars. Orta direk.)<br />
<strong>Darısı (dostlar) başına :</strong> &#8220;İyi, mutlu bir olayın benzerlerini dostların da görmesini dilerim.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Dar kaçmak (bir yerden, bîr şeyden):</strong> Kendisi için tehlikeli olabile­cek bir yerden, bir şeyden güçlükle kurtulmak.<br />
<strong>Dar kafalı:</strong> -1. Anlama yeteneği sınırlı olan, anlayışsız (kimse). -2. Tu­tucu (kimse).<br />
<strong>Davulu biz çaldık, parsayı başkası (el) topladı:</strong> &#8220;İşi biz yaptık, karşılı­ğını başkası aldı.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Dayak arsızı:</strong> Dayak yemeğe alışmış (kimse, özellikle çocuk).<br />
<strong>Dayak atmak (birine):</strong> Onu dövmek; kötek atmak.<br />
<strong>Dayak düşkünü (düşmanı) :</strong> Dövülmesine yol açacak hareketlerde bulunmayı alışkanlık haline getirmiş (kimse).<br />
<strong>Dayak kaçkını:</strong> Dayak hak etmiş (kimse).<br />
<strong>Dayak yemek:</strong> Dövülmek; kötek yemek.<br />
<strong>Dediği dedik (çaldığı düdük):</strong> Kendi bildiğinden dönmeyen, sözün­de ısrar eden (kimse).<br />
<strong>Dediğine gelmek :</strong> Birinin önceden kabul etmediği düşüncesini sonra­dan uygun bulmak<br />
<strong>Defibela kabilinden :</strong> (esk.) Başından savmak için istemeye istemeye:<br />
<strong>Defihacet etmek :</strong>fesk.) Büyük aptesini yapmak (Kars. Aptest boz­mak.)<br />
<strong>Defterden silmek (birini) </strong>: Onun adını anmaz olmak, onunla ilişkiyi kesmek, yakınlığa son vermek<br />
<strong>Defteri dürülmek :</strong> Öldürülmek -2. İşten uzaklaştırılmak<br />
Defteri kabarmak : Borcu çoğaldıkça çoğalmak.<br />
<strong>Defteri kapamak:</strong> Sözü edilen işi artık yapmaz olmak, o işten bun­dan böyle hiç söz etmemek.<br />
<strong>Defterini dürmek (birinin) :</strong> -1. Onu öldürmek ortadan kaldırmak. -2. Onu perişan edecek bir düzen kurmak.<br />
<strong>Değer biçmek (bir şeye) :</strong> O şeyin paraca _ karşılığını saptamak, fiyatı­nı belirlemek, kıymet biçmek.<br />
<strong>Değer vermek :</strong> Özel İlgi ve saygı göstermek; k.yms-t w#nm-.k.<br />
<strong>Değil mi ki:</strong> Madem, mademki.<br />
<strong>Değirmenin suyu nereden geliyor? :</strong> &#8220;Söz konusu İşin yapılmasını karşılayacak para nasıl sağlanıyor?&#8221; anlamında.<br />
<strong>Değiştokuş etmek :</strong> Değerce eşit olan şeyleri karşılıklı alıp vermek, ta­kas etmek<br />
<strong>Değme keyfine :</strong> &#8220;O durumdan çok hoşnut, memnun.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Deli çıkmak :</strong> Aklım kaç r m ak.<br />
<strong>Deli divane olmak:</strong> Bir şeye, kimseye aşırı derecede tutkun olmak; onu çıldırasıya sevmek<br />
<strong>Deli dolu :</strong> Kabına sığmayan, taşkın ruhlu (kimse).<br />
<strong>Delik deşik etmek (bir şeyi, birini*)</strong>: -1. Bir şeyin her yanında delikler açmak -2. Yaralayıcı bir aletle bir canlının vücudunda birçok yara aç m ak.<br />
<strong>Deliksiz uyku :</strong> Hiç ara vermeden uyunulan ve uzun süren uyku.<br />
(Kars. Ağır uyku.)<br />
<strong>Deli olmak (bîr şeye) :</strong> -1. Ona kendinden geçercesine bağlanmak onu çok sevmek -2. O şeyden ötürü çok sinirlenmek<br />
<strong>Deli pösteki sayar gibi</strong>: Çok karışık, çok parçalı ve iç sı ki a bir işle uğ­raşır tarzda.<br />
<strong>Deli saçması:</strong> Çok saçma ve anlamsız söz.<br />
<strong>Deme gitsin (değme gitsin):</strong> &#8220;Anlatılması çok güç.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Demeye getirmek:</strong> Düşüncesini dolaylı yoldan söylemek; dediği gibi olmasını, yapılmasını ima etmek<br />
<strong>Demir atmak:</strong> Bir yerde uzun süre kalmak<br />
<strong>Demir gibi:</strong> -1. Pek sağlam, katı, sert (şey). -2. Çok kuvvetli (kimse).<br />
<strong>Demir leblebi:</strong> -1. Başarılması çok zor olan iş. -2. Alt edilmesi güç, ödün vermeyen, inatçı (kimse).<br />
<strong>Dem vurmak (bir şeyden) :</strong> Bir konudan söz etmek<br />
<strong>Demokles&#8217;in kılıcı (gibi):</strong> bk Damokles&#8217;in kılıcı (gibi).<br />
<strong>Deneme tahtası: </strong>Üzerinde bilgisizce tedavi, onarım gibi iş yapılan kimse ya da nesne.<br />
<strong>Dengi dengine : </strong>Herkes, eşit olduğu, kendine uygun olan kimseyle.<br />
<strong>Denizden geçip derede boğulmak :</strong> bk Çaydan geçip derede bo­ğulmak.<br />
<strong>Denk gelmek:</strong> -1. (Biçim yönünden) Uygun düşmek uygun gelmek -2. (Zaman yönünden) İyi rastlamak, uygun gelmek.<br />
<strong>Derdi günü :</strong> -1. Baş düşüncesi . -2. Asıl uğraşısı.<br />
<strong>Derdine düşmek (bir şeyin) </strong>: -1. Yersiz bir hevese kapılmak. -2. Ya­pılması gereken bir şeyi gerçekleştirmenin yollarını aramak<br />
<strong>Derdini dökmek :</strong> Derdini, sıkıntılarını ayrıntılarıyla anlatmak.<br />
<strong>Derdini Marko Paşa&#8217;ya anlat :</strong> &#8220;Derdini giderecek, seni dinleyecek<br />
kimse yok.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Dereden tepeden (konuşmak) : </strong>Şundan bundan, bir konudan diğeri­ne geçerek (konuşmak).<br />
<strong>Dereyi görmeden paçaları sıvamak:</strong> Ortada hiçbir neden yokken ha­zırlanmaya başlamak.<br />
<strong>Derinden derine :</strong> -1. İyice uzaklardan, anlaşılmayan yerlerden. -2. Ol­dukça gizli, hiç kimseye duyurmadan.<br />
<strong>Derin derin düşmek :</strong> -1. Üzüntülü düşüncelere dalmak. -2. Uzun sü­re düşünceye dalmak.<br />
<strong>Derisini yüzmek :</strong> -1. Birinin varını yoğunu zorla elinden afmak. -2. İş­kence ederek öldürmek.<br />
<strong>Derli toplu :</strong> Düzeni seven, tertipli (kimse). -2. Düzgün, düzenli (şey).<br />
<strong>Derme çatma :</strong> -1. Gelişigüzel nesnelerden yapılan (ev vb.). -2. Ora­dan buradan devşirilen (düşünce vb.).<br />
<strong>Ders almak (bir şeyden) :</strong> Genellikle kötü bir olaydan yararlı sonuç çı­karmak; ibret almak.<br />
<strong>Ders olmak (bir şey, birine):</strong> O şey bir kimse için öğretici bir örnek oluşturmak; ibret olmak.<br />
<strong>Ders (dersini) vermek (birine) :</strong> -1. Sert bir karşılıkla onu yola getir­mek, sert davranmak, azarlamak. -2. Oyunda yenmek.<br />
<strong>Dert ortağa: </strong>İnsanın kötü günlerinde dertlerini dinleyen, çözümlemeye Çalışan dostu, arkadaşı.<br />
<strong>Dertsiz başını derde sokmak :</strong> Hiç gerekmediği halde, kendisi için tehlikeli ya da can sıkıcı olacak bir işe girişmek.<br />
<strong>Dert yanmak (bir şeyden, birinden) :</strong> O şeyler, kimseyle ilgili şikâyet­te bulunmak.<br />
<strong>Desteksiz atmak :</strong> Bir şeyden abartarak söz etmek, bir temele dayan­madan konuşmak.<br />
<strong>Dev adımlarıyla ilerlemek :</strong> Kısa sürede pek büyük bir gelişme göster­mek.<br />
<strong>Devede kulak :</strong> Karşılaştırılan şeye göre daha önemsiz, küçük1 olan (şey).<br />
<strong>Deve gibi:</strong> Uzun boylu ve hantal (kimse).<br />
<strong>Deve kini:</strong> Unutulmayan, kolay kolay geçmeyen kin.<br />
<strong>Devekuşu gibi başını kuma gömmek, (sokmak) :</strong> -1. Bir tehlike anın­da hiç yaran olmayacağı halde kendisini korumaya çalışmak. -2. Baş­kalarını aldattığını sanıp aslında kendisini aldatmak.<br />
<strong>Deveyi havutuyla (hamutuyla) yutmak:</strong> Haksız çıkar sağlamak, hır­sızlık etmek.<br />
<strong>Devlet kapısı:</strong> Devlet dairesi, devlet işlerinin görüldüğü resmi daire.<br />
<strong>Devlet kuşu :</strong> İyi talih.<br />
<strong>Devlet sırrı (gibi): </strong>Son elerce gizli tutulan şey.<br />
<strong>Devreye girmek:</strong> Çözüm getirmek amacıyla ilgilenmek, kanşmak, araya girmek.<br />
<strong>Dırıltı çıkarmak :</strong> Kavga, tatsızlık çıkmasına neden olmak.<br />
<strong>Dışarı uğramak:</strong> Kendini bir anda dışarı atı vermek.<br />
<strong>Dışa vurmak (bir şeyi):</strong> -1. Onu belli etmek, tutum ve davranışların­dan, bir şeyin etkisinde olduğu belli olmak. -2. Duygularını saklama­yı p belli etmek. .<br />
<strong>Dışı eli yakar, içi beni:</strong> Başkalarına iyi ve elverişli görünen, asıl ilgili kişiye gerçekte kötülük getiren şey, durum ya da kimse için kullanılır.<br />
<strong>Dibi kırmızı balmumuyla çağırmak (birini):</strong> Onu özel bir önem vere­rek çağırmak.<br />
<strong>Dibine darı ekmek (bir şeyin):</strong> Ona şeyi tümüyle tüketmek, hiçbir şey bırakmamak.<br />
<strong>Dibi tutmak:</strong> Kaynamakta olan bir tencerenin içindeki yemeğin dipte kalanı tencereye yapışmak.<br />
<strong>Didik didik etmek (bir şeyi, yeri) :</strong> Onu, orayı en küçük ayrıntısına ka­dar incelemek, aramak.<br />
<strong>Dik âlâsı (bir şeyin): </strong>Hoş olmayan bir durum ya da hoş karşılanma­yan bir davranışın son kertesi.<br />
<strong>Dik başlı (kafalı)</strong>: Boyun eğmez, asi karakterli, inatçı (kimse).<br />
<strong>Dik dik bakmak (birine, yüzüne) :</strong> O kimseye sert, kızgın, öfkeli bir ifa­deyle bakmak.<br />
<strong>Diken üstünde gibi (olmak) :</strong> Tedirgin, rahatsız (ot m ak).<br />
<strong>Diken üstünde oturmak (durmak) :</strong> -1. Eğreti bir biçimde oturmak. -2. Tedirgin bir durumda olmak. -3. Bulunduğu yerden her art gidecek, aynlacakmış gibi olduğunu düşünmek.<br />
<strong>Dikili ağacı olmamak :</strong> Hiç malı mülkü olmamak.<br />
<strong>Dikine gitmek (birinin):</strong> O kimsenin sözünü dinlemeyip kendi bildiği­ni yapmak.<br />
<strong>Dikiş tuturamamak :</strong> Çeşitli nedenlerle bir iş yerinde tutunamamak.<br />
<strong>Dikiz etmek (birini, bir yeri, şeyi):</strong> Onu gözetlemek, ona gizlice bak­mak.<br />
<strong>Dik kafalı:</strong> bk. Dik başlı.<br />
<strong>Dikte etmek (bir şeyi, birine):</strong> İsteklerini ona zorla kabul ettirmek<br />
<strong>Dikkate almak (bir şeyi): </strong>Onu da gözönünde bulundurmak. (Kars. Göz önüne almak, hesaba katmak, kaale almak.<br />
<strong>Dil çıkarmak (birine):</strong> Onunla alay etmek, eğlenmek.<br />
<strong>Dilden dile dolaşmak:</strong> Bir haber, herkesin ağzında söylenir olmak, herkesçe konuşulmak<br />
<strong>Dil (diller) dökmek (birine):</strong> Kandırmak, inandırmak ya da yaranmak İçin onun hoşuna gidecek sözler söylemek, yalvarmak yakarmak.<br />
<strong>Dile (dillere) düşmek :</strong> Yaptıkları hakkında dedikodu çıkmak; dile gel­mek.<br />
<strong>Dile gelmek:</strong> -1. bk. Dile düşmek -2. Konuşma yeteneği yokken ya da herhangi bir nedenle bu yeteneğini kaybetmişken konuşmaya başlamak.<br />
<strong>Dile getirmek (bir şeyi, birini) :</strong> -1. Onu açıklamak, anlatmak. -2. Onu konuşturmak.<br />
<strong>Dile kolay :</strong> &#8220;Anlatması kolay gibi görünür ama öyfe zor, öyle güç ki!&#8221; anlamında.<br />
<strong>Dili açılmak (çözülmek):</strong> Herhangi bir nedenle konuşmazken konuş­maya başlamak.<br />
<strong>Dili ağırlaşmak :</strong> Hastalığı yüzünden güçlükle konuşmak<br />
<strong>Dili bir karış :</strong> Büyüklerine karşı konuşurken saygısızlık eden kimse için söylenir.<br />
<strong>Dili bir karış dışarı çıkmak :</strong> Çok yürümekten ya da konuşmaktan do­layı aşırı yorulmak.<br />
<strong>Dili çalmak :</strong> Konuşması, söyleyişi bir başka dili andırmak.<br />
<strong>Dili çözülmek :</strong> bk. Dili açılmak.<br />
<strong>Dili damağı kurumak :</strong> Çok konuşmaktan, heyecandan, susuzluktan ağzı kurumak, çok susamak; boğazı, damağı kurumak.<br />
<strong>Dili damağına yapışmak :</strong> Uzun süre su içmediğinden ağzı kurumak<br />
<strong>Dili dolaşmak:</strong> Korkudan, hastalıktan ya da sarhoşluktan söyleyeceği şeyi bir türlü anlatamamak<br />
<strong>Dili döndüğü kadar</strong>: Anlatım gücü elverdiği ölçüde.<br />
<strong>Dili dönmemek </strong>: Anlatmak istediğini tam söyleyememek<br />
<strong>Dilimin ucunda :</strong> Bir adın, sözün, çok iyi bilindiği halde bir türlü anım-sanamaması durumunda söylenir.<br />
<strong>Dilinden anlamak (birinin, bir şeyin) : </strong>-1. Onun ne demek istediğini kavramak. -2. Söz konusu şeyin özelliğini, o şey üzerinde ne yapıl­ması ^gerektiğini bilmek</p>
<p><a href="http://www.edebiyat.tc/d-sozlugu-deyim/2/"><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>D Harfinin Devamı &#8212;>></strong></span></span></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/d-sozlugu-deyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>E Sözlüğü (Deyim)</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/e-sozlugu-deyim/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/e-sozlugu-deyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 00:29:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/?p=1074</guid>
		<description><![CDATA[Eceli gelmek : -1. İnsanın yaşamı doğal olarak sona ermek, eceli ile ölmek. -2. Doğal olmayan bir nedenle ölmek ya da öldürülmek.
Eceline susamak : Ölümüyle sonuçlanabilecek tehlikeli davranışlarda bulunmak. (Kars. Belasını aramak, ölümüne susamak.)
Ecel şerbeti içmek : Ölmek.
Ecel teri dökmek : Tehlikeli bir durum karşısında büyük korku ve kay­gı duymak; kendini ölecekmiş gibi hissetmek.
