<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Edebiyat, Kültür ve Sanat</title>
	<atom:link href="http://www.edebiyat.tc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.edebiyat.tc</link>
	<description>Edebiyat Hakkında Her Şey</description>
	<lastBuildDate>Thu, 31 Dec 2009 07:58:07 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Gezi Yazısı</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/gezi-yazisi/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/gezi-yazisi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 18:15:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bocegim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düzyazı Türleri]]></category>
		<category><![CDATA[Düz Yazı Türleri]]></category>
		<category><![CDATA[Edebi Türler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/?p=1410</guid>
		<description><![CDATA[
 GEZİ YAZISI
Gezilip görülen  yerlerle ilgili bilgi, gözlem, yaşantı ve izlenimlerin aktarılmasıyla oluşturulan metinlere gezi yazısı denir.
Gezi  yazısı bilgilendirme amacı güdülerek oluşturulan bu nedenle de öğretici metinler içinde sınıflandırılan bir metin türüdür.
Gezi Yazısında anlatılan yerlerin;
*tarihsel kimliği
*coğrafi konumu
*iklim özellikleri
*doğal güzellikleri
*ekonomisi
*kültürel özellikleri  hakkında bilgi verilir.
Gezi yazıları okuyucularda anlatılan yerle ilgili meraklarını kamçılamalıdır. Bir gezi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="float: left;margin: 4px;">
</p> <p><strong>GEZİ YAZISI</strong><br />
Gezilip görülen  yerlerle ilgili bilgi, gözlem, yaşantı ve izlenimlerin aktarılmasıyla oluşturulan metinlere gezi yazısı denir.<br />
Gezi  yazısı bilgilendirme amacı güdülerek oluşturulan bu nedenle de öğretici metinler içinde sınıflandırılan bir metin türüdür.<br />
Gezi Yazısında anlatılan yerlerin;<br />
*tarihsel kimliği<br />
*coğrafi konumu<br />
*iklim özellikleri<br />
*doğal güzellikleri<br />
*ekonomisi<br />
*kültürel özellikleri  hakkında bilgi verilir.<br />
Gezi yazıları okuyucularda anlatılan yerle ilgili meraklarını kamçılamalıdır. Bir gezi yazısının ilgi çekici olması, yazarın gezdiği yeri, oraya özgü nitelikleri öne çıkararak anlatmasına bağlıdır. Bu durum yazarın aynı zamanda iyi bir gözlemci olmasına bağlıdır.<br />
Bir metnin gezi yazısı özelliğini kazanmasının ilk koşulu metnin gerçekten bir geziyi konu edinmesidir. Gezi yazısı gezilen yerlerin, merkeze alındığı bu yerlerin türlü özelliklerinin anlatılmaya çalışıldığı bir metin türüdür.<br />
Gezi yazısı öğretici yönü ağır basan ama aynı zamanda kişisel yaşamı da konu alan bir metin türüdür.<br />
Gezi yazısında öznellik söz konusudur. Gezilen yerlerle ilgili her şeyi anlatma zorunluluğu yoktur. Çünkü gezi yazısı yazarı kişi, mekan ve olayları kendine göre değerlendirerek yaşadıklarıyla harmanlayarak metne aktarır.<br />
Gezi yazılarında öyküleyici, açıklayıcı ve betimleyici anlatımdan yararlanılır. Yer yer de söyleşmeye bağlı anlatımdan yararlanılır.<br />
Gezi yazılarında dil göndergesel işlevde kullanılır. Ancak bunun yanında alıcıyı harekete geçirme işlevinde de kullanılabilir. Anlatım açık, yalın, duru, akıcı ve sürükleyici olmalıdır.<br />
                                                  <strong>TARİHİ GELİŞİMİ</strong><br />
Bu yazılara eskiden “Seyahatname” denirdi. Bugüne kadar oluşturulmuş bütün seyahatnameler içinde Marco Polo, İbn-i Batuta ve Evliya Çelebi seyahatnameleri büyük önem taşımaktadır.<br />
Dünya edebiyatı tarihinde ilk gezi yazısı metinlerine Bizanslı gezgin Priskos ile Kilikyalı gezgin Zemarchos’un eserleri örnek gösterilebilir.<br />
Gezi yazısı türündeki metinlerden oluşmuş ilk Türkçe eser Seydi Ali Reis tarafından yazılmış Miratü’l Memalik adlı eserdir. Eser Seydi Ali Reis’in Mısır Kaptanlığı görevine getirilmesinden başlayarak Hindistan yolculuğu ve İstanbul’a dönünceye kadar başından geçenler anlatılmıştır. Üç buçuk süren maceralı yolculuğunda yaşadıklarını ve gördüklerini anlatan Ali Reis,eserinde yer yer şiirler de ekleyerek metne ayrı bir hava katmıştır.<br />
Edebiyat tarihimizde gezi yazısı türündeki metinlerden oluşan ikinci eser Trabzonlu Aşık Mehmet tarafından yazılan “Manaziru’l Avamil’dir.<br />
Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinin edebiyatımızda önemli bir yeri vardır.10 ciltten oluşan bu eserde Evliya Çelebi 40yıllık gezilerinden elde ettiği coğrafi, kültürel,tarihi bilgileri akıcı ve mübalağalı bir dile anlatmıştır.<br />
Piri Reis’in Kitab-ı Bahriyesi ile Katip Çelebi’nin Cihannüma adlı eseri de kimi bölümleri ile gezi yazısı türüyle benzerlik gösterir.<br />
Nabi’nin Tuhfetü’l Harameyn adlı eseri Hac yolculuğunu anlattığı eserdir.<br />
Osmanlı Devleti’nin elçilik ile görevlendirdiği kişilerin yazdığı sefaretnameler de gezi yazısı ile benzerlik gösterir.<br />
Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin Paris Sefaretnamesi,Şehdi Osman Efendi&#8217;nin Rusya Sefaretnamesi, Silahdar İbrahim Paşa’nın Sefaretname-i Necati, Yasincizade Seyyid Abdulvahab Efendi’ nin Musavver İran Sefaretnamesi bu eserlere örnektir.<br />
Keçicizade İzzet Molla’nın Mihnet Keşan adlı eseri gezi yazısı-anı türünde değerlendirilir. Keçecizade İzzet Molla, mesnevi biçiminde yazdığı bu eserinde, Keşan’a sürülmesini, yolculuk sırasında ve Keşan’dayken gördüklerini ve yaşadıklarını, sürgün hayatının bitimini ve İstanbul’a dönüşünü anlatmıştır.<br />
19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Türkçe gezi kitaplarının sayısında artış olmuştur.<br />
19. yüzyılın sonlarında yayımlanıp gerçek bir gezi yazısı niteliği taşıyan eser Ahmet Mithat Efendi’nin “Avrupa’da Bir Cevelan” adlı kitabıdır. Yazar bu eserinde İstanbul’dan  Stockholm’e yaptığı tren yolculuğu ve dönüşünde uğradığı birçok Avrupa kentine ilişkin gözlemve izlenimlerini anlatmıştır.<br />
Cumhuriyet döneminde gezi yazısı alanında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Bu dönemin önemli gezi yazarları arasında Falih Rıfkı ATAY vardır. Atay’ın Denizaşırı, Taymis Kıyıları, Bizim Akdeniz, Tuna Kıyıları, Hind, Yolcu Defteri, Gezerek Gördüklerim adlı eserlerinde gerek  ele alınan konular gerek gözlem gücü gerekse anlatım ustalığı bakımından değerli ve dikkat çekici eserlerdir.<br />
Cumhuriyet döneminde gezi türünde eser veren diğer yazarlara arasında “Finlandiya” adlı kitabıyla Şükûfe Nihal’i, “Bir Vagon Penceresinden” ve “Ankara- Bükreş” adlı kitaplarıyla Sadri ERTEM’i, “Anadolu Notları” adlı iki ciltlik kitabı ile Reşat Nuri GÜNTEKİN’i ve &#8220;Tuna&#8217;dan Batı&#8217;ya&#8221; adlı eseri ile İsmail Habib SEVÜK&#8217;ü sayabiliriz.<br />
Günümüz yazarları arasında “Mavi Yolculuk” ve “ Mavi Anadolu” adlı eserleri ile Azra ERHAT, “Düşsem Yollara Yollara” adlı eseriyle Haldun TANER, “ Canım Anadolu” adlı eseri ile Bedri Rahmi EYÜPOĞLU vardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/gezi-yazisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anlatım Nitelikleri</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/anlatim-nitelikleri/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/anlatim-nitelikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 19:18:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Paragrafta Anlam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/?p=1404</guid>
		<description><![CDATA[
 -ANLATIM NİTELİKLERİ-
AÇIKLIK:Bir anlatımdan herkes aynı anlamı çıkarabiliyorsa ve aynı anlamda kolayca birleşebiliyorsa o anlatım “açık”tır.Bir anlatımın ikili anlamlar iletmemesi ve kolayca anlaşılabilmesidir.
*ünlü sporcumuzun arka ayak adalelerinde ezilme saptandı.(sıfat yerinde kullanılmam)
*izinsiz inşaata girilmez.(zarf yerinde kullanılmıştır)
*ağzını sıkı tutmama ilişkimizin bozulmasına yaradı(neden oldu – yol açtı)
*yeni yürümeye başlayan çocuklar sık sık düşerler.
*bu romanında derece derece,şen ve akıllı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>-ANLATIM NİTELİKLERİ-</strong><br />
<strong>AÇIKLIK</strong>:Bir anlatımdan herkes aynı anlamı çıkarabiliyorsa ve aynı anlamda kolayca birleşebiliyorsa o anlatım “açık”tır.Bir anlatımın ikili anlamlar iletmemesi ve kolayca anlaşılabilmesidir.<br />
*ünlü sporcumuzun arka ayak adalelerinde ezilme saptandı.(sıfat yerinde kullanılmam)<br />
*izinsiz inşaata girilmez.(zarf yerinde kullanılmıştır)<br />
*ağzını sıkı tutmama ilişkimizin bozulmasına yaradı(neden oldu – yol açtı)<br />
*yeni yürümeye başlayan çocuklar sık sık düşerler.<br />
*bu romanında derece derece,şen ve akıllı bir genci anlatıyordu.(zarf yerinde kullanılmıştır)<br />
*bu iş kesinlikle olacak galiba .(çelişen sözcük)<br />
*heralde sınavı kazanırım zannediyorum.(“ “)<br />
*son sayıda yazdıklarımı okuduysanız konuştuklarımdan bunlar çıkmaz.(“ “)<br />
*aşağı yukarı tam bir yıl önce görmüştüm.<br />
*bahçeye ektiğimiz fidanlar tutmadı.(diktiğimiz çizgi anlam inceliğine dikkat edilmiş)<br />
*bu arabanın çarpma şansı hiç yok.(olasılık)<br />
*ayrıcalıklı örgütler, üç ingiliz askerini öldürdü(ayrılıkçı- “ “ “)<br />
*arkadaşım kitaba baktı ve hemen aldı.(onu hemen aldı)<br />
*çocuğun gözleri çok ağrıyordu ve bu olaya çok üzülüyordu.(çocuk çok üzüldü)<br />
*kuşun kanadı kırıldı;artık uçamıyor.(kuş uçamıyor)<br />
*ali, çayı getirsin;sende ekmeği.(sende ekmeği getir)<br />
*o gömlek güzel;ama,ucuz değildi.<br />
*ona buraya gelmeden önce mi sonra mı telefon ettin.(önce mi’den sonra “geldikten” sözcüğü getirilmeli.)<br />
*benim,ali’nin,cem’in parası çalındı.(benim param olacak.)<br />
*şehrimizde çeşitli kültürel ve sanat etkinlikleri gerçekleştirildi.(kültürel olacak)<br />
*nöbetçi cumhurbaşkanını görünce çok heycanlandı(nöbetçi)<br />
*çocuk çantasını aldı.(kullanılacak virgül anlamı değiştirir.)çocuk,)<br />
*mehmet,hasan’dan alacağını istedi;bende ona çok kızdım.(kime kızmış)<br />
*hitit tabletlerinde orman kelime<br />
<strong>Duruluk:</strong>bir anlatımda gereksiz sözcük bulunmamasıdır.Gereksiz sözcük cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamı daralmaz ,bozulmaz.<br />
*karşılıklı mektuplaşmalar bu günde sürüyor.<br />
*popüler olan gözde sanatçımız bu gün geliyor.<br />
*çiçeği burnunda,taze yeni bir yazarımızdı.<br />
*sıfırın altında eksi otuz civarında bir soğuk vardı.<br />
*gizli bir sırmış gibi yavaşça kulağıma fısıldadı.<br />
*onunla üç yıl süreyle mektuplaştık.<br />
*uçak,en sevdiğim taşıt aracı<br />
*öğretmenimi severim ve onu her zaman ararım.<br />
*boyu iki metreye yakın olan bir genç geldi.</p>
<p>umut etmek &gt; ummak<br />
kuşku etmek &gt; kuşkulanmak<br />
etki etmek &gt; etkilemek<br />
yenilgi almak &gt; yenilmek<br />
duyuru yapmak &gt; duyurmak<br />
<strong>Yalınlık:</strong> cümlede gereksiz sözün bulunmamasıdır.<br />
<em>“O şiirlerinde duygular,düşünceler,bütün yabancı öğelerden,fazlalıklardan,süsten arınmış olarak,en saf biçimiyle belirtir.iki nokta arasındaki en kısa çizginin düz çizgi olması gibi.”</em><br />
<strong>Parçada sözü edilen özellik aşağıdakilerden hangisi ile adlandırılabilir?</strong><br />
a)yoğunluk  b)etkileyicilik  c)açıklık  (d)yalınlık  e)bütünlük</p>
<p><strong>Akıcılık:</strong> söz ve yazıda dile dokunur pürüzlerin bulunmasıdır.<br />
<strong>Özgünlük: </strong>anlatımın benzerlerinden anı veya üstün olma,kendine özgü nitelikler taşımasıdır.<br />
<strong>Yoğunluk:</strong> az bir anlatımın duygu ve düşünce bakımından zenginliğidir “derinlik”de denilebilir.<br />
<strong>Özlülük:</strong> bir anlatımın zengin bir içeriği az sözle,kestirme yoldan iletmesidir.<br />
<strong>Doğallık:</strong> anlatımın yapmacılıktan uzak olmasıdır.<br />
<strong>Paragraf:</strong>bir düşüncenin,duygunun, durum yada olayın dile getirildiği anlatım birimine”paragraf” denir. Bir ana düşünce etrafında toplanmış cümleler kümesidir. Her paragraf aynı bir düşünce içerir.<br />
Dil ve düşünce bağlantısı:<br />
İyi bir paragrafta cümleler belli bir düzende sıralanır. Bir bütünlük oluşturur.bu bütünlük dil ve düşünce bağlayıcılar ile oluşturulur. Bir pararafta dil ve düşünce bağlantısı iyi kurulmamışsa anlatımın, dolayısı ile düşüncenin akışı bozulur.<br />
<strong>Dil ve düşünce bağlantısında:</strong><br />
*paragrafta düşüncenin akışını bozan, işlevsiz bir cümle yer almış olabilir.bu cümle, parçanın konusuyla ilgisiz bir yargı taşır.<br />
*anlam bütünlüğü sağlayabilecek cümleler uygun bir sıralamada olmayabilir.cümlelerin yeri değiştirilebilir.<br />
• paragrafta bulunması gereken bir cümleye yer verilmemiş olabilir.<br />
Paragrafın yapısı: bir paragrafın yapısı giriş,gelişme ve sonuç bölümünden oluşur.<br />
<strong>Giriş cümlesi:</strong><br />
1.kendinden önce başka bir cümlenin gelmesi gerektiğini düşündürmez; bunu çağrıştıracak ifadeler(bundan dolayı,işte,anlaşılıyor ki&#8230; gibi)taşımaz.<br />
2.düşünce yazılarında giriş cümlesi genellikle konuyu belirtir.<br />
3.kendinden sonraki her cümle dil ve düşünce yönünden bu cümleye bağlıdır.<br />
4.giriş cümlesi diğer cümleleri yönlendirdiği için genelde ana düşünceyi gösterir.(timdengelim-genelden özele şeklinde konu anlatılıyorsa&#8230;)<br />
<strong>gelişme cümleleri:</strong><br />
1.konunun açıklandığı cümlelerdir; bu cümleler ana düşünceyi belirginleştirir.<br />
2. cümleler bir birleriyle bağlantılıdır.<br />
3. düşünceyi geliştirme yollarına daha çok bu cümlelerden yer verilir.<br />
<strong>Sonuç cümlesi:</strong><br />
1.dil ve düşünce yönünden kendinden önceki cümle ile bağlantılıdır.<br />
2.genellikle önceden anlatılanları özetler niteliktedir.(demek ki,kısaca,öylesine,yani)gibi açıklama bağlaçları ile kurulabilir<br />
3.eğer tümevarım yöntemi ile konu anlatılıyorsa genelde sonuç cümlesi ana düşünceyi içerir.</p>
<p>Paragraf,bir konunun ve bu konuyu açıklayan yardımcı düşüncelerin belli bir düzen içinde alındığı ve bu düşüncelerin yardımıyla ana düşüncenin belirginleştirildiği bir bütündür.</p>
<p><strong>Paragrafın öğeleri:</strong>konu,ana düşünce ve yardımcı öğelerdir.<br />
*Paragrafın konusu:paragrafla üzerinde durulan durum,olay ya da kavram paragrafın konusudur.Konu,paragrafın “ne anlattığıyla ilgilidir.”nasıl anlattığı”paragrafın anlatımıyla, ”niçin anlattığı” ise paragrafın ana düşüncesiyle ilgilidir.Paragrafın konusunu belirlerken paragrafı oluşturan cümlelerde tekrarlanan kavrama dikkat edilmelidir.<br />
<strong>NOT</strong>:sınavlarda “bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir”, “bu parçada sözü edilen nedir?” gibi sorular doğrudan “bu parça aşağıdaki sorulardan hangisini yanıtlamak için yazılmış olabilir”gibi sorular ise dolaylı olarak paragrafın konusunu sorar<br />
*Paragrafın ana düşüncesi: ana düşünce işlenen konuya ilişkin genel yargıdır.Bir paragrafla yardımcı düşüncelerle desteklenerek okuyucuya benimsetilmeye çalışılan temel yargı,yazarın iletisi ana düşüncesidir.<br />
Ana düşünce bazen parçanın bütününe sindirilir .Bazen ise bir cümle olarak paragrafın basında ,sonunda,ortalarında bulunabilir.<br />
<strong>NOT:</strong>sınavlarda “bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir”, “anlatılmak istenen hangisidir”, “vurgulamak istenen hangisidir”. Soruları paragrafın ana düşüncesine yöneliktir.<br />
Ana duygu (tema):düşünce yazılarındaki ana düşünce kavramının yerini,duygu ağırlıklı yazılarda ana duygu (tema) alır.Bir sanat eserinde sanatçının ilettiği duyguya ona duygu (tema,izlek) denir.daha çok şiirlerin ana duygusu sorulur.<br />
Paragrafın başlığı: bir yazıda ,bir yapıtta anlatılanların bir ya da birkaç sözcükle belirtildiği,sezdirildiği sözdür. Paragrafın başlığı ,konuyu en iyi yansıtan,paragrafın ana düşüncesiyle ilgili ve uyumlu bir söz olmalıdır.<br />
<strong>*Paragrafın yardımcı düşüncesi:</strong>Ana düşünceyi destekleyen ve açıklayan diğer düşünceler yardımcı düşüncedir.yardımcı düşünceler ana düşünceyle anlam ve anlatım yönünden uyumludur.<br />
<strong>Not:</strong> Yardımcı düşünceleri bulmak için parçaya “Ana düşünceyi açıklayan ve destekleyen yargılar hangileridir?” sorusu yöneltir.<br />
<strong>Not:</strong>yardımcı düşünceleri buldurmaya yönelik sorular,olumsuz bir anlatımla kurulur: “bu parçadan aşağıdakilerden hangisi çıkarılmaz,” “Hangisi söylenemez” gibi.Bu sebeple altı çizili ve olumsuz” sözlere dikkat edilmelidir.</p>
<p><strong>Mehmet Salih EGE</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/anlatim-nitelikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düşünceyi Geliştirme Yolları</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/dusunceyi-gelistirme-yollari/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/dusunceyi-gelistirme-yollari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 18:07:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Paragrafta Anlam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/?p=1399</guid>
		<description><![CDATA[Düşünceyi geliştirme yolları diye adlandırılan bu yöntemler daha çok açıklayıcı ve tartışmacı anlatım biçimlerinde kullanılır.
Tanımlama: Bir kavramın ne olduğunu belirler. Tanımlar hem nesnel hem öznel bir yaklaşımla yapılabilir. Nesnel tanımlamalarda kavramların sözlük anlamlarından yararlanılabilir. Öznel tanımlarda ise anlatıcının yorumu bulunur. Tanımlar ……. Nedir? Sorusuna yanıt verir.
‘’İçtenlik, bir kimsenin kendi benliğini, gerçek düşüncelerini, gerçek duygularını anlaması [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Düşünceyi geliştirme yolları diye adlandırılan bu yöntemler daha çok açıklayıcı ve tartışmacı anlatım biçimlerinde kullanılır.<br />
<strong>Tanımlama:</strong> Bir kavramın ne olduğunu belirler. Tanımlar hem nesnel hem öznel bir yaklaşımla yapılabilir. Nesnel tanımlamalarda kavramların sözlük anlamlarından yararlanılabilir. Öznel tanımlarda ise anlatıcının yorumu bulunur. <strong>Tanımlar ……. Nedir? Sorusuna yanıt verir.<br />
</strong>‘<em>’İçtenlik, bir kimsenin kendi benliğini, gerçek düşüncelerini, gerçek duygularını anlaması demektir.’’<br />
</em><strong>Örnekleme:</strong> Paragrafta ele alınan düşünceyi açıklamak, kanıtlamak,düşünceye inandırıcılık kazandırmak için bir şeyi başka bir şeyle temsil etme yoludur. Somutlama yapılır. Örnekleme paragrafı. Genellikle verilen örnekten sonra biter. Bu durum örnekten önceki cümle, paragrafın ana düşünce cümlesidir. Örnekten sonra paragraf devam ediyorsa, örnekten sonraki cümle ana düşünce cümlesidir.<br />
<em>‘’Arınmanın en az güçlük gösteren yanı, Türkçe karşılığı olan yabancı sözcüklerin atılması, kullanılmamasıdır. Kendimizi biraz sıktık mı kolayca başarabiliriz bunu. <span style="text-decoration: underline;">Anlamdaş sözcüklerin dilimizi zenginleştireceğine inanmıyorum.</span> Kimi yerde gerçek, kimi yerde hakikat, kimi yerde realite demenin dilimize olsun, diyeceklerimize olsun bir yararı dokunurmu?’’<br />
</em>• Altı çizili cümle paragrafın ana cümlesidir; soyuttur<br />
• Gerçek-hakikat-realite örneklemedir; somutlama yapılmıştır.<br />
<strong>Tanık Gösterme:</strong> İleri sürülen düşünceyi inandırıcı kılmak için,o konuyla ilgili olarak, görüşlerine güven duyulan, tanınmış kişilerin tanıklığına başvurulur. Tanık gösterilen kişinin yapıtlarından, yazılarından ‘’alıntı’’ yapılır. Böyle bir paragrafın ana düşüncesi, tanığın sözleridir. Atasözleri de tanık gösterilebilir.<br />
‘<em>’Bilgelik, bir anlamda, bir insanın kendi düşüncesine bütün öbür düşünceleri hiçe sayarcasına önem vermesini hor gören bir tutumdur. Bilge insan, kendi düşüncesinin doğruluğuna kuşkuyla bakmasını bilen insandır. Ne diyor Valery : ‘’Bizim düşüncemize kendi düşüncemiz olduğu için inanmayı öğrenmeliyiz. Tersine onu kuşkuyla karşılamamız gerekir.’’<br />
</em>• valery tanık gösterilmiş, onun bu konudaki sözlerine başvurmuştur.<br />
<strong>UYARI:</strong> Örnekleme ile tanık gösterme karıştırılmalıdır. Yazıda bir kimsenin adı geçiyorsa o , belirtilmek istense örnektir. Eğer adı geçen kimsenin yer veriyorsa bu tanık göstermedir.</p>
<p><strong>KARŞILAŞTIRMA:</strong>birden çok kavramın ya da ayrılan özelliklerini ortaya çıkaran kaymaya karşılaştırma denir.Yazar karşılaştırmada bir sonuca varır ve vardığı bu sonuç paragrafın ana düşüncesi olur.karşılaştırmada paragraflarında “oysa”,”ise”gibi karşılaştırma bağlaçlarından yararlanılabilir. “Tiyatro eserinin ruhunu aydınlatacak olan maddi vasıtaların başında dekor gelin romanda çevre tasvirine ise, sahne esrinde de dekor olur tasvir,süs olsun diye,nasıl romana konulmazsa,dekor da sadece süs olsun diye sahneye konulmaz” *yazar tiyatrodaki “dekor” ile romandaki “tasvir”i karşılaştırıyor<br />
Karşılaştırma üç biçimde yapılır:<br />
<strong>*BENZERLİKLERDEN YARARLANMA:</strong>Birden çok kavramın ortak özelliklerini belirten karşılaştırmadır.<br />
<strong>*KARŞITLIKLARA BAŞVURMA:</strong>Birden çok kavramın ya da aynı varlığın karşıt özelliklerini belirtmedir.<br />
*<strong>İLİŞKİ KURMA</strong>:Bir olay ya da olgu ile ilgili görüşler belirtilirken daha önce gerçekleşmiş benzer bir olayı da anmadır.<br />
<strong>SAYISAL VERİLERDEN YARARLANMA:</strong>Nesnelerin,olayların niceliği ile ilgili bilgiler vererek düşünce inandırıcı kılınır.Bu yöntemde sayısal verilerden yararlanır.<br />
<em>“Türkiye de gazete okuyucusu çok azdır.Okuryazarlık oranı ile hareket ederse günde 800 bin satan gazete,tabak çanak promosyonu ile gerçekleştiriyor bu sayıyı.Kitap veren gazete ise günde otuz bin civarında satıyor.Okuryazar nüfusu %3-5 gibi küçük bir kesimi “gazete gibi gazete”okuyor.<br />
</em><strong>Somutlama</strong>:soyut kavramları zihinde görünüşleştirmeye somutlama denir.Somutlama,benzerliklerden yararlanma,örnekleme ve somut kavramları soyut kavramların yerine kullanma yoluyla gerçekleşebilir.<br />
“Aşırı ölçüde yaşanan kuşkular ,insanı içten içe kemiren bir kurt gibidir;sürek rahatsız eder ve insana acı verir.</p>
<p><strong>Mehmet Salih EGE</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/dusunceyi-gelistirme-yollari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anlatım Bozuklukları</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/anlatim-bozukluklari/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/anlatim-bozukluklari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Dec 2009 13:01:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anlatım Bozuklukları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/?p=1383</guid>
		<description><![CDATA[SÖZCÜK DÜZEYİNDE ANLATIM BOZUKLUKLARI
Anlatımın temel birimi cümledir. Düşündüklerimizi, duyduklarımızı, tasarladıklarımızı ya da yaşadıklarımızı karşımızdakilere tam olarak iletebilme, cümle kurabilme gücümüze bağlıdır. Doğrusu cümlelerimizin açık, duru, yalın dilin işleyiş kurallarına uygun ve dilbilgisi yönünden doğru olmasıyla ilgilidir. Cümlelerimiz bu niteliklerden yoksunsa, duru, yalın, açık değilse, iletmek istediklerimiz tam iletemeyiz. İster istemez karşımızdakiler, anlatmak istediklerimizi tam olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong>SÖZCÜK DÜZEYİNDE ANLATIM BOZUKLUKLARI</strong></p>
<p>Anlatımın temel birimi cümledir. Düşündüklerimizi, duyduklarımızı, tasarladıklarımızı ya da yaşadıklarımızı karşımızdakilere tam olarak iletebilme, cümle kurabilme gücümüze bağlıdır. Doğrusu cümlelerimizin açık, duru, yalın dilin işleyiş kurallarına uygun ve dilbilgisi yönünden doğru olmasıyla ilgilidir. Cümlelerimiz bu niteliklerden yoksunsa, duru, yalın, açık değilse, iletmek istediklerimiz tam iletemeyiz. İster istemez karşımızdakiler, anlatmak istediklerimizi tam olarak anlayamazlar ya da eksik, yanlış anlarlar.</p>
<p>Cümle bir yargı birimi olduğuna göre, cümledeki her sözcüğün bu yargıyı oluşturmada bir işlevi olmalıdır. Böyle değilse aynı anlama gelen ya da aynı işlevi yerine getiren sözcükler birlikte kullanılmışsa, o cümle duru değildir. Duruluktan yoksun cümlelerle oluşturulan yazılar da uzatılmış, doldurulmuş yazılardır.</p>
<p>Yargıyı ya da düşünceyi en az sözcükle biçimlendirmeye de yalınlık diyoruz. İyi bir cümle duru olduğu halde yalın da olmalıdır. Genellikle bir sözü düpedüz, doğrudan doğruya söylemek yerine, daha şatafatlı gözüksün diye, özentili bir biçimde söylenme, yalınlığı bozar. Bundan da öte açıklılığı engeller.</p>
<p align="center"><strong>1.DURULUK</strong></p>
<p>İyi ve sağlam bir cümlenin niteliklerinden biri duruluktur. Duruluk, cümlede gereksiz sözcüklerin bulunmamasıdır. Bir başka değişle duruluk; duygu ve düşüncelerin, gereksiz sözcük kullanılmadan olabildiğince az sözcük kullanılarak anlatılması özeliğidir.</p>
<p>Bu niteliği sağlamak için, düşüncenin belirtilmesinde belli bir görevi olmayan sözcükleri cümleden atmalıyız. Yalınlık ve doğallık kazandırmaya yarar.</p>
<p>Gereksiz sözcüklerden kurtulmanın en kestirme yolu, düşünceleri zihnimize doğduğu gibi yazmadır.</p>
<p align="center"><strong>CÜMLEDE DURULUĞU BOZAN ETKENLER ŞUNLARDIR</strong></p>
<p><strong> Gereksiz sözcük kullanımı-yinelemeler </strong></p>
<p>Anlamdaş sözcükleri bir arada kullanılması ya da görevi olmayan bir sözcüğe yazıda yer verilmesi anlatım  gücünü azaltır;sözü gereksiz yere uzatır. Edat, bağlaç ve zamirlerin de gereksiz kullanılması da anlatımı bulandırır. Ayrıca bir ekin karşıladığı anlamı ekle birlikte sözcüğünde kullanmak suretiyle ifade etmeye kalkışırsak gereksiz sözcük kulanmış oluruz.           İçinde gereksiz sözcük bulunmayan yazı, daha etkili ve inandırıcı olur. Görevi bulunmayan gereksiz sözlere &#8221; haşiv &#8221; denirdi.</p>
<p>Anlatımı gücünü azaltan ya da anlatım bozukluğuna yol açan etkenlerden biri de eş anlamlı sözcükleri aynı cümle içerisinde birlikte kullanılmaktadır. Sözü gereksiz yere uzattığı için bu tür kullanımlar anlatımın güzünü azaltır, söylenenin kolayca kavranmasını önler. Öteki yanlışlar gibi bunlarda sözcükleri seçerek anlamına göre onları tartarak, değerlendirerek kullanmamaktan kaynaklanır. Bu tür bir yanlışlığı gidermenin ya da düzeltmenin somut ölçüsü şudur; sözcük atıldığında anlamda bir bozulma ya da daralma olmuyorsa gereksizdir, atılmalı; oluyorsa o sözcük ya da sözcük öbeği gereklidir.</p>
<p><strong>a) </strong><strong>Gereksiz sıfat kullanılmalından kaçınılmalı</strong></p>
<p>-         Hür ve özgür düşünceden yana olanlar şimdi nerede?</p>
<p>-         Hepinize neşeli, sağlıklı, şen günler dilerim.</p>
<p>-         Depodaki mevcut stokların dökümünü bilgisayardan aldım.</p>
<p>-         Zengin ve varlıklı insanların eğitime katkıda bulunması gerekir.</p>
<p>-         O, faydalı ve yararlı bir araçtır.</p>
<p><strong>b) </strong><strong>Gereksiz zarf kullanımından kaçınılmalı</strong></p>
<p>-         Evden dershaneye yaya yürüyerek gidiyorum.</p>
<p>-         İnsan zaman zaman ara sıra yanlış yapabilir.</p>
<p>-         İnsan; şuurlu, bilinçli davranmalıdır.</p>
<p>-         O günleri daha henüz dün gibi hatırlıyorum.</p>
<p>-         Toplantı zamanı yaklaştıkça konuşmacının heyecanı gittikçe artıyor.</p>
<p>-         Konuyu uzun uzun karşılıklı tartıştılar.</p>
<p>-         İşini zamanında günü gününe yapar.</p>
<p><strong>c) </strong><strong>Gereksiz isim kullanımından kaçınılmalı</strong></p>
<p>-         Yoksul ve fakirlerden vergi alınmamalı.</p>
<p>-         Herkesin şartları ve koşulları eşit değil.</p>
<p>-         Her insan, sorumluluğunu ve mesuliyetini bilmelidir.</p>
<p>-         Babanıza saygı ve hürmetimi sunarım.</p>
<p>-         Arzu ve istekleriniz bizim için emirdir.</p>
<p>-         Başarılı olmak için sağlıklı bir plan ve program uygulanmalı.</p>
<p><strong>d) </strong><strong>Gereksiz edat kullanımından kaçınılmalı </strong></p>
<p>-         Galiba onun akıllanacağı yok gibi görünüyor.</p>
<p>-         Elektrikler kesildiğinden dolayı asansör çalışmıyor.</p>
<p><strong>e) </strong><strong>Gereksiz bağlaç kullanımından kaçınılmalı </strong></p>
<p>-         Ancak ne var ki annemle böyle konuşmalısın.</p>
<p>-         Geleceğini belki de düşünmüş olabilir.</p>
<p>-         İşimi bitirip ve hemen döneceğim.</p>
<p>-         Düğüne katılmayacaksan hiç olmazsa bari bir kutlama telgrafı çek.</p>
<p><strong>f) </strong><strong>Gereksiz yardımcı eylem kullanımından kaçınılmalı</strong></p>
<p>-         Seçimlere onun etki etiğini ileri sürdü. (seçimleri onun etkilediğini ileri sürdü.)</p>
<p>-         Önce arkadaşımdan kuşku etim. (önce arkadaşımdan kuşkulandım. )</p>
<p>-         Yağmur yağınca sular bulanık hale geldi. ( yağmur yağınca sular bulandı. )</p>
<p>-         Çocuk, hasta oldu. (çocuk  hastalandı. )</p>
<p>-         İyi, kötü günlerimiz oldu; ama kanımca bizden memnun olarak ayrıldı. (&#8230; bizden memnun ayrıldı. )</p>
<p>-         Bu evrakları müdürün imza etmesi gerekirdi. (bu evrakları müdürün imzalaması gerekirdi. )</p>
<p>-         Son günlerde hava erken karanlık oluyor. ( bugünlerde kararıyor. )</p>
<p><strong> II. AÇIKLIK</strong></p>
<p>Doğru ve iyi bir cümlenin en belirli özeliklerinden biri de açıklıktır. Nedir açıklık? Hangi niteliği taşıyan cümleye açık diyoruz? Açıklığı bozan ya da bir cümlenin değişik biçimlerde anlaşılmasına yol açan etkenler nelerdir? Bunların üzerinde duralım.</p>
<p>Açıklık, cümledeki anlamını kuşkuya yol açmayacak biçimde biçim de anlaşılır olma özeliğidir. Bir cümlede birden çok anlamda anlaşılıyorsa ya da ondan değişik anlamlar çıkarılıyorsa o cümlenin açık olmadığını söyleye biliriz. Bir cümlenin açıklığı ve anlaşıldığını etkileyen hataların başlıcaları, kelimelerin ve öğelerin yerinde kullanılması, noktalama yanlışlıkları ve eksiklikleri, zamirleri belli olmayışıdır.</p>
<p><strong>1, Yanlış Yerde Kullanılan Sözcükler:</strong></p>
<p>Sözcüklerin, tümce içinde bulunmaları gereken yerde başka bir yerde bulunması, okuyanı, tedirgin etmekle kalmaz, anlatımı kimi zaman bulanık, karanlık olmasına, kimi zaman iki türlü belirlemesine yol açar. Kimi zaman amaçlarının dışında bir anlam ortaya çıkması ya da sözün anlaşılmaması sonucu doğrudur. Özelikle sıfatlar ve zarflar hangi ada ve fiile ait ise onlardan önce kullanılmaları gerekir. Bunların kullanılmalarına dikkat edilmemesi farklı anlamlar çıkarılmasına yol açar.</p>
<p>Sözcükler cümleyle öyle yerleşmelidir ki, her sözcüğün yeri, bulunabileceği yerlerin en uygunu olsun.                                                                                                                                           Hindistan&#8217;ın genç başkanı on beş gün içinde petrol üreten dört Ortadoğu ülkesini gezip görecek.</p>
<p>Cümle açık değil. Birden çok anlam çıkarılabiliyor. İlk anlam &#8221; Genç başbakanın on beş gün içinde petrol üreten dört Ortadoğu ülkesini ziyaret edecektir. &#8221; bu örnekte olduğu gibi bir cümle hem öyle, hem böyle anlaşılıyorsa o cümlede açıklık yoktur. Nerden geliyor bu durum? Öncede belirttiğimiz gibi sözcükler, cümle içinde bulunmaları gereken yerden başka bir yerde bulunursa anlamı bulanıklaştırır.</p>
<p>-         Ağrısız kulan delinir.</p>
<p>-         ( kulak ağrsız delinir. )</p>
<p>-         İzinsiz inşaata girilmez.</p>
<p>-         ( inşaata izinsiz girilmez. )</p>
<p>-         Tutuklu, ikiye karşı bir oyla serbest bırakıldı.</p>
<p>-         ( tutuklu, bire karşı oyla serbest bırakıldı. )</p>
<p>-         Cesetler, çok denizde kaldığı için şişmişti.</p>
<p>-         ( cesetler, denizde çok kaldığı için şişmişti. )</p>
<p>-         Burası tarihi güzellikler ve doğal eserler bakımında eşsiz bir şehir olan İstanbul&#8217; dur.</p>
<p>-         ( burası doğal güzellikler ve tarihi eserler bakımından&#8230; )</p>
<p>-         Çok okumaktan olacak, birkaç yıl içinde iyice çocuğun gözleri bozulmuş.</p>
<p>-         ( çok okumaktan&#8230; içinde çocuğun gözleri iyice bozulmuş. )</p>
<p>-         Herkes, izinsiz kursa giren öğrenciye şaşkınlıkla bakıyordu.</p>
<p>-         ( herkes, kursa izinsiz giren öğrenciye&#8230; )</p>
<p>-         Salona girer girmez ilk gözüme çarpan şey bir birinde güzel çiçeklerdi.</p>
<p>-         ( salona girer girmez gözüme ilk çarpan şey bir birinden güzel çiçeklerdi. )</p>
<p>-         Bugüne dek ilk kez yediğim yemekten şişmanladığımı itiraf ettim.</p>
<p>-         ( bugüne dek yediğim yemekten şişmanladığımı ilk kez itiraf etim. )</p>
<p>-         Ali, ikinci hayatının yanlışını yaptı.</p>
<p>-         ( Ali, hayatının ikinci yanlışını yaptı. )</p>
<p>-         Pencereyi açınca keskin bir soğuk bıçak gibi yüzümüzü yaladı.</p>
<p>-         ( pencereyi açınca bıçak gibi keskin bir soğuk&#8230; )</p>
<p><strong> 2. Karşılaştırma Yanlışlıkları: </strong></p>
<p><strong> </strong>Cümlede açıklığı engelleyen bir başka nedende yanlış yapılan karşılaştırmalardır. Karşılaştırılan öğeler arasında ki ilişkiyi açıklığa kavuşturmamada cümlenin anlaşırlığını önler, anlamın bulanıklaşmasına ya da iki türlü anlaşmasına yol açar. Şu cümledeki yanlışlıklar bu türdedir.</p>
<p>-         Ben, açık havayı, kırlarda gezip dolaşmayı kardeşimden daha çok severim.</p>
<p>Cümle bu biçimle yeterince açık değildir. Şöyle ki; bu durumla cümleden çıkaracağımız anlam şudur: &#8221; Açık havayı, kırlarda gezip dolaşmayı kardeşimin sevdiğinden daha çok seviyorum. &#8221; oysa asıl söylenmek ve belirtmek istenen bu değildir. Çıkardığımızın tam tersidir. &#8221; Açık havayı, kırlarda gezip dolaşmayı bende, kardeşimde severiz. Ama ben, açık havayı, kırlarda gezip dolaşmayı kardeşimin sevdiğinden daha çok severim. &#8221; bu türden yanlış bir anlamayı önlemek için cümleyi şöyle kurabilirdik.</p>
<p>Noktalama işaretlerinin yerli yerinde ya da hiç kullanılmayışı da cümlelerin açıklığını engeller. Özelikle adlaşmış sıfatların ve zamirlerin kendilerinden sonra gelen adlara ait sıfat olmadıkları belirtmek amacıyla sonlarına virgül ( , ) getirilmelidir.</p>