Eciş bücüş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Eceli gelmek :</strong> -1. İnsanın yaşamı doğal olarak sona ermek, eceli ile ölmek. -2. Doğal olmayan bir nedenle ölmek ya da öldürülmek.<br />
<strong>Eceline susamak : </strong>Ölümüyle sonuçlanabilecek tehlikeli davranışlarda bulunmak. (Kars. Belasını aramak, ölümüne susamak.)<br />
<strong>Ecel şerbeti içmek :</strong> Ölmek.<br />
<strong>Ecel teri dökmek :</strong> Tehlikeli bir durum karşısında büyük korku ve kay­gı duymak; kendini ölecekmiş gibi hissetmek.<br />
<strong>Eciş bücüş :</strong> Çirkin görünüşlü. (Kars. Çarpık çurpuk, eğri büğrü.)<br />
<strong>Edebiyat yapmak:</strong> Bir konuda süslü, yapmacıklı boş sözler söyle­mek.<br />
<strong>Efkâr dağıtmak :</strong> Kaygıyı, üzüntüyü, tasayı neşelenerek, eğlenerek gi­dermeye çalışmak.<br />
<strong>Efradını cami, ağyarını mani:</strong> (esk.) &#8220;Gerekli her tür şeyi içeren, ge­reksizleri konu dışı bırakan&#8221; tanım için söylenir.<br />
<strong>Eğri büğrü :</strong> Eğilmiş, bükülmüş; çarpık çurpuk. (Kars. Eciş bücüş.)<br />
<strong>Ekalliyette kalmak :</strong> bk. Azınlıkta kalmak.<br />
<strong>Ekin iti:</strong> Başını yukarı kaldırıp herkese yüksekten bakan kimse için kul­lanılır.<br />
<strong>Ekmeğinden etmek (birini) :</strong> Onu işinden çıkarmak, atmak.<br />
<strong>Ekmeğinden olmak (biri) :</strong> Geçimini sağlayan işinden zorunlu olarak ayrılmak.<br />
<strong>Ekmeğine yağ sürmek (bir şey, birinin) :</strong> İstemeden, düşüncesizce yaptığı bir iş, karşı tarafın işine yaramak.<br />
<strong>Ekmeğini çıkarmak :</strong> Geçimine yetecek kadar kazanç sağlamak.<br />
<strong>Ekmeğini eline almak:</strong> Geçimini kendi sağlayacak duruma gelmek, (Kars. İş tutmak).<br />
<strong>Ekmeğini taştan çıkarmak :</strong> Geçimini sağlama konusunda pek bece­rikli, yetenekli olmak.<br />
<strong>Ekmeğini yemek (birinin):</strong> -1. Birisinin işinde çalışarak kendi geçimini sağlamak. -2. Geçim yönünden birisinin yardımından yararlanmak.<br />
<strong>Ekmeğiyle oynamak (birinin) :</strong> Bir kimse kendisinin ya da başkasının işini kaybetmesine neden olmak.<br />
<strong>Ekmek aslanın ağzında :</strong> &#8220;Geçimini sağlayacak bir iş bulmak ve para kazanmak çok zor.&#8217; anlamında.<br />
<strong>Ekmek elden su gölden :</strong> Çalışmayıp başkasının kesesinden bol bol yiyip içme.<br />
<strong>Ekmek kapısı :</strong> Bir kimsenin geçimini sağladığı yer ya da iş; geçim kapısı.<br />
<strong>Ekmek kavgası:</strong> Geçimini sağlama çabası.<br />
<strong>Eksik çıkmak :</strong> Olması gerekenden daha az olduğu anlaşılmak.<br />
<strong>Eksik etek:</strong> Kadın, eş için aşağılama sözü.<br />
<strong>Eksik etmemek (bir şeyi) :</strong> -1. O şeyi her zaman bulundurmak. -2. Ona devam etmek, onu sürekli yapmak.<br />
<strong>Eksik gedik :</strong> Gerekli olan ufak tefek şeyler.<br />
<strong>Eksik gelmek :</strong> Gerekli olandan daha az olmak, yetmemek.<br />
<strong>Eksikliğini duymak (bir şeyin, birinin):</strong> O şeyin eksik, yarım, noksan olduğunun bilincine ermek; o kimseyi arar olmak.<br />
<strong>Eksik olma :</strong> &#8220;Sağ ol, var ol&#8221; antamında teşekkür sözü.<br />
<strong>Eksik olmasın :</strong> &#8220;Sağ olsun, var olsun&#8221; anlamında iyi dilek sözü.<br />
<strong>Eksik olsun :</strong> -1. &#8220;İstemem, gereği yok.&#8221; anlamında öfkeyle söylenir. -2. Kızılan bir kimse için &#8220;ölsün!&#8221; anlamında kullanılır.<br />
<strong>El açmak :</strong> Dilenmek, başkasından para ve yardım ister duruma düş­mek; avuç açmak.<br />
<strong>El alışkanlığı (yatkınlığı) :</strong> Bir işin birçok kez yapılması sonucu kazanı­lan beceri, ustalık.<br />
<strong>El atmak (birinden) :</strong> -1. Tarikatlarda bir mürit, mürşidinden başkaları­na yol gösterme iznini almak. -2. Bir sanat öğrenen çırak, ustasından kendi başına iş yapabilme iznini almak. -3. İskambil oyunlarında kar­şı taraftan daha kuvvetli kâğıdı oynayarak üstünlük sağlamak.<br />
<strong>El altından :</strong> İstenildiği zaman kolayca alınabilecek, bulunabilecek yer­de, hazırda.<br />
<strong>El altında :</strong> Gizlice, kimsenin haberi olmadan. (Kars. Alttan alta, gizli­den gizliye.)<br />
<strong>El atmak (bir şeye) :</strong> -1. Yeni bir işe başlamak. -2. Birisinin işine karış­mak; müdahale etmek. -3. Birine sarkıntılık etmek.<br />
<strong>El ayak çekilmek :</strong> Ortalıkta kimse kalmamak, ortalık sessizleşip ıssız­laşmak.<br />
<strong>El basmak (bir şeye) :</strong> Ekmek ya da kutsal kitaplardan biri üzerine el koyarak ant içmek, yemin etmek.<br />
<strong>El bebek, gül bebek :</strong>Çok sevilen ve nazlı büyütülen, şımarık çocuk İçin söylenir.<br />
<strong>El beğenmezse yel (yer) beğensin :</strong> &#8220;İnsanı beğenecek kişiler olmaz­sa, şerefsiz yaşayacağına ölmesi daha iyidir.&#8217; anlamında.<br />
<strong>El çabukluğu:</strong> -1. Bir işi çabuk biçimde yapma ustalığı. -2. Bir şeyi sezdirmeden yapma.<br />
<strong>El çabukluğuna getirmek (bîr şeyi) :</strong> Bir işi, hilesini sezdirmeden çabucak yapmak<br />
<strong>El çekmek (bir şeyden) :</strong> O şeyden vazgeçmek, artık onu yapma­mak.<br />
<strong>El çektirmek (birisine, işten):</strong> Onu görevinden, İşinden uzaklaştırmak.<br />
<strong>Elde avuçta bir şey bırakmamak:</strong> Para, mal mülk, vb&#8217;yi savurganca harcayıp tüketmek.<br />
<strong>Elde avuçta bir şey kalmamak:</strong> Para, mat, mülk vb. harcanarak bit­mek, tükenmek.<br />
<strong>Elde avuçta ne varsa :</strong> Elindeki bütün mal, mülk , para.<br />
<strong>Elde etmek (bir şey) (birini) :</strong> -1. Bir şeye sahip olmak, onu edin­mek. -2. Bir şey meydana getirmek, üretmek. -3. Bir kimseyi kendi yanına çekmek. -4. Bir kimseyi kendi hizmetine almak.<br />
<strong>El değiştirmek:</strong> Bir şeyin sahipliği ya da kullanımı birinden bir başka­sına geçmek.<br />
<strong>El değmemiş :</strong> -1. Hiç kullanılmamış, hiç dokunulmamış. -2. Saflığı bo­zulmamış.<br />
<strong>Elde (elinde) kalmak:</strong> -1. Bir mal satılamadığı için olduğu gibi sahi­binde durmak. -2. Harcamanın sonunda artmış olarak durmak.<br />
<strong>Elden ayaktan düşmek (kesilmek) :</strong> Hastalık ya da yaşlılık sonucu yü­rüyemez, iş yapamaz duruma gelmek.<br />
<strong>Elden çıkarmak (bir şeyi) :</strong> O şeyi satmak, başkasına devretmek.<br />
<strong>Elden çıkmak (bir şey):</strong> O şey satılmak, başkasına devredilmek.<br />
<strong>Elden düşme :</strong> Az kullanılmış ya da sahibinden ucuza alınmış (mal).<br />
<strong>Elden (elinden) düşürmemek (bir şeyi) :</strong> O şeyle uzun süre yakın­dan ilgilenmek.<br />
<strong>Elden ele :</strong> Bir kişiden ötekine.<br />
<strong>Elden ele dolaşmak :</strong> -1. Birçok kimsece alınıp bakılmak. -2. Birçok sa­hip değiştirmek.<br />
<strong>Elden geçirmek (bir şeyi) :</strong> -1. Onu incelemek, kontrol etmek. -2. Onu onarmak, düzeltmek.<br />
<strong>Elden gel: </strong>-1. &#8220;Seni kutlarım.&#8221; -2. &#8220;Parayı hemen ver.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Elden gelmemek :</strong> Bir şey yapamamak, dayanamamak.<br />
<strong>Elden (elinden) geldiği kadar:</strong> Yapabildiği, mümkün olduğu kadar.<br />
<strong>Elden gitmek (bir şey, biri) :</strong> Onu yitirmek, ondan mahrum kalmak.<br />
<strong>Elden ne gelir:</strong> &#8220;Ne yapılabilir?&#8221; anlamında çaresizlik bildirir.<br />
<strong>Elden (elinden) kaçırmak (bir şeyi) :</strong> Onu elde etmek fırsatını yitir­mek.<br />
<strong>Elde (elinde) tutmak (bir şeyi):</strong> Bir duruma ya da işe hâkim olmak.<br />
<strong>Ele almak (bir şeyi) : </strong>-1. Bir şey üzerinde çalışmaya başlamak. -2. Bir şeyi inceleyip araştırmak, eleştirmek.<br />
<strong>Ele avuca sığmamak:</strong> Söz dinlememek, şımarık ve taşkın davranışlar­da bulunmak.<br />
<strong>Ele geçirmek (birini, bir şeyi) :</strong> -1. Onu yakalamak. -2. Onu elde et­mek, edinmek, ona sahip olmak.<br />
<strong>Ele geçmek:</strong> -1. Yakalanmak. -2. Elde edilmek.<br />
<strong>Ele gelmek :</strong> -1. Bir şey ele tutulabilir duruma gelmek. -2. Bebek kuca­ğa alınacak kadar büyümek.<br />
<strong>Ele güne karşı:</strong> Herkese karşt, herkesin Önünde.<br />
<strong>El elde baş başta :</strong> &#8220;Hiçbir şey kalmadı, her şey tükendi.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Et ele vermek (biriyle) :</strong> Onunla işbirliği yapmak, güçlerini birleştir-rnek.<br />
<strong>El emeği: </strong>-1. Elde yapılan iş, ürün. -2. Elle yapılan çalışmanın karşılı­ğı, ücreti.<br />
<strong>El etek çekmek (bir şeyden) :</strong> -1. Artık o şeyle uğraşmaz olmak. -2. Kendini bütünüyle ibadete vermek.<br />
<strong>El etek öpmek :</strong> -1. İşini yaptırmak için çok yalvarmak. -2. Yaltaklan­mak, hoş görünmeye çalışmak, dalkavukluk etmek.<br />
<strong>El etmek (birine) :</strong> Ona &#8220;gel&#8221; anlamında el sallamak.<br />
<strong>Ele verir talkını, kendi yutar salkımı :</strong> (ele verir öğüdü, kendi keser<br />
söğüdü) : &#8220;Başkasına verdiği öğüdü kendisi tutmaz, dahası tersini ya­par.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Ele vermek (birini) :</strong> -1. Suçlu bir kişiyi güvenlik kuvvetlerine haber ve­rip yakalatmak. -2. Aynı suçu işlemiş bir kişinin suç arkadaşlarını, kendisi yakalanınca baskı ya da çözülme sonucu güvenlik kuvvetleri­ne yakalatmak.<br />
<strong>Et gün :</strong> Herkes, el âlem.<br />
<strong>Eli açık : </strong>Cömert, para harcamaktan çekinmeyen (kimse).<br />
<strong>Eli ağır:</strong> -1. Yavaş iş yapan (kimse). -2. Eliyle vurduğunda acıtan kim­se; ağır elli.<br />
<strong>Eli ağzında kalmak : </strong>Çok şaşırmak, şaşırıp kalmak.<br />
<strong>Eli alışmak (bir şeye) :</strong> -1. Bir işte ustalık kazanmak. -2. Herhangi bir davranışı alışkanlık haline getirmek.<br />
<strong>Eli altında otmak :</strong> Aradığı, istediği zaman bulabileceği yerde olmak.<br />
<strong>Eli armut mu devrişiyor? (eli armut devşirmiyor ya?) :</strong> &#8220;Bir kimse bir iş yapıyorsa, öteki de boş durmaz, aynı işi yapabilir.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Eli ayağı (kolu) bağlı kalmak :</strong> -1. Bir şey yapamayacak durumda ol­mak. -2. Yardıma olması, çözüm bulması gereken bir konuda, hiçbir şey yapamamak. Eli ayağı buz kesilmek: Aldığı üzücü bir haber yüzünden İş yapamaz<br />
duruma gelmek.<br />
<strong>Eli ayağı düzgün olmak :</strong> Bedence, görünüşçe kusursuz olmak, iyi gö­rünmek.<br />
<strong>Eli ayağı(na) dolaşmak:</strong> Telaştan, heyecandan ne yapacağını şaşır­mak, saçma sapan işler yapmak.<br />
<strong>Eli ayağı titremek :</strong>&#8221; Korkur sinir, vb. yüzünden heyecanlanmak. Eli ayağı tutmak : İş yapabilecek durumda olmak.
</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Eli bol</strong>: -1. İş yapabilecek parası olan (kimse). -2. İş için gerekli araçla­rı esirgemeyen (kimse).</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Eli bollaşmak </strong>: Para yönünden rahatlamak.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Eli boş :</strong> O sırada yaptığı bir işi olmayan (kimse).</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Eli boş dönmek (bir yerden):</strong> İstediğini elde edemeden dönmek.<br />
<strong>Eli (elleri) boş gelmek (gitmek) (bir yere) :</strong> O yere armağansız gel­mek (gitmek).<br />
<strong>Eli böğründe (koynunda) kalmak :</strong> Başarısızlığa uğramak, bir iş yapa­maz duruma düşmek; umutsuz, çaresiz duruma düşmek.<br />
<strong>Eli cebine varmamak (gitmemek) :</strong>* Para harcama konusunda cimri davranmak, para harcamaya yanaşmamak. (Kars. Cebinde .akrep ol­mak.)<br />
<strong>Eli (eline ) çabuk : </strong>Çabuk iş yapan (kimse).<br />
<strong>Eli darda :</strong> Para sıkıntısı içinde.<br />
<strong>Eli değmek (değmemek) ermek (ermemek) (bir şeye) :</strong> Söz konu­su işi yapacak vakit ve fırsatı bulmak (bulamamak).<br />
<strong>Eli ekmek tutmak:</strong> Geçimini sağlayacak duruma gelmek. (Kars. Ek­meğini eline almak.)<br />
<strong>Eli ermek (ermemek) (bir şeye, bir şeyi yapmaya) :</strong> Onu yapmaya<br />
vakti olmak (olmamak).<br />
<strong>Elifi görse mertek (direk) sanır :</strong> Bilgisizliğine rağmen bilgiçlik tasla­yan, okuması yazması olmayan bir kimse için alay yollu söylenir.<br />
<strong>Eli geniş :</strong> Para sıkıntısı çekmeyen; cömert (kimse). <strong></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Eli genişlemek :</strong> Eli bol para geçmek, harcama olanağı olmak.<br />
<strong>Eli gitmek (bîr şeye) :</strong> Onu tutmak, yakalamak istemek.<br />
<strong>Eli hafif :</strong> Acıtmadan iş gören (dişçi, iğneci).<br />
<strong> Eli İşe yatmak :</strong> Bir işi yapabilecek el becerisi olmak.<br />
<strong>Eli işte (aşta), gözü oynaşta :</strong> İş yapar görünen, fakat aklı başka şey­lerde olan, (kimse).<br />
<strong>Eli kalem tutmak</strong>: -1. Yazı yazmayı bilmek. -2. Bir konu hakkında ba­şarılı bir biçimde yazı yazma yeteneğine sahip olmak.<br />
<strong>Eli kırılmak :</strong> Eli bir işe yatkın duruma gelmek.<br />
<strong>Eli kolu bağlı olmak (durmak, kalmak) :</strong> Üzerine düşen ya da üzeri­ne aldığı bir görevi çeşitli nedenlerle yapamayacak durumda olmak.<br />
<strong>Eli kulağında :</strong> Olması ya da gerçekleşmesi çok yakın.<br />
<strong>Eli kurusun :</strong> &#8220;Elin tutmaz, bir iş görmez olsun.&#8221; anlamında ilenç.<br />
<strong>Eli mahkûm :</strong> &#8220;Bu işi yapmak zorunda.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Eli maşalı:</strong> Şirret, edepsiz, kavgacı (kadın).<br />
<strong>Elinden almak (bir şeyi, birisi) :</strong> Birini sahip olduğu bir şeyden, bir kimseden yoksun kılmak.<br />
<strong>Elinden bir İş gelmemek:</strong> Hiçbir iş yapamamak.<br />
<strong>Elinden bir kaza (sakattık) çıkmak :</strong> İstemeyerek birisini yaralamak ya da Öldürmek.<br />
<strong>Elinden bir şey gelmemek :</strong> Olanaksızlık, çaresizlik ya da beceriksiz­lik yüzünden yardıma olamamak.<br />
<strong>Elinden çekmek:</strong> -1. Bir kimse yüzünden sıkıntıya düşmek. -2. Bir kim­seyi öç almak için sıkıntıya sokmak.<br />
<strong>Elinden düşürmemek (bir şeyi) :</strong> Sürekli onunla İlgilenmek.<br />
<strong>Elinden geleni ardına koymamak :</strong> Elinden gelen her türlü kötülüğü yapmak.<br />
<strong>Elinden geleni yapmak:</strong> Bir işi bilgisinin ve gücünün yettiği kadarıyla yapmak.<br />
<strong>Elinden gelmek :</strong> Söz konusu şeyi yapma becerisi olmak.<br />
<strong>Elinden hiçbir şey kurtulmamak :</strong> Her şeyi becerebilecek yetenekte olmak.<br />
<strong>Elinden İş çıkmamak:</strong> Elindeki İşi zamanımda bitirememek; elindeki işi sürüncemede bırakmak.<br />
<strong>Elinden tutmak (birinin):</strong> -1. Ona yardım etmek. -2. İlerlemesine yar­dıma olmak, kayırmak.<br />
<strong>Elinde olmak {bir şey) :</strong> O şeyi yapabilecek durumda olmak, o şey onun yetkisi, becerisi içinde olmak.<br />
<strong>Eline ağır:</strong> Elinden çabuk iş çıkmayan (kimse).<br />
<strong>Eline ayağına düşmek (kapanmak, sarılmak) </strong>: Bir isteğini yaptırabil­mek için bir kimsenin ayaklarına kapanıp yalvarmak.<br />
<strong>Eline ayağına üşenmemek :</strong> İşini severek yapmak.<br />
<strong>Eline bakmak (birinin) :</strong> Bir kimsenin yardımıyla geçinebilir durumda otmak.<br />
<strong>Eline düşmek (bir şey birinin) (biri birinin) : </strong>-1. O şey (yer vb) onun egemenliği, buyruğu altına girmek. -2. Ona yakalanmak. -3. Kendisi­ne hıncı bulunan bir kimseye muhtaç duruma gelmek. -<br />
<strong>Eline, eteğine sarılmak:</strong> Birine bir iş için çok yalvarmak.<br />
<strong>Eline geçmek (bir şey) (birisi) :</strong> -1. Kazanmak, elde etmek. -2. Bul­mak. -3. Yakalamak.<br />
<strong>Eline kalmak (birinin):</strong> Kendisine yardım edecek ya da bakacak on­dan başka kimsesi kait ak.<br />
<strong>Eline (elinize, ellerinize, ellerine) sağlık</strong>: &#8220;Yaptığın iş iyi olmuş, teşek­kür ederim.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Eline su dökemez :</strong> &#8220;Bu kimse, adı geçen kimsenin çırağı bile olamaz, onunla aynı değerde değildir.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Eline vur, ekmeğini (ağzından) al:</strong> Sessiz, pısırık (kimse).<br />
<strong>Elini ayağını çekmek (biri, bir yerden) :</strong> Oraya uğramaz olmak, artık oraya gitmemek.<br />
<strong>Elini ayağını kesmek (birinin, bir yerden) :</strong> Onun oraya uğramasını engellemek.<br />
<strong>Elini ayağını öpeyim :</strong> &#8220;Çok yalvarıyorum.&#8221; anlamında bir şeyin yapıl­masını isterken söylenir.<br />
<strong>Elini cebine atmak :</strong> Cebinden pars çıkarmak için davranmak.<br />
<strong>Elini çabuk tutmak :</strong> Bir işi çabuk yapmaya çalışmak.<br />
<strong>Elini eteğini çekmek (bir şeyden) :</strong> O şeyle ilgisini tümüyle kesmek.<br />
<strong>Elini kana bulamak :</strong> Bir kimseyi yaralamak ya da öldürmek.<br />
<strong>Elini kolunu bağlamak (bir şey, birinin) :</strong> O şey onu hiçbir iş yapama­yacak duruma getirmek.<br />
<strong>Elini kolunu sallaya sallaya dolaşmak (gezmek) :</strong> Pervasızca, ser­bestçe, çekinmeden dolaşmak.<br />
<strong>Elini kolunu sallaya sallaya gelmek:</strong> Bir yere eli boş olarak, hiçbir ar­mağan almadan gitmek.<br />
<strong>Elinin altında :</strong> Her zaman kolayca yararlanabileceği yerde ve yakınlık­ta.<br />
<strong>Elinin körü: </strong>&#8220;Sorduğun sorular yeter artık, kötü sözler söyleyeceğim şimdi!&#8221; anlamında paylama sözü.<br />
<strong>Elini sıcak sudan soğuk suya sokmamak:</strong> Evde hiçbir işe el sürme­mek, çok nazlı olmak.<br />
<strong>Elini sürmek (bir şeye, birine) :</strong> -1. bk. elini sürmemek. -2. Birine her­hangi bir kötülük yapmak; dövmek, tecavüz etmek.<br />
<strong>Elini sürmemek (bir şeye) :</strong> -1, O şeyi eline almamak, o işi yapma­mak. -2. Tenezzül etmemek.<br />
<strong>Elini uzatmak (birine) :</strong> Ona yardım etmek, destek olmak.<br />
<strong>Elini veren kolunu alamaz:</strong> &#8216;Çıkara bir kimsedir. Senin cömert, yar­dımsever biri olduğunu anlarsa, elinden zor kurtulursun.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Elini vicdanına (kalbine) koyarak (söylemek) :</strong> Doğru, hakça (söyle­mek); gerçekleri, doğruları gizlemeden (söylemek).<br />
<strong>Eli olmak (bir şeyde) :</strong> -1. Bir işe herhangi bir biçimde katkıda bulun­mak. -2. Bir işle gizli bir ilişkisi olmak.<br />
<strong>Eli para görmek : </strong>Para kazanmak, cebi para görmek.<br />
<strong>Eli sıkı:</strong> Cimri, kolay para harcamayan (kimse).<br />
<strong>Eli silah tutmak: </strong>Silah kullanıp savaşabilecek durumda olmak.<br />
<strong>Eli sopalı:</strong> Zorba, sert, baskıcı (kimse, yönetim).<br />
<strong>Eli şakağında :</strong> Düşünceli, tasalı, kaygılı.<br />
<strong>Eli uzun :</strong> Fırsatını bulunca eline geçirdiklerini aşıran, hırsız.<br />
<strong>Eli varmamak (gitmemek) (bir şeye):</strong> Bir işi yapmaya gönlü razı olmamak; o işi yapmak için içinde bir istek duymamak.<br />
<strong>Eli yatkın (bir işe) :</strong> O işe alışkın, becerikli (kimse).<br />
<strong>Eli yatmak (bir işe):</strong> Bir işi yapabilecek el becerisi edinmiş olmak.<br />
<strong>Eliyle koymuş gibi (bulmak) (bir şeyi, birini):</strong> Aradığını hemen, kolayca (bulmak).<br />
<strong>Eli yüzü düzgün :</strong> Yüzüne bakılabilir olan, güzelce (kimse).<br />
<strong>El kadar:</strong> Çok küçük (Kars. Bacak kadar.)<br />
<strong>El kaldırmak :</strong> -1. Söz istemek ya da oy verdiğini belirtmek için elini havaya kaldırmak. -2. Kendisinden büyüğe vuracakmış gibi davra-mak.<br />
<strong>El kapısı: </strong>-1. Yabancıların evi, yurdu. -2. Bir kızın gelin gittiği ev. -3. Ki­şinin geçimini sağladığı işyeri.<br />
<strong>El kiri:</strong> Hiçbir değeri olmayan, geçici (özellikle para için söylenir).<br />