<p>Bu örnekteki yanlışlık bu türdendir: &#8221; Dana ahırına doğru koştu. &#8221;</p>
<p>Bu cümleden anlayacağımız, filan kimsenin dana ahırına koşmuş olmasıdır. Oysa söylenmek istenen bu değildir. Virgül işaretinin kullanılmayışı böyle bir yanlışlığı ve belirsizliğe yol açmıştır. Söylenmek istenen: &#8221; Dana, ahırına doğru koştu. &#8221; cümlesidir.</p>
<p>-         İhtiyar muhtara köydeki akrabalarını sordu.</p>
<p>-         ( ihtiyar, muhtara  &#8230; )                                                                                                Diğer örnekler: kapıcı adama evi gösterdi.            Toprak yolun iki yanına dökülmüştü.</p>
<p>Yaşlı adama yerini verdi.             Küçük çam ağacın arkasına saklandı.</p>
<p>Kapıcı kadın yazarımızla görüştü.            İnsan geleceğini iyi düşünmelidir.</p>
<p align="center"><strong>III. SÖZCÜKLERİN YANLIŞ ANLAMDA  KULLANILMASI</strong></p>
<p>Anlatım bozuklarına yol açan bir başka durum da sözcükleri yanlış anlamda kullanmaktadır. Öncede belirttiğimiz gibi bir sözcüğün bir ya da birkaç anlamı bulunabilir. Bunun için seçeceğimiz bir sözcüğün anla inceliklerin, anlam boyutlarını iyi tartmalı, iyi düşünmeliyiz. Anlatımda başarının temel koşularından biride budur.          Anlatmak istediğimizi karşılayabilecek en uygun sözcüğü bulmamız gerekir. Anlamları bir birine yakın olan, dahası bir biri yerine kullanılan sözcükler vardır. Önemli olan bunlardan en uygunu, anlatacağımızı tam karşılayanı bulup seçmektir. Bu yönden dilimizin ya da kalemimizin ucuna gelen bir sözcüğü kullanmadan önce onları bir tartıdan, bir ölçüden geçirmek zorundayız. Kullanmak istediğimiz bir sözcüğün anlatmak istediğimizi tam karşılayıp karşılayamadığını düşüneceğiz. Aşağıdaki cümlelerde belirtilen sözcükler, gelişi güzel bir biçimde, herhangi bir tartımdan geçirilmeden seçilip kullanılmıştır. Bunun için de anlatım bozuklarına düşülmüştür.</p>
<p>-         Dostlukların bozulmasına sizin sözleriniz katkıda bulundu. ( neden oldu. )</p>
<p>-         Bu gençlerin suç işlemesini işsizlik sağladı. ( neden oldu. )</p>
<p>-         Dedenin bahçeye diktiği maydanozlar yeşerdi. ( ektiği )</p>
<p>-         Aile düzeninin bozulmasını kumara borçludur.</p>
<p>( aile düzeninin bozulması kumardan kaynaklanmaktadır. )</p>
<p>-         Toplantıda kalkınmanın nedenlerini savundu.  ( açıkladı )</p>
<p>-         Bana yardım yapılmasını sağladı. ( neden oldu. )</p>
<p>-         Çürümüş yiyecekler yaradan çok zarar sağlar. ( verir )</p>
<p>-         Tırnakların büyümüş, kimse göremeden kes ( uzamış )</p>
<p>-         Ev sahibinin eleri bağlanarak cebinden paraları çalındı. ( alındığı-gasp edildi )</p>
<p>-         Zamanında ekilmeyen fidanların tutması zordur. ( dikilmeyen )</p>
<p align="center"><strong>BİRBİRİYLE KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLERİN KULLANILMASI</strong></p>
<p>Yazılışı birbirini andıran ancak anlamları birbirinden farklı olan bir takım sözcükler vardır ki, bazen biri ötekinin yerine kullanılıyor. Bunlar</p>
<p>Ya aynı kökten çıkmışlardır ya da kökleri ayrıdır, ama birbirlerini andırırlar. Sayılan nitelikleri taşımamakla birlikte aynı anlama gelir sanılırlar. Bu gibi sözcükler arasındaki anlam farklarına dikkat etmek, birbirlerinin yerlerine kullanmak gerekir.</p>
<p>-   Sınıfa yeni gelen öğrenci dersinde çok çekimserdir. (çekingendir)</p>
<p>-   Okullar 15 Eylül&#8217;de öğrenime başlayacak.(öğretime)</p>
<p>-   Vatandaşlarımız arasında dil, din, ırk ayrıntısı yapılmayacak.(ayrımı)</p>
<p>-   Kendimi izleyicilere tanıştırdıktan sonra konuşmamaya başladım.(tanıdıktan)</p>
<p>-   Cumhurbaşkanı&#8217;nın konuşması olumlu tepki yaratır.(etki)</p>
<p>-   Uzun ve yorucu çalışmamızı başarıyla sonlanmıştır.(sonuçlamıştır)</p>
<p>-   İşçi sorunları altında kalkınamaz boyutlara ulaştı.(kalkınamaz)</p>
<p>-   Tartışılacak konuların başında anayasal sorunlar ve buna bağımlı olarak da başkanımın görevleri gelmektedir.(bağlı)</p>
<p>-   Her futbolcu, maçı kazanmak için üzerine düşen görevi yerine getirmiyordu.(hiçbir)</p>
<p>-   Hasta kardeşimin nefes alış verişleri gece yarısına doğru çok güçlendi.(güçleşti)</p>
<p>-   Bazı dostlarınız özle yaşantınız hakkında çeşitli dedikodular çıkarmışlar.(yaşamınız)</p>
<p>-   Ne diye uğraşıyorsun, memleketi sen mi düzelteceksin?(düzelteceksin)</p>
<p>-   Yol ayrılığında bir süre ayaküstü söyleştik.(ayrımında)</p>
<p>-   Öğretmen, biraz soruyu güçlendirmek istiyorduk.(güçleştirdi)</p>
<p>-   Can güvenliğini korunması için polise başvurdu.(sağlanması)</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>SÖZCÜK DÜZEYİNDE ANLATIM BOZUKLUKLARI</strong></span></p>
<p><strong>a)Anlamdaş sözcükleri gereksiz kullanmak</strong></p>
<p>1.Bana itimat edip güvenmesi doğrusu hoşuma gidiyor.</p>
<p>2.Şiirde biçim ve şekil çok önemlidir.</p>
<p>3.Doktoruna göre babamın bir hafta dinlenip istirahat etmesi gerekiyor.</p>
<p>4.Hepinize sağlıklı sıhhatli bir yaşam diliyorum.</p>
<p>5.Neşeli, sağlıklı şen biriydi.</p>
<p><strong>b)Birbirini anlamca karşılayan ifadeler kullanmak</strong></p>
<p>1.Festival öncesi her gün düzenli olan ilk çekim adlı siyah beyaz film dergi sinemaseverlere dağıtılacaktır.</p>
<p>2.Yazarın ilk günlerdeki kılçıklı dil gitmesi zamanla yerini akıcı bir anlatıma bırakmıştır.</p>
<p>3.Onunla ilk kez bir arkadaş toplantısında tanıştık.</p>
<p>4.Karşılıklı görüşmeler üç yıl sürdü ama bundan hiçbir sonuç alınamadı.</p>
<p>5.Aşağı yukarı beş altı yıl görüşemedik.</p>
<p><strong> c)Anlamı ekle vermiş sözcükler kullanmak.</strong></p>
<p>1.Ortaklara arasında mecbur ikilik giderildi.</p>
<p>2.Bütün sınıf öğretmeni sessiz dinliyordu.</p>
<p>3.Arkadaşım İngilizce dilini öğrenmek istiyor.</p>
<p>4.Depoda bulunan malların listesi çıkarılacak.</p>
<p>5.Bu kararı topluca verdik</p>
<p><strong> d)Yardımcı eylemleri gereksiz kullanmak</strong></p>
<p>1.En iyi arkadaşından kuşku etmek doğru değil.</p>
<p>2.Onun böyle davranacağına umut  vermiyorum.</p>
<p>3.Kapalı mekanlarda sigara içmeyi yasak ettiler.</p>
<p>4.Kardeşim ameliyattan sonra iyi oldu.</p>
<p>5.Dünyada tamamı mermerden yapılmış ilk anıtsal tapınak Efes&#8217;tir</p>
<p><strong>e)Yanlış anlamda söz kullanmak</strong></p>
<p>1.Gurbet hasreti adamı bitirdi.</p>
<p>2.Yoksulluğun etken olduğu toplumlarda suç oranı yüksektir.</p>
<p>3.Bu Türkiye&#8217;ye özel bir durumdadır.</p>
<p>4.Böylece bana yardım yapılmasını  sağladı.</p>
<p>5.Bu konuda geçenleri azımsamak doğru değildir.</p>
<p>6.Sahadan yenilgiyle ayrılmamız hakemin tutumuna borçluyuz.</p>
<p>7.Önemsenmeyen gereksiz hatalar başarıyı engeller.</p>
<p>8.Küçük ses uyumu Türkçeye özgü bir ses olayıdır.</p>
<p>9.İçkili sürücülerin kaza yapma şansı artar.</p>
<p>10.bugüne kadar önüne çıkan olasılıkları değerlendiremedi.</p>
<p><strong> f)anlamca çelişen sözleri kullanmak</strong></p>
<p>1.Gönderdiğim paketi eminim bugüne kadar almış olmalısınız.</p>
<p>2.Elbette onunla gitmiş olabilirler</p>
<p>3.Bu bina bundan aşağı yukarı 70 yıl önce yapılmıştır.</p>
<p>4.Bu istek hiç şüphesiz ilgili birimlere iletilmiş olmalı.</p>
<p>5.Bu olaya kesinlikle onun tepki göstereceğini sanmıyorum.</p>
<p><strong>g)Yapısı bozuk sözcükleri kullanmak</strong></p>
<p>1.Köylünün buğdayını pahalılatmak mümkün değildir.</p>
<p>2.Cumhurbaşkanının elini sıkmak alıkoyulmuş topluluk için öfkeliydi.</p>
<p>3.Sözlerimi çarpıklatmanıza çok üzüldüm.</p>
<p>4.Beni en çok sevindiren senin geldiğindir.</p>
<p><strong>h)Deyimleri yanlış kullanmak</strong></p>
<p>1.Onu adam edinceye kadar ağzımda tüy bitti.</p>
<p>2.Şimdi yan oturup  doğru konuşmak gerekir.</p>
<p>3.Çocuk, etrafında konuşulanlara kulak asarak sözcüklerin telaffuzunu öğrenir.</p>
<p>4.Tuttuğum takım göz göre göre yarı finale yükseldi.</p>
<p>5.Elde edilen mağlubiyetler herkesin moralini bozmuştu.</p>
<p><strong> KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER</strong></p>
<p>Anlatım bozukluklarına yol açan bir başka durumda sözcükleri yanlış kullanmaktır.Bir       sözcüğün bir ya da birkaç anlamı bulunabilir.Bunun için seçeceğimiz sözcükleri anlam inceliklerini  düşünüp öyle kullanmalıyız.Cümlemize uygun düşmeyen bir sözcüğü kullanmaktan kaçınmalıyız.</p>
<p>Anlamları birbirine yakın olan yazılışlardan ötürü birbirlerinin aynı olan sözcükleri kullanmaktan kaçınmalıyız.Cümlemize iyi yakışan sözcüğü kullanmaya çalışmalıyız.Bu   yüzden dilimizin ve kalemimizin ucuna gelen bir sözcüğü kullanmadan önce onları bir tartıdan,bir ölçüden geçirmek zorundayız.</p>
<p>Aşağıda verilen cümlelerde geçen koyu yazılmış sözcükler anlam  özellikleri dikkat edilmeden  gelişi güzel kullanılmıştır. Parantez içinde verilen sözcükler kullanılması gereken sözcüklerdir</p>
<p align="center"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p>()Çevremde çok sevdiğim birkaç dostlarımdan biridir o.</p>
<p>&#8220;Çevremde çok sevdiğim birkaç dostumdan biridir o.&#8221;</p>
<p>()Yanlış davranışların nedeniyle ne kadar arkadaşları varsa hepsini darılttı.</p>
<p>&#8220;Yanlış davranışları nedeniyle ne kadar arkadaşı varsa &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.&#8221;</p>
<p>()Bu mevsimler her çeşit kuş avlanmayacaktır.</p>
<p>&#8220;Bu mevsimde hiç bir  çeşit kuş avlanmayacaktır.&#8221;</p>
<p>()Bu tarihlerde her grup sınavlarını aksatmayacak.</p>
<p>&#8220;Bu tarihlerde hiçbir grup sınavlarını  aksatmayacak.&#8221;</p>
<p><strong>4.Kimi zaman bir sıfat birden çok adı  nitelendirebilir.</strong></p>
<p>()Kalabalık sokaklar,caddeler şehirler&#8230;.</p>
<p>Kirli tabaklar,bardaklar,çatallar,masanın üstündeydi.</p>
<p>Ancak bu niteleme sıfatının adların tümüne uygun düşmesi gerekir aksi halde anlatım bozukluğu doğar.</p>
<p>()Toplantıya yaşlı anneler babalar ve çocuklar katılmıştı.</p>
<p>&#8220;Toplantıya çocuklar ve yaşlı anneler babalar  katılmıştı.&#8221;</p>
<p>()Kıyıya demir atmış tekneleri ve kumuyla eşsiz bir tatil yeriydi burası.</p>
<p>&#8220;Kıyıya demir atmış tekneleri ve altın sarısı kumuyla eşsiz bir tatil yeriydi burası.&#8221;</p>
<p><strong>5)Bir adı birden çok niteleme sıfatı niteleyebilir.</strong></p>
<p>()Karlı,Yüksek ve ürkütücü dağlar.</p>
<p>Ancak bu sıfatların anlamdaş olmaması gerekir.Bu durumda gereksiz sözcükler kullanımına neden olur.</p>
<p>()Sağlıklı ve sıhhatli bir bebekleri olmuş.</p>
<p>()Neşeli ve şen bir görünümü vardı.</p>
<p>()Dedem görmüş geçirmiş oldukça deneyimli bir insandı.</p>
<p>()Egoist ve bencil bir insan olduğumu yeni anladım.</p>
<p>()Onun çok alçakgönüllü ve mütevazi biri olduğunu herkes bilir.</p>
<p>()Hasan Bey  sözünün eri,gözü pek korkusuz bir insandır.</p>
<p><strong>6)Bir adı birden çok sıfat  nitelendirince sıfatların birbiriyle çelişmemesi gerekir.</strong></p>
<p>()Kapıcımız duyarlı ve vurdumduymaz bir adamdı.</p>
<p>()Müdürlüğümüze sık sık gelen yazılı dilekçelere cevap verilmeye başlandı.</p>
<p>()Onun adam öldürmüş bir katil olduğu söyleniyor.</p>
<p>()Dışarıdan ithal ettiğimiz lüks tüketim malları büyük mağazalarda müşteri bekliyor.</p>
<p>()Karşılıksız sohbetimiz çok güzel geçti.</p>
<p>()Karnındaki o koca göbeğiyle dolanıp duruyordu.</p>
<p>()Geçmişteki anılarını yazmayı düşünüyordu.</p>
<p>()Beş katlı bir binanın  en üst katında bir ev tutmuştu.</p>
<p><strong>CÜMLE DÜZEYİNDE ANLATIM BOZUKLUKLARI </strong></p>
<p><strong>ÖZNE YANLIŞLIKLARI:</strong></p>
<p><strong> C</strong>ümlede <strong> </strong>özne bulunmaması<strong> </strong>ya da özne olmayacak bir sözcüğün özne gibi kullanılması durumlarında özne yanlışlığı doğar.</p>
<p>Bu tür yanlışlıkları özellikle sıralı cümlelerde görülür.</p>
<p><strong>Çözüm yöntemi</strong>:</p>
<p>Yanlışlığı belirlemek için bileşik cümle yapısından yararlanılır.Bileşik cümle bölündükten sonra özne nesne ve dolaylı tümleç her iki yüklemle birlikte kullanılır.Yükleme yanıt vermeyen bu kullanım dil kullanım yanlışlığına neden olur.</p>
<ol type="1">
<li>Örnek      Cümleler:Hasan&#8217;a <strong><span style="text-decoration: underline;">disiplin cezası</span></strong> verildi ve  okuldan <strong><span style="text-decoration: underline;">atıldı</span>.</strong></li>
</ol>
<p><strong> Özne                                             yüklem</strong></p>
<p>-Verilen ne?                                              &#8211; Atılan kim?</p>
<p>-Disiplin cezası                                         -Disiplin cezası</p>
<p>&#8220;&#8230;..disiplin cezası okludan atıldı.&#8221;Kullanımı yanlıştır.Bu durum ,sıralı cümlelerde öznenin ortak kullanımından kaynaklanmaktadır.Birinci cümlenin öznesi ikinci cümlenin cümleyle kullanıldığında anlatım bozukluğu ortaya çıkmaktadır.Bunun için , ikinci cümle başka bir özneyle başlamalıdır.</p>
<p>Cümlelerin düzeltilmiş biçimi şöyle olmalıdır. &#8220;Hasan&#8217;a disiplin cezası verildi ve Hasan okuldan atıldı.&#8221;</p>
<p>Dershanede<strong><span style="text-decoration: underline;"> dersler </span> <span style="text-decoration: underline;">sona erecek</span></strong> ve <strong><em><span style="text-decoration: underline;">tatile girecekler</span></em></strong>.</p>
<p>Özne         yüklem               yüklem</p>
<p>-sona eren ne?                                   -tatile girecekler</p>
<p>-Dersler                                             -Dersler</p>
<p>&#8220;&#8230;..dersler tatile girecekler.&#8221;  Kullanımı yanlıştır.Tatile girenler &#8220;dersler&#8221; değil &#8220;öğrenciler&#8221;dir.Bunun için &#8220;tatile girecekler&#8221; yükleminin başına &#8220;öğrenciler&#8221; sözcüğü getirilmelidir.</p>
<p>Cümlelerin düzeltilmiş şekli şöyledir. &#8220;Dershanede dersler sona erecek ,öğrenciler tatile girecekler.&#8221;</p>
<p>Diğer örnekler: <strong><span style="text-decoration: underline;"> Hiçbiri</span></strong> bana<strong><span style="text-decoration: underline;"> inanmamış</span></strong> , beni yalancılıkla <strong><span style="text-decoration: underline;">suçlamıştı.</span></strong></p>
<p>Özne             yüklem                                    yüklem</p>
<p>-İnanmayan kim?                                       Suçlanan kim?</p>
<p>Hiçbiri                                                         Hiçbiri</p>
<p>&#8220;&#8230;..hiçbiri beni yalancılıkla suçlamıştı.&#8221;kullanımı yanlıştır.Bu tür cümlelerde karşıtlık anlamı bulunduğu için ikinci cümle bir özneyle başlamalıdır.</p>
<p>&#8220;Herkes , Hiçbiri&#8221; belgisiz zamirleri birinci cümlenin öznesiyle,ikinci cümlenin özneside &#8220;hepsi,kimse&#8221; olmalıdır.</p>
<p>Cümlenin düzeltilmiş biçimi şöyledir. &#8220;Hiçbiri bana inanmamış , hepsi beni yalancılıkla suçlamıştı.&#8221;</p>
<p>&#8220;Kimse bir yere kıpırdamasın yere yatsın.&#8221; Kullanımı yanlıştır.</p>
<p>Kıpırdamayan kim?                          Yatan kim?</p>
<p>Kimse                                                 Kimse</p>
<p>Cümlenin düzeltilmiş şekli şöyledir. &#8220;Kimse bir yere kıpırdamasın herkes yere yatsın.&#8221;</p>
<p>()Olayda içişleri bakanının ihmali anlaşılmış ve hapse atılmıştı.</p>
<p>(Olayda içişleri bakanının ihmali olduğu anlaşılmış ve içişleri bakanı hapse atılmıştı.</p>
<p>()Gözlerinin altında hem  kırışıklık var hem de morarmış.</p>
<p>(Gözlerinin altında hem kırışıklık var hem de gözlerinin altı morarmış.)</p>
<p><strong>YÜKLEM EKSİKLİĞİ</strong></p>
<p>Birleşik cümleler tek yüklem varsa bu yüklem öznelerden biriyle uyuşmazlık gösterebilir.Ayrıca yüklemin bütünlüğü sağlanmadan cümleler bağlanmışsa cümlede anlatım bozukluğu vardır.</p>
<p>Yüklem eksikliği genellikle karşılaştırma anlamlı yargı bildiren birleşik cümlelerde görülür birinci yargının  bittiği yerde cümleyi bölerek her iki özneyi yüklemle karşılaştırmalıyız.</p>
<p>()Dershanede test dağıtımıyla ben ilgileniyor. kullanımı yanlıştır &#8220;ben&#8221; öznesinden sonra &#8220;ilgileniyorum&#8221; yüklemi getirilmelidir.</p>
<p>()İçkiyi az sigarayı içmem.</p>
<p>&#8220;İçkiyi az içerim sigarayı hiç içmem&#8221;</p>
<p>()Dışarı işleriyle ben,ev işleriyle karım meşgul olur.</p>
<p>Bu cümlede &#8220;meşgul olur&#8221; yüklemi 3.tekil kişiye göre çekimlenmiş olduğundan &#8220;karım&#8221; öznesi yükleme yakışır ancak &#8220;ben&#8221; öznesi 1.tekil kişi olduğundan kararım &#8220;karım&#8221;</p>
<p>Dışarı  işleriyle ben meşgul olurum kullanımı yanlıştır.Cümlenin düzeltilmiş şekli şöyle olmalıdır.</p>
<p>Dışarı işleriyle ben ilgilenirim, ev işleriyle karım meşgul olur.</p>
<p>Diğer Örnekler:</p>
<p>Günlerdir ne bir haber nede bir mektup  yazdı.</p>
<p>(Günlerdir ne bir haber verdi ne de ne bir mektup yazdı.)</p>
<p>Ana babamızı kader,arkadaşımızı biz seçeriz.</p>
<p>(Ana babamızı kader seçer Arkadaşımızı biz seçeriz.)</p>
<p>Eşim İstanbul ,ben Ankara&#8217;yı seviyorum.</p>
<p>(Eşim İstanbul&#8217;u  seviyor,ben Ankara&#8217;yı seviyorum.)</p>
<p>Bu iş insanı çukura ya da göğe yükseltir.</p>
<p>(Bu iş insanı ya çukura sokar ya da göğe yükseltir.)</p>
<p><strong>==)Ekeylem eksikliği</strong></p>
<p>Yüklemi ad soylu olan cümlelerde yüklemler arasındaki bütünlüğü sağlanmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğudur.</p>
<p>Bozukluğu görebilmemiz için , bileşik cümleyi birinci yargının bittiği yerde bölerek her iki yüklemle karşılaştırmalıyız.</p>
<p>Fikirlerinde ısrarlı;ama inatçı değildir.</p>
<p>&#8220;Fikirlerinde ısrarlı değildir&#8221; kullanımı yanlıştır.Çünkü birinci cümlenin sonundaki ısrarlı sözcüğü yargı bildirmemektedir.Bu nedenle , doğrudan ikinci cümlenin yargılı yüklemi olan &#8220;değildi&#8221; sözcüğüyle kullanılır.Adlar ve soylu sözcükler yargı bildirmedikleri sürece yüklem sayılmazlar.</p>
<p>Cümlenin düzeltilmiş biçimi şöyle olmalıdır.</p>
<p>&#8220;Fikirlerinde ısrarlıydı; ama inatçı değildi.&#8221;</p>
<p>Diğer örnekler:</p>
<p>Sınav sonucunda Ali başarılı,Ayşe başarılı değildi.</p>
<p>(Sınav sonucunda  Ali başarılıydı Ayşe başarılı değildi.</p>
<p>Şiirlerin dili sade ,fakat içeriği özgü değildi.</p>
<p>(Şiirlerin dili sadeydi,fakat içeriği özgün değildi.)</p>
<p>Kitaplar oldukça pahalı ,alınabilecek gibi değildi.</p>
<p>(Kitaplar oldukça pahalıydı,alınabilecek durumda değildi.)</p>
<p><strong>KİP UYUMSUZLUĞU</strong></p>
<p>Bileşik cümlelerde yüklemin farklı kip eklerini almaları anlatım bozukluğuna neden olur.</p>
<p>Birinci cümlenin yüklemindeki zaman ekiyle ,ikinci  cümlenin yüklemindeki zaman eki aynı olmalıdır.eğer yüklemdeki zaman ekiyle,ikinci yüklemdeki zaman eki birinci yüklem içinde kullanılabilir.</p>
<p>Eski öğrencileri yanına sık sık  gider onunla saatlerce konuşur.</p>
<p>Yüklemler ya &#8220;gider/konuşur&#8221; biçiminde kullanılmalıdır.</p>
<p>Sabahları erken kalkar serin havada koşuyordu.</p>
<p>Yüklemlerdeki zaman eklerinde uyumsuzluk vardır.Birinci cümlenin yükleminde geniş zaman eki,ikinci cümlenin yükleminde şimdiki zaman eki vardır.</p>
<p>Yüklemler ,ya &#8220;kalkar/koşar&#8221; ya da &#8220;kalkıyor/koşuyor&#8221; biçiminde kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>TÜMLEÇ YANLIŞLARI</strong></p>
<p>Bu tür yanlışlıklar başka tümleçler alması gereken cümlelerde bileşik  cümle oluşturulduğunda , genellikle ikinci cümlenin tümlecini yazmamakla oluşur.Mesela,birinci cümlede b.li nesne olan bir öğenin ikinci cümlede dolaylı tümleç olarak kullanılması gerektiği halde kullanılmaması tümleç yanlışlıklarını  doğurur.Bir başka deyişle, başka başka tümleçler alması gereken birden çok yüklem birbirine bağlanıyor.Bunlardan yalnız birinin tümleci yazılır.bu tümleç öteki yüklemlere de hizmet eder sanılıyor.Oysa bu tümleç öteki yüklemlere uyguın düşmüyor,onlar ayrı ayrı tümleç istiyor.</p>
<p>&#8220;Tümleç eksikliği&#8221; diyebileceğimiz bu kusurdan başka &#8220;tümleç artıklığı&#8221;   adı verebileceğimiz bir tümleç pürüzü daha vardır.bu da aynı tümleci alan birbirine bağlı yüklemler için bu tümlecin gereksiz yere yinelenmesidir.</p>
<p>Niye en çok Şairlere kızarlar,korkarlar?</p>
<p>&#8220;Şairlere&#8221; tümleci, &#8220;kızarlar&#8221; yüklemi için uygun değildir.Doğrusu şöyle olmalıdır:</p>
<p>&#8220;Niye en çok şairlere kızarlar,şairlerden korkarlar.&#8221;</p>
<p><strong>CÜMLE DÜZEYİNDE ANLATIM BOZUKLUKLARI</strong></p>
<p>Cümlede özne bulunması ya da özne olmayacak bir sözcüğün özne gibi kullanılması durumlarında özne yanlışlığı doğar.</p>
<p>Bu tür yanlışlıkları özellikle sıralı cümlelerde görülür.</p>
<p>Çözüm yöntemi</p>
<p>Örnek Cümleler:</p>
<p>Hasan&#8217;a <strong><span style="text-decoration: underline;">disiplin</span></strong> cezası <strong><span style="text-decoration: underline;">verildi.</span></strong></p>
<p>Özne                yüklem</p>
<p>Verilen ne?                    Atılan kim?</p>
<p>-disiplin cezası                &#8211; disiplin cezası</p>
<p>&#8220;&#8230;disiplin cezası okludan atıldı.&#8221; Kullanımı yanlıştır.Bu durum sıralı cümlelerde öznenin ortak kullanımından kaynaklanmaktadır.Birinci cümlenin öznesi ikinci cümleyle kullanıldığında anlatım bozukluğu ortaya çıkmaktadır.Bunun için cümle başka bir özneyle başlanmalıdır.</p>
<p>Cümlelerin düzeltilmiş biçimi şöyle olmalıdır.</p>
<p>Hasan&#8217;a disipilin cezası verildi ve Hasan okuldan atıldı.</p>
<p>()Dershanede <strong><span style="text-decoration: underline;">dersler</span></strong> sona erecek ,<strong><span style="text-decoration: underline;">tatile girecekler</span></strong>.</p>
<p>Sona eren ne?                               Tatile girecekler?</p>
<p>-Dersler                                         -Dersler</p>
<p>&#8220;&#8230;dersler tatile girecekler.&#8221;kullanımı yanlıştır.tatile girenler dersler değil  &#8220;öğrencilerdir&#8221; bunun için &#8220;tatile girecekler&#8221; yükleminin başına &#8220;öğrenciler&#8221; sözcüğü getirilmelidir.</p>
<p>Cümlenin düzeltilmiş şekli şöyle olmalıdır.</p>
<p>&#8220;Dershanede dersler sona erecek,öğrenciler tatile girecekler.&#8221;</p>
<p>Diğer örnekler:</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Hiçbiri</span></strong> bana inanmamış ,beni yalancılıkla <strong><span style="text-decoration: underline;">suçlamıştı.</span></strong></p>
<p>özne                                                               yüklem</p>
<p>İnanmayan kim ?                                          suçlanan kim?</p>
<p>-hiçbiri                                                           -hiçbiri</p>
<p>&#8220;&#8230;hiçbiri beni yalancılıkla suçlamıştı.&#8221; Kullanımı yanlıştır.Bu tür cümlelerde karşıtlı anlamı bulunduğu için ikinci cümle farklı bir özneyle başlamalıdır.</p>
<p>&#8220;Herkes,Hiçbiri&#8221; belgisiz zamirleri birinci cümlenin öznesiyle ikinci cümlenin özneside &#8220;hepsi , kimse&#8221; olmalıdır.</p>
<p>Cümlenin düzeltilmiş şekli şöyle olmalıdır.</p>
<p>Hiçbiri bana inanamamış ,hepsi beni yalancılıkla suçlamıştı.</p>
<p>Kimse bir yere kıpırdamasın, yere yatsın.  Kullanımı yanlıştır.</p>
<p>Cümlenin düzeltilmiş şekli şöyle olmalıdır.</p>
<p>Kimse kıpırdamasın,herkes yere yatsın.</p>
<p>Diğer Örnekler</p>
<p>()Cephanelik nöbetçisinin silahı elinden alındı ve soyuldu.</p>
<p>(Cephanelik nöbetçisinin silahı elinden alındı ve cephanelik soyuldu.)</p>
<p>()Ali&#8217;nin şiiri beğenildi ve alkışlandı.</p>
<p>(Ali&#8217;nin şiiri beğenildi ve Ali alkışlandı.)</p>
<p>()Bu tür insanların sayısı giderek artıyor fakat pek fazla sevilmiyor.</p>
<p>(Bu tür insanların sayısı giderek artıyor fakat böyle insanlar pek fazla sevilmiyor.)</p>
<p>() Toplantıda kalkınamamanın nedenlerini savundu.  (ileri sürüldü-dile getirildi)</p>
<p>() Bana yardım yapılmasını  sağladı.   (neden oldu)</p>
<p>() Tırnakların büyümün kimse görmeden onları kes.  (uzamış)</p>
<p>()Ev sahibinin elleri bağlanarak cebindeki paralar  çalındı. (alındı-gaspedildi)</p>
<p>() Tarlaya fidan ekmek en iyi bildiği işlerdendi. (dikmek)</p>
<p>() Dostluklarının bozulmasını sözleriniz katkıda bulundu. (neden oldu)</p>
<p>() Senin yüzünden iyi bir tatil yaptım. (sayende)</p>
<p>() İşe yeni başlayan her memuru azımsamayı alışkanlık haline getirmişti. (küçümsemeyi)</p>
<p>() Kimi semtlerin dolmuş fiyatlarına zam yapıldı. (ücretlerine)</p>
<p>() Ressamımızın sergideki fotoğrafları çok beğenildi. (Resimleri)</p>
<p>() Konuyu en ince farkına kadar çalışmıştır.</p>
<p>Kimi zaman yazılışları birbirini andıran ancak anlamları birbirinden farklı sözcükler vardır ki bazen biri ötekinin yerine kullanılabilmektedir.Bunlar aynı kökten türetilmiştir.Ya da apayrı sözcüklerdir ama birbirinin yerine kullanmak gerekir.</p>
<p>Aşağıdaki cümlelerde geçen koyu yazılmış sözcükler, yukarıda sayılan türde sözcüklerdir.Yerlerine kullanılması gereken sözcükler parantez içinde belirtilenlerdir.</p>
<p>() Sınıfa yeni gelen öğrenci çok çekimser davranıyordu.  <strong>(çekingen</strong>)</p>
<p>() Son başvurduğu yerden öğretim belgesini istediler<strong>.  (öğrenim)</strong></p>
<p>() Amerika&#8217;ya bir gezinti yapmayı düşünüyorum.  <strong>(gezi)</strong></p>
<p>() Girişik bir insan olduğundan yalnızlık çekmez,yeni dostluklar kurardı<strong>.(girişken)</strong></p>
<p>() Onunla aramızda ikilem çıktı. <strong>(ikilik</strong>)</p>
<p>() Defterimi daha yeni kapsamıştım. (<strong>kaplamıştım)</strong></p>
<p>() Vatandaşlarımızın arasında dil,din ırk ayrıntısı yapılmayacak. (<strong>ayrım)</strong></p>
<p>() Kendimi dinleyicilere tanıştırdıktan sonra konuşmama başladım.(<strong>tanıttıktan)</strong></p>
<p>() Uzun ve yorucu çalışmamız başarıyla sonlanmıştı.(<strong>sonuçlanmıştı)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>AŞAĞIDAKİ CÜMLELERDE TAMLAMA YANLIŞLIKLARINDAN KAYNAKLANAN  ANLATIM BOZUKLUKLARI VARDIR.YANLIŞLIKLARI YANLIŞLIĞIN NEDENİNİ CÜMLENİN İÇİNDEKİ PARANTEZ İÇLERİNE YAZINIZ</strong>.</p>
<p>1.Bizim Halk ve Milli Edebiyat konularındaki araştırmalarımız yeterli mi?(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>2.Bu tür kitaplar insanı olgunlaştırır seviyesini arttırır.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>3.At arabalarının ve kağnıların tekerlere gıcırtısı geliyordu.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>4.Hükümetin o kadar çok ve önemli işleri vaki böyle şeyler uğraşmaya ne vakti vardır nede zamanıdır.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>5.Kardeşimin böyle gereksiz ıvır zıvır işlerle uğraştığını sanmıyorum.</p>
<p>6.Onunla bir çok konularda görüştüm.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>7.Çok sinirli asabi bir adam olduğu belliydi  o adamın.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>8.Eski fotoğraflara bakarken yaşanmış anılarım gözümün önüne geldi.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>9.Yangın yerindeki manzara ve havanın ağırlığı herkesi bunaltmıştı.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>10.Yazar yeni kitabı mayıs ayına yerleştirebilmesi için çok çalışması gerekir.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>11.Pilotlar çok iyi eğitimden geçmesi gerekir.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>12.Ekonomik sorunlar ve sağlık sorunları ortaya çıktı.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..)</p>
<p>13.İki katlı dublex daire saltıktır.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)<br />
14.Sokağımızda tekel satış bayisi çıktı.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..)</p>
<p>15.Ne senin ne onun suçu var bu işte.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>16.Türk kamuoyunun bu konuyla ilgilenmesi gerekir.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>17.Milli ve Cumhuriyet edebiyatını kesin çizgilerle  ayırmak mümkün değildir.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>18.Gecenin geç vaktinde yorgun argın eve döner yine erken saatinde evden çıkardım.(&#8230;&#8230;)</p>
<p>19.Öğrenciler bugünü anlamak için dünü anlamak için tarihi incelemesi gerekir.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>20.Fabrikanın bahçesinde bir çok bahçe çiçekleri yerleştiriliyor.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>21.Derneğimiz depremzedelere karşılıksız bağışta bulunacak.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>22.Belediye otobüs duraklarını arttırır.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>23.İşe başlayan yeni aşçı her şeyi  deyim ama acı ama ekşi tuzlu gibi kavramları tanıması gerekir.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>24.Dünkü manzara karşısında konuşmacıların tümü başarılıydı.(&#8230;&#8230;&#8230;..)</p>
<p>25.Bugünkü dersimizde olumlu olumsuz ve soru cümlelerine değindiö.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>26.Uyarılarıma çoğu öğrenciler kulak asmadı.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>27.Öğrencinin zamanına ne kadar az olursa olsun derslerine çalışmalı eski yeni konuları tekrarlamalıdır.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..)</p>
<p>28.O adamın gizli ajans olmasından şüphelendik.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>29.1984&#8242;lü yıllarda dershaneciliğe başladım.</p>
<p>30.Elindeki mevcut bütün olanakları bizim için kullandı.(:&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>31Çetin ve zor problemler böyle çözülür.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>32.Kendisini düşünen egoist adamları hiç sevmem.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p align="center"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p><strong>AŞAĞIDAKİ CÜMLELERDE YANLIŞ ANLAMDA KULLANILAN SÖZCÜKLERE İLİŞKİN ANLATIM BOZUKLUĞU SÖZ KONUSUDUR HATALI SÖZCÜĞÜ BULUP KULLANILMASI GEREKEN SÖZCÜĞÜ CÜMLENİN BİTİMİNDE PARANTEZ İÇLERİNE ALIN.</strong></p>
<p>1.Can güvenliğinin korunması için savcılığa başvurdular.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>2.Tartışacak konuların başında anayasal sorunlar ve buna bağımlı olarak başbakanın görevleri gelmektedir.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..)</p>
<p>3.Her futbolcu maçı kazanmak için üzerine düşen görevi yerine getirmelidir.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..)</p>
<p>4.Hata kardeşimin nefes alıp verişlere gece yarısına doğru güçlendi.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)<br />
5.Birbirlerine o kadar çok benziyorlardı ki dikkatli bakmayınca bu ikizleri fark edemezdiniz.(&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>6.Yol ayrılığında bir süre ayak üstü söyleştik.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..)</p>
<p>7.Ne diye uğraşacaksın memleketi sen mi  düzenliciksin.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>8.Bazı dostlarınızın özel yaşantınız hakkında çeşitli dedikodular çıkarmış.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>9.Bu gençlerin suç işlemesi işsizlik sağladı.(&#8230;&#8230;&#8230;.)<br />
10.Dedemin bahçeye diktiği maydanozlar yeşerdi.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>11.Çürümüş yiyecekler yaradan çok zarar sağlar.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>12.Zamanında ekilmeyen fidanların tutması zordur.(&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>13.Çobanın sesi karşıki dağlardan yansıdı.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..)<br />
14.bu iki olay arsında hiçbir ayrıcalık yoktur.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..)</p>
<p>15.Bu kütlenin  karşısında konuşamıyordu.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>16.Ülkemizde özgün ürünlerin üretimi artıyor.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..)</p>
<p>17.Eleştirinin etkenliği eleştirmenin sanat gücüne bağlıdır.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>18.TELEKOM işçileri telefon direklerinin telleri döşemeye almıştır.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>19.Avrupa da okuma olasılığı bulan kişilerden biri benim.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>20.Güzel giyinme merakı gösteriş delisinin olmasının sonuydu.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..)</p>
<p>21.Gözlemci olduğum sınavda kopya çeken bir öğrenci yakaladım.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..)</p>
<p>22.Bu adamın bu yörede sayılı bir kişiliği var.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..)</p>
<p>23.Her şeye kızacak değilsin.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>24.Tutku ve davranışlarınızı her yerde dikkat  etmelisiniz.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..)</p>
<p>25.Onun kendine özgü bir sanat anlayışı vardır.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>26.Çağımızın en güvenilir taşıtı uçacaktır.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..)<br />
27.Kentin sokaklarını kapsayan pislik sağlığımızı tehdit ediyor.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>28.Bütün olasılıklarınızı kullanıp bu işi halledin.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>29.Bu sorunun çözümünde yapabileceğim rol çok önemlidir.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..)</p>