<strong>El koymak (bir şeye) :</strong> -1. Bir şeyi, kendi buyruğu altına almak; bir ye­rin yönetimini kendi yetki sınırlan içine almak. -2. Bir yolsuzluğu orta­ya çıkarmak için incelemesine girişmek.<br />
<strong>Ellerin dert görmesin :</strong> &#8220;Allah razı olsun.&#8221; anlamında iyi dilek sözü.<br />
<strong>Eller yukarı:</strong> &#8220;Ellerini yukarı kaldır ve teslim ol!&#8221; anlamında uyarı sözü.<br />
<strong>Elle tutulacak tarafı kalmamak :</strong> -1. Sağlam tarafı kalmamak. -2. Kendisine güvenilmemek.<br />
<strong>Elle tutulacak tarafı olmamak :</strong> Değerli, güvenilir bir yönü bulunma­mak.<br />
<strong>Elle tutulur gözle görülür :</strong> Çok belirgin, çok açık olan.<br />
<strong>El sıkışmak :</strong> İki arkadaş karşılaştıklarında sevgi ve saygı gereği birbirlerinin ellerini tutup, hafifçe sıkmak.<br />
<strong>El sıkmak:</strong> Selamlaşmak için iki kişi birbirlerinin ellerini tutmak.<br />
<strong>El sürmemek (bir şeye, birine) :</strong> -1. Onu ellememek, ona bir zararı dokunmamak. -2. Bir işi yapmaya başlamamak. -3. İlgilenip eline al­mamak.<br />
<strong>El tutmak :</strong> Bir iş vakit almak, uzun sürmek.<br />
<strong>El uzatmak (birine) (bir şeye) :</strong> -1. O kimseye yardım etmek. -2. Başkasınıın İşine, çıkarına dokunmak, kendisine ait olmayan bir şey üze­rinde Ihak iddia etmek.<br />
<strong>El uzluğu :</strong> El alışkanlığı, ustalık, maharet.<br />
<strong>El üstünde tutmak (birini) :</strong> Ona çok değer vermek, aşırı saygı ve sev­gi göstermek.<br />
<strong>El vermek (birine) :</strong> -1. Ona yardım etmek. -2. Mürit mürşide başkalarına yol gösterme izni vermek. -3. Birine bir konuda yetki vermek. -4. İskambil oyunlarında karşı tarafa oyun üstünlüğü tanımak.<br />
<strong>El yatkınlığı: </strong>-1. İşe alışmış olma durumu. -2. El işlerini yapmakta yet­kin olma.<br />
<strong>El yordımıyla :</strong> Görmeden, elle yoklayarak.<br />
<strong>Emeği geçmek:</strong> Bir işin yapılmasında özenle, çok çalışmış olmak.<br />
<strong>Emek çekmek:</strong> Bir işin yapılmasında çok çalışmak.<br />
<strong>Emek vermek (bir şeye) (birine) :</strong> -1. Bir şeyin meydana gelmesi için özen göstererek Çok çalışmak. -2. Bir kimsenin yetişmesi için büyük çaba harcamak.<br />
<strong>Emir büyük yerden :</strong> İtiraz edilemeyecek buyruklar İçin söylenir.<br />
<strong>Emniyet etmek (birine) :</strong> Ona güvenmek, emanet etmek.<br />
<strong>Emniyet vermek (birine) :</strong> Ona güven duygusu vermek.<br />
<strong>Endazeye vurmak (bir şeyi) :</strong> Onu hesaplamak, ölçmek.<br />
<strong>Endişe duymak (bir şeyden) :</strong> O şey için kaygılanmak, tasalanmak.<br />
<strong>Engel çıkarmak (birine) ;</strong> Bir işin yapılmasını zorlaştırmak.<br />
<strong>Eninde sonunda (önünde sonunda):</strong> Ne zaman olsa, en sonunda, kaçınılmaz olarak.<br />
<strong>Enine boyuna :</strong> -1. Her yönüyle, eksiksizce. -2. İriyarı, gösterişli (kim­se).<br />
<strong>Eni konu :</strong> Eksiksizce, her yönüyle. (Kars. İyiden iyiye.)<br />
<strong>Ensesi kalın :</strong> Maddi durumu yerinde olan (kimse).<br />
<strong>Ensesinde boza pişirmek :</strong> Bir işi yapması, bitirmesi İçin sürekli uyar­mak, tedirgin etmek.<br />
<strong>Ensesine binmek :</strong> Baskı altında tutmak, bir işi yapmaya zorlamak.<br />
<strong>Ensesine yapışmak:</strong> Bir konuda sıkıştırmak. (Kars. Yakasına yapış­mak.)<br />
<strong>Ense yapmak:</strong> Hiçbir işle uğraşmadan, keyfinoe yaşamak.<br />
<strong>Entrika çevirmek :</strong> Hile düzenlemek.<br />
<strong>Er geç :</strong> Ne vakit olsa, erken ya da geç.<br />
<strong>Eriyip bitmek:</strong> -1. Çok zayıflamak, incelmek. -2. Çok aa çekmiş ol­mak.<br />
<strong>Eriyip gitmek :</strong> Yok olmak.<br />
<strong>Erkek Fatma (Ayşe) :</strong> Erkekler gibi davranan kızlar için kullanılır.<br />
<strong>Esamisi okunmamak:</strong> Hiç önem ve değer verilmemek, adı geçme­mek.<br />
<strong>Es geçmek (bir şeyi, birini) :</strong> Üzerinde durmamak, aldırış etmemek, boş vermek, önemsememek.<br />
<strong>Eski çamlar bardak oldu :</strong> &#8220;Zaman değişti, eski durumların önemi ve değeri kalmadı.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Eski defterleri karıştırmak :</strong> Geçmişteki olayları bir yarar umarak ya da başka bir amaçla yeniden ele almak, anımsatmak.<br />
<strong>Eski göz ağrısı:</strong> Birinin çok eskiden sevgilisi durumunda olan kimse (özellikle kız, kadın); İlk göz ağrısı.<br />
<strong>Eski kafalı:</strong> Geçerliğini az ya da çok yitirmiş düşünceleri savunan, es­ki yaşam biçimine bağlı (kimse) (Kars. Geri kafalı.)<br />
<strong>Eski köye yeni âdet: </strong>Geleneklerine, eski yaşam biçimine bağlı bir topluluğa yadırganan bir yenilik getirmek.<br />
<strong>Eski kurt :</strong> Mesleğin inceliklerini bilen, aldatılması olanaksız kimse.<br />
<strong>Eski tas eski hamam :</strong> &#8220;Değişen hiçbir şey yok, eski durum devam ediyor.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Eski toprak :</strong> Yaşlandığı halde dinç kalmış (kimse).<br />
<strong>Eski tüfek:</strong> Herhangi bir alanda en kıdemli olan, bilgi, deneyim yö­nünden en zengin olan (kimse).<br />
<strong>Esrar kumkuması (kutusu, küpü) :</strong> Neyin nesi olduğu, ne ile uğraştı­ğı bilinmeyen kimse için söylenir.<br />
<strong>Esrar perdesi:</strong> Bir olayın gerçek yüzünün anlaşılmasını güçleştiren özelliklerin tümü.<br />
<strong>Eş dost:</strong> Tanıdıklar, bildikler, ahbaplar.<br />
<strong>Eşek başı mısın? :</strong> &#8220;Yetkini kullanmayıp neden gevşek davranıyor­sun?&#8221; anlamında.<br />
<strong>Eşek cenneti:</strong> Öbür dünya.<br />
<strong>Eşek kadar olmak :</strong> Büyüdüğü halde akıllanmamak.<br />
<strong>Eşek sudan gelinceye kadar dövmek (birini): </strong>Onu uzun bir süre İyi­ce dövmek.<br />
<strong>Eşek şakası:</strong> Ağır el şakası.<br />
<strong>Eşref saati gelmek :</strong> Uygun, elverişli zamanı gelmek.<br />
<strong>Etekleri tutuşmak :</strong> Çok telaşlanmak, kaygıya düşmek.<br />
<strong>Etekleri zil çalmak :</strong> Çok sevinmek.<br />
<strong>Etek öpmek : </strong>Dalkavukluk etmek, yaltaklanmak; el etek öpmek.<br />
<strong>Eti budu yerinde, (etine buduna dolgun) :</strong> Semiz, tombul (özellikle kadın, kız).<br />
<strong>Eti ne, budu ne? :</strong> Bir kimsenin küçük, cılız veya olanaklarının sınırlı, parasını az olduğunu anlatmak için söylenir.<br />
<strong>Etine dolgun :</strong> Tombul (kimse). (Kars. Balık etinde.)<br />
<strong>Eti senin kemiği benim :</strong> Eskiden velilerin çocuklarını eğitimciye, usta­ya teslim ederken söyledikleri söz.<br />
<strong>Et kafalı:</strong> Anlayışsız, kalın kafalı (kimse).<br />
<strong>Etle tırnak gibi:</strong> Birbirlerine candan bağlı dostlar için söylenir.<br />
<strong>Etliye sütlüye karışmamak:</strong> -1. Kendini ilgilendirmeyen işlere karış­mamak. -2. Kendi halinde yaşamak.<br />
<strong>Etmediğini bırakmamak (komamak):</strong> Elinden gelen her türlü kötülü­ğü yapmak.<br />
<strong>Etrafında dört dönmek : </strong>İstediğini elde etmek ya da korumak için biri­nin yanından ayrılmamak.<br />
<strong>Ettiği (yaptığı) hayır ürküttüğü kurbağaya değmemek :</strong> Bir İşte ver­diği zarar yaptığı iyilikten büyük olmak.<br />
<strong>Ettiğini bulmak :</strong> Yaptığı kötülüğün karşılığını bulmak.<br />
<strong>Ettiğini yanına bırakmamak:</strong> Yaptığı kötülüğe kötülükte karşılık ver­mek, ondan öcünü almak.<br />
<strong>Ettiği yanına (kâr) kalmak :</strong> Yaptığı kötülük karşılıksız kalmak, yaptığı kötülüğün cezasını görmemek,<br />
<strong>Ettiğiyle kalmak:</strong> Düşündüğü kötülüğü yapamadığı için üzüntü ve utanç içinde kalmak.<br />
<strong>Ev açmak : </strong>Ayrı bir eve yerleşmek, evlenmek.<br />
<strong>Ev bark :</strong> -1. Ev. -2. Çoluk çocuk, ev halkı.<br />
<strong>Evde kalmak ;</strong> Kız, yaşı ilerlemesine karşın evlenememiş olmak.<br />
<strong>Evdeki hesap çarşıya uymamak :</strong> Tasarlanan bir şey başka biçimde gerçekleşmek, sonuçlanmak.<br />
<strong>Evin direği:</strong> -1. Kadın için koca, eş. -2.Evİn geçimini sağlayan kimse.<br />
<strong>Evirmek çevirmek (bir şeyi),:</strong> O şeyin her &gt;a&gt;ını iyice gözden geçir­mek.<br />
<strong>Evlerden uzak (ırak) : </strong>&#8216;Kimsenin başına bu tür felaketlerin gelmeme­sini dilerim.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Evvel Allah :</strong> &#8220;Allah&#8217;ın yardımıyla&#8221; anlamında pekiştirme sözü.<br />
<strong>Evvel âr idi, şimdi kâr oldu :</strong> &#8220;Önce ayıp sayılırken şimdi beğenilen bir davranış oldu.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Ev yıkmak :</strong> -1. Karı ile koca arasına fitne sokup, ayrılmalarına yol aç­mak. -2. Bir ailenin geçim yollarını ortadan kaldırıp perişan olmaları­na yol açmak.<br />
<strong>Eyvallah demek (bir şeye) (birine) :</strong> -LRazı olmak, kabul etmek. -2. Aliaha ısmarladık demek.<br />
<strong>Eyvallah etmemek (birine) :</strong> Birinin minneti altına girmemek, birine boyun eğmemek.<br />
<strong>Eyvallahı olmamak (birine, hiç kimseye) :</strong> Ona, onlara minneti, gö-. nül borcu olmamak.<br />
<strong>Ezbere iş görmek :</strong> İncelemeden, gelişigüzel iş görmek.<br />
<strong>Ezbere konuşmak :</strong> Aslını arayıp sormadan, bilmeden konuşmak.<br />
<strong>Ezilip büzülmek :</strong> -1. Konuşurken sıkılmak, çekinmek, güç duruma düşmek. -2. Utangaç ya da kibarca davranışlarda bulunmak.
</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Diğer Harfler</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="/a-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>A</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/b-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>B</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/c-c-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Ç-C</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/d-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>D</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/e-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>E</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/f-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>F</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/g-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>G</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/h-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>H</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/i-i-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>I-İ</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/j-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>J</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/k-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>K</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/l-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>L</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/m-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>M</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/n-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>N</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/o-o-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>O-Ö</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/p-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>P</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/r-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>R</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/s-s-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>S-Ş</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/t-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>T</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/u-u-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>U-Ü</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/v-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>V</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/y-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Y</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/z-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Z</strong></span></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/e-sozlugu-deyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>F Sözlüğü (Deyim)</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/f-sozlugu-deyim/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/f-sozlugu-deyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 00:26:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/f-sozlugu-deyim/</guid>
		<description><![CDATA[Faka basmak: Tuzağa düşmek, aldatılmak; tongaya basmak.
Fal açmak (fala bakmak) : Suya bakarak, kitap, iskambil kâğıdı aça­rak gelecekten haber vermek.
Falakaya çekmek (yatırmak) (birini): Ayaklarını falakaya bağlayarak tabanlarını kalın bir sopa ile dövmek.
Fareler cirit atmak (oynamak) (bir yerde) : O yerde hiç kimse bulun­mamak, o yer bomboş, ıpıssız olmak.
Fark atmak: -1. Fazla sayı yapmak. -2. Benzerlerinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Faka basmak</strong>: Tuzağa düşmek, aldatılmak; tongaya basmak.<br />
<strong>Fal açmak (fala bakmak) :</strong> Suya bakarak, kitap, iskambil kâğıdı aça­rak gelecekten haber vermek.<br />
<strong>Falakaya çekmek (yatırmak) (birini):</strong> Ayaklarını falakaya bağlayarak tabanlarını kalın bir sopa ile dövmek.<br />
<strong>Fareler cirit atmak (oynamak) (bir yerde) :</strong> O yerde hiç kimse bulun­mamak, o yer bomboş, ıpıssız olmak.<br />
<strong>Fark atmak:</strong> -1. Fazla sayı yapmak. -2. Benzerlerinden çok farklı ot-mak, onları geçmek.<br />
<strong>Fark etmez:</strong> -1. &#8220;Hiçbir önemi, etkisi yoktur.&#8221; -2. &#8220;Hiçbir değişiklik yap­maz.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Fark gözetmek :</strong> Ayrım yapmak, birini Ötekinden ayrı, üstün tutmak.<br />
<strong>Farkına varmak : </strong>-1. Bir şeyin var olduğunu anlamak, sezmek. -2. Ara­larında fark bulunduğunu anlamak.<br />
<strong>Farkında olmamak (olmak):</strong> Ne olup bittiğini anlamamak (anlamak).<br />
<strong>Fark yapmak :</strong> Oyunlarda yenmek.<br />
<strong>Fasit daire :</strong> bk. Kısır döngü.<br />
<strong>Fasulye gibi kendini nimetten saymak :</strong> Kendine aşırı bir değer ver­mek.<br />
<strong>Fatiha okumak (bir şeye, ruhuna) :</strong> O şeyden umudunu kesmek.<br />
<strong>Fazla gelmek :</strong> Gereğinden, alışılmıştan fazla olmak.<br />
<strong>Fazia kaçırmak :</strong> -1. Her zamankinden fazla yemek, İçmek. -2. Bir şe­yi normalinden fazla yapmak.<br />
<strong>Fazia olmak :</strong> Başkalarını rahatsız edecek davranışlarda bulunmak.<br />
<strong>Felce uğramak :</strong> İşlemez, yürümez, çalışmaz duruma gelmek.<br />
<strong>Feleğin çemberinden geçmiş :</strong> Başından pekçok iyi kötü olay geçmiş olan (kimse). (Kars. Görmüş geçirmiş.)<br />
<strong>Feleğini şaşırmak:</strong> Ne yapacağını bilemez duruma gelmek.<br />
<strong>Feleğin sillesini yemek:</strong> Büyük bir yıkıma uğramak.<br />
<strong>Felekten bir gün çalmak:</strong> Neşeli, eğlenceli bir gün geçirmek.<br />
<strong>Fellik fellik (fellek fellek) aramak (birini, bir şeyi):</strong> Onu her yerde te­laşla, heyecanla aramak.<br />
<strong>Felsefe yapmak:</strong> Bir olayın nedenleri ve sonuçları hakkında değişik görüşler ileri sürmek.<br />
<strong>Fena olmak :</strong> -1. Bozulmak. -2. Çok üzülmek. -3. Hasta gibi olmak.<br />
<strong>Fenasına gitmek :</strong> Üzülmek, sinirlenmek, üzerinde kötü bir etki bırak­mak.<br />
<strong>Fenaya çekmek (bir şeyi) :</strong> O şeye kötü bir anlam vermek.<br />
<strong>Fena yapmak (birini) :</strong> Onu kötü bir duruma düşürmek.<br />
<strong>Fener alayı:</strong> -1. Şenlik gecelerinde bir topluluğun ellerinde fenerler ya da meşalelerle kenti dolaşarak yaptıkları gösteri. -2. Bu gösteriyi ya­pan topluluk.<br />
<strong>Feneri nerede söndürdün? :</strong> &#8220;Nerede kaldın? Çok geciktin&#8221; anlamın­da şaka yollu söylenir.<br />
<strong>Ferah tutmak (gönlünü, içini, kalbini) : </strong>Sevinçli olmak, tasalanma­mak, sıkılmamak.<br />
<strong>Ferman çıkmak :</strong> Yetkili bir kimse tarafından bir işin yapılması konu­sunda buyruk verilmek.<br />
<strong>Ferman dinlememek </strong>: Hiçbir kural, yasa, buyruk tanımamak.<br />
<strong>Feryadı basmak :</strong> Tehlikeli, korku verici bir durumla karşılaşınca bağı­rıp çağırmaya başlamak.<br />
<strong>Fesat karıştırmak (çıkarmak, kaynatmak) :</strong> İnsanların arasını boza­cak işler yapmak.<br />
<strong>Fırsat düşmek (çıkmak) ;</strong> Uygun bir ortam ortaya çıkmak.<br />
<strong>Fırsatı ganimet bilmek:</strong> Önüne çıkan fırsatlardan hemen yararlan­mak.<br />
<strong>Fırsatı kaçırmak:</strong> Yarar sağlayacağı uygun durum ve zamanı değer-. lendirememek.<br />
<strong>Fırsatını düşürmek :</strong> Uygun, kolay bir yol bulmak.<br />
<strong>Fırsat kollamak :</strong> Bir iş için elverişli zaman ve durumu kollamak.<br />
<strong>Ftrsat vermek (tanımak) (bir şeye, birine) :</strong> Bir işi gerçekleştirmek İçin uygun durum hazırlamak; zaman vermek.<br />
<strong>Fısıltı gazetesi:</strong> Toplumu ilgilendiren bir olayın dedikodu biçiminde kulaktan kulağa yayılması.<br />
<strong>Frtık etmek (birini) : </strong>Onu çok kızdırmak ; sinirlendirmek.<br />
<strong>Fıtık olmak (birine) : </strong>Ona çok kızmak, sinir olmak<br />
<strong>Fikir almak (birinden, bir şeyden):</strong> -1. Bir konuda yetkili bir kimse­den bilgi almak, o kişinin düşüncesini sormak. -2. O konuda bilgi sa­hibi olmak.<br />
<strong>Fikir vermek (birine) (bir şey) :</strong> -I.Bir konuda yol gösterici nitelikteki düşüncesini bildirmek. -2. İnsanı bir düşünceye, inanca ulaştırmak.<br />
<strong>Fikir yürütmek :</strong> Herhangi bir konuda kendi düşüncesini söylemek.<br />
<strong>Filan feşmekan (filan falan) :</strong> Adının belirtilmesine gerek olmayan kimse ya da şeylerin yerine kullanılır.<br />
<strong>Filinta gibi: </strong>Genç, ince uzun boylu, çevik, yakışıklı (kimse).<br />
<strong>Fincancı katırlarını ürkütmek:</strong> Zarar verebilecek bir kimseyi kızdıracak bir davranışta bulunmak.<br />
<strong>Fink atmak :</strong> Keyfince, gönlünce gezip dolaşmak.<br />
<strong>Fire vermek :</strong> -1. Miktarı azalmak. -2. Kötü durumu görülmek.<br />
<strong>Fi tarihinde :</strong> Çok eski bir zamanda.<br />
<strong>Fitil etmek (birini) :</strong> Onu çok kızdırmak.<br />
<strong>Fitil gibi olmak :</strong> Çok sarhoş olmak.<br />
<strong>Fitili almak :</strong> Birdenbire öfkelenmek.<br />
<strong>Fitil olmak (birine) :</strong> Ona çok kızmak; öfkelenmek.<br />
<strong>Fitil vermek (Birine):</strong> Onu kızdırmak, kışkırtmak.<br />
<strong>Fitne fücur:</strong> Çok fitneci, kışkırtıcı, arabozucu (kimse).<br />
<strong>Fitne sokmak:</strong> Asılsız söz ve haberlerle, insanların arasında geçimsiz­lik yaratmak.<br />
<strong>Fit olmak :</strong> -1. Birinin bir davranışına denk düşen bir davranışta bulu­narak ödeşmek. -2. Razı olmak, uygun bulmak.<br />
<strong>Fit sokmak (vermek) :</strong> Birini bir başkasına karşı kışkırtmak, aralarını açmak.<br />
<strong>Fiyaka satmak :</strong> Gösteriş yapmak; çalım satmak.<br />
<strong>Fiyat biçmek:</strong> Fiyatını belirlemek; değer biçmek.<br />
<strong>Fiyatı (fiyatları) dondurmak :</strong> Bir malın, hizmetin fiyatının yükselmesi­ni önleyici önlemler almak.<br />
<strong>Fiyat kırmak :</strong> Rekabet vb amaçlarla bir malın fiyatını indirmek.<br />
<strong>Fiyat vermek : </strong>Bir malın, hizmetin para olarak karşılığını bildirmek.<br />
<strong>Fol yok yumurta yok :</strong> &#8220;Ortada konuyla ilgili belli bir neden yok.&#8221; anla­mında.<br />
<strong>Fos çıkmak:</strong> -1. (Birinin) Bir işe yaramadığı anlaşılmak. -2. Bir iş, bek­lenen sonucu vermemek.<br />
<strong>Foyası meydana çıkmak:</strong> Bir kimsenin kötü bir yönü bir vesileyle bir süre sonra anlaşılmak.
</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Diğer Harfler</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="/a-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>A</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/b-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>B</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/c-c-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Ç-C</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/d-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>D</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/e-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>E</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/f-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>F</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/g-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>G</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/h-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>H</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/i-i-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>I-İ</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/j-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>J</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/k-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>K</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/l-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>L</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/m-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>M</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/n-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>N</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/o-o-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>O-Ö</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/p-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>P</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/r-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>R</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/s-s-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>S-Ş</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/t-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>T</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/u-u-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>U-Ü</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/v-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>V</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/y-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Y</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="/z-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Z</strong></span></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/f-sozlugu-deyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>G Sözlüğü (Deyim)</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/g-sozlugu-deyim/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/g-sozlugu-deyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 00:08:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/?p=1061</guid>
		<description><![CDATA[Gafil avlamak (birini): Onu habersiz ve hazırlıksız olduğu bir sırada bastırmak, güç duruma düşürmek.
Gaf yapmak: Farkında olmadan yersiz bir davranışta bulunmak ya da bir kimseyi incitecek söz söylemek (Kars. Baltayı taşa vurmak, çam devirmek, pot kırmak.)
Gaipten haber vermek : Gelecekte neler olacağını söylemek, bilinme­yen âlemden haber vermek
Galebe çalmak: Üstünlük sağlamak, yenmek
Galeyana gelmek : Bir şeyden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Gafil avlamak (birini):</strong> Onu habersiz ve hazırlıksız olduğu bir sırada bastırmak, güç duruma düşürmek.<br />
<strong>Gaf yapmak:</strong> Farkında olmadan yersiz bir davranışta bulunmak ya da bir kimseyi incitecek söz söylemek (Kars. Baltayı taşa vurmak, çam devirmek, pot kırmak.)<br />
<strong>Gaipten haber vermek :</strong> Gelecekte neler olacağını söylemek, bilinme­yen âlemden haber vermek<br />
<strong>Galebe çalmak</strong>: Üstünlük sağlamak, yenmek<br />
<strong>Galeyana gelmek :</strong> Bir şeyden çok etkilenmek, heyecanlanıp coşmak<br />
<strong>Galeyana getirmek (birini, bir topluluğu) ;</strong> Onu, o topluluğu etkileyip coşturmak.<br />
<strong>Galip gelmek (çıkmak):</strong> Yenmek; üstün gelmek.<br />
<strong>Garaz bağlamak (birine) :</strong>Ona karşı düşmanca duygular beslemek; kin beslemek (bağlamak).<br />
<strong>Gargaraya getirmek :</strong> Gürültüye getirerek bir sözün, bir eylemin öne­mini, etkisini hafifletmek, dikkatten kaçırmak<br />
<strong>Garibine gitmek:</strong> Garip bulmak, yadırgamak; acayibine gitmek, tuha­fına gitmek.<br />
<strong>Garip gelmek:</strong> Garipsemek, yadırgamak; acayip gelmek, tuhaf gel­mek.<br />
<strong>Gâvur etmek (bir şeyi): </strong>Onu işe yaramayacak duruma getirmek, zi­yan etmek, n<br />
<strong>Gâvur eziyeti:</strong> Acımasız, zalimce davranış, güç; zahmetli iş.<br />
<strong>Gâvur inadı:</strong> Önüne geçilemeyen inat; keçi inadı.<br />
<strong>Gâvurluğu tutmak (gâvurluk etmek) :</strong> -1. İnsafsızca davranmaya baş­lamak -2. İnatlaşmak, inat etmek.<br />
<strong>Gâvur olmak :</strong> Boş yere harcanmak, heder olmak.<br />
<strong>Gâvur ölüsü gibi:</strong> Çok ağır ve hantal olan (şey).<br />
<strong>Gayret dayıya düştü :</strong> &#8220;Söz konusu iş onu başarabilecek olana kaldı.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Gayya kuyusu :</strong> İşlerin karmakarışık, içinden çıkılmaz olduğu durum, ortam.<br />
<strong>Gaza basmak:</strong> -1. Taşıtın hızını artırmak için gaz pedalına basmak. -2. Savuşmak, kaçmak; defolmak<br />
<strong>Gazaba gelmek :</strong> Çok öfkelenmek<br />
<strong>Gazaba uğramak:</strong> Bir kimsenin öfkesini üzerine çekmek.<br />
<strong>Gebe bırakmak (birini):</strong> Onu borçlu duruma getirmek.<br />
<strong>Gebe kalmak (birine) :</strong> Ona borçlu durumda olmak.<br />
<strong>Gece gündüz :</strong> Her zaman, hiç ara vermeden, sürekli olarak.<br />
<strong>Gece gündüz dememek :</strong> Vaktin uygun olup olmadığına bakmadan sürekli çalışmak.<br />
<strong>Gece kuşu :</strong> Gece vakti gezmesini, iş görmesini seven, geceleri uyu­mayan (kimse).<br />
<strong>Geceli gündüzlü :</strong> Gece gündüz, hiç ara vermeden, sürekli olarak.<br />
<strong>Gece silahlı gündüz külahlı:</strong> Kendini iyi insan gibi gösteren, fakat sez­dirmeden kötü işler yapan (kimse).<br />
<strong>Geceyi gündüze katmak :</strong> Gece gündüz durmaksızın çalışmak.<br />
<strong>Geçer akçe :</strong> Herkesçe beğenilen şey için kullanılır.<br />
<strong>Geçer not almak : </strong>Uygun bulunmak, beğenilmek.<br />
<strong>Geçim dünyası:</strong> -1. Herkesle iyi geçinmek gerektiğini anlatmak için kullanılır. -2. &#8220;Herkes için en önemli konu geçimini sağlayacak yolu bulmasıdır.&#8221; anlamında kullanılır.<br />
<strong>Geçim kapısı:</strong> Kazanan sağlandığı işyeri; ekmek kapısı.<br />
<strong>Geçim yolu :</strong> Yaşamak İçin kazanç bulma yolları, çareleri.<br />
<strong>Geçinip gitmek :</strong> -1. Yaşamını iyi kötü sağlayabilecek bir geliri olmak. -2. Başkalarıyla ilişkileri önemli sorun yaratmayacak düzeyde olmak.<br />
<strong>Geçmiş ola :</strong> -1. &#8220;Geçmiş olsun.&#8221; -2. &#8220;Bu fırsatı bir daha ele geçiremez­sin. Yazık olur (oldu).&#8221; anlamında.<br />
<strong>Geçmiş olsun :</strong> &#8220;Hastalığınız, geçirdiğiniz kaza ya da felaketin geçmiş olmasını, bir daha böyle üzüntülerle karşılaşmamanızı dilerim.&#8221; anla­mında.<br />
<strong>Geçti Bor&#8217;un pazarı (sür eşeğini Niğde&#8217;ye):</strong> &#8216;Bu fırsatı kaçırdın, yeni bir fırsat aramaya koyul.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Geleceği varsa göreceği de var:</strong> &#8220;Yiğittik taslayıp kötülük yapmak için gelmeye niyeti varsa, buyursun gelsin, ona haddini bildiririz.&#8221; an­lamında tehdit yollu söylenir.<br />
<strong>Gelen ağam, giden paşam :</strong> &#8220;Başa kim gelirse gelsin benim İçin fark etmez, ben kendi işime bakarım.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Gel gelelim :</strong> &#8220;Ne çare ki.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Gel keyfim gel:</strong> -1. &#8220;Genel olarak durumumdan oldukça memnu­num.&#8221; anlamında. -2. Durumu iyi olanlara gıpta yollu da söylenir.<br />
<strong>Gel zaman git zaman :</strong> Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra.<br />
<strong>Gemi aslanı:</strong> Gösterişli olan, fakat hiçbir İşe yaramayan (kimse).<br />
<strong>Gemi azıya almak :</strong> Hiçbir şekilde söz dinlemez olmak, kural tanımamak.<br />
<strong>Gem vurmak (birine) (duygularına) </strong>: -1. Onun taşkın, aşırı .davranış­larını önlemek, önleyecek girişimde bulunmak. -2. Duygularına ha­kim olmak.<br />
<strong>Geri çevirmek (bir şeyi, birini)</strong>: -1. Onu kabul etmemek. -2. Onu gel­diği yere göndermek.<br />
<strong>Geriden geriye :</strong> -1. Uzaktan. -2. Gizlice.<br />
<strong>Geri durmamak (bir şeyden) :</strong> O şeyi yapmaktan kaçınmamak. (Kars. Aşağı kalmamak.)<br />
<strong>Geri hizmet:</strong> Kolay, yorucu olmayan görev.<br />
<strong>Geri kafalı :</strong> Tutucu, gerici; yenilikler karşı çıkan, düşünce ve davranış­larıyla eskiye bağlı olan (kimse). (Kars. Eski kafalı.) , .<br />
<strong>Geri kalmak : </strong>-1. Nitelik ve zaman yönünden geride bulunmak. -2. Benzerliklerinden daha az gelişmiş olmak.<br />
<strong>Geri tepmek :</strong> Yapılan bir davranış benzer bir davranışla karşılanmak, ters etki göstermek.<br />
<strong>Geyik muhabbeti:</strong> Yararsız anlamsız uzun konuşma, gevezelik.<br />
<strong>Gezip tozmak :</strong> Gönlünün İsteğince gezmek.<br />
<strong>Gıcık almak (kapmak) (bir şeyden, birinden) :</strong> Onun söz ve davra­nışlarından, kimi özelliklerinden hoşlanmamak; dahası sinirlenmek.<br />
<strong>Gıcık olmak (birine, bir şeye) :</strong> Bir davranışa ya da bir kimseye sürek­li olarak sinirlenmek.<br />
<strong>Gıcık tutmak :</strong> Boğazı gıcıklanmak.<br />
<strong>Gıcık vermek :</strong> Birini kıskandıracak davranışlarda bulunmak.<br />
<strong>Gıkı (bile) çıkmamak (gıkını bile çıkarmamak) :</strong> -1. Çok sessiz uslu durmak. -2. Baskı karşısında tek söz söylememek.<br />
<strong>Gına gelmek (getirmek) (birine, bir şeyden):</strong> O şeyden bıkmak, usanmak.<br />
<strong>Gırgır geçmek (biriyle) :</strong> -1. Onunla alay etmek. -2. Gevezelik etmek.<br />
<strong>Gırgırında olmak (İşin) :</strong> O şeye gereken önemi vermemek, onu dik­kate almamak; eğlenmek, dalga geçmek.<br />
<strong>Gırla gitmek :</strong> -1. Uzun sürmek. -2. Bol bol harcamak.<br />
<strong>Gırtlağına basmak :</strong> Bir kimseye bir işi yaptırmak için baskı yapmak; boğazına basmak.<br />
<strong>Gırtlağına kadar borcu olmak :</strong> Çok miktarda borcu olmak; boğazına kadar borca girmek.<br />
<strong>Gırtlağına sarılmak :</strong> Kavga etmek, peşini bırakmamak; boğazına sarılmak.<br />
<strong>Gırtlağından kesmek:</strong> Para biriktirmek için yiyeceğinden kısıntı yapmak; boğazından kesmek.<br />
<strong>Gırtlak derdi:</strong> Geçim kavgası.<br />
<strong>Gırtlak gırtlağa gelmek (biriyle) :</strong> Onunla kavgaya tutuşmak; boğaz boğaza gelmek.<br />
<strong>Gibi gelmek (gibisine gelmek) :</strong> Sanısını uyandırmak, sanmak, (&#8230;) gi­bi görünmek.<br />
<strong>Gidiş o gidiş :</strong> &#8220;Sözü edilen kimse gitti ve bir daha geri dönmedi.&#8221; an­lamında.<br />
<strong>Girdisi çıktısı:</strong> -1. Birinin yakın ilgisi. -2. Bir şeyin ayrıntıları. -3. Gelir ve gideri.<br />
<strong>Gitti gider:</strong> &#8220;Artık ele geçmemek üzere gitti.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Gizliden gizliye:</strong> Gizli olarak, çaktırmadan. (Kars. Alttan atta, el altın­dan, arkadan arkaya, içten içe.)<br />
<strong>Gizli din taşımak:</strong> Din, inanç, görüş yönünden göründüğü gibi olma­mak.<br />
<strong>Gizli kapaklı:</strong> Başkalarından saklanan, kimseye haber verilmeden ya-pttan (iş, konuşma).<br />
<strong>Gizlisi kapaklısı olmamak :</strong> Başkalarından gizlenecek herhangi bir şe­yi olmamak.<br />
<strong>Gizli tutmak (bir şeyi):</strong> Bir olayı, bir haberi hiç kimseye duyurma­mak, açıklamamak.<br />
<strong>Göbeği beraber kesilmiş ;</strong> &#8220;Her&#8217;zaman onunla birliktedir, ondan hiç ayrılmaz.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Göbeği çatlamak:</strong> Bir işi başarmak için çok zorlanmak, uğraşmak.<br />
<strong>Göbek adı :</strong> Çocuğun göbeğini keserken ebenin koyması âdet dan ad.<br />
<strong>Göbek atmak :</strong> -1. Oynarken karnını yukarı doğru hareket ettirmek. -2.<br />
Çok sevinmek.<br />
<strong>Göbek bağlamak (salmak) :</strong> Göbeği sarkacak ölçüde şişmanlamak,göbeklenrnek.<br />
<strong>Göğsü kabarmak (bir şeyden) :</strong> Ondan büyük övünç duymak, kıvan­mak.<br />
<strong>Göğsünü gere gere :</strong> Övünerek, kendine güvenerek, kıvanç duyarak.<br />
<strong>Göğüs geçirmek:</strong> Üzüntü nedeniyle derin derin nefes alıp vermek. (Kars. İçini çekmek.}<br />
<strong>Göğüs germek (bir şeye) : </strong>Her türlü güçlüğe dayanmak, bilinçlice karşı koymak, direnmek.<br />
<strong>Gök gözlü:</strong> -1. Göz rengi maviye çalan (kimse). -2. Gözleri bu renk olanların hainliğini belirtmek için kullanılır.<br />
<strong>Göklere çıkarmak (birini) :</strong> Onun yaptıklarını, niteliklerini abartarak öv­mek, onu yüceltmek. (Kars. Övgüler düzmek.)<br />
<strong>Gökte ararken yerde bulmak (bir şeyi, birini) :</strong> Ele geçirilmesi güç<br />
sanılan bir şeyi, birini kolayca bulmak.<br />
<strong>Gökten zembille mi indi? </strong>: &#8220;O kimsenin ne ayrıcalığı var ki başkaları­na tanınmayan haklar ona tanınıyor?&#8221; anlamında. Gölgede bırakmak (bir şey, bir şeyi) (biri, birini) : -1. Bir şey nitelik yönünden daha üstünolmak. -2. Bir kimseden daha başarılı olup de­ğerce ondan üst düzeyde olmak.<br />
<strong>Gölge düşürmek (bir şeye) :</strong> Bir şeyin bilerek ya da bilmeyerek değe­rini azaltmak.<br />
<strong>Gölge etmek : </strong>Rahatsız etmek, engel olmak. Gölgesinden korkmak : Kuruntulu olmak, tehlikesiz işlere girişmekten bile korkmak.<br />
<strong>Gönfü bol:</strong> Cömert, eli açık (kimse). Gönlü çekmek (bir şeyi) : Ona imrenmek, onu canı istemek. (Kars.<br />
Ağzı sulanmak, canı çekmek, içi çekmek.)<br />
<strong>Gönlü gani (gönlü gözü gani):</strong> Cömert, eli açık, gözü tok (kimse).<br />
<strong>Gönlünden geçirmek (birini, bir şeyi) :</strong> Onu şöyle bir düşünmek, iste­mek; içinden geçirmek. <strong>Gönlünden kopmak:</strong> Bir kimseye, o an içinden geçtiği kadar iyilikte<br />
bulunmak. Gönlüne doğmak: Bir şeyin olacağını önceden sezgi yoluyla bilmek;<br />
içine doğmak.<br />
<strong>Gönlünü almak:</strong> Kırgın, küskün birini güzel sözlerle ya da bir arma­ğanla sevindirmek, memnun etmek. ( Kars. Hatırını hoş etmek.)<br />
<strong>Gönlünü çelmek :</strong> -1. Bir kimsenin sevgisini kazanmak. -2. Birisini ken­dine âşık etmek.<br />
<strong>Gönlünü etmek (yapmak) :</strong> Onu razı etmek, hoşnut etmek.<br />
<strong>Gönlünü hoş etmek:</strong> Bir kimseyi istediğini yerine getirerek sevindir­mek.<br />
<strong>Gönlünü kaptırmak (birine) :</strong> Ona âşık olmak.<br />
<strong>Gönlünü kırmak : </strong>Bir kimseyi kaba söz ve davranışlarla üzmek, küstür­mek; kalbini kırmak.<br />
<strong>Gönlü olmak :</strong> Razı olmak, hoşnut olmak.<br />
<strong>Gönlü tok :</strong> Yetinmesini bilen kimse; gözü gönlü tok. <strong>Gönül almak:</strong> Bir kimseyi uygun bir davranışla ya da armağanla se­vindirmek.<br />
<strong>Gönül bağı:</strong> Duygusal ilişki, sevgi-bağı.<br />
<strong>Gönül borcu:</strong> Yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu hissetme; min­net, şükran.<br />
<strong>Gönül hoşluğuyla (rızasıyla) :</strong> İsteyerek, severek.<br />
<strong>Gönül kırmak :</strong> Birini incitmek, gücendirmek; kalp kırmak.<br />
<strong>Gönül vermek (birine) (bir şeye):</strong> -1. Ona âşık olmak. -2. Ona sevT giyle bağlanmak.<br />
<strong>Göreyim seni:</strong> -1. &#8220;Senden başarılı olmanı bekliyorum.&#8221; -2. &#8220;Dediğimi yap, karşılığını görürsün.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Görmezlikten (görmemeztikten) gelmek :</strong> Görmemiş gibi davran­mak.<br />
<strong>Görmüş geçirmiş :</strong> Yaşam deneyimi zengin olan, tecrübeli (kimse). (Kars. Feleğin çemberinden geçmiş, kaçın kurası.)<br />
<strong>Görülecek hesabı olmak (biriyle) :</strong> Onunla aralarında çözümlenecek bir sorunu olmak.<br />
<strong>Görünüşü kurtarmak :</strong> Küçük düşürücü herhangi bir olayı geçiştirmek, örtbas etmek.<br />
<strong>Görüp göreceği rahmet bu :</strong> &#8220;Göreceği tek yardım, tek iyilik budur.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Görüş açısı:</strong> Bir şeyi değerlendirme biçimi; bakış açısı.<br />
<strong>Görüşeni karışanı olmamak :</strong> Hiç kimse o kişinin işine karışmamak.<br />
<strong>Gösteriş yapmak :</strong> İlgi çekmek, kıskandırmak gibi amaçlarla göze çarpan davranışlarda bulunmak.<br />
<strong>Götüne tekme atmak : </strong>bk. Kıçına tekme atmak.<br />
<strong>Götünü kaldıramamak :</strong> bk. Kıçını kaldıramamak.<br />
<strong>Götünü yalamak :</strong> bk. Kıçını yalamak.<br />
<strong>Götünü yırtmak :</strong> bk. Kıçını yırtmak.<br />
<strong>Götürü pazarlık :</strong> Bir işin ya da malın tümü üzerine yapılan pazarlık.<br />
<strong>Gövde gösterisi:</strong> Bir topluluğun gücünü ve tavrını göstermek için büyük bir kalabalıkla yaptığı gösteri.<br />
<strong>Gövdeye atmak (indirmek) (bir şeyi) :</strong> Onu büyük bir iştahla yemek; mideye indirmek.<br />
<strong>Gözaltına almak (gözattı etmek) (birini) :</strong> Onu belli bir yerde oturmak zorunda bırakıp hareketlerini denetlemek, onu gözetim altında tut­mak.<br />
<strong>Göz açamamak:</strong> İşlerin çokluğu yüzünden başka hiçbir şeyle ilgilenememek.<br />
<strong>Göz açıp kapayıncaya kadar:</strong> Çok kısa bir süre içinde.<br />
<strong>Göz açtırmamak (birine) :</strong> Ona herhangi bir şey yapma fırsatı vermemek.<br />
<strong>Göz .alabildiğine : </strong>Gözün görebildiği en uzak yerlere kadar.<br />
<strong>Göz alıcı:</strong> Güzelliği ilgi çeken.<br />
<strong>Göz ardı etmek (bir şeyi) :</strong> Onu görmezlikten gelmek, ona gereken il­giyi, önemi göstermek.<br />
<strong>Göz atmak (bir şeye, yere) :</strong> Ona, üzerinde pek durmadan şöyle bir bakmak.<br />
<strong>Göz aydına gitmek:</strong> Birinin sevindirici bir durumunu kutlamaya git­mek.<br />
<strong>Göz banyosu :</strong> -1. Göz hastalıklarının iyileştirilmesi İçin yapılan banyo. -2. Kadınlara hoşlanarak bakma.<br />
<strong>Göz boyamak :</strong> Kötü bir şeyi iyi olarak gösterip aldatmak.<br />
<strong>Gözdağı vermek (birine) :</strong> Onu tehdit etmek, istediğini yaptırmak, ka­bul ettirmek için baskı yapmak. (Kars. Kafa tutmak, posta koymak.)<br />
<strong>Göz değmek (birine, bir şeye) :</strong> Uğursuzluk ya da kötülük getirdiğine inanılan kıskanç ya da hayran&#8217; bakışlar nedeniyle kötü bir duruma düşmek; göze gelmek.<br />
<strong>Gözden çıkarmak (bir şeyi) :</strong> Bir şeyin elden gitmesine isteyerek ya da istemeyerek razı olmak, onu feda etmeye karar vermek.<br />
<strong>Gözden düşmek :</strong> Başkalarının sevgi, saygı ve güvenini söylediği söz­ler ya da yaptığı davranışlar nedeniyle yitirmek.<br />
<strong>Gözden geçirmek (bir şeyi) :</strong> -1. Ne olduğunu anlamak için ona iyice bakmak, incelemek. -2. Onu okumak.<br />
<strong>Gözden kaçmak :</strong> Farkına varılmamak, görülmemek.<br />
<strong>Gözden kaybolmak:</strong> Görülmez olmak, yok olmak.<br />
<strong>Gözden uzaklaşmak:</strong> Ayrılıp görülmeyecek yere gitmek.<br />
<strong>Göz dikmek (bir şeye, birine) :</strong> Onu ne pahasına olursa olsun ele ge­çirmek istemek.<br />
<strong>Göz doldurmak:</strong> -1. Bir şey görünüşüyle umulan etkiyi yapmak. -2. Bir kimse bir becerisi, başarısı vb&#8217;den ötürü beğenilmek.<br />
<strong>Göze almak (bir şeyi):</strong> Bir işi gerçekleştirmek için ortaya çıkabilecek bütün engelleri, tehlikeleri kabullenmek.<br />
<strong>Göze batmak:</strong> -1. Durumu, davranışları çevredekileri tedirgin etmek. -2. <strong>Görünüşüyle dikkati çekmek:</strong> -3. Başkalarını kıskandıran bir mevki-ye yükselmek.<br />
<strong>Göze çarpmak:</strong> -1. Görünüşüyle dikkatleri üzerinde toplamak. -2. Gö­rülmek, fark edilmek.<br />
<strong>Göze gelmek:</strong> -1, bk. Göz değmek. -2. Görünüşüyle başkalarının dik­katini çekmek.<br />
<strong>Göze girmek :</strong> Yaptıktarıyla çevresindekilerin sevgi ve güvenini kazan­mak.<br />
<strong>Göze görünmek:</strong> -1. Belli, açık olmak. -2. Var olmadığı halde varmış gibi görünmek.<br />
<strong>Göze görünmemek:</strong> Ortalıkta dolaşmamak, saklanmak.<br />
<strong>Göze göz, dişe diş :</strong> Kötülüğe kötülükle karşılık verme yöntemi. (Kars. Kısasa kısas.)<br />
<strong>Göz etmek (birine):</strong> Ona göz ve kaşını oynatarak ne demek istediği­ni anlatmak; kaş göz etmek.<br />
<strong>Göz gezdirmek (bir şeye):</strong> Ona üstünkörü bakmak, şöyle bir bak­mak, onu yüzeysel olarak okumak, incelemek.