<p>30.İki öğrenci arasında hiç bir şeye ayrıcalık göstermedim.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>31.Ormanlardan kısıtlı sayılarda insanlar yararlanabiliyor.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>32.Yoksulluğun etken olduğu toplumda suç oranı yüksektir.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>33.Sahadan yenilgiyle ayrılmamız hakemin yorumuna borçluyuz.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p>34.İçkili sürücülerin hata yapma şansı artar.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..)<br />
35.Öğretim hayatı boyunca hep bütünlemeye kaldı.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..)</p>
<p>36.Uygarlık bilgisayarın keşfiyle daha da ilerlemiştir.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)<br />
37.Nüfusun hızla büyümesi ülkenin geri kalmasına neden olur.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)<br />
38.Cinayetin nedeni soruşturma sonucunda çıkacak.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>39.Ülkemizde yanardağ yoktur.(&#8230;&#8230;&#8230;.)</p>
<p>40.Çevresinde her zaman saygılı önemli yeri olmuştur.(&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;)</p>
<p><strong> </strong><strong>TAMLAMA YANLIŞLARI</strong></p>
<p>1.İSİM TAMLAMALARINA İLİŞKİN YANLIŞLIKLAR</p>
<p>Belirtili ve zincirleme isim tamlamalarında tamlayanla tamlananın Sıfatı/sıfatları yada cümlenin öğelerine girebilir.Tamlayanla tamlanan birbirine uzak düşebilir.Tamlama öğeleri arasındaki bağı kurmak güçleşebilir bu durumda tamlama eklerinden biri unutulabilir.</p>
<p><strong>2.TAMLAYAN EKİNİN EKSİKLİĞİ</strong></p>
<p>() Kitap insanların gelişimin de önemli yeri vardır.</p>
<p>Cümlesinde &#8220;kitap&#8217;a  ait olduğu anlaşılıyor fakat &#8220;kitap&#8221;ta eki tamlayan (tamlanan eki) eksikliği vardır kitabın. şeklinde kullanılması gerekir.</p>
<p>() Bu sözlerin söylenmesi kimseye zarar olmaz..Cümlesinde &#8220;söylenmesi&#8221; isim fiilindeki  &#8220;in&#8221; verilmemiştir.Dolayısıyla tamlayanla tamlanan arsında ki bağ koparılmıştı.Cümlenin &#8220;Bu sözlerin söylenmesinin kimseye zararı olmaz&#8221; biçiminde düzenlenmesi gerekirdi.   ,</p>
<p>Her insanın bu konuda gereken önlemi alması gerekir.</p>
<p>() Türk kuvvetleri İngiliz kuvvetleri ile silahlı bir çatışmaya girişeceği sanıldıysa da M. Kemal paşa ölçülü davranarak buna meydan vermedi. Cümlesi &#8220;Türk kuvvetleri&#8217;nin İngiliz kuvvetleri ile silahlı bir çatışmaya girişeceği sanıldıysa da, M. Kemal Paşa ölçülü davranarak buna meydan vermedi.&#8221;şeklinde düzenlenmeli ,&#8221;Türk kuvvetleri&#8221; tamlayanına ilgi (tamlayan) eki -in eklenerek yanlışlık giderilmiştir.</p>
<p align="center"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p>()Öğretmenlere yöneltilen eleştiri ölçülü olması gerekir.</p>
<p>&#8220;Öğretmenlere yöneltilen eleştirilerin &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;gerekir.&#8221;</p>
<p>()Veliler,çocuklarının gelişiminde önemli sorumlulukları vardır.</p>
<p>&#8220;Velilerin çocuklarının&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.vardır.&#8221;</p>
<p>()Hataları görmeme bir olgunluk olduğunu herkes bilir.</p>
<p>&#8220;Hataları görmemenin &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..herkes bilir.&#8221;</p>
<p>()Her insanın vatanın kalkınması için çalışması gerekir.</p>
<p>&#8220;Her insan vatanın &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;gerekir.&#8221;</p>
<p>()İnsanlar yaşamdan beklentileri vardır.</p>
<p>&#8220;İnsanların yaşamdan beklentileri vardır.&#8221;</p>
<p>()Herkes bu yazıdan bir şeyler öğrenmesi gerekir.</p>
<p>&#8220;Herkesin &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;gerekir.&#8221;</p>
<p>()Devlet bu olayın üstüne gitmesi gerekirdi.</p>
<p>&#8220;Devletin &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;gerekirdi.&#8221;</p>
<p><strong>1)TAMLANAN EKİNİN EKSİKLİĞİ</strong></p>
<p>()Ahmet bey derneğimizin üye ve ikinci başkanıdır.</p>
<p>Cümlesinde &#8220;üye&#8221; tamlananına tamlanan eki &#8220;-si&#8221; verilmediği için derneğimizin tamlayanıyla olan bağı kopmuştur ve şöyle bir cümle oluşmuştur.Ahmet bey, derneğimizin üye başkanıdır ve ikinci başkanıdır.&#8221;üye&#8221; tamlananına &#8220;-si&#8221; tamlanan eki verilerek cümlenin</p>
<p>&#8220;Ahmet Bey, derneğimizin üyesi ve ikinci başkanıdır.&#8221; Şeklinde düzeltilmesi gerekir.</p>
<p>()Bu şiir gençliğimin en coşkulu en güzel duyguları dile getirir.</p>
<p>Cümlesi &#8220;duyguları&#8221;  tamlananına tamlanan eki &#8220;-i&#8221;  verilecek.</p>
<p>&#8220;Bu şiir gençliğimin en coşkulu en güzel duygularını dile getirir.&#8221;biçiminde  düzenlenmelidir.</p>
<p>()Bu eser genç romancının toplumsal sorunları dile getiren ilk romandır.</p>
<p>Cümlesinde &#8220;romandır&#8221; tamlananına tamlanan eki eklenerek cümle,</p>
<p>&#8220;Bu eser&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..dile getiren ilk romanıdır.&#8221;şeklinde düzenlenmelidir.</p>
<p>()Sınav kağıdına ad ve soyad yazılmamış.</p>
<p>&#8220;Sınav kağıdına&#8230;&#8230;&#8230; yazılmamış.&#8221;</p>
<p><strong>2)TAMLAYAN EKİNİN GEREKSİZ KULLANILMASI</strong></p>
<p>Kimi  zaman belirtili zincirleme isim tamlamalarında tamlayan (ilgi) eki &#8220;-in&#8221; gereksiz kullanılmış olabilir.Bu durumda tamlayan eki cümleden atılarak anlatım bozukluğu giderilebilir.</p>
<p>()Sözcüğün bir çok anlam taşıdığı için, ilk anlamlarıyla kullanılmamış olabilir.</p>
<p>&#8220;Sözcük,Bir çok &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;olabilir.&#8221;</p>
<p>()Kazıda çıkarılan yapıtların kendi tarih ve coğrafyalarıyla sergilensin diye burada bırakıldı..</p>
<p>&#8220;Kazıda çıkarılan yapıtlar &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.bırakıldı.&#8221;</p>
<p>()Ziya Gökalp&#8217; in toplumla ve dille ilgili görüşler ileri sürmekle dilde, felsefe de , kültürde, sosyal hayatta yeni bir çığır açmıştır.</p>
<p>&#8220;Ziya Gökalp &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;yeni bir çığır açmıştır.&#8221;</p>
<p><strong>3)TAMLANANIN GEREKSİZ KULLANILMASI</strong></p>
<p>Tamlananın verdiği anlam tamlayanın içinde anlamsal olarak varsa tamlananı kullanmak gereksizdir.</p>
<p>()Emekliler ,maaşlarını alabilmek için sabahın erken saatlerinde bankanın önünde kuyruk sırasına girmişler.</p>
<p>&#8220;Emekliler &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;kuyruğa girmişler.&#8221;</p>
<p>()En güvenli taşıt aracıdır uçak.</p>
<p>&#8220;En güvenli taşıttır uçak.&#8221;</p>
<p>()Bu yıl ÖSS sınavı 19 Haziran&#8217;da yapılacak.</p>
<p>&#8220;Bu yıl ÖSS 19 Haziran&#8217; da yapılacak.</p>
<p>()Artık hastamın sağlık durumu tamamen iyileşti.</p>
<p>&#8220;Artık hastamızın sağlığı tamamen düzeldi.&#8221;</p>
<p><strong>4)ORTAK TAMLANANIN TAMLAYANLARDAN BİRİYLE UYUMSUZLUĞU</strong></p>
<p>İsim tamlamalarında ortak kullanım tamlananın tamlayanlardan biriyle uyumsuzluğu tamlama yanlışlığı doğurur.</p>
<p>()Bütün hayvanların ve horozların ötüşleri köyü inletiyordu.</p>
<p>&#8220;Bütün hayvanların ve horozların sesleri&#8230;&#8230;&#8230;..&#8221;</p>
<p>()Kendim ve ekibim adına sizden özür diliyorum.</p>
<p>&#8220;Kendi adıma ve ekibim adına &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8221;</p>
<p>()Kardeşimin ve benim hakkımı göz göre göre  yiyordu.</p>
<p>&#8220;Kardeşimin hakkını ve  benim hakkımı &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.&#8221;</p>
<p>()Benim ve annemin söyledikleri  birbirini tutmuyordu.</p>
<p>&#8220;Benim söylediklerim ve annemin söyledikleri birbirini tumuyordu.&#8221;</p>
<p>()Sizin ve benim çıkarım zedelenmesin diye susmak zorunda kaldım.</p>
<p>&#8220;Sizin çıkarınız ve benim çıkarım zedelenmesim&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.&#8221;</p>
<p>()Dengesiz beslenmenin sonuçlarından biridir şişmanlık ve kalp hastalıkları.</p>
<p>&#8220;Dengesiz beslenmenin sonuçlarından bir kaçıdır kalp hastalığı ve şişmanlık.</p>
<p><strong>5)İYELİK (TAMLANAN) EKİNİN AÇIK OLMAYIŞI</strong></p>
<p>Kimi zaman iyelik ekinin 2. tekil kişiye mi yoksa 3. tekil kişiye mi ait olduğu anlamı kestirilebilir.Bu durumda  tamlananın kime ait olduğu konusunda karışıklık doğar.</p>
<p>Anlam karışıklığını gidermek tamlananın kime ait olduğunu belirginleştirmek için tamlananın önüne &#8220;senin&#8221; ya da &#8220;onun&#8221; tamlayanlarından birini getirmek gerekir.</p>
<p>()Kitabını yarın getireceğim.</p>
<p>Yukarıda ki cümlede kitabın kime ait olduğu  açık değildir. &#8220;Senin kitabını yarın getireceğim&#8221; ya da &#8220;Onun kitabını  yarın getireceğim.&#8221;anlamları çıkmaktadır.Cümlenin başına &#8220;senin&#8221; ya da &#8220;onun&#8221; tamlayanlarından birini getirmek gerekir.</p>
<p align="center"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p align="center"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></p>
<p>()Sınıfı geçtiğini duyunca çok sevindik.</p>
<p>&#8220;Senin sınıfı geçtiğini duyunca çok sevindik.&#8221;</p>
<p>&#8220;Onun sınıfı geçtiğini duyunca çok sevindik.&#8221;</p>
<p>()Yarışmada birinci olduğuna sevindik.</p>
<p>&#8220;Senin &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;olduğuna sevindik.&#8221;</p>
<p>&#8220;Onun &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;olduğuna sevindik.&#8221;</p>
<p><strong>6)TAMLAYANIN UNUTULMASI</strong></p>
<p>İsim tamlamalarında tamlayanın unutulması anlam karışıklığına nede olur tamlananın kime ait olduğu belli olmaz.Bu tür durumlarda cümleye tamlanana uygun bir tamlayan vermek gerekir.</p>
<p>()Onunla çalışmak insanı tedirgin ediyor uykularını kaçırıyor.</p>
<p>&#8220;Onunla çalışmak insanı tedirgin ediyor, insanın uykularını kaçırıyor.&#8221;</p>
<p>()Araba duvara çarpınca burnu ezildi.</p>
<p>Ezilen burun kime aittir.Şoför&#8217; ün mü burnu yoksa  arabanın burnu mu ezildi belli değildir.</p>
<p>&#8220;Araba duvara çarpınca burnu ezildi.&#8221;</p>
<p>()İstanbul&#8217;u gezmemek ,güzelliklerini görmemek hayatı eksik yaşamaktır.</p>
<p>&#8220;İstanbul&#8217;u gezmemek , İstanbul&#8217;un güzelliklerini görmemek &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..&#8221;</p>
<p>() İnsana değer veren dertleri dile getiren bir anlayış istiyoruz.</p>
<p>&#8220;İnsana değer veren , insanın dertlerini dile getiren&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.&#8221;</p>
<p><strong>7)İSİM TAMALAMALARINDA  ORTAKLIK KURMAKTAN KAYNAKLANAN BOZUKLUKLAR</strong></p>
<p>Farklı türden tamlamalarda (isim tamlamasıyla sıfat tamlaması) tamlananı ortak kullanmak yanlışlığı doğurur.Ortak tamlanan tamlayanlardan biriyle uyum sağlarken diğeriyle uyumsuz olur.Yanlışlığı gidermek iç.in ortak tamlanan kullanımından sakınmalı her tamlayana ayrı tamlanan vermek gerekir.</p>
<p>()Bu konuda ne hukuksal ne de sağlık engeli var.</p>
<p>&#8220;Bu konuda ne hukuksal engel nede sağlık engeli var.&#8221;</p>
<p>()Kahvaltı için yeşil zeytin ve,gül ve çilek reçeli ile beyaz ve tulum peyniri aldım.</p>
<p>&#8220;Kahvaltı için yeşil zeytin,gül ve çilek reçeli ile beyaz peynir ve tulum peyniri aldım.&#8221;</p>
<p>()Özel ve devlet tiyatroları, yerli yazarların oyunlarına ağırlık verecek.</p>
<p>&#8220;Özel ve devlet tiyatroları, yerli yazarların oyunlarına ağırlık verecek.&#8221;</p>
<p>()Toplantıda ekonomik ve sağlık  sorunları dile getirildi.</p>
<p>&#8220;Toplantıda ekonomi ve sağlık sorunları dile getirildi.&#8221;</p>
<p>()Ticari ve meslek faaliyetler yıldan yıla artıyor.</p>
<p>&#8220;Ticari faaliyetler ve mesleki faaliyetler yıldan yıla artıyor.&#8221;</p>
<p>()Akdeniz ve karasal iklimde yaşayan insanlar sıcakkanlı oluyor.</p>
<p>&#8220;Akdeniz ikliminde ve karasal iklimde&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..&#8221;</p>
<p>()Bugün ki derste işaret ve belgisiz sıfatları işleyeceğiz.</p>
<p>&#8220;Bugün ki derste işaret sıfatlarını ve belgisiz sıfatları işleyeceğiz.</p>
<p>()Kepekli ve çavdar ekmeği aldım.</p>
<p>&#8220;Kepekli ekmek ve çavdar ekmeği aldım.&#8221;</p>
<p>()Edebiyatımızda serbest ve hece ölçüsünün kullanılması şiirde duygu düşmanlığı olarak algılanmıştır.</p>
<p>&#8220;Edebiyatımızda serbest ölçünü kullanılması ve hece ölçüsünün kullanılması&#8230;.&#8221;</p>
<p>()Dram acıklı ve sevinç duygularının birlikte işlendiği bir tiyatro türüdür.</p>
<p>&#8220;Dram acıklı duygularla sevinç duygularının birlikte işlendiği&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8221;</p>
<p>()Savaşın önlenmesi amacıyla bazı batılı ve Arap ülkeleri çalışmalarını &#8230; sürdürüyor.</p>
<p>&#8220;Savaşın önlenmesi amacıyla bazı batılı ülkeler ve Arap ülkeleri çalışmalarını sürdürüyor.&#8221;</p>
<p>()Son zamanlarda radyo ve tv seyircileri çıldıracak duruma geldi.</p>
<p>&#8220;Son zamanlarda radyo dinleyicileri ve tv seyircileri&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8221;</p>
<p>()Sivil ve trafik polislerinin uzun namlulu silah taşımaları dikkat çekiyordu.</p>
<p>&#8220;Sivil polislerin ve trafik polislerinin uzun namlulu&#8230;&#8230;.&#8221;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> TAMLANAN (İYELİK) EKİNİN GEREKSİZ KULLANILMASI</strong></p>
<p>Belirtili ve zincirleme isim tamlamalarında  kimi zaman &#8220;-in&#8221; yerine &#8220;-den&#8221; durum eki getirilebilir.Bu durum ancak tamlanan belgisiz sıfat ya da sayı sıfatı olduğu durumlarda sözkonusudur.Bir başka açıklamayla tamlayanla tamlanan arasında &#8220;Bütün-Parça bilgisi&#8221; olduğundan &#8220;-in&#8221; eki yerine &#8220;-den&#8221; eki getirilmesi anlatım bozukluğu doğurur.</p>
<p>()Çocuklar-ın birkaç-ı bahçede oynuyor.&#8221;</p>
<p>&#8220;Çocuklar-dan birkaç-ı bahçede oynuyor.&#8221;</p>
<p>()Öğrenciler-in üç-ü sınava girmedi.</p>
<p>&#8220;Öğrenciler-den üç-ü sınava girmedi&#8221;</p>
<p>()Kitaplarım-ın bir çoğ-unu arkadaşıma verdim.</p>
<p>&#8220;Kitaplarım-dan bir çoğ-unu arkadaşıma verdim.&#8221;</p>
<p>Tamlayanla tamlanan arasında yukarıda açıklanan durum sözkonusu değilse &#8220;-in&#8221; tamlayan eki yerine &#8220;-den&#8221; eki getirilmesi anlatım bozukluğu doğurur.</p>
<p>()Söylediklerim-in ters-i yapıldı.</p>
<p>&#8220;Söylediklerim-den ters-i yapıldı.&#8221;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>8)TAMLANAN (İYELİK)EKİNİN GEREKSİZ KULLANILMASI</strong></p>
<p>İyelik (tamlanan) eki ad tamlaması olduğu yerlerde yeni tanımlayan tamlanan ilişkisinin bulunduğu yerlerde kullanılması anlatım bozukluğu doğurur.</p>
<p>()Bu çocuk  ders çalışması sevmiyor.</p>
<p>&#8220;Bu çocuk ders  çalışmayı sevmiyor.&#8221;</p>
<p>()Soru çözmesini çok sever.</p>
<p>&#8220;Soru çözmeyi çok sever.&#8221;</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>11.SIFAT TAMLAMALARINA İLİŞKİN YANLIŞLIKLAR</strong></p>
<p>Biraz,birkaç,birçok,her,hiçbir,fazla,herhangi bir &#8230;. Gibi belgisiz ve sayı sıfatlarıyla kurulmuş sıfat tamlamalarında isim tekil olmalıdır.</p>
<p>()Bugün övgüyle andığımız bir çok sanatçıların yarın adını bile unutacağız.</p>
<p>&#8220;Bugün övgüyle andığımız bir çok sanatçının adını&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8221;</p>
<p>()Limitet şirket iki yılda daha çok arasında çıkar bilgilere dayanır.,</p>
<p>&#8220;Limitet şirket iki ya da daha çok  kişi arasında çıkan&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/anlatim-bozukluklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fecr-İ Ati Edebiyatı</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/fecr-i-ati-edebiyati/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/fecr-i-ati-edebiyati/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 13:11:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat Dönemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/?p=1379</guid>
		<description><![CDATA[1901&#8242;de Servet-i Fünun dergisinin kapatılmasıyla, Edebiyat-ı Cedide topluluğu dağılmış; edebiyat dünyasında II. Meşrutiyet&#8217;in ilanına (1908) kadar sürecek bir boşluk doğmuştur. II. Meşrutiyet&#8217;in ilanıyla meydana gelen özgürlük ortamı, Fecr-i Ati (Geleceğin Işığı) topluluğunun ortaya çıkışını kolaylaştırmış, Servet-i Fünun dergisinin kapatılmasıyla dağılan kimi sanatçılarla genç yazar ve şairler bu topluluğu oluşturmuşlardır.
 Fecr-İ Ati Edebiyatının Temsilcileri:
Ahmet Haşim
Refik Halit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1901&#8242;de Servet-i Fünun dergisinin kapatılmasıyla, Edebiyat-ı Cedide topluluğu dağılmış; edebiyat dünyasında II. Meşrutiyet&#8217;in ilanına (1908) kadar sürecek bir boşluk doğmuştur. II. Meşrutiyet&#8217;in ilanıyla meydana gelen özgürlük ortamı, Fecr-i Ati (Geleceğin Işığı) topluluğunun ortaya çıkışını kolaylaştırmış, Servet-i Fünun dergisinin kapatılmasıyla dağılan kimi sanatçılarla genç yazar ve şairler bu topluluğu oluşturmuşlardır.</p>
<p><strong> Fecr-İ Ati Edebiyatının Temsilcileri:</strong></p>
<p>Ahmet Haşim<br />
Refik Halit (Karay)<br />
Emin Bülent (Serdaroğlu)<br />
Yakup Kadri (Karaosmanoğlu)<br />
Tahsin Nahit<br />
Faik Ali (Ozansoy)<br />
Celâl Sahir (Erozan)<br />
Fuat Köprülü<br />
Hamdullah Suphi (Tanrıöver)<br />
Sahabettin Süleyman<br />
Ali Canip (Yöntem)<br />
Cemil Süleyman İzzet Melih</p>
<p>•	Faik Ali Ozansoy&#8217;un önerisiyle &#8220;Fecr-i Ati&#8221; adını benimseyen topluluk, uzun ömürlü olamamış ve Milli edebiyat hareketinin doğusuyla dağılıp gitmiştir (1912). Fecri Âti&#8217;nin bazı sanatçıları, sonraki yıllarda sanatlarını değişik çizgilerde geliştirmişlerdir.</p>
<p><strong> FECR-i ATİ EDEBİYATININ ÖZELLİKLERİ</strong><br />
<strong>1.</strong> Edebiyat-ı Cedide&#8217;ye tepki olarak ortaya çıktıklarını söyleyen Fecr-i Aticiler tepkilerini açık seçik ortaya koyamamışlar, Edebiyat-ı Cedide&#8217;nin bir uzantısı olarak kalmışlardır.<br />
<strong>2.</strong> &#8220;Sanat şahsi ve muhteremdir.&#8221; ilkesiyle hareket etmişler; şiirde Sembolizmi, öykü ve romanda Maupassant&#8217;ı, tiyatroda H. Ibsen&#8217;i örnek almışlardır.<br />
<strong>3.</strong> Topluluk sanatçıları yukarıda belirtilen ilkeyi herkesin ayrı ayrı görüşlere sahip olabileceği biçiminde yorumlamış; bu durum da dağılmaya yol açmıştır. Sanatçıların her biri yalnız kendi duyuşuna, kendi beğenisine göre bir güzellik yaratma çabası içine girmiştir.<br />
<strong>4. </strong> Fecr-i Ati topluluğu sanatçıları duyuş, düşünüş, üslup ve sanat anlayışında Servet-i Fünun sanatçılarını taklit etmişler, şiirde ağır bir dil kullanmışlardır.<br />
<strong>5. </strong> Şiirde aruz ölçüsünü esas almışlar; serbest müstezat, sone, terzarima nazım biçimleriyle yazmışlardır.<br />
<strong>6. </strong> Servet-i Fünuncuların Batı edebiyatını yeterince tanıyamadıklarını söylemişler, Batıdaki akımlardan ve görüşlerden genişçe yararlanmak amacı güttüklerini belirtmişlerdir.<br />
<strong>7. </strong> Aşk ve doğa konuları üzeride durmuşlar; duygulu, romantik bir aşktan söz etmişler gerçeğe uygun düşmeyen doğa betimlemeleri yapmışlardır.<br />
<strong>8.</strong> Batı edebiyatıyla sıkı ilişkiler kuracaklarını, özgün bir edebiyat ortaya koyacaklarını, sanatçılar arasında birlik ve dayanışma sağlayacaklarını ve Servet-i Fünün edebiyatını aşacaklarını iddia ederek ortaya çıkan  Fecr-i Ati topluluğu bu amaçlarını gerçekleştiremeden dağılıp gitmiştir.</p>
<p><strong>-	Edebiyata Fecr-i Ati topluluğunda başlayan ve bu topluluğun sözcülüğünü yapan Yakup Kadri, Fecr-i Ati&#8217;nin sanat görüşünü şu cümlelerle açıklar:</strong></p>
<p>•	&#8220;Sanat, bazı şekiller, renkler, sesler ve hayaller karşısında müstesna bir zevk duyan seçkin bir insan azlığının ruhundan doğar. Sihirli bir gölü andıran bu ruh, kendine akseden şeylere, sathındaki ürperişlere göre türlü şekiller verir ve onları harekete geçirip canlandırır.</p>
<p>•	Sanat kadar sanatkâr da tam bir hürriyete muhtaçtır. Bir şaire: &#8216;Sen şunu terennüm edeceksin!&#8217; veya bir romancıya: &#8216;Sen falan çevreleri, filan ve falan insanları anlatacaksın&#8217; demek mavi gözlü bir kimseye &#8216;Senin gözlerin kara olacak.&#8217; demek kadar gülünç, abes ve tabiata aykırı bir fikir istibdadıdır. Sanat şahsi ve muhteremdir. Ben, <a title="aşk şiirleri" href="http://www.edebiyatogretmeni.net/siirler.htm">aşk şiirleri</a> yazarım, siz vatan <a title="şiirler" href="http://www.edebiyatogretmeni.net/siirler.htm">şiirler</a>i&#8230; Fakat hiçbir vakit sizin bana kendi yaptığınızı yapmaya zorlamak hakkınız yoktur.&#8221;</p>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>FECR-I ATİ EDEBİYATINDA ŞİİR</strong></span></p>
<p>•	Fecr-i Ati topluluğu şairleri yeni olma iddiasıyla ve Servet-i Fünunculara bir tepki olarak ortaya çıkmalarına rağmen, onlardan farklı bir şiir çizgisine ulaşamamışlardır.</p>
<p>•	Fecr-i Ati şiirinde Sembolizm ve Empresyonizm akımları etkili olmuştur. Şiirde daha çok aşk ve doğa temaları işlenmiş; şiirlerde duygusal söyleyiş ağır basmıştır. Fecr-i Aticiler Servet-i Fünuncularda görülen maraziliği daha aşırı biçime kavuşturmuşlar; Sembolizmi daha iyi anlamışlardır. Duygusal ve romantik aşk şiirleri, duygusal &#8211; öznel doğa betimlemeleri Fecr-i Ati şiirinde çok görülür.</p>
<p>•	Fecr-i Ati şiirinde ölçü, aruzdur. Tevfik Fikret&#8217;le başlayan serbest müstezat biçimi daha da geliştirilmiş; şiir dili Arapça &#8211; Farsça sözcük ve tamlamalarla doldurulmuş, konuşma dilinden uzaklaştırılmıştır.</p>
<p>•	Ahmet Haşim, Fecr-i Ati şiirinin en önemli sanatçısıdır. Topluluk dağıldıktan sonra da kendi şiir çizgisini sürdürmüş, özgün bir söyleyişe ulaşmıştır. Emin Bülend Serdaroğlu ve Tahsin Nahit bu topluluğun diğer önemli şairleridir.</p>
<p>•	Aşağıdaki parça, Ahmet Haşim&#8217;in &#8220;O Belde&#8221; şiirinden alınmıştır. Bu parça, bize Fecr-i Ati şiiri hakkında bir fikir verebilir:</p>
<p><strong>O BELDE</strong></p>
<p>Denizlerden<br />
Esen bu ince hava saçlarınla eğlensin<br />
Bilsen<br />
Melal-i hasret ü gurbetle, ufk-ı şama bakan<br />
Bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin<br />
Ne sen,<br />
Ne ben,<br />
Ne de hüsnünde toplanan bu mesâ<br />
Ne de âlâm-ı fikre bir mersâ<br />
Olan bu mal deniz<br />
Melali anlamayan nesle âşinâ değiliz.<br />
Sana yalnız ince, taze bir kadın,<br />
Bana yalnızca eski bir budala<br />
Diyen bugünkü beşer<br />
Bu sefil iştiha, bu kirli nazar</p>
<p>Bulamaz sende, bende bir mânâ<br />
Ne bu akşamda bir gam-ı nermin<br />
Ne de durgun denizde bir muğber<br />
Lerze-i istitar ü istiğna.<br />
Sen ve ben<br />
Ve deniz<br />
Ve bu akşam ki lerzesiz, sessiz,<br />
Topluyor buy-ı ruhunu güya<br />
Uzak<br />
Ve mâi gölgeli bir beldeden cüda kalarak<br />
Bu nefy ü hicre müebbet bu yerde mahkûmuz&#8230;<br />
(Ahmet HAŞİM)</p>
<p><strong>FECR-İ ATİ EDEBİYATINDA TİYATRO</strong></p>
<p>•	1908&#8242;de II. Meşrutiyet&#8217;in ilanıyla birlikte tiyatro canlılık kazanmış; birçok topluluk çeşitli oyunlar sergilemeye başlamıştır. Ancak tiyatro türü önemli bir gelişme sağlayamamıştır. Şehabettin Süleyman, Tahsin Nahit ve Müfit Ratip gibi Fecr-i Ati sanatçıları teknik yönden zayıf, fakat konuşma diline yaklaşan eserler vermişlerdir.</p>
<p><strong> FECR-İ ATİ EDEBİYATINDA ÖYKÜ VE ROMAN</strong></p>
<p>•	Fecr-i Ati yazarları dil konusunda Servet-i Fünun çizgisini izledikleri için <a href="http://www.edebiyatogretmeni.net/hikayeler.htm">öykü</a> ve romanda pek başarılı olamamışlardır. Bunların çoğu dil ve üslupta yapmacıklığa düşmüşlerdir. Bu dönem sanatçılarından <a href="http://www.edebiyat.tc/yakup-kadri-karaosmanoglu/">Yakup Kadri</a> ve <a href="http://www.edebiyat.tc/refik-halit-karay/">Refik Halit</a>, topluluktan ayrılarak <a href="http://www.edebiyat.tc/milli-edebiyatin-ozellikleri/">Milli edebiyat akımı</a>nın ilkelerini benimsemiştir. Öykü ve roman yazarı olarak eser veren Cemil Süleyman ve izzet Melih&#8217;in eserleri ise teknik ve içerik olarak oldukça zayıftır. Bu yazarların eserlerinde <a href="http://www.weblopedi.com/felsefe_konulari/realizm-t649.0.html">Realizm</a> ve <a href="http://www.edebiyatogretmeni.net/bati_edebiyati_ve_edebi_akimlar.htm">Naturalizm</a>in etkisi görülür.</p>
<p><strong> AHMET HAŞİM</strong></p>
<p>•	Fecr-i Ati topluluğunun en büyük şairi olan <a href="http://www.edebiyat.tc/ahmet-hasim/">Ahmet Haşim</a> Bağdat doğumludur.<br />
•	<a href="http://www.edebiyatogretmeni.net">Edebiyata öğretmeni</a> Ahmet Hikmet Müftüoğlu&#8217;nun teşvikiyle yönelmiş, ilk önceleri döneminin ünlü şairlerinden etkilenmiştir.<br />
•	Arap asıllı bir şair olan Ahmet Haşim, küçük yaşta çok sevdiği annesini kaybetmiş, bu durum onu karamsarlığa, yalnızlığa, sıkıntılara itmiştir.<br />
•	İstanbul&#8217;a geldiği ilk günlerde çevreye uyum sağlayamamış, topluluklardan kaçar duruma gelmiş, hayalindeki mutlu günlerine dönmüştür. Şiirlerinde psikolojik durumunun yansımaları rahatlıkla görülebilir.<br />
•	&#8220;Sanat için sanat&#8221; görüşüyle şiir yazan Ahmet Haşim, Sembolizmin edebiyatımızdaki en önemli temsilcisidir; ancak Batılı anlamda tam bir sembolist sayılmaz. Nesneleri değil, nesnelerin kendinde bıraktığı izlenimleri anlatması onu Empresyonizme (izlenimcilik) yaklaştırır.<br />
•	Ona göre şiir, &#8220;duyulmak&#8221;; nesir, &#8220;anlaşılmak&#8221; için yazılır. Şiirde anlam kapalı olmalı, her okuyucu onu farklı biçimde yorumlayabilmelidir. Şiir, asla düzyazıya çevrilemez.<br />
•	Hayale büyük önem veren Ahmet Haşim&#8217;in şiirinde toplumsal sorunlar hiç yer almaz. Kızıl gün batımları, sararmış yapraklar, ay ışığı altındaki doğa, loş karanlıklar&#8230; onun başlıca şiir temalarıdır. Sembolist şiirin esas öğesi olan &#8220;sembol&#8221; onun şiirlerinde pek yoktur.<br />
•	Sanatçı hece ölçüsünü hiç kullanmamış, tüm şiirlerini aruzla yazmıştır. Şiirde musikiye önem verir; şiirin &#8220;sözden çok musikiye yakın bir dil&#8221; olduğunu söyler.<br />
•	Fecr-i Âti dönemi şiirlerinde dil ağır, yabancı sözcük ve tamlamalarla yüklüdür. 1921&#8242;den sonraki şiirlerinde ise daha sade bir dil kullanmıştır.<br />
•	Şiir dışında fıkra, gezi türünde de eserleri vardır. Düzyazı dili sade ve konuşma havasındadır.<br />
•	Bize Göre, Gurabâhâne-i Laklakan adlı eserlerindeki kimi yazılar, edebiyatımızın ilk deneme örnekleri sayılabilir.<br />
<strong> Eserleri:</strong><br />
o	Göl Saatleri (şiir)<br />
o	Piyale (şiir)<br />
o	Bize Göre (fıkra)<br />
o	Gurabâhâne-i Laklakan (fıkra)<br />
o	Frankfurt Seyahatnamesi (gezi)</p>
<p><strong>EMİN BÜLENT SERDAROĞLU (1866 -1942)</strong></p>
<p>•	22 kişilik Fecr-i Ati topluluğunun kurucularından biridir.<br />
•	Bireysel konular dışında sosyal ve milli konularda da şiir yazmıştır. Şiirlerini aruzla yazan sanatçı, Fecr-i Ati&#8217;nin Ahmet Haşim&#8217;den sonraki en önemli şairidir. <a href="http://www.edebiyatogretmeni.net/victor_hugo.htm">Victor Hugo</a>&#8216;nun &#8220;Mavi Gözlü Yunan Çocuğu&#8221; şiirine karşı yazdığı &#8220;Kin&#8221; şiiri geniş yankılar uyandırmış; <a href="http://www.okuldersleri.com/ataturk.htm">Atatürk</a>, bu şiirinden dolayı sanatçıyı takdir etmiştir.<br />
•	Ölümünden sonra, şiirleri &#8220;Emin Bülend&#8217;in Şiirleri&#8221; adlı bir kitapta toplanmıştır.</p>
<p><strong> SERVETİ FÜNUN / FECR-İ ÂTÎ EDEBİYATI</strong></p>
<p><strong>1.</strong> Bu topluluğun sanatçıları, sanatı halkı eğitmek ya da bilinçlendirmek yolunda bir araç saymadıkları için halka seslenen romanlar yazmak şöyle dursun, aydınlara seslenen yapıtlarında da yararlı olmak amacını gütmüyorlardı. Kendi çevrelerini çirkin bulan, Batı&#8217;ya ve onun edebiyatına hayran bu yazarlar teselliyi &#8220;güzel&#8221;de, onu da Batı modeli sanatta arayan bireycilerdi, diyebiliriz.<br />
<strong>Bu parçada, hangi edebiyat topluluğundan söz edilmektedir?</strong><br />
A)    Tanzimatçılar<br />
B)    Edebiyat-ı Cedideciler<br />
C)    Fecr-i Aticiler<br />
D)    Milli Edebiyatçılar<br />
E)    Yedi Meşaleciler</p>
<p><strong>2.     Tanzimat ve Servet-i Fünun şiirini karşı¬laştıran aşağıdaki yargıların hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?</strong><br />
A)    Her ikisinde de aruz ölçüsü daha çok kullanılmıştır.<br />
B)   Tanzimat şiirine göre Servet-i Fünun şiirinin dili daha ağırdır.<br />
C)    Her iki dönemde de nazım nesre yaklaştırılmıştır.<br />
D)    Tanzimat şiirinde Klasisizm ve Roman¬tizm, Servet-i Fünun şiirinde Parnasizm ve Sembolizm daha etkili olmuştur.<br />
E)    Tanzimat şiirinde Divan şiiri nazım biçimleri kullanılmış, Servet-i Fünun şiirinde ise bu nazım biçimleri terk edilmiştir.</p>
<p><strong>3.     Servet-i Fünun edebiyatının öncüsü ve kurucusu sayılabilecek sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?</strong><br />
A)    <a title="muallim naci" href="http://www.edebiyatogretmeni.net/muallim_naci.htm">Muallim Naci</a><br />
B) <a title="halit ziya uşaklıgil" href="http://www.edebiyatogretmeni.net/halit_ziya_usakligil.htm"> Halit Ziya Uşaklıgil</a><br />
C)   <a title="tavfik fikret" href="http://www.edebiyatogretmeni.net/tevfik_fikret.htm">Tevfik Fikret</a><br />
D) <a title="RECAİZADE MAHMUT EKREM" href="http://www.edebiyatogretmeni.net/recaizade_mahmut_ekrem.htm"> Recaizade Mahmut Ekrem</a><br />
E)    <a title="cenap şahabettin" href="http://www.edebiyatogretmeni.net/cenap_sahabettin.htm">Cenap Şehabettin</a></p>
<p>4.     (I) Türk edebiyatına roman XIX. yüzyılda çeviri yoluyla girdi. (II) <a title="tanzimat dönemi" href="http://www.edebiyatogretmeni.net/tanzimat_edebiyati.htm">Tanzimat dönemi</a>nde ilk örnekleri verilen roman, özellikle Romantizmin etkisindeydi. (III) Genellikle ahlâkçı bir tavır takınan Tanzimat romancıları tutsaklık, görücü usulüyle evlenme, çarpık Batılılaşma., gibi konuları işlediler. (IV) Servet-i Fünun romanında ise gerçekçi konular ele alındı. (V) Fakat Halit Ziya, Mehmet Rauf gibi yazarlar roman türünde Tanzimatçılar kadar başarılı olamadı.<br />
<strong>Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir bilgi yanlısı vardır?</strong><br />
A)  I.        B)  II.       C)  III.      D)  IV.     E) V.</p>
<p><strong>5. </strong><br />
I.     Ağır ve sanatlı bir dil kullanma<br />
II.    Şiirde konu bütünlüğünü gözetme<br />
III.   Toplumun,   daha  çok  aydın   kesimine seslenme<br />
IV.   Göz için kafiye anlayışını benimseme<br />
<strong>Yukarıda verilenlerden hangileri Divan edebiyatı ile Servet-i Fünun edebiyatının ortak özelliğidir?</strong><br />
A) I. veli.                      B) II. ve III.<br />
C) I. ve III.                   D) II. ve IV.<br />
E) III. ve IV.</p>
<p>6.     Sanat yaşamının başında Recaizade Ekrem ve Abdülhak Hamit&#8217;in etkisiyle şiirler yazar. 1895 sonrası, Fransız şiirini inceleyerek toplumsal içerikli üslubunu yakalar. Abdülhak Hamit&#8217;in kırmaya başladığı beyit bütünlüğünü o, tümden bırakır, şiirinin birimini mısra yapar. Mısranın içine sıkışıp kalmaz, şiirin bütününe uygun bir kompozisyonla dağılır. Parnasizmi benimser.<br />
<strong>Bu parçada kimi Özellikleri verilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?</strong><br />
A)    Yahya Kemal Beyatlı<br />
B)    Faruk Nafiz Çamlıbel<br />
C)    Mehmet Emin Yurdakul<br />
D)    Tevfik Fikret<br />
E)    Ahmet Haşim</p>
<p><strong>7.     Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?</strong><br />
A)    Edebiyatımızda ilk edebi romanı Namık Kemal yazmıştır.<br />
B)    Makale, fıkra, roman, tiyatro gibi türler ilk kez Servet-i Fünun edebiyatında de¬nenmiştir.<br />
C)    Muallim Naci, Divan edebiyatına Batılı bir anlayışla dönmeye çalışmıştır.<br />
D)   Recaizade Ekrem&#8217;in Araba Sevdası adlı romanı realist etkiler taşır.<br />
E)    Servet-i Fünun topluluğu II. Abdülhamit&#8217;in baskıcı yönetiminde eserler ver¬miştir.</p>
<p><strong>8.     Servet-i Fünun topluluğunda, &#8220;özdeyiş&#8221;lerden oluşan bir eseri bulunan sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?</strong><br />
A)    Cenap Şehabettin<br />
B)    Süleyman Nazif<br />
C)    Halit Ziya Uşaklıgil<br />
D)    Mehmet Rauf<br />
E)    Hüseyin Cahit Yalçın</p>
<p><strong>9. </strong><br />
I.     Hece ölçüsüyle şiirler yazma<br />
II.    Nazmı nesre yaklaştırma<br />
III.   Aruzu başarıyla kullanma<br />
IV.   Divan şiirinden yararlanma<br />
<strong>Bu özelliklerden hangileri Tevfik Fikret ve Mehmet Akif&#8217;te ortaktır?</strong><br />
A) i. ve II.        B) II. ve III.      C) III. ve IV.<br />
D)  l. ve lV.       E) II. ve IV.</p>
<p><strong>10.   Aşağıdaki yapıtlardan hangisinin edebi türü ötekilerden farklıdır?</strong><br />
A) Şermin                    B) Eylül<br />
C) İntibah                    D) Araba Sevdası<br />
E) Şıpsevdi</p>
<p>11.   Sanılanın tersine o, tam anlamıyla sembolist bir şair sayılmaz. Sembolizmden etkilenmiştir o kadar&#8230; Savunduğu şiir anlayışıyla Sembolizme yaklaşır; şiiri tıpkı Mallarme gibi kapalılığa götürmeye, zekânın, bir bakıma sözcüklerin matematiğinin ürünü kılmaya çalışır.. Ama ulaştığı nokta Empresyonizme daha yakındır. Çünkü onun şiiri başından beri renk ve ışığa vurgundur.<br />
<strong>Bu parçada sözü edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisi olabilir?</strong><br />
A)    Tevfik Fikret<br />
B)    Cenap Şehabettin<br />
C)   Ahmet Haşim<br />
D)    Cahit Sıtkı Tarancı<br />
E)    Necip Fazıl Kısakürek</p>
<p>12.   Türk şiirinde İstanbul&#8217;u kötüleyen ilk şiiri bu sanatçı yazdı. 19. yüzyıla kadar İstanbul hep görkemi ve güzelliği ile anlatılırken, &#8220;Sis&#8221; şiirinde yerden yere vurulmuş; boğucu, kötü bir şehir olarak nitelenmiştir.<br />
<strong>Bu parçada sözü edilen şiirin şairi aşağıdakilerden hangisi olabilir?</strong><br />
A)   Yahya Kemal Beyatlı<br />
B)   Cenap Şehabettin<br />
C)   Mehmet Emin Yurdakul<br />
D)   Abdülhak Hamit Tarhan<br />
E)   Tevfik Fikret</p>
<p><strong>13. </strong> Cenap Şehabettin   &#8211;    Tevfik Fikret   &#8211; Süleyman Nazif<br />
<strong>Yukarıda verilen sanatçıların ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?</strong><br />
A)    Toplumsal sorunları sıkça dile getirme<br />
B)    Şiirlerinin tamamında aruz ölçüsü kul¬lanma<br />
C)   Aynı edebi toplulukta yer alma<br />
D)   Siyasal içerikli şiirler yazma<br />
E)    Türkçülük akımına öncülük etme</p>