</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.edebiyat.tc/g-sozlugu-deyim/2/"><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>G Harfi Devamı &#8212;-&gt;&gt;&gt;</strong></span></span></a></p>
<p style="text-align: justify;">
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/g-sozlugu-deyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>H Sözlüğü (Deyim)</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/h-sozlugu-deyim/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/h-sozlugu-deyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 00:06:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/h-sozlugu-deyim/</guid>
		<description><![CDATA[Ha babam (ha): -1. Durmadan, sürekli olarak. -2. &#8220;Hadi göreyim se­ni.&#8221; anlamında yüreklendirme sözü.
Habbeyi kubbe yapmak: Pek önemi olmayan bir şeyi abartmak, önemliymiş gibi göstermek. (Kars. Pireyi deve yapmak.)
Haber almak (birinden) : Birinden bir haber, bilgi öğrenmek, kendisi­ne haber iletilmek.
Haber atlamak: Bir haberi zamanında alıp yayımlayamamak.
Haber çıkmamak : Beklenen haber gelmemek, hakkında bilgi verilme­mek.
Haberi olmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ha babam (ha):</strong> -1. Durmadan, sürekli olarak. -2. &#8220;Hadi göreyim se­ni.&#8221; anlamında yüreklendirme sözü.<br />
<strong>Habbeyi kubbe yapmak:</strong> Pek önemi olmayan bir şeyi abartmak, önemliymiş gibi göstermek. (Kars. Pireyi deve yapmak.)<br />
<strong>Haber almak (birinden) :</strong> Birinden bir haber, bilgi öğrenmek, kendisi­ne haber iletilmek.<br />
<strong>Haber atlamak:</strong> Bir haberi zamanında alıp yayımlayamamak.<br />
<strong>Haber çıkmamak :</strong> Beklenen haber gelmemek, hakkında bilgi verilme­mek.<br />
<strong>Haberi olmak (bir şeyden):</strong> Onun hakkında bilgisi olmak.<br />
<strong>Haber salmak (birine, bir yere) :</strong> Ona, oraya haber göndermek.<br />
<strong>Haber vermek (birine):</strong> -1. Oha söz konusu şeyi bildirmek. -2. Bir du­rumun belirtilerini yansıtmak.<br />
<strong>Ha bire :</strong> Hiç ara vermeden, sürekli olarak.<br />
<strong>Hacet kalmamak (bir şeye):</strong> Gereği olmamak, gereği kalmamak.<br />
<strong>Hacı ağa :</strong> Gelişigüzel yere para harcayan, kültürsüz (zengin).<br />
<strong>Haciz konmak (koymak) (bir yere):</strong> Borçlunun malına mahkeme yo­luyla et konmak (koymak).<br />
<strong>Haddi hesabı yok :</strong> &#8220;Sınırsız, ölçüsüz.&#8217; anlamında.<br />
<strong>Haddi mi? (haddine mi düşmüş?):</strong> &#8220;Onda bunu yapacak güç, yete­nek, cesaret yoktur.&#8221; anlamında tehdit, küçümseme yollu söylenir.<br />
<strong>Haddini bildirmek (birine) :</strong> Ona, her işe burnunu soktuğu, küstahlık ettiği için sert bir karşılık vermek.<br />
<strong>Haddini bilmek :</strong> -1. Gücünü, yetkisini, yeteneğini bilmek. -2. Her işe burnunu sokmamak, küstahlık etmemek.<br />
<strong>Ha deyince :</strong> Hemen, istenilen zamanda.<br />
<strong>Hadise çıkarmak:</strong> Tatsız bir olaya yol açmak; kavga çıkarmak, otay çıkarmak.<br />
<strong>Hafakanlar (afakanlar) basmak (boğmak) -(birini) :</strong> Çok sıkılmak, bu­nalmak.<br />
<strong>Hafif atlatmak (bir şeyi) :</strong> Bir kazayı, tehlikeyi, ölüm olmaksızın, ciddi bir yara almaksızın geçirmek.<br />
<strong>Hafife almak (birini, bir şeyi) :</strong> Onu küçümsemek; ona önem verme­mek.<br />
<strong>Hafiflik etmek:</strong> Hoş olmayan, ahlak kurallarıyla pek bağdaşmayan bir söz söylemek, davranışta bulunmak.<br />
<strong>Hafif tertip :</strong> Biraz, fazla aşırıya kaçmadan, şöyle böyle.<br />
<strong>Hafta sekiz gün on dokuz:</strong> Hemen her gün, bıktıracak ölçüde sık.<br />
<strong>Hah şöyle :</strong> &#8220;İyi yaptın, aferin.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Hak etmek (bir şeyi) :</strong> -1. Hakkı olan bir şeyi, emeğinin karşılığını al­mak. -2. Kötü davranışı nedeniyle layık olduğu karşılığı görmek.<br />
<strong>Hak getire :</strong> &#8220;Ne arar, yoktur.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Hakkı geçmek (birine, bir şeye) :</strong>-1. Bir kimsede, şeyde emeği, hiz­meti bulunmak. -2. Hakkından bir parçası başkasına verilmiş olmak.<br />
<strong>Hakkından gelmek (bir şeyin, birinin):</strong> -1. Yapılması güç bir işi ba­şarmak. -2. Bir kimseye hak ettiği cezayı vermek.<br />
<strong>Hakkını vermek (birinin, bir şeyin) : </strong>-1. Çalışmasının karşılığını tam olarak ödemek. -2. Bir işe gerektiği ölçüde emek vermek.<br />
<strong>Hakkını yemek :</strong> Bir kimseye hakkı olan şeyi vermemek, onun hakkını zorla olmak.<br />
<strong>Hakkın rahmetine kavuşmak : </strong>ölmek.<br />
<strong>Hakkı olmak  :</strong>1. Bir şeyde alacağı bulunmak; ona emeği geçmiş ol­mak. -2. Sözünde, savında haklı olmak.<br />
<strong>Haklı bulmak (birini) :</strong> Haklı olduğunu kabul etmek; onu uygun, yerin­de görmek.<br />
<strong>Haklı çıkmak :</strong> -1. Haklı olduğu anlaşılmak. -2. Bir şey bir kimsenin ya-nılmadığını göstermek.<br />
<strong>Haksız çıkmak :</strong> Haksız olduğu anlaşılmak.<br />
<strong>Haksız yere :</strong> Haksız olarak, hak etmediği halde. .<br />
<strong>Hak vermek (birine) :</strong> Onun haklı olduğunu kabul etmek, ona yanıl-madığını söylemek.<br />
<strong>Halden anlamak :</strong> Bir kimsenin durumunu göz önüne alarak anlayışlı davranmak.<br />
<strong>Halep ordaysa, arşın burada :</strong> &#8220;Yaptığını söylediğin şey, inandırıcı ol­sun İstiyorsan, haydi burada da yap, görelim.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Hale yola koymak (bir şeyi) :</strong> Onu düzenlemek, iyileştirmek, düzelt­mek.<br />
<strong>Hal hatır sormak (birine) :</strong> Bir kimseye &#8220;nasılsınız&#8221; diye sormak.<br />
<strong>Hali duman olmak :</strong> Kötü bir duruma düşmek, perişan olmak.<br />
<strong>Hali harap :</strong> Birinin, bir şeyin durumunun &#8220;kötü, bitkin, perişan.&#8221; olduğu­nu anlatmak için söylenir.<br />
<strong>Hali kalmamak (bir şeye) :</strong> Çok yorulmak, gücünü yitirmek; başka şey yapacak gücü kalmamak.<br />
<strong>Halim selim :</strong> Sakin, kendi halinde, yumuşak huylu (kimse).<br />
<strong>Hali vakti yerinde :</strong> Oldukça varhkU, geçim sıkıntısı çekmeyen (kimse).<br />
<strong>Hallaç pamuğu gibi atmak (bir şeyi, bir yeri):</strong> Onu, orayı dağıtmak, her birini ayrı yere atmak.<br />
<strong>Halsiz düşmek :</strong> Güçsüz kalmak; bitkin düşmek.<br />
<strong>Halt etmek (karıştırmak) :</strong> Uygunsuz İşler yapmak, sözler söylemek, davranışta bulunmak.<br />
<strong>Halt yemek :</strong> Yakışıksız ya da kötü bir iş yapmış olmak.<br />
<strong>Halvet olmak (birileriyle, biriyle) (bir yer) :</strong> -1. Birkaç kişi gizli görüş­mek İçin bir odaya kapanmak. -2. Bir yer dayanılmaz derecede sıcak<br />
olmak.<br />
<strong>Hamamın namusunu kurtarmak :</strong> Kötü bilinen bjr yerin işin durumu­nu kurtarmak için sözde çarelere başvurmak.<br />
<strong>Hamhum şaralop :</strong> -1. Boş ve anlamsız söz. -2. El çabukluğu ya da hi­le ile yapılan akıl ermez iş.<br />
<strong>Hancı sarhoş, yolcu sarhoş : </strong>&#8220;Kimin ne yaptığı, ne söylediği belli de­ğil.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Hangi akla hizmet ediyor? :</strong> &#8220;Neden böyle akılsızca işler yapılıyor?&#8221; anlamında; ne akla hizmet ediyor?<br />
<strong>Hangi dağda kurt öldü? :</strong> &#8220;Ne (ler) oldu da, böyle beklenmedik ve ho­şa giden bir iş yaptı, davranışta* butundu?&#8221; anlamında.<br />
<strong>Hangi rüzgâr attı? :</strong> &#8220;Uzun zamandır geliniyordunuz, nasıl oldu da ge-lebildiniz?&#8221; anlamında sitem, alay yollu söylenir.<br />
<strong>Hangi taşı kaldırsan altından çıkar:</strong> -1. &#8220;Her işe karışıyor.&#8221; anlamın­da. -2. &#8220;Her işten anlar.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Hanım evladı:</strong> Nazlı büyütülmüş kimse. -2. Piç.<br />
<strong>Hanım hanımcık:</strong> İyi bir hanıma yakışır davranışları, giyimi olan (ka­dın, kız).<br />
<strong>Hanya&#8217;yı Konya&#8217;yı Öğrenmek (anlamak) :</strong> Çeşitli olaylarla karşılaşa­rak yaşamda insanın basma neler gelebileceğini öğrenmek; dünya­nın kaç bucak olduğunu anlamak.<br />
<strong>Hapı yutmak:</strong> Kötü bir durumla karşı karşıya kalmak.<br />
<strong>Hapis giymek (yemek) :</strong> Hapis cezasına çarptırılmak.<br />
<strong>Hapis yatmak :</strong> Cezası süresince tutukevinde kalmak.<br />
<strong>Hapse atmak (tıkmak) :</strong> Tutuklayıp cezaevine göndermek; içeri at­mak.<br />
<strong>Hapse girmek (hapsi boylamak): </strong>Suçlu bulunup cezaevine konmak.<br />
<strong>Haraca bağlamak (kesmek) (birini, bir yeri) :</strong> Ona belli zamanlarda belli miktarlarda haraç vermesini zorbalıkla kabul ettirmek.<br />
<strong>Haraç mezat satmak:</strong> Açık artırma ile satmak.<br />
<strong>Haraç yemek:</strong> Zorbalıkla başkalarından para toplamak.<br />
<strong>Harama uçkur çözmek:</strong> Evlilikdışı cinsel ilişkide bulunmak.<br />
<strong>Haram etmek (bir şeyi, birine) </strong>: Bir kimseye verilen bir şeyin yararlı<br />
olmamasını İstemek Haram olmak (bir şey, birine) : O şeyden yararlanamamak; o şey<br />
ona hiçbir yarar getirmemek.<br />
<strong>Haram yemek:</strong> Haksız yollardan kazanç sağlamak.<br />
<strong>Hararet basmak (birini)</strong>: -1. Çok susamak. -2. Vücut ateşi yükselmek.<br />
<strong>Hararet kesmek (söndürmek):</strong> Bir içecek susuzluğunu gidermek.<br />
<strong>Hararet vermek (bir şey, birine):</strong> Susatmak, susamasına yol açmak.<br />
<strong>Harbi keriz (marşandiz):</strong> İşin doğrusu, gerçeği.<br />
<strong>Harbi konuşmak:</strong> Yalansız, gerçekleri gizlemeden konuşmak.<br />
<strong>Harcı olmak (bir şey, birinin):</strong> -1. Birinin yapabileceği bir iş olmak.<br />
-2. Ancak o kimseye özgü bir iş olmak.<br />
<strong>Harekette geçmek :</strong> Bir İşi yapmaya başlamak.<br />
<strong>Harekete getirmek (birini, bir şeyi);</strong> Onu kımıldatmak, canlandır­mak.<br />
<strong>Hareket noktası:</strong> Yapılacak bir işin, geliştirilecek bir düşüncenin baş­langıç noktası.<br />
<strong>Haremlik selamlık olmak:</strong> Bir yerele kadınlar ve erkekler ayrı gruplar<br />
halinde oturmak.<br />
<strong>Harfi harfine :</strong> Tastamam, uygun, tıpatıp.<br />
<strong>Har gür</strong>: Karışıklık, kargaşa.<br />
<strong>Hariçten gazel okumak (atmak) :</strong> -1. Bir konuda bilgisi olmadığı hal­de görüş bildirmek. -2. Öncesini bilmediği bir konuşmaya yersiz ve zamansız katılmak, müdahele etmek.<br />
<strong>Haritadan silmek (silinmek) :</strong> Herhangi bir nedenle ortadan kaldır­mak (kaldırılmak).<br />
<strong>Har vurup harman savurmak:</strong> Elindekileri hesapsızca harcayıp tüket­mek.<br />
<strong>Hasır attı etmek (bîr şeyi) :</strong> Onu örtbas etmek, unutturmaya çalış­mak, işleme koymamak; minder altı etmek.<br />
<strong>Hasret çekmek :</strong>Ayn kalınan bir şeyi, kimseyi özlemek, onu görmek is­temek, Özlem duymak; Özlem çekmek.<br />
<strong>Hasret gidermek:</strong> Uzun süre görülmeyen, ayrı kalınan bir kimseyle görüşüp konuşmak; Özlem gidermek<br />
<strong>Hasret gitmek (bir yere, kimseye):</strong> Özlemini çektiği bir yeti ya da kimseyi göremeden ölmek.<br />
<strong>Hasret kalmak (birine, bir şeye) :</strong> Onu çok özlemek, ona özlem duy­mak.<br />
<strong>Hastalık hastası:</strong> Hiçbir hastalığı olmadığı halde, kendinde sürekli ola­rak birtakım hastalıklar olduğunu sanan kimse için alay yollu söyle­nir.<br />
<strong>Hastalık kapmak, (hastalığa tutulmak)</strong>: Bulaşıcı bir hastalığa yaka­lanmak.<br />
<strong>Haşa huzurdan :</strong> &#8216;Bağışlayın, konuyla ilgili yakışıksız bir söz söyleyece­ğim, alınmayın.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Haşa sümme haşa :</strong> &#8220;öyle olmasına olanak yok.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Haşatı çıkmak:</strong> -1. İşe yaramaz bir duruma gelmek. -2. Çok yorulmak.<br />
<strong>Haşir neşir olmak (biriyle) (bir şeyle) :</strong> -1. Onunla, onlarla kaynaş­mak, sıkı fıkı olmak. -2. Onunia uğraşmak.<br />
<strong>Ha şöyle :</strong> &#8220;Aferin, bravo, tamam.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Ha şunu bileydin :</strong> &#8220;Bunu daha önceden anlamam, bilmen gerekirdi.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Hata etmek (işlemek) :</strong> Yanlışlık yapmak, yanılgıya düşmek.<br />
<strong>Hataya düşmek:</strong> Yanılmak, farkında olmadan bir yanlışlık yapmak.<br />
<strong>Hatır belası:</strong> Sevilip sayılan bir bir kimsenin ricası üzerine yapılan iş, katlanılan sıkıntı.<br />
<strong>Hatır gönül bilmemek (tanımamak) :</strong> Doğru&#8221;bildiği yoldan kimsenin hatırı için şaşmamak, doğruluğuna inandığı işi yapmak.<br />
<strong>Hatırı kalmak:</strong> Gücenmek, darılmak, kırılmak.<br />
<strong>Hatırına bir şey gelmesin :</strong> &#8216;Sözüm, davranışım sana karşı değil, sen alınma.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Hatırına gelmek:</strong> Anımsamak, hatırlamak.<br />
<strong>Hatırında kalmak:</strong> Unutmamak.<br />
<strong>Hatırından çıkamamak (birinin) :</strong> Sevilip sayılan bir kimsenin isteğini yapmazlık edememek.<br />
<strong>Hatırından çıkarmamak (bîr şeyi, birini) :</strong> Onu unutmamak.<br />
<strong>Hatırından çıkmamak: </strong>Unutmamak.<br />
<strong>Hatırından hayalinden geçmemek:</strong> Akla hiç gelmemek, hiç düşün­memek.<br />
<strong>Hatırında tutmak:</strong> Unutmamak.<br />
<strong>Hatırını hoş etmek:</strong> Birini sevindirmek, memnun etmek. (Kars. Gönlü­nü almak.)<br />
<strong>Hatırını kırmamak:</strong> Onun ricasını, isteğini yerine getirmek.<br />
<strong>Hatırını saymak :</strong> Bir kimseye gereken saygıyı göstermek.<br />
<strong>Hatırı sayılır :</strong> -1. Sözü geçen, saygı gören (kimse). -2. Oldukça çok.<br />
<strong>Hatır için :</strong> Onu sevindirmek için, onun gönlü olsun diye.<br />
<strong>Hatır sormak :</strong> &#8220;Nasılsınız, iyi misiniz?&#8221; diye sormak.<br />
<strong>Hava almak :</strong> -1. Açık havaya çıkıp dinlenmek. -2. İçine hava dolmak. -3. Eline bir şey geçmemek, umduğunu bulmamak.<br />
<strong>Hava atmak (basmak):</strong> Üstünlük taslamak. (Kars. Çalım satmak.)<br />
<strong>Havada kalmak :</strong> -1. İstenilen sonuca ulaşmamak. -2. Bir düşünce ka­nıtlanmadığı için tutarlı olamamak.<br />
<strong>Havadan sudan konuşmak :</strong> Belli bir konudan değil de, günlük gelişi­güzel konulardan konuşmak. (Kars. Dereden tepeden konuşmak.)<br />
<strong>Hava hoş :</strong> &#8220;Bir kimseye göre bir işin şöyle ya da böyle olması pek bir fark yaratmaz.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Havanda su dövmek :</strong> Hiçbir yarar sağlamayan, sonuca bağlanma­yan işler yapmış olmak.<br />
<strong>Hava parası:</strong> Bir yeri kiralamak ya da satın almak için, o yerde otu­ranlara açıktan verilen para.<br />
<strong>Hava vermek:</strong> Bir şeyin, yerin etkileyici duruma gelmesine yardımcı. olmak.<br />
<strong>Havaya gitmek :</strong> Hiç bir işe yaramamak; boşa gitmek.<br />
<strong>Havaya savurmak (bir şeyi) :</strong> Onu savurganca harcayıp tüketmek.<br />
<strong>Havaya uçmak :</strong> Bir patlama sonucu dağılmak, param parça olmak.<br />
<strong>Havsalası almamak (havsalasına sığmamak) (bir şeyi) :</strong> Onu, onun olabileceğini aklı bir türlü kabul etmemek; kafası almamak.<br />
<strong>Hay ağzına sağlık :</strong> bk. Ağzına sağlık.<br />
<strong>Hay aksi şeytan :</strong> bk. Aksi şeytan.<br />
<strong>Hayale dalmak :</strong> Yaşadığı ortamdan uzaklaşıp düş dünyasına dalmak.<br />
<strong>Hayale kapılmak :</strong> Hayallerin etkisinde kalmak.<br />
<strong>Hayal gücü : </strong>bk. Düş gücü.<br />
<strong>Hayalinden geçirmek (bir şeyi, birini):</strong> Onu düşünmek.<br />
<strong>Hayal kırıklığı:</strong> Düşünülen bir şeyin gerçekleşmemesinden duyulan üzüntü; düş kırıklığı.<br />
<strong>Hayal kurmak:</strong> Gerçekleşmesi istenen bir şeyi düşünmek; düş kur­mak.<br />
<strong>Hayal meyal:</strong> -1. Betti belirsiz bir biçimde. -2. Açık seçik olmayan.<br />
<strong>Hayata atılmak :</strong> Geçimini sağlamak üzere çalışmaya başlamak.<br />
<strong>Hayat adamı:</strong> Günün koşutlarına ayak uydurabilen, her işi başarabi­len kimse.<br />
<strong>Hayata geçirmek :</strong> bk. Yaşama geçirmek.<br />
<strong>Hayata gözlerini kapamak (yummak):</strong> Ölmek.<br />
<strong>Hayata küsmek:</strong> Yaşama sevincini yitirmek.<br />
<strong>Hayat arkadaşı: </strong>-1. Eş, kadın için koca, erkek için kadın. -2. Birlikte<br />
yaşamaya başlayan kimselerden (kadın ve erkek) her biri.<br />
<strong>Hayatı kaymak :</strong> Yaşama düzeni alt üst olmak.<br />
<strong>Hayatına girmek (biri):</strong> Biri onun yaşamında yer almak.<br />
<strong>Hayatına (yaşamına) son vermek (biri, bir şey):</strong> -1. Kendini öldür­mek, intihar etmek. -2. Kapatmak, bitirmek.<br />
<strong>Hayatını borçlu olmak (birine):</strong> -1. Biri tarafından ölümden kurtarıl­mış olmak. -2. Yaşamını bir kimsenin desteğiyle kazanmış olmak.<br />
<strong>Hayatını kazanmak :</strong>Geçimini sağlamak.<br />
<strong>Hayatını yaşamak : </strong>Yaşamını dilediği gibi geçirmek.<br />
<strong>Hayat kadını:</strong> Genel kadın, orospu, fahişe.<br />
<strong>Hayat kavgası (mücadelesi):</strong> Yaşamak için harcanan çabalar.<br />
<strong>Hayat memat meselesi:</strong> Hayati önemi olan sorun konu; ölüm kalım meselesi.<br />
<strong>Hayat pahalılığı:</strong> Gelir ile gider arasındaki dengenin gelir aleyhine bo­zulması; temel gereksinmelerin pahalı olması.<br />
<strong>Hayatta olmaz :</strong> &#8220;Hiçbir zaman olmaz.&#8221; anlamında; dünyada olmaz.<br />
<strong>Hayat vermek (bir şeye, bîrine) :</strong> Onu canlandırmak, ona canlılık ka­zandırmak.<br />
<strong>Haybeye kürek çekmek:</strong> Boşu boşuna uğraşmak, hiçbir olumlu so­nuç alamamak.<br />
<strong>Haydi canım sen de:</strong> &#8220;Haydi oradan, olmaz öyle şey, bu ciddiye alı­namaz.&#8221; anlamrnda.<br />
<strong>Haydi haydi:</strong> -1. &#8220;Fazla uzatma, kısa kes.&#8217; -2. Kolay kolay ,bol bol. -3. Olsa olsa, en çok.<br />
<strong>Haydi oradan :</strong> -1. &#8220;Olmaz öyle şey.&#8221; -2. &#8220;Çekil git oradan.&#8221; anlamın­da.<br />
Hayır beklememek (bir şeyden, birinden) : Ondan yarar ummamak, onun iyi olacağını sanmamak.<br />
<strong>Hayırdır inşallah :</strong> -1. &#8220;Gördüğün düş iyi bir olayın habercisi olsun.&#8221; -2. (Şaşkınlık yaratan durumlarda) &#8220;O da ne?&#8221; anlamında söylenir.<br />
<strong>Hayır etmemek :</strong> -1. Yararı olmamak. -2. İşe yaramamak.<br />
<strong>Hayır gelmemek (bir şeyden, birinden) :</strong> Onun bir yararı dokunma­mak.<br />
<strong>Hayır görmemek (bir şeyden, birinden)</strong>: Ondan yarar sağlayama­mak.<br />
<strong>Hayır İşlemek :</strong> Yararlı bir davranışta bulunmak.<br />
<strong>Hayır kalmamak (bir şeyden, birinde) :</strong> O şey işe yaramaz, o kimse iş göremez duruma gelmek.<br />
<strong>Hayır ola (hayrola):</strong> &#8220;Ne var, ne oluyor?&#8221; anlamında merak bildirir.<br />
<strong>Hayır sahibi:</strong> İyilik yapmayı seven kimse.<br />
<strong>Hayır yok (bir şeyde) (birinde):</strong> -1. &#8220;O şey artık işe yaramaz.&#8221; -2. &#8220;O kimseye güvenmeyin, İstediğinizi yapamaz.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Hayra yormak (bir şeyi) :</strong> Bir olayı, bir düşü iyi bir durumun belirtisi olarak saymak.<br />
<strong>Hayrete düşmek :</strong> Şaşmak, şaşırıp kalmak.<br />
<strong>Hayrı dokunmak (bir şey, birine):</strong> -1. O şey bir işe yaramak. -2. Ona iyilikte bulunmak, onun İyiliğini görmek.<br />
<strong>Hayrını görmek (bir şeyin) :</strong> Onu iyi günlerde kullanmak.<br />
<strong>Hazıra konmak :</strong> Hiçbir emek harcamadan başkasının yaptığı bir şey­den yararlanmak.<br />
<strong>Hazırdan yemek :</strong> Çalışmadan eski kazandıklarını yemek.<br />
<strong>Hazırlık görmek :</strong> -1. Bir iş için gereken şeyleri hazırlamak. -2. Bir yol­culuk için gerekenleri tamamlamak.<br />
<strong>Hazır yiyici:</strong> Çalışmayan, daha önce kazanılmış olanları harcayan tembel (kimse).<br />
<strong>Hedef almak (bir şeyi) (birini) :</strong> -1. O şeye nişan almak. -2. Bir şeyi ona yöneltmek. -3. Yermek, eleştirmek yıpratmak düşüncesiyle onu karşısına almak.<br />
<strong>Hedef olmak (bir şeye) :</strong> İstenmeyen, hoş olmayan bir davranışla kar­şılaşmak.<br />
<strong>Helak etmek (birini, kendini) :</strong> -1. Onu öldürmek, ortadan kaldırmak -2. Onu çok yormak, bitkin duruma getirmek.<br />
<strong>Helak olmak :</strong> -1. Ölmek, yok olmak. -2. Çok yorulmak, bitkin düşmek.<br />
<strong>Helal olsun :</strong> -1. &#8220;Bu şeyi ona verdim, güle güle kullansın.&#8221; -2. &#8220;Verdi­ğim şeyin karşılığını istemiyorum, ona bırakıyorum.&#8221; -3. &#8220;Büyük bir ye­teneği var.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Helal süt emmiş :</strong> İyi ahlaklı, temiz karakterli (kimse).<br />
<strong>Hele bir:</strong> &#8220;Yap da göreyim, bak o zaman sana gösteririm.&#8221; anlamında tehdit sözü.<br />
<strong>Hele şükür:</strong> &#8220;Çok şükür istenen sonuca ulaşıldı.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Hemen hemen :</strong> Yaklaşık olarak; aşağı yukarı.<br />
<strong>Hem kel, hem fodul:</strong> Hem yeteneksiz, hem de üstün olduğunu iddia eden (kimse).<br />
<strong>Hem nalına hem mıhına (vurmak) :</strong> Birbirine karşı olan iki yanı da destekleme (destekler biçimde konuşmak).<br />
<strong>Hem suçlu hem güçlü :</strong> Suçlu olduğu halde karşısındakini suçlamaya kalkışan (kimse).<br />
<strong>Hep bir ağızdan:</strong> Aynı anda pekçok kişi beraberce (söylemek, konuş­mak).<br />
<strong>Her Allah&#8217;ın günü :</strong> Her gün; Tanrı&#8217;nın günü.<br />
<strong>Her boyaya girip çıkmak:</strong>Çeşitli işlerde belirli süreler çalışmış olmak.<br />
<strong>Her dem taze :</strong> -1. Yaşlı olduğu halde her zaman genç görünmeye ça­lışan (kimse), -2. Bütün yıl yeşil kalan (bitki).<br />
<strong>Her derde deva :</strong> Birçok şeye çare olan, birçok hastalığa iyi gelen.<br />
<strong>Her gördüğü sakallıyı babası sanmak:</strong> Görünüşe aldanmak.<br />
<strong>Her işe burnunu sokmak:</strong> İlgisi olsun olmasın her şeye karışmak; burnunu sokmak.<br />
<strong>Her kafadan bir ses çıkmak :</strong> Bir konuda konuşurken herkes aynı an­da düşüncesini söylemek..<br />
<strong>Herkese şapur şupur da, bize gelince ya Rabbi şükür mü? :</strong> &#8220;Baş­kalarına cömertçe verdiğiniz şeyleri sıra bana gelince niçin esirgiyor­sunuz?&#8221; anlamında.<br />
<strong>Her keseye uygun :</strong> Herkesin sıkıntıya düşmeden atabileceği ucuzluk­ta olan.<br />
<strong>Herkes gider Mersin&#8217;e, biz gideriz tersine :</strong> &#8220;Herkes bu işi yoluyla yöntemiyle yapıyor, biz İse bu konuda yanlış bir yol izliyoruz.&#8217; anla­mında.<br />
<strong>Herkesin ağzına düşmek (herkesin ağzına sakız olmak) :</strong> Dedikodu konusu olmak.<br />
<strong>Her nasılsa :</strong> &#8220;Nasıl olduysa.&#8221; anlamında, beklenmedik bir durum karşı­sında kullanılır.<br />
<strong>Her ne hal ise :</strong> &#8220;Uzatmayalım, geçelim.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Her ne ise :</strong> -1. &#8220;Ne olursa olsun.&#8221; -2. &#8220;Tutan neyse.&#8221; -3. &#8220;Olan olmuş, uzatmayalım artık.&#8221; anlamında.<br />
<strong>Her nedense : </strong>Nasıl olduğu anlaşılmayan durumlar için kulanılır.<br />
<strong>Her ne kadar:</strong> Şart cümlelerinin başına gelerek yargının* doğallığını, yetersizliğini bildirir.<br />
<strong>Her tarafı buz kesmek :</strong> -1. Çok üşümek. -2. Şaşırıp kalmak, ne yapa­cağını bilememek.<br />
<strong>Her tarakta bezi olmak :</strong> Birbirinden farklı işlerle uğraşır olmak; kırk tarakta bezi olmak.<br />
<strong>Her telden çalmak:</strong> Her işi yapabilir, her şeyden anlar olmak.<br />
<strong>Hesaba almak (katmak) (bir şeyi, birini):</strong> Onu göz önünde bulun­durmak, düşünmek; önemsemek.<br />
<strong>Hesabı kesmek:</strong> Bir kimseyle ilişkiyi ya da alışverişi kesmek, buna son vermek.<br />
<strong>Hesabını bilmek:</strong> Tutumlu olmak.<br />
<strong>Hesabını görmek:</strong> -1. Borcunu ödemek. -2. Onu öldürmek.<br />
<strong>Hesap etmek (bir şeyi):</strong> -1. Onu hesaplamak. -2. Onu kendi kendine tartışıp düşünmek.<br />
<strong>Hesap sormak (birine, birinden):</strong> Bir kimseyi yaptıklarından dolayı sorguya çekmek.<br />
<strong>Hesaptan düşmek (bir şeyi, birini):</strong> -1. Bir alacağı ya da borcu hesaptan çıkarmak. -2. Bir şeyi, bir kimseyi yok saymak.<br />
<strong>Hesapta olmamak :</strong> Daha önce hiç düşünülmemiş olmak.<br />
<strong>Hesap (hesabını) vermek:</strong> -1. Bir işin, harcamanın durumunu göster­mek. -2. Sorumlu olduğu bir konuda sorgudan geçmek, savunma yapmak.<br />
<strong>Hevesi kursağında (içinde) kalmak:</strong> İstediği şeyi elde edememiş ol­mak.<br />
<strong>Hevesini almak (bir şeyden):</strong> İstediği şeyi elde etmiş olmak.<br />
<strong>Heyheyleri tutmak (gelmek, üstünde olmak) :</strong> Çok sinirlenmek, bağı­rıp çağırmak.<br />
<strong>Hık demiş (anasının, babasının) burnundan düşmüş :</strong> Pekçok yönü, özelliği anasına, babasına benzeyen (kimse).<br />
<strong>Hık mık etmek (demek) :</strong> -1. Sorulan bir soruya belli belirsiz karşılık­lar vermek. -2. Bir işi yapmamak için çeşitli nedenler İleri sürmek.<br />
<strong>Hıncını (birinden) çıkarmak (almak):</strong> Öfkesini başkasına kötü davra­narak çıkarmaya çalışmak, öcünü (ondan) almak.<br />
<strong>Hınç almak:</strong> bk. Öç almak.<br />
<strong>Hır çıkarmak, (hırgür çıkarmak) :</strong> Olur olmaz şeylerden kavga çıkar­mak.<br />
<strong>Hırsından çatlamak:</strong> Çok kızmak, öfkelenmek.<br />
<strong>Hırsım almak</strong>: Bir davranışta bulunarak öfkesini yatıştırmak. (Kars. Acı­sını çıkarmak.)<br />
<strong>Hırsını alamamak:</strong> Öfkesini yenememek.<br />
<strong>Hırsını çıkarmak (birinden, bir şeyden):</strong> Öfkesin i bir başkasına ya da bir başka şeye sataşarak yenmeye çalışmak.<br />
<strong>Hırsını yenmek :</strong> Öfkesini belli etmemeye çalışmak.<br />
<strong>Hışmına uğramak: </strong>Birinin öfkesi, kızgınlığı kendisine yönelmek.<br />
<strong>Hıyar ağa (ağası):</strong> Kaba, görgüsüz, saygısız (kimse).<br />
<strong>Hızır gibi yetişmek;</strong> Bir kimse, bir başkasının sıkışık, çaresiz duru­munda yardımına yetişmek.<br />
<strong>Hiç değilse (olmazsa): </strong>-1. &#8220;Başka bir şey olmasa bile.&#8221; -2. &#8220;Bari.&#8221; -3. &#8220;En azından? anlamında.<br />
<strong>Hiç yoktan </strong>: Durup dururken, boş yere, hiç yüzünden.<br />
<strong>Hiddete gelmek (kapılmak):</strong> Kızmak, öfkelenmek.<br />
<strong>Hilesi hurdası yok :</strong> -1. Yalanı dolanı olmayan (şey), -2. Hile ile iş gör­meyen (kimse).<br />
<strong>Hin oğlu hin :</strong> Çok kurnaz, çıkarını ve işini bilen (kimse). (Kars. Anası­nın gözü.)<br />
<strong>Hislerine kapılmak:</strong> Duygularına göre davranmaya başlamak.<br />
<strong>Hisse çıkarmak (bir şeyden) :</strong> -1. Kendisiyle ilgili bir yön bulmak. -2. Pay çıkarmak.<br />
<strong>Hisse kapmak :</strong> Bir olaydan yararlı bir ders çıkarmak.<br />
<strong>Hissi vermek (uyandırmak) (bir şey):</strong> O şey sözü edilen şeye ben­zer bir duygu uyandırmak, o izlenimi uyandırmak.<br />
<strong>Hizaya gelmek:</strong> -1. Düzgün olarak sıraya dizelmek -2. Davranışlarını düzeltmek, doğru yola yönelmek.<br />
<strong>Hizaya getirmek:</strong> -1. Bir çizgi üzerinde düzgün olmasını sağlamak. -2. Bir kimsenin davranışlarını çeşitli yollarla düzeltmek, onu doğru yola getirmek<br />
<strong>Hodri meydan :</strong> &#8220;Kendine güvenen ortaya çıksın.&#8221; anlamında meydan okuma.<br />
<strong>Hokka gibi:</strong> Ufak ve düzgün (ağız).<br />
<strong>Hokka gibi oturmak :</strong> Giysi, vücuduna uygun gelmek, tam olmak.<br />
<strong>Hop oturup hop kalkmak:</strong> Öfkesinden yerinde duramaz olmak, çok sinirlenmek.<br />
<strong>Hora geçmek :</strong> İşe yaramak, beğenilmek; makbule geçmek.<br />
<strong>Hor bakmak (hor görmek) (bir şeye, birine ) :</strong> Ona değer vermemek; aşağı görmek.<br />
<strong>Hor kullanmak (bir şeyi) :</strong> Onu hırpaiarcaşına kullanmak<br />
<strong>Horozlar ötmek :</strong> Sabah olmak.<br />
<strong>Hor tutmak (birini) :</strong> Bir kimseye karşı kalbini kırarcasına davranmak.<br />
<strong>Hoşafına gitmek (bir şey):</strong> Onu beğenmek, hoşuna gitmek.<br />
<strong>Hoşafın yağı kesilmek:</strong> Güzel bir şey karşısında söyleyecek söz, yapacak bir şey bulamaz duruma gelmek<br />
<strong>Hoşbeş etmek (biriyle):</strong> Onunla sohbet etmek<br />
<strong>Hoş bulduk (safa bulduk):</strong> &#8220;Hoş geldiniz&#8221; sözüne karşılık olarak söylenir.<br />
<strong>Hoşça kal (kalın)</strong>: Bir yerden ayrılan kimsenin kalanlara söylediği iyi dilek sözü.<br />
<strong>Hoş geldiniz (safa geldiniz):</strong> Konukları karşılarken söylenen nezaket sözü.<br />
<strong>Hoş görmek (bir şeyi, birini) :</strong> Bir kimsenin kusurunu anlayışla karşı­lamak<br />
<strong>Hoş tutmak (birini):</strong> Ona iyi davranmak, onu kırmaktan, incitmekten kaçınmak<br />
<strong>Hoşuna gitmek :</strong> Bir şeyden, kimseden hoşlanmak, onu beğenmek.<br />
<strong>Höt demek (birine):</strong> Onu korkutmak, ona çatmak (Kars. Gözdağı vermek.)<br />
<strong>Hurdası çıkmak :</strong> İşe yaramayacak duruma gelmek çok eskimek bo­zulmak<br />
<strong>Hurdaya çevirmek (bir şeyi):</strong> Artık onu işe yaramayacak, kullanıla­mayacak duruma getirmek<br />
<strong>Huyuna suyuna gitmek:</strong> Bir kimseyi kızdırmayacak davranışlarda bu­lunmak, onun isteğine uygun hareket etmek.<br />
<strong>Huyu suyu (birinin):</strong> Onun mizacı, karakteri.<br />
<strong>Huzuru kaçmak:</strong> Rahatsız olmak tedirginlik duymak<br />
<strong>Huzurunu kaçırmak:</strong> Onu rahatsız etmek, ona tedirginlik vermek<br />
<strong>Huzur vermek (birine):</strong> -1. Onu rahat bırakmak -2. Onu dinlendir­mek<br />
<strong>Hükmü geçmek (hüküm yürütmek) :</strong> Sözü geçmek, sözü dinlenmek<br />
<strong>Hükümet kapısı:</strong> Devlet dairesi.<br />
<strong>Hüküm giymek:</strong> Bir kimsenin hakkında ceza hükmü verilmek (Kars. Ceza yemek.)<br />
<strong>Hüküm sürmek:</strong> -1. Bir yerin sahipliğini yapmak orada görevini sür­dürmek -2. Yaygın olmak, sürüp gitmek, devam etmek<br />
<strong>Hüküm vermek:</strong> -1. Yargıç bir karara varmak ya da bir suçlu hakkın­da ceza vermek -2. İyice düşündükten sonra vardığı kararı bildirmek<br />
<strong>Hülya kurmak (hülyaya dalmak) :</strong> Hayal kurmak.<br />
<strong>Hürya etmek :</strong> Bir yere girerken ya da bir yerden çıkarken hep birlikte hücum etmek<br />
<strong>Hüsnü kuruntu :</strong> Herhangi bir durumu kendisi için İyi olarak yorumla­ma.<br />
<strong>Hüsrana uğramak:</strong> Bir işten beklenilen sonucun elde edilememesi yüzünden zarar görmek</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Diğer Harfler</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="../a-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>A</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../b-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>B</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../c-c-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Ç-C</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../d-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>D</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../e-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>E</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../f-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>F</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../g-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>G</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../h-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>H</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../i-i-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>I-İ</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../j-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>J</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../k-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>K</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../l-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>L</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../m-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>M</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../n-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>N</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../o-o-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>O-Ö</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../p-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>P</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../r-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>R</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../s-s-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>S-Ş</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../t-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>T</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../u-u-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>U-Ü</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../v-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>V</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../y-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Y</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../z-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Z</strong></span></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/h-sozlugu-deyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>I &#8211; İ Sözlüğü (Deyim)</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/i-i-sozlugu-deyim/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/i-i-sozlugu-deyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2009 00:03:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deyimler Sözlüğü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/?p=1057</guid>
		<description><![CDATA[I

Ikınıp sıkınmak : Bir iş yapabilmek için kendini çok zorlamak.