<p>14.   24 Şubat 1909 tarihli Servet-i Fünun dergisinde bir bildiri yayımlayarak sanat &#8211; edebiyat görüşlerini belirten bu topluluğun sanatçıları amaçlarını şöyle açıklıyorlardı: Dilin, edebiyatın ve sanatın gelişmesine katkıda bulunmak, genç yetenekleri bir araya getirmek, kamuoyunu aydınlatmak, topluluk üyelerinin eserlerini bir dizi halinde yayımlamak, halkın edebiyat zevki düzeyini yükseltmek, Türk edebiyatının eserlerini Batı&#8217;ya, Batı edebiyatının ürünlerini de Doğu&#8217;ya tanıtmak.<br />
<strong>Bu parçada, amaçları belirtilen edebiyat topluluğu aşağıdakilerden hangisidir?</strong><br />
A)    Edebiyat-ı Cedideciler<br />
B)    Fecr-i Aticiler<br />
C)    Milli Edebiyatçılar<br />
D)    Beş Hececiler<br />
E)    Yedi Meşaleciler</p>
<p><strong>15.</strong> Servet-i Fünun yazarlarından olan sanatçı, Mütareke döneminde İngilizler tarafından Malta adasına sürüldü. 1896 &#8211; 1901 arasında roman ve hikaye türündeki eserleriyle tanındı, 1908&#8242;dan sonra siyasi yazarlığa geçti. Cumhuriyet döneminde bu son cephesiyle ün kazandı. Servet-i Fünun döneminde, bu edebiyatı eski zevke karşı savunmuş eski yeni tartışmalarında o topluluğa destek olurken, zaman zaman gözleme dayanan, çok kere şairane bir üslupla roman ve hikayeler, fıkra ve mensur şiirler yazmıştır.<br />
<strong>Bu parçada aşağıdaki sanatçılardan hangisi tanıtılmaktadır?</strong><br />
A)    Süleyman Nazif<br />
B)    Mehmet Rauf<br />
C)    Cenap Şehabettin<br />
D)    Hüseyin Cahit Yalçın<br />
E)    Namık Kemal</p>
<p><strong>16.</strong> Edebiyat-ı Cedide&#8217;nin önemli romancılarından olan sanatçı, Batılı anlamda ilk psikolojik roman olan &#8220;Eylül&#8221; adlı eseriyle büyük bir ilgi uyandırmıştır. Küçük hikayeler, mensur şiirler ve makaleler de yazan sanatçının asıl önemli yanı romancılığıdır.<br />
<strong>Bu parçada hangi sanatçı tanıtılmaktadır?</strong><br />
A)    Mehmet Rauf<br />
B)    Hüseyin Cahit Yalçın<br />
C)   Ahmet Hikmet Müftüoğlu<br />
D)    Süleyman Nazif<br />
E)    Nabızâde Nazım</p>
<p><strong>17.   Aşağıdaki cümlelerin hangisinde Halit Ziya Uşaklıgil ile ilgili bir bilgi yanlışı vardır?</strong><br />
A)    Eserlerinde şiirli bir hava yaratarak sağlam bir yapı kurmuştur.<br />
B)    Fransız realist ve naturalistlerin etkisinde kalmıştır.<br />
C)    Roman konularını İstanbul&#8217;un aydın çevrelerinden seçmiştir.<br />
D)    Öykülerini, romanlarına göre daha sade bir dille yazmıştır.<br />
E)    Öykü ve romandan başka tiyatro türünde de eser vermiş; ancak oyunlarını oynanmak için değil, okunmak için yazmıştır.</p>
<p><strong>18.   Ahmet Haşim ile Tevfik Fikret&#8217;in ortak yönü aşağıdakilerden hangisidir?</strong><br />
A)    Genelde ağır bir dil kullanma<br />
B)   Aruzun yanında hece ölçüsünü de kul¬lanma<br />
C)    Deneme türünde yazılar yazma<br />
D)    Sosyal konulara yer verme<br />
E)    Aynı akımdan etkilenme</p>
<p>19.   Aşağıdaki sanatçılardan hangisinin tiyatro türünde bir yapıtı yoktur?<br />
A)    Namık Kemal<br />
B)    Abdülhak Hamit Tarhan<br />
C)    Recaizade Mahmut Ekrem<br />
D)   Ahmet Haşim<br />
E)    Şinasi</p>
<p>20.   Roman, öykü, tarih, gezi&#8230; gibi değişik alanlarda eserler verdi. Roman ve öykülerinde daha çok Romantizmin etkisinde kaldı. Onu asıl ünlendiren denemeleri, fıkraları, anıları ve şarkılarıdır. 1890&#8242;dan sonraki sosyal, <a href="http://www.okuldersleri.com/tarih_ogretmenleri.htm">tarih</a>sel değişimleri derin bir gözleme bağlı olarak, canlı bir üslupla sergiledi. Şehir Mektupları, Gülüp Ağladıklarım, Muharrir Bu Ya, Falaka ve Gecelerim ünlü eserleridir.<br />
<strong>Bu sanatçı aşağıdakilerden hangisi olabilir?</strong><br />
A)    Ömer Seyfettin<br />
B)   Ahmet Rasim<br />
C)    Hüseyin Rahmi Gürpınar<br />
D)   Yahya Kemal Beyatlı<br />
E)    <a href="http://www.edebiyatogretmeni.net/halit_ziya_usakligil.htm">Halit Ziya Uşaklıgil</a></p>
<p>21.   Yazı hayatına Servet-i Fünun topluluğunda başlayan sanatçının asıl kişiliği, 1911&#8242;den sonra Türk Yurdu dergisinde yayımladığı milli ve yerli konuları işleyen hikayelerinde görülür. Dil ve anlatımı çağının diğer yazarlarına göre daha sadedir. Türkçülük görüşünü benimseyen yazar, hikayelerini &#8220;Haristan ve Gülistan&#8221; ile &#8220;Çağlayanlar&#8221; adlı kitaplarda toplamıştır.<br />
<strong>Bu parçada aşağıdaki sanatçılardan hangisine yönelik bilgi verilmiştir?</strong><br />
A)    Ahmet Vefik Paşa<br />
B)    Refik Halit Karay<br />
C)   Ahmet Mithat Efendi<br />
D)   Ahmet Rasim<br />
E)    Ahmet Hikmet Müftüoğlu</p>
<p>22.   Bu topluluk, edebiyat ve sanatı her şeyin üs¬tünde tutuyor, günlük siyasetten uzak durmaya çalışıyordu. Ancak topluluk sanatçılarının ürünleri birbirinden kopuktu. Bunların şiirlerinde duygusallık ve romantizm önemli rol oynadı; gözlemden çok izlenimleri şiirleştirmeye çalıştılar.<br />
<strong>Bu parçada sözü edilen topluluk aşağıdakilerden hangisi olabilir?</strong><br />
A)    Beş Hececiler<br />
B)    Garipçiler<br />
C)    Fecr-i Ati<br />
D)    Servet-i Fünun<br />
E)    Yedi Meşaleciler</p>
<p>23.   Halit Ziya Uşaklıgil’in başyapıtı sayılan&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..romanı, konusunu Boğaziçi yalılarındaki hayattan alır. Eserde Batılı yaşam biçimine özenen Bihter Hanım&#8217;ın kendisinden yaşça büyük olan Adnan Bey&#8217;le evlenmesi ve Adnan Bey&#8217;in yeğeni Behlül ile yasak bir aşk yaşaması anlatılır. Züppe bir genç olan Behlül, Bihter Hanım&#8217;ı ne yapar eder kandırır; ancak Adnan Bey&#8217;in kızı Nihal, durumu fark ederek babasına bildirir. Adnan Bey&#8217;in durumu öğrendiğini anlayan Bihter, intihar eder. Roman, bu acıklı sonla biter.<br />
<strong>Bu parçadaki boş yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?</strong><br />
A)    Mai ve Siyah<br />
B)   Aşk-ı Memnu<br />
C)    Kırık Hayatlar<br />
D)    Saray ve Ötesi<br />
E)    Kırk Yıl</p>
<p><strong>24. </strong> Servet-i Fünun&#8217;un eleştiri türünde yazan sa¬natçılarından Süleyman Nazif, siyasi yazıla¬rıyla yönetimi kızdırmış, Fransızcadan çevir¬diği &#8220;Edebiyat ve Hukuk&#8221; adlı makalesi Servet-i Fünun dergisinin kapatılmasına yol açmıştır.<br />
<strong>Bu cümledeki bilgi yanlışı aşağıdakilerden hangisinde belirtilmiştir?</strong><br />
A)    Süleyman Nazif, eleştiri türünde değil, sadece şiir türünde eserler vermiştir.<br />
B)    Servet-i Fünun dergisinin kapatılması ile adı geçen makale arasında bir ilgi yoktur.<br />
C)   Servet-i Fünun dergisinin kapanmasına yol açan olay &#8220;Edebiyat ve Hukuk&#8221; makalesi değil, Tevfik Fikret&#8217;in &#8220;Sis&#8221; şiiridir.<br />
D)    Servet-i Fünun dergisi siyasal yönetim tarafından kapatılmamıştır; ekonomik sı¬kıntılar yüzünden yayın hayatını sürdü¬rememiştir.<br />
E)    &#8220;Edebiyat ve Hukuk&#8221; makalesini Süleyman Nazif değil, Hüseyin Cahit Yalçın çevirmiştir.</p>
<p><strong>25.</strong> Bu sanatçı Servet-i Fünuncu gibi görünme¬sine rağmen Tanzimatçılara daha yakındır. Şiirlerinde Namık Kemal ve Abdülhak Hamit&#8217;in etkisi vardır. Sanatçının en parlak dönemi, Meşrutiyet&#8217;ten sonra milletçe ve vatanca uğradığımız haksızlıkları dile getiren eserleri verdiği dönemdir. O, Türk milletinin tarihine hayran bir sanatçıdır. Düzyazılarında süslü, ağır bir dil kullanmış; şiir, tarih, <a href="http://www.edebiyatogretmeni.net/ani.htm">anı</a>, <a href="http://www.edebiyatogretmeni.net/elestiri.htm">eleştiri</a>.,, türünde eserler vermiştir. Gizli Figanlar, Firak-ı Irak, Malta Geceleri&#8230; eserlerinden bazılarıdır.<br />
<strong>Bu parçada kendisinden söz edilen sanatçı aşağıdakilerden hangisidir?</strong><br />
A)    Süleyman Nazif<br />
B)    Cenap Şehabettin<br />
C)    Hüseyin Cahit Yalçın<br />
D)    Faik Ali Ozansoy<br />
E)    Emin Bülent Serdaroğlu</p>
<p><strong>26.   Aşağıdakilerden hangisi Servet-i Fünun edebiyatının özelliklerinden değildir ?</strong><br />
A)    Nazım nesre yaklaştırılmış ve anlam di¬zenin dışına taşırılmıştır.<br />
B)    Düzyazı türlerinde teknik yönden büyük gelişme görülmüştür.<br />
C)   Sone, terzarima, serbest müstezat gibi nazım türleri kullanılmıştır.<br />
D)   Acıma, aşk, karamsar duygular ve düş kırıklıkları gibi bireysel konular ağırlıklı olarak işlenmiştir.<br />
E)    Hikaye ve romanda olaylar çoğunlukla Anadolu&#8217;da geçer.</p>
<p><strong>27.   Aşağıdakilerden hangisi Fecr-i Ati edebiyatının özelliklerinden biri değildir?</strong><br />
A)    Servet-i Fünun edebiyatının bir devamı niteliğindedir.<br />
B)    Şiirde sanatlı ve ağır bir dil kullanılmıştır.<br />
C)   Şiirler daha çok Batılı nazım biçimleriyle oluşturulmuştur.<br />
D)   Sanatçılar, aralarında güçlü bir bağ oluşturamadan dağılmışlardır.<br />
E)    &#8220;Sanat, toplum için yapılmalıdır.&#8221; görüşü benimsenmiştir.</p>
<p><strong>28. Aşağıdakilerden hangisi Servet-i Fünun sanatçılarının ortak özelliklerinden biri değildir?</strong><br />
A)    Yaşadıkları dönemin siyasal ortamından etkilenmiş, içe kapanık ve duyarlı bir anlayışta olmuşlardır.<br />
B)   Toplumsal sorunlara hemen hiç el atmamışlar, edebiyatın amacının &#8220;estetik olgunlaşma&#8221; olduğunu söylemişlerdir.<br />
C)    Divan edebiyatıyla bağları tümden koparmış şekilde ve özde değişikliklere gitmişlerdir.<br />
D)    Batı edebiyatını, özellikle de Fransız edebiyatını iyi öğrenmişler. Batılı bir zevk ve anlayışla yetişmişlerdir.<br />
E)    Batı&#8217;dan ilk şiir çevirilerini yapmışlar, edebiyatı halk eğitiminde bir araç olarak görmüşlerdir.</p>
<p><strong>TANZİMAT/SERVET-! FÜNUN/ FECR-I ATİ EDEBİYATI (ÖYS)</strong></p>
<p><strong>1. </strong> &#8220;Paul Valery &#8216;Bir edebi eserin değeri, her ki¬şiye göre ayrı bir yoruma meydan vermesindedir.&#8217; demiştir.&#8221;<br />
<strong>Aşağıdakilerden hangisinde Paul Valery ile aynı anlayıştadır?</strong><br />
A)    Tevfik Fikret<br />
B)    Cenap Şehabettin<br />
C)   Yahya Kemal<br />
D)   Ahmet Haşim<br />
E)    Orhan Veli<br />
(ÖYS-1982)</p>
<p>2.     &#8220;Bireyci sanat anlayışı bize Edebiyatıcedi-de&#8217;den miras kalmıştı ve biz bunu söylemekle ortaya yeni bir görüş getirmiyorduk. Öyle ya, Edebiyat-ı Cedidecilerin, özellikle Hüseyin Cahit&#8217;le Mehmet Rauf&#8217;un, Dr. Rıza Tevfik&#8217;le estetik konusu üzerinde tartışırken terter tepinircesine &#8216;Güzellik görecedir, güzellik görecedir.&#8217; deyişlerinin, bizim &#8216;Sanat kişisel ve saygıya değerdir.&#8217; sözümüzden farkı neydi?&#8221;<br />
<strong>Bu parçada, yazarın &#8220;biz&#8221; dediği kimler olabilir?</strong><br />
A)    Garipçiler<br />
B)    Servetifünuncular<br />
C)   Yeni Lisancılar<br />
D)   Yedi Meşaleciler<br />
E)    Fecriaticiler<br />
(ÖYS &#8211; 1983)</p>
<p>3.     &#8220;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;Bunlar şiirlerinde biçim &#8211; içerik ikiliğini kaldırmaya, şiirin anlamı ile yapısını kaynaştırmaya çalışırlar. İsterler ki şiirlerinde ses ve anlam ayrılmaz hale gelsin, düzyazıya çevrilemesin, ses ve anlam öylesine yoğurulsun ki anlam tek başına sıyrılıp çıkarmamasın, şiir katıksız biçim olan müziğe yaklaşsın.&#8221;<br />
<strong>Bu yargılar, aşağıdaki şairlerden hangisinin şiirleriyle örneklendirilebilir?</strong><br />
A)    Faruk Nafiz Çamlıbel<br />
B)    Cahit Sıtkı Tarancı<br />
C)    Orhan Veli Kanık<br />
D)    Kemalettin Kamu<br />
E)    Ahmet Haşim<br />
(ÖYS -1983)</p>
<p><strong>4.     Aşağıdakilerden hangisi Cenap Şehabettin&#8217;le Ahmet Haşim&#8217;de ortak değildir?</strong><br />
A)    Hem şiir hem nesir alanında eser vermiş olmaları.<br />
B)    Servet-i Fünun topluluğunda yer almaları<br />
C)   &#8220;Sanat için sanat&#8221; ilkesini benimsemeleri<br />
D)    Fransız sembolistlerinden etkilenmeleri<br />
E)    Aruz ölçüsünü kullanmaları<br />
(ÖYS -1984)</p>
<p>5.     Ziya Paşa&#8217;ya karşı bir kırgınlığı vrdı: biraz da bu kırgınlığın etkisiyle olacak Harabat&#8217;ın çıkışını iyi karşılamadı. Birinci cildi için Tahrib-i Harabat&#8217;ı ikincisi için de Takip&#8217;i yazdı.<br />
<strong>Bu paragrafta kendisinden söz edilen kişi, aşağıdakilerden hangisidir?</strong><br />
A)    Şinasi<br />
B)   Ahmet Vefik Paşa<br />
C)   Ahmet Mithat Efendi<br />
D)   Abdülhak Hamit<br />
E)    Namık Kemal<br />
(ÖYS-1986)<br />
<strong>Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni</strong><br />
Şebnem Yılmaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/fecr-i-ati-edebiyati/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EYLEM ÇATISI</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/nesneye-gore-eylem-catisi/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/nesneye-gore-eylem-catisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Aug 2009 12:40:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bocegim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fiiller]]></category>
		<category><![CDATA[Eylemde çatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/?p=1369</guid>
		<description><![CDATA[Eylemlerin özne ve nesne durumlarına göre farklı özellikler göstermesine eylem çatısı denir. Eylem çatısı iki yönden incelenir:
A. NESNEYE GÖRE ÇATI: Eylemler, cümlede nes­ne alıp almamaları açısından dörde ayrılır:
1. GEÇİŞLİ EYLEMLER: Nesne isteyen, alan eylem­lere denir. &#8220;Kimi, Neyi&#8221; sorularına cevap verir.
Bu kitabı iki günde okudum. (Belirtili nesne- Geçişli eylem)
Eve gelirken gazoz almış. (Belirtisiz nesne- Geçişli eylem)
2. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eylemlerin özne ve nesne durumlarına göre farklı özellikler göstermesine eylem çatısı denir. Eylem çatısı iki yönden incelenir:<br />
<strong>A. NESNEYE GÖRE ÇATI: </strong>Eylemler, cümlede nes­ne alıp almamaları açısından dörde ayrılır:<br />
<strong>1. GEÇİŞLİ EYLEMLER:</strong> Nesne isteyen, alan eylem­lere denir. &#8220;Kimi, Neyi&#8221; sorularına cevap verir.<br />
Bu kitabı iki günde <strong><em>oku</em></strong>dum. (Belirtili nesne- Geçişli eylem)<br />
Eve gelirken gazoz <em><strong>al</strong></em>mış. (Belirtisiz nesne- Geçişli eylem)</p>
<p><strong>2. GEÇİŞSİZ EYLEMLER:</strong> Nesne istemeyen, alma­yan eylemlerdir.<br />
Sahilde uzun uzun yürürdük. (Geçişsiz eylem)</p>
<p><strong>3. OLDURGAN EYLEMLER:</strong> Nesne gerektirmeyen (geçişsiz) eylemlerin &#8220;-t, -dir, -(i)r&#8221; ekleriyle nesne alır duruma getirilmesidir.<br />
Bebek erken uyudu. (Özne- Geçişsiz eylem)<br />
Annesi bebeği erken uyu-<strong>t</strong>-tu. (Oldurgan eylem)<br />
Telefonu çal- <strong>dır</strong>-dı.</p>
<p><strong>4. ETTİRGEN EYLEMLER:</strong> Nesne alan (geçişli) ey­lemlerin &#8220;-t, -dir, -(ı) r&#8221; ekleriyle geçişlilik dereceleri artırılır. Eylem birden fazla varlığı etkiler. Başkasına yaptırma anlamı vardır.<br />
(Ben) Kitap <strong>oku</strong>dum. (Geçişli Eylem)<br />
Öğrencilere kitap oku-<strong> t-</strong> tum. (Ettirgen Eylem)</p>
<p><strong>B. ÖZNEYE GÖRE ÇATI:</strong>Eylemler, özne durumları bakımından dörde ayrılır:</p>
<p><strong>1.  ETKEN EYLEMLER: </strong>Öznesi (işi yapan) belli olan eylemlerdir.<br />
Sınıfa girdik. (Biz) Anılarınızı anlatın. (Siz)<br />
Etken eylemlerde özneyi etkileyen &#8220;-(i)l; (i) n, -(i)ş&#8221; ekleri bulunmaz. Bu eklerden birini alan eylem etken çatılı olmaktan çıkar. Sonuç olarak bütün kökler et­kendir.</p>
<p><strong>2.  EDİLGEN EYLEMLER:</strong> Öznesi belli olmayan ey­lemlerdir. Etken eylemler, &#8220;-(i)l, -(i)n&#8221; eki alınca edil­gen eylem olur.<br />
Yerler sili<strong>n</strong>di.<br />
Sınıfa giri<strong>l</strong>di.</p>
<p>Edilgen eylemlerin bir kısmında &#8220;belirtisiz nesne&#8221; bu­lunur. Özne gibi görünen bu öğeye &#8220;sözde özne&#8221; de denir. Edilgen eylemlerin bazıları nesne almazlar.<br />
Hırsız yakalandı. (Biz. N) Sözde Özne<br />
Sınav sonuçları İncelendi. (Biz. N) Sözde Özne<br />
Bu rüzgârda dışarı çıkılmaz. (Sözde özne yok.)</p>
<p><strong>3. DÖNÜŞLÜ EYLEMLER:</strong>Öznenin yaptığı iş yine Özneyi etkilemektedir, yani özne işi kendisi etkilenecek şekilde yapmaktadır. Bu nedenle nesne istemez.<br />
Okula gitmek için hazırlandım. (Kendimi hazırladım.)<br />
Salıncakla sallandı. (Kendini salladı.)</p>
<p>Dönüşlü eylemlerde çatı eki olarak &#8220;-(i)n&#8221; ve &#8220;(i)l&#8221; kullanılır. Aynı ekleri alan edilgen çatıyla karıştırmamak için edilgen çatıda özne olma­dığı, dönüşlü çatıda gerçek Özne olduğu unutul­mamalıdır. Ayrıca edilgen çatılı eylemlerde be­lirtisiz nesne olabilir, dönüşlü eylemlerde nesne genellikle yoktur.<br />
<strong>Halk</strong>, köy meydanında toplanmış. (Özne)-Dönüşlü Eylem<br />
<strong>Ağaçtaki meyveler  </strong>toplanmış. (Sözde özne) &#8211; Edilgen Eylem<br />
Toplantıya <strong>Başar </strong>da katılmış. (Özne) Dönüşlü Eylem</p>
<p>Bazı eylemlerde &#8220;kendi kendisine olma, kendi kendine yapma ve öze dönme&#8221; anlamı vardır. Bunlar da dönüşlü eylemdir.<br />
Fırtına kesildi.<br />
Saçları dökülüyormuş. </p>
<p><strong>4. İŞTEŞ EYLEMLER:</strong> İşin birden çok özne tarafın­dan birlikte ya da karşılıklı yapıldığını bildiren eylemlerdir. Eylemlerde işteşlik &#8220;-ş&#8221; eki ile sağlanır.<br />
Olayı hatırladıkça gülü<strong>ş</strong>üyorduk. (Birlikte)<br />
Yolda onunla karşıla<strong>ş</strong>tım. (Karşılıklı)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/nesneye-gore-eylem-catisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EYLEMDE YAPI</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/eylemde-yapi/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/eylemde-yapi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2009 16:01:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bocegim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fiiller]]></category>
		<category><![CDATA[Sözcük Yapısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/?p=1310</guid>
		<description><![CDATA[A. BASİT (KÖK) EYLEMLER: Yapım eki almamış, kök durumundaki eylemlerdir. Türkçede basit eylemlerin çoğu tek hecelidir. İki he­celi basit eylem azdır. koş-, gel-, bak-