Irz düşmanı: Başkalarının namusuna göz diken ve isteğini yasa ve ahlakdışı yollarla sağlamaktan çekinmeyen kimse.
Irz ehi: Namuslu (kimse).
Irzına geçmek (ırzını bozmak) : -1. Zor kullanarak bir kimseyle cinsel ilişkide bulunrriak. -2. Bir şeyi bozmak, yozlaştırmak.
Isıtıp ısıtıp Önüne koymak (bir şeyi) : Daha önce söz konusu olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>I</strong></span></span></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><strong>Ikınıp sıkınmak :</strong> Bir iş yapabilmek için kendini çok zorlamak.<br />
<strong>Irz düşmanı:</strong> Başkalarının namusuna göz diken ve isteğini yasa ve ahlakdışı yollarla sağlamaktan çekinmeyen kimse.<br />
<strong>Irz ehi:</strong> Namuslu (kimse).<br />
<strong>Irzına geçmek (ırzını bozmak) :</strong> -1. Zor kullanarak bir kimseyle cinsel ilişkide bulunrriak. -2. Bir şeyi bozmak, yozlaştırmak.<br />
<strong>Isıtıp ısıtıp Önüne koymak (bir şeyi) :</strong> Daha önce söz konusu olan bir konuyu ikide bir gündeme getirmek. (Kars. Temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp öne sürmek.)<br />
<strong>Iska geçmek (birşeyi) :</strong> -1. Hedefi tutturamamak. -2. Önem verme­mek, üzerinde durmamak, atlamak.<br />
<strong>Iskartaya çıkarmak (bir şeyi) :</strong> Onu işe yaramaz duruma geldiği için aytnp bir kenara koymak.<br />
<strong>Istırap çekmek</strong>: -1. Bir aayı yaşamak. -2. Üzülmek.<br />
<strong>Istırap vermek (bir şey, birine) :</strong> -1. O şey o kimsenin acı çekmesine yol açmak. -2. O şey, o kimseyi üzmek.<br />
<strong>Işığın altında :</strong> Bir durum ya da düşüncenin belli bir konuda yol göster­mesinden yararlanarak.<br />
<strong>Işık iutmak (bîr şeye) (birine)</strong>: -1. Bir yeri ışıkla aydınlatmak. -2. Bel­li bir konuda düşünceleriyle ona önderlik etmek, yol göstermek.
</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>İ</strong></span></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İbret almak (bir şeyden):</strong> Ondan gereken dersi çıkarmak; ders al­mak.<br />
<strong>İbreti âlem için:</strong> &#8220;Herkese ders olsun , herkes ders alsın diye.&#8221; anla­mında. .<br />
<strong>İbret olmak (bir şey birine):</strong> O şey ona ders olmak<br />
<strong>İcabına bakmak (bir şeyin, birinin):</strong> -1. Gereğini yerine getirmek, ge­rekeni yapmak. -2. Onu yok etmek, ortadan kaldırmak.<br />
<strong>İcat çıkarmak:</strong> -1. Herkes tarafından yadırganan, garip karşılanan<br />
davranışta bulunmak. -2. Ortaya gereği olmayan bir sorun atmak<br />
<strong>İç açmak:</strong> Neşelendirin şeylerle sıkıntıları gidermek, ferahlatmak<br />
<strong>İçeri atmak (almak, tıkmak) (birini):</strong> Onu hapsetmek, tutuklamak; hapse atmak. •<br />
<strong>İçeri düşmek:</strong> Hapse düşmek, tutuklanmak.<br />
<strong>İçeri girmek:</strong> -1. Zarar uğramak. -2. Hapse girmek.<br />
<strong>İç etmek (bir şayi) :</strong> Başkasına ait bir şeyi kendisine mal etmek, ortadan kaldırmak, saklamak.<br />
<strong>İç geçirmek :</strong> Derin bir soluk alıp vererek üzüntüsünü belirtmek.<br />
<strong>İç güveysinden hallice :</strong> &#8220;Nasılsın?&#8221; sorusuna karşılık olarak söylenen ve &#8220;İyiyim, sıkıntılı birine göre daha iyi durumdayım&#8221; anlamına gelen söz.<br />
<strong>İçi açılmak:</strong> İç sıkıntısı ortadan kalkıp neşelenmek, ferahlamak<br />
<strong>İçi almamak (bir şeyi) :</strong> -1. Onu midesi kaldırmamak, kabul etme­mek. -2. Hoşlanmadığı bir şeyi yapmak istememek.<br />
<strong>İçi bayılmak :</strong> -1. Çok acıkmak, -2. Fazla tatlı ya da yağlı bir yiyecek midesinde tuhaflık yaratmak, su içmek isteği duymak.<br />
<strong>İçi beni yakar dışı eli (yakar):</strong> &#8220;Beni ilgilendiren bu konu başkalarına çekici görünür, ancak benim için oldukça sıkıntı vericidir.&#8221; anlamında.<br />
<strong>İçi bulanmak :</strong> Midesi bulandığı için kusacak gibi olmak.<br />
<strong>İçi burkulmak :</strong> Çok üzülmek. (Kars. Ciğeri sızlamak.)<br />
<strong>İçi cız etmek:</strong> Çok üzülmek; yüreği cız etmek.<br />
<strong>İçi çekmek (bir şeyi) :</strong> Bir şeye karşı içinde istek duymak. (Kars. Canı çekmek, gönlü çekmek.)<br />
<strong>İçi dar :</strong> Sıkıntılı, beklemeye tahammülü olmayan (kimse).<br />
<strong>İçi daralmak :</strong> İçi sıkılmak, sıkıntı nedeniyle bunalmak<br />
<strong>İçi dayanmamak:</strong> bk. İçi götürmemek.<br />
<strong>İçi dışı bir:</strong> Gizlisi saklısı olmayan, düşündüklerini açıkça söyleyen (kimse). (Kars. Özü sözü bir.)<br />
<strong>İçi dışına çıkmak :</strong> -1. Bindiği taşıtın bozuk yoldan geçmesi sırasında ya da çok sallanmasından dolayı vücudu çok sarsılmak. -2. Midesi bulanıp kusmak.<br />
<strong>İçi erimek:</strong> Çok üzülmek, tedirgin olmak.<br />
<strong>İçi ezilmek:</strong> Acıkmaktan dolayı midesi rahatsız olmak; içi kazınmak, kıyılmak.<br />
<strong>İçi geçmek </strong>: -1. Uykuya dalmak. -2. Yaşlılık ve zayıflık nedeniyle gücü azalmak.<br />
<strong>İçi geniş :</strong> Tasasız, gamsız (kimse); yüreği geniş.<br />
<strong>İçi gitmek :</strong> Bir şeyi yapmayı ya da elde etmeyi çok istemek. -2. İshal olmak, sürgün gitmek.<br />
<strong>İçi götürmemek (dayanmamak) (bir şeyi) :</strong> -1. Aaklı bir duruma da-yanamamak; yüreği dayanmamak. -2. Onu kıskanmak. -3. Vicdanı el vermemek.<br />
<strong>İçi hop etmek :</strong> Birdenbire heyecanlanmak; yüreği hop etmek.<br />
<strong>İçi ısınmak (birine, bir şeye) :</strong> Ondan hoşlanmak, onu sevmek.<br />
<strong>İçi içini yemek :</strong> İstedikleri olmuyor diye sürekli üzüntü içinde olmak.<br />
<strong>İçi kalkmak (kabarmak) :</strong> -1. Midesi bulanmak, tiksinmek. -2. Ağlama ihtiyacı duymak. -3. Çok heyecanlanmak.<br />
<strong>İçi kan ağlamak :</strong> Kimseye sezdirmeden üzülmek, çok kederlenmek.<br />
<strong>İçi kararmak :</strong> Hiçbir şeyden zevk almaz duruma gelmek, umutsuzlu­ğa düşmek.<br />
<strong>İçi kazınmak (kıyılmak) :</strong> Çok acıkmak; içi eritmek.<br />
<strong>İçinden çıkmak :</strong> Zor bir işi başarıyla bitirmek.<br />
<strong>İçinden doğmak:</strong> bk. İçinden gelmek.<br />
<strong>İçinden geçirmek (bir şeyi) :</strong> Onu düşünmek, tasarlamak.<br />
<strong>İçinden gelmek (doğmak):</strong> 0 şeyi yapmak isteği duymak.<br />
<strong>İçinden (içten) pazarlıklı:</strong> Sinsi, yapacağı kötülükleri sezdirmeyen (kimse).<br />
<strong>İçine atmak (bir şeyi) :</strong> -1. Üzüntüsünü kimseye bildirmemek. -2. Ken­disine yapılan kötüKiklere belli bir tepki göstermemekle birlikte bunla­rı unutmamak.<br />
<strong>İçine çekilmek:</strong> Kimse ile görüşmez olmak, kendi kendine kalmayı tercin etmek; kabuğuna çekilmek.<br />
<strong>İçine dert olmak :</strong> Yapılabilecek nitelikte olan bir şeyi yapamamış ol­duğu için üzülmek.<br />
<strong>İçine doğmak :</strong> Bir şeylerin olacağını sezinlemek; gönlüne doğmak.<br />
<strong>İçine dokunmak :</strong> Dertlenmek, kederlenmek, hüzünlenme^<br />
<strong>İçine etmek (sıçmak) (bir şeyin) :</strong> Onu kötü bir duruma getirmek.<br />
<strong>İçine işlemek :</strong> Bir söz, davranış, durum bir kimseye çok dokunmak, derinden etkilemek; yüreğine işlemek.<br />
<strong>İçine kapanmak :</strong> -1. Çevresiyle sıkı, yakın ilişki kurmamak. -2. Duru­munu, duygularını kimseye açmamak.<br />
<strong>İçine korku düşmek:</strong> Kötü bir şeyin olabileceğinden kaygılanmak.<br />
<strong>İçine kurt düşmek :</strong> Kötü bir şey olacağı kuşkusu içinde olmak.<br />
<strong>İçine oturmak :</strong> Çok etkilenmek, çok üzülmek.<br />
<strong>İçine sinmemek:</strong> -1. Yalanlan da bulunmadığı için güzel bir şeyden tat alamamak. -2. Bir şey istediği gibi olmadığı İçin rahatsız olmak, o şeyi beğenmemek.<br />
<strong>İçini açmak (birine):</strong> Derdini, sırrını ona anlatmak.<br />
<strong>İçini bayıltmak:</strong> Fazla şekerli ve yağlı gıdalar yediği jçin artık hiçbir şey yiyemeyecek duruma gelmek.<br />
<strong>İçini boşaltmak:</strong> -1. Kızdığı için bir kimseye içinden geçenleri söyle­yip rahatlamak. -2. Derdini anlatmak.<br />
<strong>İçini çekmek:</strong> Üzüntüsünden derin derin nefes almak (Kars. Göğüs girmek, iç geçirmek.)*<br />
<strong>İçini kemirmek :</strong> Onu sürekli rahatsız, tedirgin etmek.<br />
<strong>İçini kurt yemek (kemirmek) :</strong> Sürekli kaygı içinde olmak.<br />
<strong>İçinin yağı erimek :</strong> Kötü bir şey olacak diye üzüntü çekmek.<br />
<strong>İçi parçalanmak (paralanmak):</strong> Bir kimsenin kötü durumuna aayıp üzülmek; yüreği parçalanmak.<br />
<strong>İçi rahat etmek:</strong> Kötü bir şey olmadığını görerek, öğrenerek ferahla­mak.<br />
<strong>İçi sıkılmak :</strong> Bunalmak, sıkıntı duymak.<br />
<strong>İçi sızlamak :</strong> Kötü durumda olan bir şey ya da kimse için üzülmek.<br />
<strong>İçi tez:</strong> Aceleci, sabırsız (kimse). (Kars. Canı tez, tez canlı.)<br />
<strong>İçi titremek:</strong> -1. Çok üşümek. -2. Özen göstermek, zarar gelecek diye tasalanmak.<br />
<strong>İçi yanmak :</strong> -1. Çok üzülmek. -2. Susamak.<br />
<strong>İçler acısı:</strong> Çok aaklı, hüzün verici.<br />
<strong>İçli dışlı olmak (biriyle):</strong> Onunla çok samimi ilişkiler içinde bulunmak; senli benli olmak.<br />
<strong>İçtikleri su ayrı gitmemek:</strong> Çok yakın arkadaş olmak İdare etmek (bir şeyi) (birini): -1. Onu yönetmek. -2. Onu tutumlu kullanmak. -3. Yetmek, yetişmek. -4. Onu hoşgörüyle karşılamak. -5. Onu görmezlikten gelmek, örtbas etmek. İdaresini bilmek: Tutumlu davranmak<br />
<strong>İddiaya tutuşmakfgirmek, girişmek) :</strong> Birbirine karşıt iddialar ile bah­se girişmek<br />
<strong>İfadesini almak (birinin) :</strong> -1. Onu sorguya çekmek. -2. Onu dövmek, hırpalamak. -3. Onu yenmek, ona üstün gelmek.<br />
<strong>İflahım kesmek :</strong> İş yapamaz duruma getirmek.<br />
<strong>İflas bayrağını çekmek:</strong> İflas etmek, her şeyini yitirmek, batmak.<br />
<strong>İfrata kaçmak:</strong> Düşüncelerinde, davranışlarında çok ileri, aşırı gitmek.<br />
<strong>İfrata vardırmak (bir şeyi):</strong> Onu aşırı ölçüye vardırmak<br />
<strong>İfrit etmek (bîrini) :</strong> Onu ç$k öfkelendirmek, kızdırmak (Kars. Çileden çıkarmak.)<br />
<strong>İfrit olmak (kesilmek) (birine, bir şeye):</strong> Ona çok kızmak, öfkelen­mek. (Kars. Çileden çıkmak.)<br />
<strong>İftihara geçmek :</strong> Derslerinde başarılı, davranışlarında beğenilir olup üstün öğrenci seçilmek.<br />
<strong>İftira atmak (etmek) (birine):</strong> On asılsız ve kasıtlı bir suç yüklemek (Kars. Kara çalmak.)<br />
<strong>İftiraya uğramak :</strong> Kendisine asılsız bir iftira yüklenmiş olmak.<br />
<strong>İğne atsan yere düşmez:</strong> Bir yerin çok kalabalık olduğunu belirtmek İÇtn kullandır.<br />
<strong>İğne ile kuyu kazmak : </strong>Zor bir işi yetersiz araç ve gereçlerle büyük bir çaba harcayarak başarmaya çalışmak.<br />
<strong>İğne ipliğe dönmek (iğne İplik kalmak):</strong> Çok zayıflamak.<br />
<strong>İhtilafa düşmek:</strong> Bozuşmak, uyuşamamak; aralarında anlaşmazlık doğmak.<br />
<strong>İhtimal vermemek (bir şeye) :</strong> Onun gerçekleşebileceğini düşünme­mek, sanmamak.<br />
<strong>İhtimam göstermek (birine, bir şeye):</strong> Onajyi bakmak, onunla ya­kından ilgilenmek; özen göstermek.<br />
<strong>İhtiyaç duymak (hissetmek) (bir şeye, birine):</strong> Ona gereksinme duymak.<br />
<strong>İki ahbap çavuş(lar):</strong> Birbirlerinden hiç ayrılmayan, hep beraber dola­şan iki arkadaş.<br />
<strong>İki arada bir derede :</strong> Sıkışık durumda bile bir fırsat bularak, olanak yaratarak.                                                                  -<br />
<strong>İki arada bir derede kalmak:</strong> Çok güç bir durumla karşı karşıya gel­mek.<br />
<strong>İki ateş arasında kalmak:</strong> Tehlikeli bir durum karşısında ne yapacağı­nı şaşırmak, bir türiü karar verememek.<br />
<strong>İki ayağını bir pabuca sokmak:</strong> Bir kimseyi bir işi hemen yapıp bitir­mesi için sıkıştırmak, zorlamak<br />
<strong>İki çift laf etmek :</strong> Bir İki söz söylemek, biraz konuşmak.<br />
<strong>İkide bir, ikide birde :</strong> Sık sık.<br />
<strong>İki dirhem bir çekirdek:</strong> özenli giyinmiş (kimse).<br />
<strong>İki eli yakasında olmak:</strong> Ondan hesap sormak.<br />
<strong>İki eli kanda olsa :</strong> &#8220;Hangi işi yaparsa yapsın, hangi durumda olur­sa olsun.&#8221; anlamında.<br />
<strong>İki gözü iki çeşme :</strong> Durmadan ağlayarak, gözyaşı dökerek.<br />
<strong>İki gözüm :</strong> Sevilen, değer verilen kimse için söylenen sevgi sözü.<br />
<strong>İki gözüm önüme aksın :</strong> Birini bir şeye inandırmak için &#8216;Dediklerim doğru değilse, kör olayım&#8221; anlamında yemin sözü.<br />
<strong>İki lafı bir araya getirememek :</strong> bk. İki sözü bir araya getirememek.<br />
<strong>İkili oynamak :</strong> Birbirine karşıt olan her iki yanı destekler bir tavır takın­mak<br />
<strong>İkindi üstü (üzeri) :</strong> İkindi vaktinde.<br />
<strong>İki paralık etmek (birin) :</strong> Söz ya da davranışlarıyla bir kimsenin de­ğerini, itibarını düşürmek<br />
<strong>İki paralık olmak :</strong> kibarı azalmak, utanılacak bir duruma düşmek.<br />
<strong>İki rahmetten biri:</strong> (Çok ağır hastalar için) &#8220;Ya sağlığına kavuşsun, ya da ölüp kurtulsun&#8217; anlamında söylenir.<br />
<strong>İki seksen uzanmak :</strong> -1. Boylu boyunca yere serilmek -2. Keyiflen­mek, neşelenmek.<br />
<strong>İki seksen uzatmak (birini) :</strong> Onu sert bir vuruşla yere sermek<br />
<strong>İkisi de bir (aynı) kapıya çıkar:</strong> (Söz ve davranışlar için) &#8220;Her ikisi de aynı sonuca varır.&#8221; anlamında.<br />
<strong>İki sözü (lafı) bir araya getirememek:</strong> Söylemek istediklerini düzenli bir biçimde dile getirememek<br />
<strong>İki ucu boklu deynek:</strong> &#8220;Bir sorunun çözülmesi için hangi yolu dener­sen dene hepsi sakıncalı.11 anlamında. .<br />
<strong>İki ucunu bir araya getirememek (bir şeyin):</strong> -1. Gelirle gideri denk-leştirememek. -2. İşleri yoluna koyamamak<br />
<strong>İki yakası bir araya gelememek:</strong> Geçim sıkıntısından bir türiü kurîula-mamak.<br />
<strong>İktisat etmek (yapmak):</strong>Tutumlu davranmak, tasarruf etmek haç gibi gelmek (bir şey): O şey umulmayan bir anda gelerek işe yaramak<br />
<strong>İlaç için yok :</strong> &#8220;Söz konusu şey hiç yok&#8221; anlamında.<br />
<strong>İleri almak (bir şeyi) :</strong> -1. Öne almak. -2. Daha üstün bir yere geçir­mek.<br />
<strong>İleri geçmek :</strong> Öne geçmek, üstün bir duruma geçmek.<br />
<strong>İleri gelenler:</strong> Bir toplulukta sözü geçer durumda olanlar.<br />
<strong>İleri gelmek (bir şeyden) :</strong> O şeyden meydana gelmek, o şeyin etki­siyle oluşmak.<br />
<strong>İleri geri konuşmak (laf etmek, söylenmek):</strong> Yersiz ve kına sözler söylemek.<br />
<strong>İleri gitmek (varmak) :</strong> Söz ve davranışlarda aşırıya kaçmak.<br />
<strong>İlerisini gerisini düşünmemek (hesaplamamak) :</strong> Söylenen bir sö­zün, yapılan bir davranışın ne gibi sonuçlar doğuracağını düşünme­mek.<br />
<strong>İleri sürmek (bir şeyi) :</strong> -1. Onu öne doğru yürütmek. -2. Bir görüş or­taya atmak, önermek.<br />
<strong>İleriyi görmek:</strong> İleride neler olacağını kestirebilmek; tahmin etmek,<br />
sezmek; uzağı görmek.<br />
<strong>İler tutar yanı olmamak (kalmamak) :</strong> Bozuk, kötü, kullanıimaz bir du­ruma gelmek.<br />
<strong>İlgi beslemek (bir şeye, bîrine) :</strong> Ona karşı içinde merak duymak; alaka beslemek.<br />
<strong>İlgi çekici:</strong> İlginç, enteresan, merak uyandırıcı.<br />
<strong>İlgi çekmek (bir şey, bir kimse):</strong> İlgiyi üzerinde toplamak; alaka çek­mek.<br />
<strong>İlgi duymak (bir şeye, birine) :</strong>Onunla ilgilenmek; alaka duymak.<br />
<strong>İlgi görmek:</strong> -1. Çok önemsenmek. -2. Çok sevilmek; alaka görmek.<br />
<strong>İlgi toplamak:</strong> Pekçok kimsenin önem verdiği şey, kimse durumuna gelmek.                                                                                  .              .<br />
<strong>İliğine kemiğine işlemek :</strong> -1. Yağmur suları giyiminden geçip bedent-ni iyice ıslatmak. -2. O şey bütün benliğini kaplamak, ondan çok etki­lenmek.<br />
<strong>İliğini kurutmak :</strong> Canından bezdirecek duruma getirmek; kanım ku­rutmak.<br />
<strong>İlişki kurmak:</strong> Bir yer ya da kimseyle bağlantı sağlamak; münasebet<br />
kurmak, temas kurmak. İlk adım : Başlangıç. İlk ağızda : İlkin, İlk önce.<br />
<strong>İlk elden :</strong> -1. Baştan beri. -2. Dolaysız, aracısız olarak. İlk göz ağrısı: -1. İlk sevgüi; eski göz ağrısı. -2. İlk doğan çocuk ya<br />
da torun.<br />
<strong>İllallah demek (bir şeyden, birinden):</strong> Ondan iyice bıkmak, ona kat­lanamaz duruma gelmek.<br />
<strong>İlmini almak (bir şeyin) :</strong> Bir işin en ince yönlerini bile öğrenmek.<br />
<strong>İltimas geçmek (birine):</strong> Onu kayırmak, ona hakkından fazlasını ver­mek.<br />
<strong>İmamın dört çiftesine (kayığına) binmek :</strong> Ölmek.<br />
<strong>İmam kayığı:</strong> Tabut<br />
<strong>İmam suyu:</strong> Rakı.<br />
<strong>İmana gelmek:</strong> -1. Önce karşı çıktığı bir şeyi kabul edip istenileni yap­mak. -2. Sonunda doğruyu söylemek. -3. İslamlığı benimsemek.<br />
<strong>İmanı gevremek :</strong> Bir işi gerçekleştirirken çok yorulmak.<br />
<strong>İmiğine sarılmak :</strong> Bir kimseyi bir İş için çok sıkıştırmak; ümüğüne sa­rılmak.<br />
<strong>İmlaya gelmemek :</strong> Düzeltilmeyecek durumda olmak.<br />
<strong>İmlaya getirmek (bir şeyi) :</strong> Onu yola getirmek, düzeltmek.<br />
<strong>İmtihana çekmek (birini) :</strong> Bilgisini ölçmek, onu sınamak, denemek.<br />
<strong>İmza atmak (etmek), imzayı basmak (çakmak):</strong> İmzalamak, imzası­nı koymak.<br />
<strong>İnan olsun!:</strong> &#8220;Bana inan, inanın ki.&#8221; anlamında.<br />
<strong>İnceden incey</strong>e : Titizce, en küçük ayrıntılarına kadar.<br />
<strong>İnce eleyip sık dokumak :</strong> Bir şeyi en küçük ayrıntılarına kadar göz­den geçirmek.<br />
<strong>İnce hastalık:</strong> Verem.<br />
<strong>İnce iş :</strong> Dikkatli, hesaplı iş.<br />
<strong>İn cin top oynuyor (in cin yok):</strong> Issız, sessiz.yer.<br />
<strong>İncir çekirdeğini doldurmaz:</strong> Çok küçük, az ya da önemsiz (şey).<br />
<strong>İnfial uyandırmak :</strong> Öfke yaratmak, tepkiye yol açmak.<br />
<strong>İnim inim inlemek:</strong> -1. Sürekli olarak inlemek. -2. Çok büyük sıkıntıda (olmak, yoksulluk çekmek, baskı altında yaşamak.<br />
<strong>İniş aşağı:</strong> Bayırdan aşağı doğru.<br />
<strong>İnme inmek (birine):</strong> O felç olmak, ona felç gelmek.<br />
<strong>İn misin, cin misin? :</strong> Teklifsiz konuşmada &#8220;İnsan mısın, cin misin?&#8221; anlamında söylenir.<br />
<strong>İnsafa gelmek: </strong>Haksız tutumundan vazgeçip adalet ve merhametle davranmak.<br />
<strong>İnsafına kalmak (bir şey, birinin):</strong> Bir şeyin istenilen biçimde olabil­mesi o şeyi yapacak&#8217;kimsenin doğruluk duygusuna ve isteğine bağlı olmak. (Kars. Sütün» kalmak.)<br />
<strong>İnsan eti yemek:</strong> Bir kimseyi çekiştirmek, hakkında dedikodu yap­mak.<br />
<strong>İnsan hali:</strong> Her insanın yapabileceği, hoş karşılanması gereken bir du­rum.<br />
<strong>İnsan içine çıkmak :</strong> Başka insanlarla itişki, yakınlık kurmak.<br />
<strong>İnsan kurusu :</strong> Çok zayıf (kimse).<br />
<strong>İnsanlık hali:</strong> Hoşgörüyle karşılanması gereken durum.<br />
<strong>İnsanlıktan çıkmak :</strong> -1. Çok zayıflamak. -2. Bir insana yakışır davra­nışlarda bulunmamak.<br />
<strong>İnsan sarrafı:</strong> İyi ve kötü insanları iyi tanıyabilen kimse.<br />
<strong>İnşallahla maşallahla :</strong> Her şeyi Tanrı&#8217;ya bırakmakla, hiçbir çaba gös­termeden.<br />
<strong>İntikam almak (birinden):</strong> Yapılan kötülüğün acısını çıkarmak; öç al­mak.<br />
<strong>İnzivaya çekilmek :</strong> Dünyadan elini eteğini çekmek, hiçbir şeyle ilgi­lenmemek; bir köşeye çekilmek, dünyadan elini eteğini çekmek.<br />
<strong>İpe çekmek (birini):</strong> Onu asarak öldürmek.<br />
<strong>İpe sapa gelmez :</strong> Tutarsız, mantıkdışı, saçma (söz, konuşma).<br />
<strong>İpe un sermek:</strong> Birtakım bahaneler ileri sürerek istenilen bir işi yap­maktan kaçınmak.<br />
<strong>İpi koparmak :</strong> Bağlı bulunduğu yer ya da kişiyle ilişkisini kesmek.<br />
<strong>İpini koparmak :</strong> Başıboş kalmak, haylazlaşmak.<br />
<strong>İpin ucunu kaçırmak:</strong> Bir işi yürütemez duruma gelmek, düzensizlik, yöntemsizlik yüzünden bir işi çıkmaza sokmak.<br />
<strong>İp iputtah sivri külah :</strong> Hiçbir malı, mülkü, çoluğu çocuğu olmayan (kimse).                        * .<br />
<strong>İple çekmek (bir şeyi) :</strong> O şeyin zamanının gelmesini sabırsızlıkla<br />
beklemek.<br />
<strong>İpler birini elinde olmak :</strong> -1. İşi el altından yönetmek. -2. Yönetimde perde arkasında söz sahibi olmak.<br />
<strong>İpliğini pazara çıkarmak:</strong>Bir kimsenin kötü niteliğini ortaya çıkarmak.<br />
<strong>İpsiz sapsız : </strong>-1. Serseri, hayta (kimse). -2. Yersiz, saçma (söz).<br />
<strong>İpucu vermek (birine) :</strong> Ona öğrenmek istediği, aradığı şeyi bulmaya yarayan bir işaret göstermek.<br />
<strong>İsabet almak :</strong> Vurulmak, yaralanmak.<br />
<strong>İsabet buyurdunuz:</strong> &#8220;Tam dediğiniz gibi, gerçekten efe Öyle.&#8221; anlamın­da destekleyici söz,                       &#8211;                                                  ,,<br />
<strong>İsabet ki:</strong> İyi ki.<br />
<strong>İsabet oldu : </strong>&#8220;Tam isteğe uygun, yerinde oldu.&#8221; anlamında.<br />
<strong>İsim yapmak :</strong> Ünlenmek, herkesçe tanınır duruma gelmek. İsim takmak (birine): Ona niteliklerine uygun bir isim vermek ; ad takmak.<br />
<strong>İskele babası:</strong> -1. Eviyle, çoluk çocuğuyla ilgilenmeyen erkek için alay yollu söylenir. -2. Iriyah adam.<br />
<strong>İskeleti çıkmak:</strong> Çok zayıflamak.<br />
<strong>İsmi geçmek:</strong> Adından söz edilmek; adı geçmek.<br />
<strong>İsmiyle cismiyle :</strong> Adı ve varlığıyla, adıyla sanryla.<br />
<strong>İsrafa kaçmak :</strong> Gereksiz yere aşırı harcamalarda bulunmak.<br />
<strong>İstediği gibi at koşturmak (oynatmak):</strong> Keyfince, istediği gibi davran­mak.<br />
<strong>İstemem yan cebime koy :</strong> Kendisine verilen bahşiş, hediye, rüşvet vb&#8217;yi aimak istemediğini belirttiği halde verilmesinden memnun olan­ların durumu îçjn söylenir.<br />
<strong>İster istemez:</strong> Elinde olmadan, zorunlu olarak.<br />
<strong>İstifayı basmak : </strong>Herhangi bir nedenle, ani bir kararla görevinden çe­kilmek.<br />
<strong>İstifini bozmamak:</strong> Bir oîay karşısında hiçbir tepki göstermemek, aldı­rış etmemek.<br />
<strong>İstikamet vermek:</strong> bk. Yön vermek.<br />
<strong>İsyan bayrağını açmak (çekmek):</strong> Karşı gelmek, baş kaldırmak.<br />
<strong>İş başa düşmek :</strong> Kendi işini başkasından hiç yardım görmeden ken­disi yapmak zorunda kalmak<br />
<strong>İş çevirmek :</strong> Gizli, dolambaçlı bir iş yapmak.<br />
<strong>İş çığrından çıkmak:</strong> Bir konu düzeltilmesi güç bir duruma gelmek.<br />
<strong>İş çıkarmak :</strong> -t. Çok iş yapmak. -2. Sorun yaratmak.<br />
<strong>İş edinmek (bir şeyi) :</strong> Onu görev olarak kabul etmek, onunla sürekli ilgilenmek.<br />
<strong>İşe koşmak (birini):</strong> Ona iş yüklemek, onu bir işle görevlendirmek.<br />
<strong>İş etmek:</strong> Aldatmak, zarar sokmak. (Kars. Oyun etmek, oyun oyna­mak.)<br />
<strong>İşe yaramak:</strong> -1. Elverişli nitelikte bulunmak. -2. İş yapabilecek du­rumda olmak.<br />
<strong>İş görmek:</strong> -1. İş yapmak. -2. Bir iş için elverişli olmak<br />
<strong>İş güç :</strong> Görev, meslek.<br />
<strong>İşi aksi gitmek:</strong> İstediği sonucu elde edememek.<br />
<strong>İşi-başından aşmak (işi başından aşkın olmak) :</strong> Yapacak pekçok işi bulunmak.<br />
<strong>İşi bitmek:</strong> -1. Yaptığı iş sona ermek. -2. İş yapacak durumu, kuvveti kalmamak.<br />
<strong>İşi bozulmak :</strong> Geçimini sağladığı işinde zarar etmeye başlamak.<br />
<strong>İşi ciddiye almak </strong>: Konuya, soruna önem vermek.<br />
<strong>İşi düşmek (biri yere) (birine):</strong> Bir yerde yapılacak işi bulunmak. -2.<br />
Bir kimsenin yardımıyla bitirilebilecek bir işi olmak.<br />
<strong>İşi (bir şeye) vurmak (dökmek) :</strong> Başka bir biçimde davranmak, &#8230;gi­bi görünmek.<br />
<strong>İşi İş olmak :</strong>Sevinç yaratan bir duruma kavuşmak.<br />
<strong>İş inada binmek:</strong> Bir işi yapmakta, (ya da yapmamakta) direnmek,inatlaşmak.<br />
<strong>İşin alayında olmak:</strong> O işe gereken önemi, değeri vermemek.<br />
<strong>İşinden olmak:</strong> İşini kaybetmek. İ<br />
<strong>İşi ne? :</strong> &#8220;Ne işi var?&#8221; anlamında.<br />
<strong>İşine gelmek :</strong> Çıkarına uygun düşmek.<br />
<strong>İşini bilmek :</strong> Nereden, nasıl çıkar sağlanacağını bilmek.<br />
<strong>İşini bHirmek :</strong> -1. Birini artık iş yapamaz duruma getirmek. -2. Onu öl­dürmek.<br />
<strong>İşin içinde iş var :</strong> Bir konunun arkasında onunla doğrudan İlgili olma­yan durumların da bulunduğunu belirtmek için söylenir.<br />
<strong>İşini görmek :</strong> -1. Kendi işini ya da başkasının İşini yapmak. -2. Başka bir şeyin yapacağı işi yapacak nitelikte olmak. -3. Dövmek. -4. öldür­mek<br />
<strong>İşini uydurmak :</strong> Kurnazlıkla işlerini istediği gibi yürütmek.<br />
<strong>İşin mi yok:</strong> &#8220;Önemli deği, boş ver!&#8221; anlamında. İşin kötüsü (fenası) : Üst üste gelen tersliklerde kullanılır.<br />
<strong>İşin rengi değişmek :</strong> İş, konu başka bir biçime bürünmek, nitelik bazanmak.<br />
<strong>İşin ucu birine dokunmak :</strong> Söz konusu işten dolaylı olarak zarar görmek<br />
<strong>İşi oluruna bırakmak:</strong> Yapmakta olduğu bir İşte gerekli titizliği göstermemek,<br />
İşi raslantılara, doğal akışına bırakmak.<br />
<strong>İşi pişirmek:</strong> -1. Bir işi sonuca ulaştıracak gerekli hazırlıkları yapmak. -2. Kadın erkek aralarında gizlice anlaşmak. (Kars. Mercimeği fırına vermek.)<br />
<strong>işi rast gitmek :</strong> Şansının da yardımıyla işleri istediği gibi olmak; rast gitmek.<br />
<strong>İşi resmiyete dökmek :</strong> O işe resmi bir nitelik vermek.<br />
<strong>İşi sağlama bağlamak :</strong> Bir İşin tam olarak yapılması için gerekli ön­lemleri almak<br />
<strong>İş işten geçmek :</strong> Bir iş için uygun olan fırsatı kaçırmak.<br />
<strong>İş tatlıya bağlamak:</strong>Konuyu, sorunu iyi, memnun edici bir çözüme ulaştırmak.<br />
<strong>işi tıkırında (yolunda) olmak:</strong> İşi istediği biçimde yürümek<br />
<strong>İşitmezlikten gelmek:</strong> İşitmemiş gibi davranmak.<br />
<strong>İşi yokuşa sürmek:</strong> Herhangi bir konuda engellemede bulunmak, güçlük çıkarmak<br />
<strong>İş karıştırmak:</strong> -1. Araya fesat sokmak -2. Zararlı bir iş yapmak.<br />
<strong>İşkembeden atmak (söylemek):</strong> Herhangi bir kaynağa dayanmayan ve inandırıcılığı olmayan sözler söylemek.<br />
<strong>İster açılmak:</strong> Alışverişe canlılık gelmek.<br />
<strong>İş olsun diye :</strong> Herhangi bir amaç gütmeden, iş yapyor görünerek<br />
<strong>İşporta mal:</strong> Değeri, niteliği düşük mal.<br />
<strong>İşportaya düşmek :</strong> Değerini yitirip daha ucuza satılmaya başlamak<br />
<strong>İş sarpa sarmak :</strong> İş birtakım zorlu engellerle karşılaşmak<br />
<strong>İştah açmak :</strong> Yemek yeme isteğini artırmak<br />
<strong>İştahı açılmak :</strong> Yemek yeme İsteği artmak<br />
<strong>İştahı kapanmak:</strong> Yemek yeme İsteği azalmak.<br />
<strong>İşten atmak (birini):</strong> Onun görevine son vermek<br />
<strong>İşten bile değil:</strong> Çok kolay.<br />
<strong>İşten el çektirmek (birine) :</strong> Bir suçu ya da ihmali bulunduğu gerekçe­siyle bir kimsenin İşine son vermek<br />
<strong>İşten güçten kalmak :</strong> Herhangi bir nedenle çalışamamak, işini yapa­mamak<br />
<strong>İş tutmak :</strong> Bir işte çalışmak (Kars. Ekmeğini eline almak.)<br />
<strong>İş var (bunda, bu kimsede) </strong>: -1. &#8220;Bu şey daha işe yarar.&#8221; -2. *Bu kişi iyi işler yapabilir.&#8221; anlamında.<br />
<strong>İş yapmak : </strong>İyi kazanç getirmek.<br />
<strong>İş yok (bunda, bu kimsede):</strong> -1. &#8216;Bu şey işe yaramaz.&#8221; -2. &#8220;Bu kişi çalışamaz, verimli işler yapamaz.&#8221; anlamında.<br />
<strong>İtibardan düşmek :</strong> -1. Bir kimse saygınlığını yitirmek -2. Bir şey öne­mini, değerini yitirmek<br />
<strong>İtibar etmek (birine) (bir şeye) : </strong>-1. Ona saygı göstermek -2. Onu dikkate almak önemsemek<br />
<strong>İtibar kazanmak :</strong> Saygınlığını yeniden elde etmek.<br />
<strong>İtimadı sarsılmak (birine): </strong>Artık ona güvenmemek.<br />
<strong>İtimat beslemek (birine) :</strong> öna güvenmek; güven beslemek.<br />
<strong>İtimat telkin etmek:</strong> Güven duygusu uyandırmak; güven vermek.<br />
<strong>İtin götüne (kıçına) sokmak (birini) :</strong> Onu ağır sözler söyleyerek rezil etmek<br />
<strong>İt ite (buyurur), it de kuyruğuna :</strong> &#8220;Tembel kimseler kendilerine buy-rulan bir işi başkalarına yüklerler, böylece iş sürüncemede kalır.&#8221;<br />
<strong>İt kopuk:</strong> Serseri, aşağılık, terbiyesiz (kimseler).<br />
<strong>İyiden iyiye :</strong> Gereken biçimde.<br />
<strong>İyi etmek :</strong> -1, Tedavi etmek, sağlığına kavuşturmak. -2. Yaptığı iş uy­gun olmak. -3- Zarar vermek, zarara sokmak. -4. Parasını, malını çal­mak.<br />
<strong>İyi gelmek:</strong> -1. Uymak. -2. Sağlığına kavuşmasına yaramak.<br />
<strong>İyi gözle bakmamak :</strong> Hakkında iyi şeyler düşünmemek.<br />
<strong>İyi gün dostu : </strong>Dostlarına iyi günlerinde yakınlık gösteren, kötü günle­rinde onlardan uzaklaşan kimse için alay yollu söylenir.<br />
<strong>İyi iş (doğrusu): </strong>Beğenilmeyen bir durum, olay karşısında şaşkınlığı belirtmek için söylenir.<br />
<strong>İyi kalpli (yürekli) :</strong> Herkes için iyi şeyler düşünen kimse için söylenir.<br />
<strong>İyi ki:</strong> Sevindirici bir durum, güzel bir rastlantı olarak.<br />
<strong>İyi kötü :</strong> -1. Uta iyi ne kötü, orta halli. -2. Oldukça iyi.<br />
<strong>İyiliği dokunmak (birine) :</strong> Ona yardım etmek, faydası olmak.<br />
<strong>İyilik sağlık, (iyilik güzellik):</strong> &#8220;Nasılsınız?&#8221; sorusuna karşılık olarak söylenen ve sağlıklı, durumunun iyi olduğu bildiren söz.<br />
<strong>İyi olmak:</strong> -1. iyileşmek, sağlığına kavuşmak. -2. Yerinde olmak. -3. Uygun olmak.<br />
<strong>İyi saatte olsunlar :</strong> Cinler periler için kullanılır.<br />
<strong>İyisi mi:</strong> Yapıiacak en doğru şey.<br />
<strong>İyiye çakmek (yormak) (bir şeyi):</strong> Bir düşünceyi ya da olayı iyi (o-lumlu) yönden değerlendirmek.<br />
<strong>İyiye iyi, kötüye kötü demek:</strong> Gerçekleri olduğu gibi söylemek, kim­senin hatın için herhangi bir durumu olduğundan farklı gösterme­mek.<br />
<strong>İzin almak (koparmak) (birinden):</strong> İstediği bir şeyi yapabilmek ya da istediği bir yere gidebilmek için daha yetkili birinden serbest bırakıl­masını sağlamak.<br />
<strong>İzinde yürümek (izine uymak) :</strong> Bir kimsenin başladığı bir işi aynı an­layış ve yöntemle yürütmek.<br />
<strong>İzine düşmek:</strong> İzlemek, peşi sıra gitmek.<br />
<strong>İz sürmek:</strong> -1. İnsan ya da hayvanların ayak izlerine bakarak nereye gittiklerini aniamak ve gittikleri yeri bulmaya çalışmak. -2. İzlemek, ar-; kasından gitmek, takip etmek.<br />
<strong>İzzetinefsine dokunmak : </strong>bk. Onuruna dokunmak.<br />
<strong>İzzetinefsine yedirememek :</strong> bk. Onuruna yedirememek.
</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Diğer Harfler</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="../a-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>A</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../b-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>B</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../c-c-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Ç-C</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../d-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>D</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../e-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>E</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../f-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>F</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../g-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>G</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../h-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>H</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../i-i-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>I-İ</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../j-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>J</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../k-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>K</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../l-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>L</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../m-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>M</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../n-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>N</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../o-o-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>O-Ö</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../p-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>P</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../r-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>R</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../s-s-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>S-Ş</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../t-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>T</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../u-u-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>U-Ü</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../v-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>V</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../y-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Y</strong></span></a><span style="color: #ff0000;"><strong>, </strong></span><a href="../z-sozlugu-deyim/"><span style="color: #ff0000;"><strong>Z</strong></span></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/i-i-sozlugu-deyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