yürü- . İnan-, uyu- …
B. TÜREMİŞ EYLEMLER: Ad ve eylemlerden yapım ekleriyle elde edilen yeni anlamlı eylemlerdir.
*temizle-, haberleş-, hastalan-, azal-, karar-, benimse-…
* bakın-, bakış-, yazıl-, anlat-, yazdır-, pişir-…

C. BİRLEŞİK EYLEMLER: Birden fazla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>A. BASİT (KÖK) EYLEMLER:</strong> Yapım eki almamış, kök durumundaki eylemlerdir. Türkçede basit eylemlerin çoğu tek hecelidir. İki he­celi basit eylem azdır. koş-, gel-, bak-<br />
yürü- . İnan-, uyu- …<br />
<strong>B. TÜREMİŞ EYLEMLER:</strong> Ad ve eylemlerden yapım ekleriyle elde edilen yeni anlamlı eylemlerdir.<br />
*temizle-, haberleş-, hastalan-, azal-, karar-, benimse-…<br />
* bakın-, bakış-, yazıl-, anlat-, yazdır-, pişir-…<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>C. BİRLEŞİK EYLEMLER:</strong> Birden fazla sözcükten oluşan eylemlerdir. Üç farklı biçimde yapılır:<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>1. YARDIMCI EYLEMLE YAPILAN BİRLEŞİK EYLEMLER:</strong> Ad soylu sözcüklerin bir eylemle birlikte kullanılmasıyla oluşan eylemlerdir.<br />
Yardımcı Eylem: Ad soylu sözcüklere eylem anlamı kazandıran, kendi anlamını yitirmiş olan et-, ol- , kıl- , eyle- eylemleridir.<br />
Yardımlarınız için teşekkür ederim. Beni görünce çok mutlu oldu.<br />
• Yardımcı eyleme genellikle yabancı kökenli sözcüklere eylem anlamı katmak için gerek duyarız. (Türetme yoluyla eylem elde edilmez­se ad soylu Türkçe sözcükler için de kullanılır.)<br />
hizmet et-<br />
namaz kıl-<br />
hesap et-<br />
memnun ol-<br />
Türkçe olan ad soylu bazı sözcüklerden eylem türetilemeyince yardımcı eylemden yararlanılır.<br />
iyilik et-\ yardım et-<br />
Yardımcı eylemle ad soylu sözcük, ses değişikliği olmadığı sürece ayrt; ses türemesi ve hece düşmesi olunca bitişik yazılır.<br />
<strong>Ses türemesi olanlar:</strong></p>
<p>hisset-<br />
affet-<br />
<strong>Ses düşmesi olanlar:</strong></p>
<p>kay (ı) bol-<br />
sab(ı)r et-</p>
<p>• Yerine göre başka eylemler de yardımcı eylem görevi üstlenir.<br />
karar ver-, telgraf çek-, oruç tut-<br />
<strong>2. KURALLI BİRLEŞİK EYLEMLER:</strong> Bir eylemin kendisine özel anlamlar katan başka bir eylemle oluşturduğu birleşik sözcüklerdir.<br />
Birinci eylemin kazandığı anlama göre dörde ayrılır:<br />
<strong>a) Yeterlik Eylemi:</strong> Eyleme “gücü yetme, başarma, olasılık” anlamlarından birini katar. Eylem tabanla­rına  “-e” ünlüsüyle birlikte “bilmek” eylemi getirilir.<br />
Soruyu çözebildim. (Çözmeye gücüm yetti.)<br />
Sınavı kazanabilmiş. (Başarma)<br />
Öğleden sonra size gelebilirim. (Olasılık)<br />
Yeterlik eylemi olumsuz yapılırken ikinci eylem kaldırılır, onunla gelen ünlü harf bırakılır, olumsuzluk eki bu harften sonra getirilir.<br />
Soruyu çöz <strong>e</strong> medim.  (<strong>Yeterlik olumsuzluk eylemi eki)<br />
</strong>“çözemeyebilirim\ çözmeyebilirim” Bu kullanımlarda yeterlik anlamı yerine “olasılık” anlamı verilir.<br />
<strong>Not: Yeterlilik fiilinin olumsuzu ile geniş zaman I. tekil kişinin olumsuzu karıştırılmamalıdır.<br />
çözemem : Yeterlilik fiili \ çözmem: geniş zaman)<br />
</strong></p>
<p><strong>b)Tezlik Eylemi:</strong> Eylemin anlamına “çabukluk, tez­lik, birden oluverme” anlamları katar. Eylem taban­larına “-i” ünlüsüyle birlikte “vermek” eylemi getirilir.<br />
Konuyu kısaca özetleyiver. (Tezlik)<br />
Kalabalıkta onu görüverdim. (Birden olma)<br />
Tezlik eyleminin olumsuz kullanımı iki türlü olabilir. görüver &#8211; me &#8211; dim\ gör &#8211; me &#8211; yiverdim<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>c) Sürerlik Eylemi:</strong> Eylemlere “sürüp gitme, eylemin devam ettiği” anlamlarını katar. Eylem tabanlarına “-e” ünlüsüyle birlikte “durmak, kalmak, gelmek” ey­lemlerinden biri getirilir.<br />
Sabah uyuyakalmışım (Sürerlik)<br />
Ödevini yapadur, yemeğini şimdi hazırlarım. (Sürerlik)<br />
Bu anlayış yıllardır süregeliyor. (Sürerlik)<br />
Birinci eylem “-ip” ekli bir eylemsi yapılarak da sürerlik anlamı verilir:<br />
uyuyup kal-\sürüp gel-\sürüp git-\gülüp dur-<br />
Sürerlik eylemlerinin olumsuz kullanımı pek yaygın değildir. Genellikle eylemsiyle yapılan biçimleri olum­suz kullanılır.<br />
Duyduklarını herkese anlatıp durma.<br />
Artık böyle sürüp gitmez.<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>d) Yaklaşma Eylemi:</strong> Eylemlere “yaklaşma, hemen hemen” anlamları katar. Bugün kullanılmayan bu bilmşik eylem, eylem tabanlarına “-e” ünlüsüyle bir­likte “yazmak” eylemi getirilerek yapılır.<br />
Sıcaktan bayılayazdık.<br />
Gelirken düşeyazdım.<br />
Bugün bu eylemi, farklı söyleyişlerle vermekteyiz.<br />
Az kalsın düşüyordum.<br />
Neredeyse düşecekti.<br />
Olumsuz biçimi kullanılmaz.,<br />
<strong></strong></p>
<p><strong>3. KALIPLAŞMIŞ BİRLEŞİK EYLEMLER:</strong> Eylem olan sözcükler, farklı türdeki sözcüklerle kaynaşıp yeni eylemler oluşturur. Bu yolla yapılan birleşik ey­lemlerin hemen hepsi deyim anlamı taşımaktadır.<br />
Bu davranışıyla gözümden düştü.<br />
Gol olacak diye yüreğim ağzıma geldi.<br />
Hastalıktan söz edip içimi karartma.<br />
•Deyim anlamı taşımayan, anlamca kaynaşmış az sayıda birleşik eylem vardır. Bunlar, yardım­cı eylemin, ad soylu sözcükle zaman içinde kaynaşması sonucu oluşmuş sözcükler görünü­mündedir. Bitişik yazılırlar.<br />
başvurmak, öngörmek, vazgeçmek, varsaymak…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/eylemde-yapi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EYLEMDE KİP</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/eylemde-kip/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/eylemde-kip/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2009 12:47:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bocegim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fiiller]]></category>
		<category><![CDATA[sözcük türleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/?p=1302</guid>
		<description><![CDATA[Eylemlerin dilek ve zaman bildiren eklerle kazandık­ları yeni yeni biçimlere kip denir. Cümlede her eylem, kip ekleriyle kullanılır.
Eylem kipleri ikiye ayrılır:
A. BİLDİRME KİPLERİ (HABER KİPLERİ):
Eylemin yapılış zamanını bildiren kiplerdir. Dörde ayrılır:
1. Geçmiş Zaman Kipi: Eylem geçmişte yapılmıştır.
Bildirilişine göre ikiye ayrılır.
a) -di&#8217;li Geçmiş Zaman Kipi (Bilinen, görünen Geçmiş Zaman): Eylemin geçmişte yapıldığını kesin olarak bildirir.
Ödevlerimi bitirdim.
Yolda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eylemlerin dilek ve zaman bildiren eklerle kazandık­ları yeni yeni biçimlere kip denir. Cümlede her eylem, kip ekleriyle kullanılır.<br />
Eylem kipleri ikiye ayrılır:<br />
<strong>A. BİLDİRME KİPLERİ (HABER KİPLERİ):</strong><br />
Eylemin yapılış zamanını bildiren kiplerdir. Dörde ayrılır:<br />
<strong>1. Geçmiş Zaman Kipi:</strong> Eylem geçmişte yapılmıştır.<br />
Bildirilişine göre ikiye ayrılır.<br />
<strong>a) -di&#8217;li Geçmiş Zaman Kipi (Bilinen, görünen Geçmiş Zaman):</strong> Eylemin geçmişte yapıldığını kesin olarak bildirir.<br />
Ödevlerimi bitirdim.<br />
Yolda onunla karşılaştık.<br />
Eytem tabanlarına ünlü uyumuna ve ünsüz benzeş­mesine göre &#8220;-di&#8221; eki getirilerek yapılır. Bu kitabı okudum.<br />
Birlikte ders çalıştık.<br />
<strong>b)  -miş&#8217;li Geçmiş Zaman Kipi (Duyulan, öğrenilen geçmiş zaman):</strong> Eylemin geçmişte yapıldığı başka­sından duyulmuş gibi bildirilir.<br />
Duyulan geçmiş zaman kipiyle cümleye farklı anlam­lar verilebilir.<br />
Beni evde bulamamış. (Başkasından duyma)<br />
Kış boyu kilo almışım. (Farkında olmama)<br />
Saatler ne çabuk geçmiş.. (Şaşma)<br />
Derslerine iyi çalışmışsın. (Yorumlama, tahmin etme)<br />
Eylem tabanına ünlü uyumuna göre &#8220;-miş&#8221; eki getiri­lerek yapılır.<br />
Televizyon bozulmuş.<br />
Eve geç dönmüşsün.<br />
Buradan gitmişler.<br />
<strong>2. Şimdiki Zaman Kipi: </strong>Eylemin yapılışıyla bildirişi aynı andadır.<br />
Evde ders çalışıyor.<br />
Kahvaltını hazırlıyorum.<br />
Eylem tabanına -(i) &#8220;yor&#8221; eki getirilerek yapılır. Bu ek ünlü uyumuna uymaz.<br />
gel &#8211; i &#8211; yor<br />
gül &#8211; ü &#8211; yor<br />
• <strong>Şimdiki zaman kipi kendinden önce gelen geniş ünlüleri daraltır.</strong>anla-yor -> anlıyor.<br />
söyle-yor -» söylüyor<br />
<strong>3.Gelecek Zaman Kipi: </strong>Eylemin yapılacağını önceden bildirir.<br />
Sizi görmeye geleceğiz.<br />
Bir gün ünlü olacaksın.<br />
Eylem tabanına &#8220;-ecek&#8221; eki getirilerek yapılır.<br />
Yarın İzmir&#8217;e gidecekler.<br />
Söylediklerimi defterine yazacaksın.<br />
<strong>4.  Geniş Zaman Kipi: </strong>Eylemin her zaman yapıla­bileceğini bildirir.<br />
Kitap okumayı severim.<br />
Düzenli spor yapar.<br />
Eylem tabanına &#8220;-(i) (e) r&#8221; eki getirilerek yapılır. Sahilde yürürüz<br />
Okula erken giderler.<br />
Arabayı hızlı kullanırım.<br />
 <strong>B. DİLEK KİPLERİ: </strong>Eylemlerin yapılmasıyla ilgili dilek, koşul ve isteği belirten kiplerdir. Zaman anlamı taşımazlar.<br />
Dilek kipleri dörde ayrılır:<br />
<strong>1. İstek Kipi:</strong> Eylemin yapılmasındaki isteği bildiren<br />
kiptir.<br />
Sabah erken kalkalım.<br />
Hızlı gideyim, trene yetişeyim.<br />
Eylem tabanlarına &#8220;-e&#8221; eki getirilerek yapılır.<br />
Müzik dinleyelim.<br />
İstek kipi, birinci kişilerin dışında, yerini başka kiplere bırakmak üzeredir.<br />
Eve gidesin. (git, gitmelisin.)<br />
<strong>2. Dilek &#8211; Şart Kipi: </strong>Eylemin yapılmasındaki dileği ve koşulu belirten kiptir.<br />
Keşke tatile çıkabilsem&#8230;<br />
Sınavı kazansam annem mutlu olur.<br />
Eylem tabanlarına &#8220;-se&#8221; eki getirilerek yapılır. Dinlese doğru söylediğimi anlar.<br />
<strong>Dilek-şart kipindeki eylemler genellikle bileşik cümlelerde yan cümlecik oluşturur ve zarf tümleci<br />
görevini üstlenir.</strong><br />
Gerçeği bilsem içim rahat edecek.<br />
Zarf Tümleci           Yüklem<br />
Dilek-şart kipi eylem istek cümlelerinde yüklem görevindedir.<br />
Ben de güzel şarkı söylesem&#8230; Yüklem<br />
<strong>3.Gereklilik Kipi:</strong> Eylemin yapılmasının gerekli olduğunu belirtir.<br />
Yemeğini bitirmelisin.<br />
Acele etmeliyiz.<br />
Eylem tabanına &#8220;-meli&#8221; eki getirilerek yapılır.<br />
Ders sırasında konuşmamalısın.<br />
<strong>4. Emir Kipi:</strong> Eylemin yapılmasını emir yoluyla belirtir. Kitap okuyun.<br />
Beni burada bekleyiniz.<br />
Emir kipinin belirti bir kip eki yoktur. Her kişi için farklı çekimlenir. Birinci tekil ve çoğul kişi çekimleri de yok­tur. Benimle gel. (sen)<br />
Benimle gelsin, (o) Benimle gelin &#8211; geliniz, (siz) Benimle gelsinler, (onlar)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/eylemde-kip/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyük Selçuklu Devleti Üzerine</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/buyuk-selcuklu-devleti-uzerine/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/buyuk-selcuklu-devleti-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2009 21:39:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/?p=1300</guid>
		<description><![CDATA[Büyük Selçuklu Devleti Selçukbey tarafından kurulmuştur.Yaklaşık 200 yıl boyunca Büyük Selçuklu Devleti   var olacaktır.Toprakları Çinden Anadoluya kadar uzanmaktadır.Bunu 1071  Malazgirt savaşından sonra bazı Türklerin ortaasyadan anadoluya göçmesiyle anlatabiliriz.Büyük Selçuklu devletinde Türkçe değil Arapça Farsça önem kazanmaya başlamıştır.Osmanlı da tam Arap toplum geleneğine özellikle 16.yüzyıldan sonra bürünecektir.Türklerde bu dönemde ilim çalışmaları azalacaktır.Osmanlı devleti [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük Selçuklu Devleti Selçukbey tarafından kurulmuştur.Yaklaşık 200 yıl boyunca Büyük Selçuklu Devleti   var olacaktır.Toprakları Çinden Anadoluya kadar uzanmaktadır.Bunu 1071  Malazgirt savaşından sonra bazı Türklerin ortaasyadan anadoluya göçmesiyle anlatabiliriz.Büyük Selçuklu devletinde Türkçe değil Arapça Farsça önem kazanmaya başlamıştır.Osmanlı da tam Arap toplum geleneğine özellikle 16.yüzyıldan sonra bürünecektir.Türklerde bu dönemde ilim çalışmaları azalacaktır.Osmanlı devleti gerek adalet gerek diğer işlerde Büyük Selçuklu Devletini taklit etmiştir.Gerek ordu mesela ordu  ve tımarlı sipahi geleneği Büyük Selçuklu Devletinde görünen gelenekti.Osmanlı Selçukluyu taklit etmek istesede tam olamamıştır.Devşirme yöntemi büyük Selçukluda da vardır.Ülke o geniş topraklar hükümdarın malı sayılırdı.Büyük Selçuklu devleti mimarisiylede Türk geleneklerini yansıtır kubbeli eserler grüyoruz.Dandanakan savaşıyla gazneli Mahmut yenilgiye uğramıştır.Büyük Selçuklu devletinin III.Mesuttan sonra gerilemeye başlamıştır.Alparslan döneminde en iyi yerlere gelmiş çok büyük imparatorluk halini almış.Mesela Emir Mengücek Şah bu dönemde kendi devletini kurmak üzere erzincan kemah dolaylarına yollanmıştır.Danişment gazi danişmentli devletini kurmuş  Saltuk saltuklu devletini artuk beyde artukluları erzurum dolaylarında kurmuştur.Büyük Selçuklu develtini devlet sistemini toprak sistemini çok iyi oturtmuştur.Tımar sistemin bozulmasıyla hem Osmanlı hemde Selçuklu yıkılacaktır.Toprak o zaman her şey demekti 18 yüzyıla kadar.</p>
<p>Büyük Selçuklu devletinin önemi Türk tarihinde tartışılmazdır.</p>
<p><strong>Mehmet HEMŞİNLİOĞLU</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/buyuk-selcuklu-devleti-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Divan Edebiyatı Üzerine Birkaç Söz</title>
		<link>http://www.edebiyat.tc/divan-edebiyati-uzerine-birkac-soz/</link>
		<comments>http://www.edebiyat.tc/divan-edebiyati-uzerine-birkac-soz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2009 20:10:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Divan Edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[klasik türk edebiyatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.edebiyat.tc/?p=1297</guid>
		<description><![CDATA[Türk toplumu olarak tarihin ta eski çağlarından beri -nedense- kendimiz olamamışız, kendimizi, kültürümüzü beğenmemişiz, onu hep hor görmüşüz.
Özellikle İslamiyet ile tanıştıktan sonra kendi kültürümüzü yetersiz, aşağı gördüğümüzden olacak Arap ve Fars kültürüne yönelmişiz.
Dinin de etkisiyle güzel &#8211; çirkin, iyi &#8211; kötü demeden ne varsa almışız. Cümlelerin arasına biraz Arapça, Farsça kelime sıkıştıranlara alim olarak bakmışız. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk toplumu olarak tarihin ta eski çağlarından beri -nedense- kendimiz olamamışız, kendimizi, kültürümüzü beğenmemişiz, onu hep hor görmüşüz.</p>
<p>Özellikle İslamiyet ile tanıştıktan sonra kendi kültürümüzü yetersiz, aşağı gördüğümüzden olacak Arap ve Fars kültürüne yönelmişiz.</p>
<p>Dinin de etkisiyle güzel &#8211; çirkin, iyi &#8211; kötü demeden ne varsa almışız. Cümlelerin arasına biraz Arapça, Farsça kelime sıkıştıranlara alim olarak bakmışız. Bu özentici bir grup aydının İstanbul çevresinde oluşturduğu Arap ve Fars edebiyatndan bozma edebiyat Divan edebiyatı, bu suni dile de Osmanlıca (Osmanlı Türkçesi) demişiz.</p>
<p>Bu durum ta ki Tanzimat edebiyatına dek sürmüş. Tanzimat döneminde de bu defa yönümüzü doğudan batıya dönmüşüz.Ama yine kendimiz olamamışız.</p>
<p>Milli edebiyat döneminde neyse ki Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp gibi gerçek aydınlarımız çıkmış da yüzümüze ayna tutmuş. Bize biz olduğumuzu hatırlatmış.</p>
<p>Divan edebiyatını savunanlar onun neyini savunuyor?<br />
- Zengin bir dil<br />
- Sanatlı bir dil<br />
- Yoğun imge vs</p>
<p>Bunların cevapları basittir:</p>
<p>- Zengin bir şiir diline Türkçe ile de ulaşılabilir zira Türk dili zengin bir dildir.<br />
- Türkçe ile de gayet güzel sanat yapılabilir.<br />
- İmgelerin en babası Türkçe ile de olur.</p>
<p>Peki o halde neden Divan edebiyatı? Neden Arapça, Farsça?</p>
<p>Söze ilk başlarken de dediğim gibi özentici bir milletiz kendimizle, kültürümüzle barışık değiliz. Bu toplum psikolojisini bugün dahi sokağa çıktığımızda görebiliriz. Avrupalılar gibi giyinen, onlar gibi davranan, konuşan gençlere hemen her yerde rastlarız. O günden bu güne ne değişti? Değişen tek şey o gün doğuydu bugün batı. Değişmeyen şey ise özentici bir toplum olmamız ve kendimizi aşağı görmemiz.</p>
<p>Biz öğretmenler, tarih dersinde nasıl ki yenildiğimiz savaşları da derste öğrencilere anlatıyorsak elbette Divan edebiyatını da çocuklarımıza anlatacağız ;çünkü 600 yıl boyunca toplum -sınırlı bir kesim de olsa- bu edebiyattan etkilenmiş. Ancak bunu anlatırken çok güzel bir edebiyatmış gibi anlatmak, onu sevdirmeye çalışmak doğru değil.</p>
<p>Bu edebiyattan övgüyle bahsetmek dilimizdeki yabacılaşmayı onaylamak onu hoş görmek, kültürel yozlaşmayı desteklemek anlamına gelir.</p>
<p>Bir ders önce divan edebiyatından övgüyle bahsedip bir ders sonra erkek öğrencinin küpesine karışmak, öğrencinin cümleleri arasına sıkıştırdığı ne üdüğü belirsiz kelimelerin Türkçesini söylemesini istemek ciddi bir çelişkidir.</p>
<p>Bu anlayış &#8220;dediğimi yap yaptığımı yapma&#8221; anlayışıdır. </p>
<p><strong>Yusuf Kenan DURMUŞOĞLU</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.edebiyat.tc/divan-edebiyati-uzerine-birkac-soz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
